Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ukrayna’daki Kırım Tatarları: Tarihe Bir Bakış

Yuri Romanenko, Aleksey Dremov

- - -Birçok gözlemcinin fikrine göre Kırım, potansiyel olarak Ukrayna’nın “sıcak” bölgesidir. Böyle olumsuz senaryonun nedeni Kırım’da Kırım Tatarlarının yaşamasıdır. Kırım’da yaşayan Kırım Tatar nüfusunun hızlı bir şekilde artması, Kırım Tatarlarının sosyal yapılarının içe kapanık olması, Tatarların Türkiye ve diğer Müslüman ülkeleri ile akrabalık bağlarının olması, bazı Ukraynalı siyasetçilere göre zamanla Ukrayna’da bir Kosova benzeri bir ihtilafın çıkmasına neden olacak. Bu yazıda bu tür tahminlerin ne derece esaslı olup olmadığı ve Kırım Tatarlarının gerçekten Ukrayna toplumunda “yabancı” olup olmadıkları sorusuna cevap bulmaya çalışacağım.
“Tatar” ve “Kırım Tatarları” sözcüklerinin etimolojisi aynıdır, buna rağmen bu iki sözcükle özdeşleştiren halklar arasında fark vardır. Kırım Tatar milletinin oluşmasına sadece Türkler (Batı ve Doğu Kıpçak kabileleri ve kendine Kıpçak adını veren diğer Türk kabileleri) değil, geçmişte Kırım’ın ormanlık ve dağlık bölgelerinde ve Güzey Sahil’de yaşayan Bizanslılar, Alanlar ve Gotların torunları da katkıda bulunmuştur.

XIII-XV asırlarda Kırım Tatar halkının - veya kendilerine verdikleri ismi kullanacak olursak- Kırımlıların bir millet olarak oluşma süreci devam etti. 1443 yılında Hacı Giray Han, rakiplerini yendikten sonra, Kırım yarımadası, Karadeniz düzlükleri ve Taman yarımadasının dahil olduğu Kırım Hanlığı’nı kuruyor. Fakat, bağımsızlık uzun sürmedi, 30 sonra hızlı bir şekilde genişleyen Osmanlı İmparatorluğu, Kırım Hanlığı’nı kendi vassalı haline getiriyor.
 

Buna rağmen, Kırım Hanlığı, oldukça bağımsızdı ve XVIII. yüzyıla kadar 100 bine kadar asker çıkartabilecek askeri açıdan güçlü bir oluşumdu. XVIII. asrın başında, Kırım Hanlığı, derin bir devlet krizine giriyor. Güç kazanan Rus İmparatorluğu’nun yanında Kırım Hanlığı’nın ekonomisi ve sosyal yapısının rekabet güçü gittikçe azalıyordu. Sonuç olarak 1771 yılında, Rusya Kırım Hanlığı’nı zapt ediyor, 1783 yılında ise Kırım Hanlığı tamamen Rus İmparatorluğu’na dahil ediliyor. Yarımadanın işgal edilmesi, Kırım’da yaşayanların kitle halinde göç etmesine neden oldu. 1778 yılında Rus Çariçesi II. Katerina hükümeti, Kırım’a 31 000 Hıristiyanı (Rum ve Ermeniler) getirip Azak eyaletine yerleştiriyor. Bundan sonra Kırım Tatarları kitle halinde Türkiye’ye göç etmeye başlıyor. Bazı kaynaklara göre, XVIII. asrın sonunda Kırım’dan 80 ile 300 bin arasında insan Kırım’dan göç etmiştir. 1795 yılında yapılan nüfus sayımı, Kırım’da 157 bine yakın kişinin yaşadığını, bunların içinden 126 binin Kırım Tatarı olduğunu ortaya çıkarmıştı. Din politikasına karışmayarak, Rusya, aktif bir şekilde Kırım Tatar soylu tabakasını Rusya’nın sosyal yapısına dahil ediyordu. Rusya’da son derece ünlü insanların dedelerinin Kırım Tatar asıllı olup, söz ettiğimiz devirde Rus asilzadesi statüsünü aldıkları herkesçe bilinir. Örneğin, Gavrila Dlerjavin, Lev Tolstoy, Fedor Dostoyevskiy, Aleksandr Kuprin, Anna Ahmatova gibi isimlerin kökleri sırası ile Narbek, İdris, Çelebi, Tugan Baran, Çağatay ailelerinden gelmektedir.

Rusya’nın Kırım’daki sömürgeci politikası meyvelerini verdi ve zamanla Kuzey Karadeniz bölgesinde yaşayan nüfusun etnik yapısı değişmiş oldu. XIX. yüzyılın sonuna doğru, yarımadada yaşayan nüfus 315 bine çıktı. 1853-1856 Kırım Savaşı, Türkiye’ye doğru yeni bir göç dalgasına neden oldu. İstatistiklere göre, 1863 senesinin sonuna kadar Kırım’dan Türkiye’ye 200 bin kişi göç etti. Fakat Sevastopol’a kadar döşenen demiryolu ve XIX. asrın sonunda Rusya’da başlayan ekonomik hareketlenme yeni Kırım’a yeni insanların gelmesini teşvik etti. Bu nedenlerle, XX. yüzyılın başında Kırım’daki demografik yapı tamamıyla değişerek, burada yaşayan Kırım Tatar sayısı 188 binden fazla değildi.

II. Dünya Savaşı başladığında, Kırım’daki demografik durum istikrarlı hale gelmişti. O dönemde Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nde 1 126 529 kişi yaşamakta olup, milliyet olarak dağılım aşağıdaki gibiydi.

