Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

Guillaume Martin 1
Guillaume Martin 2
Guillaume Martin 3
Guillaume Martin 4
Guillaume Martin 5
Guillaume Martin 6
Guillaume Martin 7
Guillaume Martin 8
Guillaume Martin 9
Guillaume Martin 10
Guillaume Martin 11
Guillaume Martin 12
Guillaume Martin 13
Guillaume Martin 14
Guillaume Martin 15
Guillaume Martin 16
Guillaume Martin 17
Guillaume Martin 18
Guillaume Martin 19
Guillaume Martin 20
Guillaume Martin 21
Guillaume Martin 22
Guillaume Martin 23
Guillaume Martin 24
Guillaume Martin 25
Guillaume Martin 26

 

 

İstanbul'a Seyahat

Avrupa devletleri tarafından İstanbul'a büyükelçi olarak gönderilenler arasında görev sürelereni verimli bir uğraşı haline getirip –en azından günümüz düşünüldüğünde- kalıcı eserler bırakan pek çok diplomatın ismini zikredebiliriz. Örneğin, Fransız elçilerinden Kont Charles de Feriol böyledir. 1692’de başladığı Osmanlı serüvenine 1699’dan itibaren büyükelçi olarak devam eden Feriol, İstanbul’daki görev süresini, Paris’e döndükten sonra yayımladığı iki büyük ciltlik Osmanlı kıyafetlerini gösterir kitapla taçlandırmıştır. Kimi elçi kendisinin yazdığı anılarıyla kimisi de başkalarının kaleme aldığı biyografileriyle Osmanlı tarih araştırmacıları için verimli sayılarak Feriol’a katılabilir. Ama herhalde verimlilik konusunda çok azı Marie-Gabirel-Florent-Auguste Comte de Choiseul-Gouffier ile boy ölçüşebilir.

Choiseul-Gouffier’nin Osmanlı serüveni, büyükelçilik görevinin öncesinden başlar. Klasik Yunan ve Roma uygarlıkları uzmanı olan Choiseul-Gouffier, 1776’da Ege Denizi’nin yeni bir haritasını çıkarmak için görevlendirilen Chabert Markisi’nin başkanlığındaki heyette yer alır. Yolculuk sırasında Ege Adaları ve Anadolu kıyılarındaki antik kalıntılar, heykeller ve yazıtlarla ilgilenen Choiseul-Gouffier, heyetle birlikte Muğla, Milas, Bodrum ve dolaylarındaki antik siteleri gezdikten sonra Milet-Efes yoluyla İzmir’e ulaşır. Buradan deniz yoluyla Dikili’ye geçen heyet, Bergama’nın ardından Edremit Körfezi, Midilli, Kuzey Adaları, Trakya kıyıları ve Aynaroz’da çalışmalar yapar.

Choiseul-Gouffier Fransa’ya döndükten sonra 1779’da Yazıtlar ve Edebiyat Akademisi’ne, 1782’de de d’Alambert’in ölümüyle boşalan Fransız Akademisi üyeliğine seçilir. Aynı yıl İzmir’e kadar yolculuğunu ve izlenimlerini kapsayan Voyage Pittoresque de la Gréce adlı kitabını yayımlar.

1784’te Fransa’nın İstanbul elçiliğine atanan Choiseul-Gouffier’nin buradaki çalışmaları apayrı bir araştırma konusu olacak kadar geniştir. 4 Ağustos’ta Le Séduisant adlı emiyle Toulon limanından İstanbul’a doğru yola çıkan Choiseul-Gouffier’nin maiyeti, elinizdeki seyahatname’nin yazarı Guillaume Martin’in de belirttiği gibi diplomatik bir heyetten çok “gezici bir akademi”ydi. Choiseul-Gouffier’nin yanında, ressam LouisxFrançois cassas, mühendis François Kauffer, gökbilimci Tandu, kara subayları Maret ve Rulières, tercümanlık işinde kullanılacak olan İshak Bey adında bir Türk, bir doktor ve daha başkaları bulunuyordu. 23 Eylül’de İstanbul’a varan Choiseul-Gouffier Beyoğlu’ndaki Fransız Sarayı’nda bir matbaa kurduğu gibi, Tarabya’da da bir rasathane oluşturur. “^Gezici Akademi”nin diğer üyeleri de boş durmaz; Homeros aşığı Choiseul-Gouffier’in emriyle, Jean Baptiste Le Chevalier, kendi haritalarını çizmek için Troya’nın yolunu tutarken, Kauffer de ilk bilimsel İstanbul haritasını hazırlamak için işe koyulur.

