Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sincan Uygurları kimdir nasıl yaşarlar?

“Uygurlar, Kansu’da olduğu gibi, vahalara bir günde yerleşip sonra bir günde yerleşik düzene geçmezler. Buraya yerleşmeye başladıklarında yalnızca sürülerine otlak bulma zorunluluğuyla hareket ederler, aradıkları otlakları bulamayınca yine zorunlu olarak yalnızlıktan vazgeçip şehir hayatına ayak uydurmaya çalışırlar.

Turfan, Beşbalık, Hami ve Kuça’ya tamamen yerleşmeleri için on beş yıl geçmesi gerekir, hatta buralara tam olarak yerleşmelerinin ancak Bezeklik ayaklanmasıyla buralardan kovulan Tibetliler’in gidişinden sonra olduğu söylenebilir.

Sonunda genelde Hoço adıyla tanına istikrarlı bir devlet kurarlar ve tarım Havzası’nın kuzey bölgesini Türkleştirirler. Hükümdarları İdikut adını taşımaktadır, bu unvan Basmıllar’dan alınmıştır; bu alıntıdan, ülkeleri buralardan çok uzakta olmayan pek çok Basmıl'ın Uygurlar’la yaşadığı sonucu çıkarılabilir.

İki başkentleri vardır: biri kuzeydeki bozkırlarda Beşbalık; öteki Turfan Vahası’nın batısında Müslümanların İdikut şehri adını verdikleri Karahoço. Buna karşın Sin-kiang’ın güneyinde Türk nüfusu çok daha azdır.

Uygurlar’ın yerleştiği Hoten şehri 10. yüzyılda büyük ölçüde Çinlileşmiştir. Kaynaklara göre hükümdar Çinliler gibi giyinmekteydi – tabii ki bu şartlarda ünlü deyişteki gibi ‘sarık sarmayla hoca olunacaktı.’ Manicilik’e önem vermezler, ama Hotenliler’in ruh tapıncına sahip oldukları, yani Mazdeist oldukları ve Buda’yı sevdikleri anlatılır.”

(Roux, Orta Asya, S. 214)