Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Osmanlı'da yaşayan halklar ve köleler

"Geniş Osmanlı topraklarında, ırkları, dinleri, dilleri ve töreleri birbirinden farklı halklar yaşardı. Baskın kuşağında (bkz.19) Güney Slavları, Germenler, Macarlar Lehler ve Ruslar yaşardı. Akdeniz'in Hıristiyan kıyılarındaki ve adalarındaki halk Yunanlar, İtalyanlar, Fransızlar ve İspanyollardan oluşurdu. Bütün bu halklardan toplanan köleler, sürekli olarak merkeze getirilir ve sultanın hizmetine, ekabirlerin konaklarına, taşra beylerinin malikanelerine dağıtılırdı. Bu kölelere önyargıyla davranılmaz, yeteneklerine göre değerlendirilir ve sonunda çoğu Müslüman olarak en üst mevkilere kadar yükselirdi. Haraç veren devletlerin halkları, kendi kurumlarının çoğunu sürdürürdü ama bunun, uzun vadede onların yararına olup olmadığı tartışma konusudur. Bu insanlar dolaysız olarak kendi prensleri, dolaylı olarak da Türkler tarafından sömürülür, imparatorluğun işlerinde ve yaşamında yerleri olmazdı. Mingrelialılar ve Gürcüler, imparatorluğun ve Mısır'ın köle ticareti için çocukları yakalar, hatta özel olarak yetiştirirlerdi. * Mısır fellahları, yüzyıllar boyu yaptıkları gibi efendilerini zengin etmek için çalışırlardı. Artık efendileri ikileşmişti., bir yanda her zaman olduğu gibi çeşitli ırktan köleler arasından devşirilmiş Memlukler, öte yandan Osmanlı paşasına yardım ve destek sağlayan memurlar grubu ve Yeniçeriler vardı. Kuzey Afrika'daki Berberiler, tutsaklardan, Türklerden ve Ön Asya'nın güneybatısında yaşayan öteki halklardan devşirilmiş Yeniçeriler ve memurlar tarafından yönetiliyor, bu yöneticiler** sadece en üst kademede imparatorluğun merkezi yönetimine bağlı oluyorlardı.

Daha dolaysız yönetim alanındaki Arnavutlar, Sırplar, Hırvatlar, Bulgarlar ve Yunanlar -yani genel olarak Balkan yarımadasındaki Hıristiyan tebaa, devşirme çocukların kaynağıydı. Ama bunların bir kısmı Ön Asya'nın batısındaki ve kuzeydoğusundaki Hıristiyanlardan ve Kafkasya bölgesinden devşiriliyordu.***

Kürtler ve Araplar, Müslüman oldukları için köleleştirilemiyor ama onlar da doğu sınırlarında imparatorluk adına savaşıyordu. Ermeniler ve Yahudiler ise, eskiden kalma bir imtiyazla, hem çocuklarının devşirilmesinden, hem de askerlikten bağışık tutuluyordu.****"

* Bernardo, 387 ("Türklere hizmet eden bir köle madeni gibi"), Ricaut 123, Chardin 85, 90 ("bazen kendi çocuklarını satarlar"), 94, 114, 192. Çerkez kızlarının satılmak üzere yetiştirilme geleneğinin Ön Asya'da hala sürdüğü söylenir (Heidborn, 81).

** Ricaut 136, Postel 71, Nicolay 10 ("İster kral sarayında ister gemilerde olsun, Cezayir'de Türk denilenlerin çoğu, kendi dinlerini inkar edip Müslüman olmuş, çeşitli halklardan gelme Hıristiyanlardır, sont Chrestiens reniez et Mahumetizez de toutes nations"), Lavisse ve Rambaud 816, 820.

*** Nicolay 83, Jorga (167-189) 16.yüzyıldaki yüksek kademe Türk memurlarının kökenini araştırmış, aralarında hiç Romen kökenliye rastlamamıştır.

**** Ermenilerle ilgili olarak bkz. Schiltberger 73. Chalcovondyles 53, Ermeniler ve Yahudiler için bkz. Navagero 42, Postel 34, Morosini (294) 1585'te sultanın özel ihsanıyla Yunan beylerbeyi olan bir Ermeni'den söz eder.

(Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Yönetimi, Albert Howe Lybyer, Süreç yayınları, sf.38-39)