Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Tu-cüeler (Türkler): “Kızlar bilhassa ayak topu oynar”

“Y : İlk türedikleri yurt Altay eteklerinde olacak. Garp Denizi’nin sağında yaşarlar. Sonraları Garp Denizi’nin şarkında, Gav-çanğ’ın şimalinde oturdular, başkalarına göre H’yunğ-nular şimalindeki So ülkesinden türemişlerdir.

K : H’yunğ-nular’ın bir kısmıdır. İlk dedeleri dişi kurt tarafından emzirilmiş olarak gösterilir ki, Tu-cüe boylarının ilk dedelerinin dişi kurt ile ilgilerini gösterir. Dişi kurttan türemişlerdir. Onların dedeleri bir deniz ilahesi ile münasebette bulunuyordu. İlk dede avda bir ak geyik öldürdüğünden  ilahe münasebetten vazgeçti. Bunun oymağından avaneler bu geyiği öldürmüş olduklarından o günden itibaren hep insan kurbanı için insanlar göndermek mecburiyetinde idiler. Ecdat mağarasından çıkmışlardır; Juan-juanlar’ın demircileridirler. Diğer kaynaklara göre Çi-gular’la aynı soydandırlar. Cetlerinden birinin yüzü kırmızı ve gözleri göktür. Elbiseleri soldan ilikli, saçları kesiktir. Üzeri keçe ile örtülü çadırlarda otururlar. Göç ederler, avla uğraşırlar, et yerler, kımız içerler, kürk ve yün kumaş giyinirler; evvelce H’yunğ-nular’da olduğu gibi, ihtiyarlara ehemmiyet vermezler. Hakan şahsî kudrete bakılarak seçilir. 28 irsî rütbe vardır. Silahlar; boynuzdan yay, vızıldayan ok, zırh takımı, uzun mızrak, kılıç ve bıçaktır. İyi binici ve nişancıdırlar. Yazıları yoktur. Sayılar için çetele kullanırlar; bu gibi vesikalar ok ucu ile balmumu üzerinde damgalanır. Ölüler merasimle çadıra konulur, koyun ve at kurban edilir; ölü çadırı etrafında at yarışları yapılır. Naaş bütün servet ve atıyla birlikte yakılır. Külü sonradan mezara konularak tekrar kurban edilir ve at yarışları yapılır, matemin sembolü olarak yüzler çizilir. Ölünün bir resmi hazırlanır. Ölünün öldürdüğü adam adedi kadar mezar üstüne taş yığılır. Kurban edilen hayvanların kafatası bir sırığa geçirilerek dikilir. Ölüm merasiminde evlenmeden  içtinap olunur.  Çocuksuz kalan üvey annelerle evlenme ve ölen kardeş karısıyla evlenme vardır. Göç yaparlar, yalnız hakanın doğan güneş kültünün bulunduğu yerde sağlam evleri vardır. Her yıl ecdat mağarasına kurban kesilir. Büyük bayram beşinci ayın ikinci yarısında göktanrı ve akar tanrıya kurban kesilmesiyle başlar. Kızlar bilhassa ayak topu oynar.

Kısrak kımızı içerler, sonra şarkı söylerler, ruhlara inanırlar, büyücüleri sayarlar. Hular’ın kabul ettikleri yazı gibi yazıları vardır, fakat takvimleri yoktur. Âdetleri her bakımdan H’yunğ-nularınkine benzer. Büyük dedelerini kurt kendi yavrularıyla birlikte güdüyor, inine götürerek besleyip büyütüyor. Kurt bayrakların üzerinde, üst kısmında tasvir olunurdu. Yeni hakan bir halı üzerine oturtularak havaya kaldırılırdı. Kendilerine mahsus bir nevi tuzları vardır, bu, her halde kaya tuzu olacak. Ecdat mabetleri yoktur. Tanrıların tasvirlerini keçeden yontarlar ve deri torba içinde muhafaza ederler. Bu tasvirler iç yağı ile yağlanır. Aynı zamanda sırık üzerine de dikilir. Ona yılın dört çağında kurban kesiliri, ev makamında keçe arabaları vardır, keçe örtüleri vardır.

Ziyaretçiler hanın ayağını öper. Çin imparator sarayında bir kere Tu-cüeler’le Çinliler büyük bir ok atma müsabakası yapmışlardır.

B : Yü-cı-tanğ 10, 17 a ve Chavannes, Documents, cet rivayetlerine bakınız. 450. yıla doğru zamana ait haberler Tu-cüeler memleketinin Su-lolar’ın memleketinden (bugünkü Kaşgar’dan) 1000 li (yaklaşık 500 km.)den fazla mesafede bulunduğunu ve oranın şimali şarkîsinde kâin olduğunu ve Su-lolar’ın onlara daima haraç göndermek mecburiyetinde kalmış olduklarını bildirmektedirler.

Kuça (K’yı biz koyduk, sanırız, baskıda bir yanlışlık olmuş) şehri Tu-cüe memleketinin cenubunda ve ondan 600 li (yaklaşık 300 km.)den fazla bir mesafede bulunduğu söylenmektedir. O zamanki han Da-tu zikredilmektedir. Bu hanın kızı, Sogd diyarında Kanğ memleketinin kralına varmıştır. Bunlar Tu-cüeler hakkındaki en eski haberler meyanındadır. Kurt efsaneleri yalnız Tu-cüeler için  değil, fakat Türkler için tipiktir.

Burada bildirilmiş olandan başka, bir de Hie-yen-to (Sir tarduş)lar kabilesine ait bir kurt efsanesi vardır. Bunda, bu kabileye başı kurt kurt başı olan bir adam görünmüş ve mahvolacaklarını bildirmiş. Bu vaka, Şa-do-mi’nin başına, Yü-du-cün dağının (=Ötüken?) civarından gelmiştir. Bu dağ, Türkler’in kutsal bir dağlarıdır. To-balar’ın da bir kurt dinine sahip olmuş olmaları pek muhtemeldir.

Çok kere şimali Çin’de (bilhassa Ho-beğ eyaletinde), kurt dağları, kurt nehirleri ve kurt dağının bir tanrısına ait bir madet zikredilmektedir.

Yukarıda mevzubahis olan “tuz” kelimesinin “tuz” manasını ifade etmemesi ve bunun bir yabancı kelime olması ve bu kelimenin muayyen bir şarkı nevini ifade etmesi pekala  mümkündür. Tu-cüeler son olarak Çi-dan’a tabi bir kabile olarak görünmektedirler.

M : Altı hükümet zamanından beri.

D : Hakiki Türktürler (Tokyolar)”

Y : Boyun yayıldığı yahut sâkin olduğu yer hakkındaki kaynaklar

K : Kültür hakkındaki kaynaklar

B : Belki kısa olarak başka kaynaklara işaret, hususi Avrupalı eserler veya daha ehemmiyetsiz olan kaynak rivayetleri ilavesi

M : Bir boyun başlangıcının kaynaklarda ilk ve takribî olarak tespiti

D : Tenkit mahiyetinde düşünceler.

(W.Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, S.88)