 

Milliyeti                   Sayı (1939 Sayımına göre)            Toplama göre yüzdesi

Ruslar                              558 481                                    49,5

Kırım Tatarları          218 879                                    19,4

Ukraynalılar                       154 123                                    13.7

Yahudiler                          65 452                                       5,8

Almanlar                           51 299                                       4,6

Yunanlar                          20 652                                       1,8

Bulgarlar                          15 344                                       1,4

Ermeniler                          12 923                                       1,1

Diğerleri                           29 276                                       2,7

 

Fakat savaş, yarımadadaki demografik dengesini değiştirdi. Kırım Alman birliklerinden arındırıldıktan sonra, Stalin Almanlarla işbirliği suçlaması ile yarımadadaki tüm Kırım Tatarlarını sürgüne gönderme kararını alıyor.

Stalin’in emri ile 18 Mayıs 1944’te sürgün başladı. Operasyonun yapılmasına sadece 60 saat harcandı. Bu zaman içinde 187859 kişi, 71 trene doldurularak Kırım’dan çıkarıldı. Bunun dışında 5 000’e yakın Kırım Tatarı, kömür ve turba ocaklarında çalıştırılmak üzere, “Moskovugol” trastına verildi.

Sürgüne edilenlerin %70’i Özbekistan’a gönderilmişti. Kalanlar Mari Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile Rusya’nın Gorki, Sverdlov ve Kostroma bölgelerine götürüldü. Sürgün edilenlerin çoğunluğunu yaşlı, çocuk ve kadınlar oluşturuyordu. Cephelere, ordudan Kırım Tatarlarını çıkararak, kamplara gönderme emri gönderildi. Askerdekilerle birlikte, sürgün edilen Kırım Tatarlarının sayısı 200 bini aştı. Savaş yılları içerisinde Alman, Rum, Bulgar vs. ile birlikte Kırım’dan 300 binden fazla insan sürgün edildi.
Sürgün ve savaş kayıpları neticesinde Kırım’daki muazzam nüfus azalmasını telafi etmek amacı ile 1940-1970’li yılları arasında Rusya ve Ukrayna’nın çeşitli bölgelerinden organize bir şekilde insan getirilmeye başladı.

Böylece, Kırım’da XX. asrın ikinci yarısında SSCB yönetimi tarafından planlı bir şekilde bugün Kırım Tatar problemi olarak bildiğimiz problemin temeli atılıyordu. SSCB’de dağılma süreci başlayıp, Kırım Tatarları Kırım’a dönmeye başladığında milli zeminde gerginlik için gerekli olan temel hazırdı.

Sürgün yerlerinde yaşayan Kırım Tatarları için uygulanan rejimin yumuşatılması doğrultusundaki teklifler, Stalin’in ölmesinin hemen ardından gelmeye başlamıştı. 1954 yılında SSCB Bakanlar Kurulu kararı ile sürgün yerlerindeki 16 yaşından küçük çocuklar ve talebeler, 1955 yılında ise Komünist Partisi üyeleri, savaş gazileri ile özürlüler sicilden çıkarılmıştı. İdari gözetim altında yaşayan Kırım Tatarlarının tamamen gözetim altından çıkarılması 1956 yılında gerçekleşti. Gerçi, Vatan’a ihanet suçlaması ve Kırım’a dönme yasağı geçerli bırakılmıştı. Uzun yıllar SSCB Komünist Partisi ve devlet yönetimi çeşitli bahanelerle Kırım Tatarlarının Vatan’a dönmesini engelledi. Bu arada, sürgün edilen diğer halklar konusunda benzer yasaklar kaldırılmıştı.

Moskova’daki adamlar, Kırım Tatarlarının dil, din ve kültür olarak nispeten yakın olan Orta Asya’daki nüfus arasında zamanla asimile olacağını umuyorlardı. Fakat bu beklentiler boş çıktı, Kırım Tatarları sosyal yapıları ve kültürlerini muhafaza edebildiler.

1980’li yılların ortalarından itibaren, Kırım Tatarlarının izinsiz olarak Vatan’a dönüş süreci başladı. Bu sürecin başlamasının nedeni, bir taraftan yönetimin Kırım Tatar problemini çözmek istememesi, diğer taraftan ise, dönüş sürecinin uzatılmasına olan tepki idi. Esasında, izinsiz dönüş, bir protesto eylemi olarak başlamıştı. Zamanla, dönüş, yarımadadaki Kırım Tatarlarının sayısının çok artmasına yol açtı. Örneğin, 1988 – 1992 yılları arasında Kırım’daki Kırım Tatar nüfusu 9 kat arttı.

Kırım Tatarlarının hızlı bir şekilde dönüşü, Kırım’daki idareciler için ciddi problemlere yol açtı. Kırım bu problemlere hazır değildi. Kırım Tatarlarının dönüş ve yerleşme sürecini yasal çerçeveye sokan gerekeli mevzuatın olmaması, Vatan’a dönen Kırım Tatarlarını izinsiz miting yapma, yol kapatma ve izinsiz arsa işgal etme eylemlerine itiyordu.

Diğer taraftan dönüş sürecinin organizasyonsuz gerçekleşmesi, münferit aşırı milliyetçilik olayları, Kırım Tatarları ile onlarca yıldan beri zihinlerine işlenen eski imajlardan hala kurtulamayan yerli halk arasındaki güvensizliğe yol açıyordu. Almanlarla işbirliği yapan Kırım Tatarı imajı, çok geniş çaplı yayılmıştı ve bu milli zemindeki istikrarsızlığa yol açıyordu.

(Qırımtatar Milliy Meclisi internet sitesi)

(qurultay.org)