Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Çigiller kimdir?

“10. ve 11. yüzyıllardaki en tanınmış Türk topluluklarından biri de Çigiller’dir. Bunların aslında Karluklar’ın bir boyunu teşkil ettikleri, Mervezi’ye dayanılarak kaydedilmişti. Çigiller, o kadar büyük bir topluluk idiler ki daha 10. yüzyılda müstakil bir Türk kavmi sayılmışlardır.

Hududu’l-alem’de Çigiller’e dair şu bilgiler veriliyor: Bu Çigiller aslında Karluklar’dandır. Bunların nüfusları çoktur. Çigil ülkesinin doğu ve güneyini Karluk ülkesi, batısını Topsılar’ın yurdu teşkil eder; kuzeyi de Kırgızlar’ın yurdudur.

Karluk ve Kırgız ülkelerinde ne gibi nesneler var ise, Çigil ülkesinde de aynı şeyler bulunur. Onların servetleri çoktur. Çigiller’in ekserisi çadır ve alçıklarda yaşar; şehir ve köyleri azdır; servetlerini sığır, koyun ve at teşkil eder.

Çigiller’den bazıları güneşe ve yıldızlara tapar. Onlar iyi tabiatlı, cana yakın, şefkatli insanlardır. Hükümdarları kendilerindendir.

Çigiller’in varlıklarını 11. yüzyılda kuvvetle korudukları görülüyor. Kaşgarlı onlardan göçebe bir bölüğün Kuyaş’ta yaşadını söylüyor. Kuyaş’ın, İli ırmağı üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Yine aynı müellifimiz bir bölüğünün de Taraz yakınında bulunduğunu yazıyor ki bu, el-Mukaddesi’nin zikrettiği Çigil kasabasındakiler olacaktır.

Çigiller’den üçüncü bir kol da Kaşgar köylerinde yaşıyordu. Buna göre 11. yüzyılın ortalarında Çigiller arasındaki yerleşik hayata geçme faaliyetleri gelişmiştir. Onlardan göçebe hayat geçirenleri ancak İli havzasındaki Kuyaş’ta yurt tutmuş olanlarıdır.

Bundan başka aynı yüzyılda Maveraün-nehr’de de Çigiller’den kalabalık bir topluluğun yaşadığını biliyoruz. Ancak 12. yüzyıldan itibaren Çigiller’in adlarına rast gelinemiyor. Bu husus şüphesiz onların hemen tamamıyla yerleşik hayata geçmeleriyle ilgilidir.

Anadolu’da beş veya daha ziyade Çigil adının görülmesi Çigiller’den bazı mühim zümrelerin bu ülkeye gelmiş olduklarını gösterir. Bunların Moğol istilasından önce gelmiş olmaları çok daha muhtemeldir. Son olarak Çigil gençlerinin yakışıklılıkları, cana yakın ve sevimli olmaları ile İran edebiyatında akisler yapmış olduklarını da kaydedelim.”

(Faruk Sümer, Eski Türklerde Şehircilik, S.69-70)