Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Osmanlı'da Kıyafetler

Türkiye’de hemen herkes aynı kıyafetleri giyiyor, erkekler, kadınlar, çocuklar, Türkler, Hıristiyanlar vb. uzun giysiler giyiyorlar ve sadece renkleri farklı bu giysilerin. Sadece Türkler sarı ayakkabı ve çarpıcı renkte elbiseler giyebiliyor, bu bağlamda tek istisna Avrupalılar ya da ellerinde bu giysileri giyme izini gösterir ferman bulunanlardır. Reaya sınıfından olan ne kadar zengin olursa olsun samur ya da kakım kürk giyemez. Sultan ve sadrazam sadece siyah tilki kürkü giyiyor. Saraydaki önemli kişiler, padişahın çok yakın gözdeleri değilseler kesinlikle gösterişli kıyafetler giymiyor. Bütün yeniçeriler kırmızı, ulemalar koyu leylak rengi, Rumlar ve Ermeniler siyah, Yahudiler de mor çizme giyiyor.

Türkiye’de yeşil renk çok revaçta. Osmanlı Devleti sınırları içinde yaşayan Avrupalılar bu renk giysiler giymeye cesaret edemiyor. Sadece şerifler ya da peygamberin yakınları yeşil sarık takabiliyor. İnsan renklerle biraz ilgiliyse başkentte ya da başka yerlerde Türklerin ve ulusların kendi aralarındaki farklılıkları anlayabiliyor. Ragaların mütevazı kıyafetler içinde olmaları gerektiği konusunda mevzuat hükümleri bulunmasına rağmen Rumlar evlerindeyken acısını çıkarıyor bunun, evlerinde son derece gösterişli kıyafetler giyiyor ve ancak bu kıyafetleri giydikleri takdirde önemseneceklerine inanıyorlar.

Özellikle tanınmış birinin yanında çalışıyorlarsa Yahudiler ve Ermeniler de Rumlar gibi davranıyor, hatta Yahudiler kimi zaman çok cüretkar oluyor. Rum kadınlar kır gezintilerinde çok gösterişli kıyafetler giyiyor ama bu konuda sınırları aştıklarında da çok pahalıya mal olabiliyor bu onlara. Hakaretlere maruz kalmamak için özellikle hizmetçilerine taşıttıkları gösterişsiz kabanlar bulunduruyorlar yanlarında ve gerektiğinde mücevherlerini ve süslerini Müslümanlara göstermemek için giyiyorlar bunları.

(İstanbul’a Seyahat Guillaume Martin, İstiklal Kitabevi, 2007, s.153-154)