Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Yavuz Şeyhülislam'ı kandırdı ama sonra...

"16. yüzyılın başlarında, Batı Avrupa'da Reform hareketinin başlamasından az önce, Osmanlı İmparatorluğu Ön Asya'daki mezhep çelişkileri ve İran'daki mezhep çatışmalarının tehdidi altındaydı. Yavuz Selim, toprakları üzerindeki isyancıları kitle halinde idam ederek ortadan kaldırdı.* İranlıları tamamen ezmediyse de, Çaldıran yenilgisiyle ve İran topraklarının büyük bölümünü kendi topraklarına katarak cezalandırdı. Yavuz Selim, mezhep isyanlarını bastırdıktan sonra, Hıristiyan reaya yüzünden dinsel bütünlüğün kurulamayışı sorununa eğildi.** Bunu çözümlemek için de, bütün Hıristiyanların Müslümanlığı kabul etmesine, aksi halde ölüm cezasına çarptırılmasına karar verdi. Selim'in, toprakları üzerindeki Hıristiyanları öldürmek niyetinde olduğunu ileri sürmek yanlış bir yaklaşım olur. Anlaşıldığı kadarıyla, Selim'in niyeti, 16. yüzyılda İspanya'da uygulanan ve sonucunda egemen dinden başka inanç taşıyanların İspanya'dan temizlendiği süreci işletmekti.

Ne var ki, Şeyhülislam Cemali, bu noktada kesinlikle karşı çıktı. Dini inançlardan sapanların, şeriat uyarınca idam edilmeleri için hemen fetva vermiş, daha sonra da İran ve Mısır savaşlarını kutsamıştı. Anlatıldığına göre, Hıristiyanların din değiştirmeleri konusunda, Selim Şeyhülislamı kuramsal bir soruyla aldatmış ve Hıristiyanların zorla din değiştirmesine cevaz vermek biçiminde yorumlanabilecek bir cevap almıştı. Ne var ki, bu konuda buyruk verildiği zaman Cemali durumu kavrayarak, Yunan Patriğini uyardı; Şeriata göre Müslüman egemenliğini kabul edip haraç ve cizye (toprak ve baş vergisi) veren Hıristiyanların, bazı kurallar dışında kendi dinlerini uygulamakta özgür olduklarını göstererek Patriğe kendilerini savunabilmeleri için koz verdi. Patrik, müftünün gösterdiği yolda hareket ederek,şeriattaki bu kuralın geri dönüşü olmayan ve ebedi bir anlaşma olduğunu ileri sürdü. Selim'in buna ters bir niyet içinde olması yüzünden şeriata aykırı bir amaç güttüğünü ve bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. Bu görüş benimsenince dini inançlarından dolayı Hıristiyanlara ilişilmedi."

*Hammer, Geschichte 401.

** a.g.e. sf. 536.

(Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Yönetimi, Albert Howe Lybyer, Süreç yayınları, sf.198-199)