Fransız Devrimi’nin yarattığı yeni yönetim 1792’de Choiseul-Gouffier’yi geri çağırınca, zorunlu olarak “Gezici Akademi” de dağılır ve Choiseul-Gouffier, 1802’ye kadar kalacağı Rusya’ya kaçar. Bu sıralarda Le Chevalier’in hazırladığı İstanbul haritasını, Cassas da Suriye ve Mısır çizimlerini yayımlar. Paris’e dönen Choiseul-Gouffier, elinde kalan malzemeyle kitabının ikinci cildinin ilk bölümünü 1809’da tamamlayarak yayımlatır. Ancak devamını getirmeye ömrü yetmez ve 1817’de ölür. Buna rağmen eserinin ikinci cilt ikinci kısmı ve üçüncü cildi 1822’de yayımlanır ve kitabın tamamı 1841’de dört cilt ve bir cilt harita olarak ikinci kez basılır.

Birkaç sayfa sonra okumaya başlayacağınız İstanbul’a Seyahat de Choiseul-Gouffier’nin, etkileri resmî süresinden çok daha uzun soluklu olan elçilik döneminin başlarında, ona eşlik eden Guillaume Martin adlı bir rahibe aittir. Söz konusu kişi, 10 Mayıs 1794’te, Choiseul-Gouffier ve heyetini İstanbul’a götürecek olan Le Sèduisant adlı geminin rahipliğine atanmış, Ağustos 1794 ortalarında ayak bastığı Osmanlı topraklarında yaklaşık üç ay geçirdikten sonra aynı yılın kasım ortalarında ülkeden ayrılarak bağlı olduğu gemiyle Fransa’ya dönmüştür.

Guillaume Martin’in yaklaşık üç aylık süre içindeki gözlemlerinin yer aldığı kitap, Voyage à Constatinople, Fait à l’occasion de l’ambassade de M. le comte de Choiseul-Gouffier à la Porte ottomane adıyla 1821’de Paris’te basılmıştır. Bu ilk baskıda yazarın adı sadece M.l’Abbé olarak geçmekte, yazarın Teoloji Üniversitesi eski profesörü ve kıraliyet donanması papazı olduğu kaydedilmektedir. 1853’te basılan bir kitaptan, Voyage à Constantinople’un ikinci (ya da üçüncü) baskısının yapıldığını ve bu sefer yazarının adının da kitapta yer aldığını öğreniyoruz.

Kitabı yayına hazırlayanların, kitabın hemen başına ekledikleri nota göre, Guillaume Martin, “… erdemleri, nitelikleri ve bilgisiyle dikkat çekmiş bir din adamıdır” ve tuttuğu notları kitaplaştırmayı ve yayınlamayı düşünmemiş, ancak yakın çevresinin ısrarlarıyla yayınlanmasını kabul etmiştir. Belirtildiğine göre, yazar, kitap yayımlandığı sırada, “… çok yaşlı, güçsüzdür, görme yeteneğini neredeyse tümüyle yitirmiştir”. Buradan hareketle kitabın, Guilllaume Martin’in notlarından yola çıkan editörler tarafından kitaplaştırıldığını söylemek mümkün. Sonuçta yine editörlerin işaret ettiği gibi ortaya, “… gördüklerini ya da işittiklerini mütevazı bir tavırla anlatan sıradan bir seyyahın anıları” çıkmıştır.

(İstanbul’a Seyahat Guillaume Martin, İstiklal Kitabevi, 2007, s.7-11)