Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Gelenek, görenekler

Osmanlı insanının geleneklerini, göreneklerin, alışkanlıklarını değiştirmeleri mümkün değil, bilgi konusundaki gelişmelere kesinlikle açık değiller. Önyargıları, hatta dini inançlarıyla neredeyse kutsallaştırıyorlar bu cehaletlerini, boş inançlar çok büyük ölçüde yer tutuyor hayatlarında. Bu insanlardaki kader fikri bütünüyle uyuşturuyor onları ve dolayısıyla, neredeyse her şeye kayıtsız kalıyorlar. Genelde ağır ve sakin tavırlı insanlar. Pek gülmüyorlar, neşelenmiyorlar ve ne olursa olsun, herhangi bir şeyle ciddi anlamda ilgilenmiyorlar. Kanaatkar ve sabırlı insanlar, her şeyde ölçülü davranıyorlar, yaşam biçimlerini kesinlikle enerji ve canlılık üstüne kurmamışlar. Boş vakitlerini genellikle bir divanda bağdaş kurup, tütün ve kahve vb. içmekle geçiriyorlar ve bu hareketsizlik uykusuzluğa yol açtığından genellikle afyon kullanıyorlar ve çoğu zaman sağlıklarına zarar verecek kadara artırıyorlar dozajı.

Kuran’da çok önemsenen konukseverlik kutsal bir erdem onlar için, yemek saatinde evlerine gelen bir yabancı, evin çocuğu gibi muamele görür. İnsanlık için çok onurlu bu erdem sayesinde sokaklarda sadaka dilenen yoksullara rastlanmıyor pek. Köpekleri doyurmak da dinsel bir görev onlar için, bu sadık hayvanlar için ekmek alan Türklere rastladım ben.

Parayı sevseler de dürüst ve sözlerini eri insanlar, burada bir dolandırıcıya, yankesiciye, hırsıza rastlamak mucize gibi bir şeydir. Bir anlaşma yaptıkları zaman birbirlerinin sakallarına dokunuyor, sözlerine sadık kalacaklarına dair yemin ediyorlar, onların bu tavırları ve tutumları bizim noter huzurunda yaptığımız sözleşmelerden daha geçerli ve kutsal, bir Türkün verdiği sözden cayması çok enderdir, dürüst olmayan, namussuz biri olarak tanınır bu durumda. Bir erkek karısını boşayacağına dair yemin etmişse ve barışmak için gerekli dört aylık süre bittikten sonra bir iyi niyet işareti olarak karısının evlendiğinde getirdiği çeyizin dört katı tutarında bir parayı verir kendisine, erkek çocuklarla kendisi, kız çocuklarla da anne ilgilenir.

(İstanbul’a Seyahat Guillaume Martin, İstiklal Kitabevi, 2007, s.151-152)