Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Tuna Bulgarları

“Hazar baskısı sonucu Batı Bulgarlar (Kuturgurlar), Asparuh yönetiminde Dinyeper kıyılarından geri çekilip Tuna yatağına yerleştiler. Dobruca yönünde akınlara başladılar. 668 yılında üç yüz yıl yaşayacak olan Tuna Bulgar Devleti’ni kurdular. Bulgaristan’da Şumnu yakınlarındaki Aboba Pliska kentini başkent yaptılar.

Bizans, bu sırada Arap akınlarını durdurmaya çalışıyordu. Halife Muaviye komutasındaki Arap orduları, Anadolu’ya yönelik saldırılarını artırmış, bu arada İstanbul’u kuşatmıştı (674-678). Bu fırsattan yararlanan Bulgarlar, 679’da Asparuh komutasında Tuna’yı geçti. Dobruca’yı ele geçirdiler. Bunun üzerine, Bizans İmparatoru büyük bir ordu topladı. Tuna’ya yöneldi. Ancak, Tuna bataklıkları Bizans ordusunun hareketine engel oldu. Bizans güçleri düzensiz biçimde çekilmeye başladı. Bu fırsattan yararlanan Bulgarlar, Bizans ordusuna karşı saldırıya geçti. Ona büyük kayıplar verdirdiler (680). Bu utku sonucunda Tuna ile Balkan Dağları arasındaki bölgeyi ele geçirdiler. Ardından, Trakya’da kimi illeri aldılar. Bizans bu oldubitti karşısında Bulgarlar’la barış yapmak zorunda kaldı. 681 güzünde imzalanan barış anlaşması ile Bizans, Tuna Bulgar Devleti’ni resme tanımış oluyordu. Tuna Bulgarları artık Balkanlar’da ve Orta Avrupa’da çok önemli bir siyasal varlık durumuna gelmişti. Merkeziyetçi ve çok disiplinli bir askeri örgüte sahipti. Gittikçe zayıflayan Bizans’ı kuzeyden gelen halkların göç ve akınlarına karşı koruduğu oluyordu. Maddi ve manevi kültürün gelişmesine de katkıları büyüktü.

Asparuh’tan sonra yerine oğlu Tervel geçti. Tervel döneminde 705 yılında Bulgarları, Bizans İmparatorunu zor durumdan kurtarmak için davetli olarak Bizans surları önünde görüyoruz. Bulgarlar, gerçekten Bizans imparatorunun yönetimde kalmasını sağlıyorlar. Bir süre sonra 718 yılında Araplar ikinci kez Bizans’ı kuşatıyor. Bulgarlar Bizans7ın yardımına koşuyordu. Yirmi bin kişilik Arap ordusunun yenik düşmesini sağlıyorlar. Araplar kuşatmayı bırakıp çekilmek zorunda kalıyor. Tervel 718 yılında ölüyor. Bundan sonra Bizans kaynakları, otuz yedi yıl boyunca Bulgarlar’dan söz etmiyor. Bu suskunluk, Bizans’ın kargaşalarla ve dışta Arap saldırısı ile başının ayık olmasın kaynaklanıyor olmalı. Bulgar hanlar dizininde bu dönemde iki hanın değiştiğini görüyoruz. Bundan sonra Bulgar tahtına Kormisoş geçiyor. Bu süreçte Bizanslılar kesin biçimde Arapları geri püskürtmüş. Doğuda rahatlamışlardır. Kormisoş döneminde Bizans, Bulgar Devleti’ni ortadan kaldırmak için saldırıya geçiyor. Bu amaçla Trakya’da kaleler yaptırıyor. Sınır bölgelerine Suriyeliler’le Ermenileri yerleştiriyor. Bulgarlar Trakya’da Bizans’a karşı akınlarda bulunuyorlarsa da başarı sağlayamıyorlar. Yenik düşüyorlar. Bizans İmparatoru, Bulgaristan’a saldırısı sonucunda birçok tutsak alıyor. Bulgarlar barış istemek zorunda kalıyor. Bundan sonra Bulgar ülkesinde bir süre kargaşa sürüyor.

