Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Şeriat yasaları sultanı da bağlıyordu

"Osmanlı sultanlarının önündeki en büyük sınırlama da, tamamen sultanın üzerinde olduğu ve onun tarafından değiştirilemeyeceği öne sürülen Şeriat Yasası oldu. Osmanlı sultanı şeriatın gereklerini çiğneyebilirdi ama bunu yaptığı zaman bile Şeriatın kendisine zarar vermez, Şeriat eskiden neyse öyle sürerdi. Ve sultan, Şeriatı ihlal edişinin aşırılıklara varmaması, belirli konularda uzanmaması gerektiğini, aksi halde tahtının elden gideceğini bilirdi. Şeriat, Müslüman tebaanın sadakatini sultanla paylaşır, sultanın bir suçlunun boynunu vurdurtmadan veya savaşa girmeden önce kendisine danışmasını öngörür, sultanın topraklarından büyük bir payı kendine gelir olarak alır, genel vergilendirmeyi sultanın maliyecilerini utandıracak kadar sıkı denetleyip uygulatır, sultanın Hıristiyan tebaasını bile sultana karşı koruyarak zorla Şeriat yasalarına boyun eğdirilmesine izin vermez, sultanın ruhuna nüfuz ederek, zararsız zevklerini karşılamasına olanak tanırken, yetenekli ve değerli kardeşlerini ve oğullarını öldürtmesine de destek olurdu.*"

* Bu Kuran'ın bir ayetine dayanıyordu. "Fitne öldürmekten beterdi." (Sure 2: 187), Hammer "Geschichte" 216. Profesör G.F. Moore'a göre bu ayet (ve aynı yöndeki Sure 2: 214) Muhammed'in Mekkelilerle olan savaşına veya kutsal aylardaki savaşlara ilişkindir. Burada Muhammed'in fitne sözcüğünü, insanları gerçek dinden saptırmaya kalkışmanın insan öldürmekten daha kötü bir şey olduğu anlamında kullandığı anlaşılıyor. Ama fitne sözcüğü genel anlamıyla alındığında, hükümdarı destekleyen hukuk ya da din adamları tarafından fesat çıkarabilecek veya isyana yol açabilecek şehzadelerin ölüm fermanı için icazet olarak yorumlanmaya açıktır.

(Kanuni Sultan Süleyman devrinde Osmanlı İmparatorluğu'nun Yönetimi, Albert Howe Lybyer, Süreç yayınları, sf.33)