Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Ulema elindeki yetkiyi çıkarına kullanınca sistem çöktü...

"(Hukuk biliminde daha üst görevlere) ...yükselmek isteyenler, alt düzeydeki medreselere müderris, yani profesör olarak atanırdı. Müderrislerin maaşları yüksekti ve kıdem aldıkça bu maaş da artardı. Müderrisler, İstanbul müderrisleri, Bursa ve Edirne müderrisleri ile imparatorluğun öteki şehirlerinin müderrisleri olmak üzere üç sınıfa ayrılırlardı. İstanbul müderrisleri yaklaşık dört yüz kişiydi. Bu müderrisler, verdikleri derslere göre on sınıfa ayrılırdı. Başkent dışındakiler ile başkentte olup da bütün sınıflarda okumamış olanlar, alt kademe hukukçular ve yargıçlar olurdu. Üst kademedeki yargıçlıklara geçmek isteyenlerin, on sınıfı da bitirmeleri zorunluydu. Bu süreç, insanın en  üst noktaya ancak saçlarına kır düştüğü yaşta ulaşmasına neden olacak kadar uzun olduğu için, başlangıçtaki katı sınıf sistemi zamanla uygulanmaz oldu ve ulemanın oğulları çok genç yaşta müderris unvanı almaya başladı. Bunlar küçük oldukları için, onların yerine ders verecek öğretmenler kiralanıyordu. Sistem böylece güdükleştirildi. Böylelikle bu müderrisler otuz veya kırk yaşına geldiklerinde yüksek mevkilere gelebiliyordu. Bu işin süregitmesi, ayrıca ulemanın ayrıcalıkları ve bağışıklıkları, (vergiler kastediliyor) zamanla birkaç ailenin elide büyük servetler birikmesine yol açtı. Bu aileler, yargı bünyesindeki görevlerin çoğunu, kendi aralarındaki kişilere verebilecek konumdaydı."

(Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Yönetimi, Albert Howe Lybyer, Süreç yayınları, sf.193)