Bulgar hanlar dizininde son olarak Umor Han’ın adı anılır. Umor Han, yılan yılında tahta geçmiştir. Bu, bugünkü tarihle 765 Mayısı’na denk gelir. Hanlar dizini yazıldığında, Umor Han kırk gündür tahttadır. 770 yılında ise Bulgar tahtına Telerig Han geçer. Telerig, Bulgar Devleti’ndeki iç karışıklıkları gidermeye çalışır. Bizans saldırılarında yenilirse de devleti ayakta tutmayı başarır ve Bizans’a boyun eğmez. Onu izleyen dönemde Makedonya Slavları, Bulgar Devleti içine alınır. Böylece devletin sınırları genişler. Bulgar Ordusu Balkanlar’da Bizans’ı bozguna uğratır.

Artık, Bulgar Devleti’nin altın çağı başlamıştır. 803 yılında Bulgar tahtına Kurum Han geçer. Bulgar Devleti sınırları genişlemeye başlar. Kurum Han, Güney Macaristan ile Sofya’yı toprakları içine katar. Bizans saldırısını geri püskürtür. Ve savaşta Bizans İmparatoru yaşamını yitirir. 813’te yaptığı savaşta da Bizans Ordusu’nu darladağın eder. Bizans’a karşı kesin bir utku kazanmak için büyük bir ordu kurar. 814’te İstanbulu kuşattığı sırada ölür.

Yerine oğlu Omurtag Han geçer (814-831). Omurtag döneminde ekonomik ve kültürel bakımdan Tuna Balgarları’nın altın çağı sürer. Omurtag Han, geniş sınırlara ulaşmış Bulgar Devleti’nin korumak için, içte esenliğe, dışta uzun süreli barışa gereksinim olduğunu sezer. Artık Sofya Niş-Belgrad alışveriş yolu Bulgarlar’ın elindedir. Bulgaristan’ı ekonomik bakımdan kalkındırmak için Bizans’la iki yıllık barış yapar. Franklar’la dostça ilişkiler kurar. Düşlediği ekonomik kalkınmayı sağlar.

852 yılında Bulgar tahtına Boris geçer. Bu, Bulgaristan’ın yazgısını değiştirecek önemli bir döneminde de başlangıcı olur. Boris, 864 yılında Bulgaristan’ın resmi dini olarak Hıristiyanlığı seçer. Bu arada Trakya ve Makedonya’nın alınışı ile Bulgar Devleti içinde Hıristiyan sayısı da artar.

Boris’in isteğiyle 864 yılında Bulgaristan’a gelen Yunan papazlar halkı vaftiz etmeye başlar. Boris, Hıristiyanlığı seçmesine karşın Bizans kilisesinden uzak durmaya özen gösterir. Ama çeşitli baskılarla sonunda Bulgar Bulgar Kilisesi batıya değil, yine doğuya, Bizans’a bağlanır. Din kitapları Bulgarca’ya çevrilmeye başlar. Boris, 889’da kendini tümden dine vererek manastıra kapanır. Ancak oğlu ve ardılı Vladimir, Bulgarlar’ın eski dinine eğilim gösterir. Bunun üzerine Boris, manastırı bırakıp oğlunun üzerine yürür. Vladimir’i yenip üçüncü oğlu Simeon’u tahta oturtur (893-927).

Simeon döneminde Bulgar Türkleri Slavlaşıp eridiler.Bu özümleme sonucunda Bulgar Türkçesi Güney İslavca içinde silinip gitti. Tuna Bulgar Devleti, kardeşi Volga Bulgar Devleti’nden daha küçük olmasına karşın daha uzun süre yaşamıştır.”

(Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.48)