Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Venedik elçisi: Osmanlı devleti bir köleler beyliğidir

"1582-1585 yılları arasında İstanbul'da Venedik elçisi olan, daha sonra da Roma kilisesi kardinalliğine getirilen Gianfrancesco Morosini, Türkler konusundaki gözlemlerinin derinliği ve bütünlüğüyle bütün ötekileri geride bırakır. O da iki büyük kurum arasında ayrım yapar:

İki tür Türk var: Bunlardan bir bölümü Türk babalardan olma yerlilerden oluşur, öteki ise Hıristiyan babalardan olma ve dinlerini değiştirmiş olanlardan oluşur. Bunlar, Osmanlı donanması ve denizcilerinin Hıristiyan topraklarına yaptıkları baskınlarda zorla alınan veya hükümdarın tebaalarından yahut gayrimüslim vergi mükelleflerinden alınan çocuklardır. Bunlar daha küçükken zorla veya kandırılarak sünnet edilir ve Türkleştirilir...

Türk ordusunun büyük bir kısmı bu dönmelerden oluşmakla kalmaz, Babıali'deki başlıca görevlerden büyük bölümü de, sadrazamlıktan en düşük subaya rütbesine kadar yine onlara verilir. Türk ailelerin çocuklarının bu göreve getirilmemesi öteden beri süregelen bir töredir...

Bu durumda Türk kökenlilere camilerin yönetimi, asliye ve ceza davalarının yürütülmesi ve adli görevler kalıyor. Kadılar, kazaskerler, hocalar ve sahte dinlerinin başı olan müftüler Türkler tarafından seçiliyor. Kadılar ise, daha yüksek bir mahkemenin yargıcı durumundadır...

Dönmelerin hepsi köledir ve 'Ben Padişahın kölesiyim' demekten büyük onur duyar, çünkü bu ülkenin bir köleler beyliği veya köleler cumhuriyeti olduğunu ve yönetimin de kendilerinde olduğunu bilirler."

(Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Yönetimi, Albert Howe Lybyer, Süreç yayınları, sf.46)