Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Peçenekler kimdir?

"Peçenekler, Göktürk, Oğuz uruğularından biridir. Sekizinci yüzyılda Issık Göl ve Balkaş Gölü yakınlarında yaşarlar. Batı Göktürk Hanlığı'nın yıkılmasından sonra yerlerinden kalkarlar. Dokuzuncu yüzyıl ortalarında Hazar Hanlığı üzerinden İdil Irmağı'nın batısına doğru göçe başlarlar. Bu kıpırdanma yeni bir göç dalgasına neden olur. Peçenekler bu göç dalgasının öncüleridir. Onları Uzlar ve Kuman-Kıpçaklar izler. Peçenekler Karadeniz'in kuzeyinden, Don'dan Tuna'ya dek uzanan geniş bozkırları baştan başa ele geçirir. Zaman zaman Ruslar'la savaşırlar. Birkaç kez Kiev kentini kuşatırlar.

Bu geniş alanda koyu göçebe yaşam düzenlerini sürdürürler. Sekiz oymaktan oluşan bir birlik altında örgütlenirler. Her oymak özerk bir yapıya sahiptir. Güçlü bir oymak örgütlenme biçimleri olmasına karşın bu topraklarda kendi başlarına bir devlet kuramazlar. Devlet kurumunu yürütecek bir örgüt ve belli bir vergi düzeni getiremezler.

Peçenekler'den; Macaristan, Balkanlar, Anadolu ve Rusya'da kimi yer adları kalmıştır. Kökenleri kesin olarak bilinmez. Kişi adları, yaşam biçimleri, kazıbilim kalıntıları, ölüm törenleri, töre, gelenek ve görenekleri bakımından Türk kökenli olmaları gerekir. Tarihsel bilgiler de bu savı doğrular. Peçenekler'den söz eden en eski belge 745 yılındandır. Tibetçe yazılmış bu belgede Be-çe-nag boyu Uygur, Karluk ve Türkeşlerle birlikte anılır.

y Türkçesi'ni konuştukları sanılır. Kaşgarlı Mahmut, yirmi iki Oğuz boyunun on dokuzuncusu olarak Peçenekleri gösterir.  Ne ki, Kaşgarlı'nın bu savı kanıtlanamaz. Kaşgarlı, Peçenekler üzerine şu bilgileri verir: 'Rum alanına yakın bir yerde yaşayan ve Oğuzlar'dan olan bir Türk uruğudur.Bunların damgaları &I biçimindedir.' Ayrıca Kaşgarlı, Peçenek dilinin kimi özelliklerine ve Kıpçak, İdil Bulgarcası ile ilişkilerine değinir. Yer, zaman ve araç adlarından kimi örnekler verir.

Reşidüddin'e göre de Peçenekler Oğuz boyunun Üç Oklar kolundandır. Ongunları şahindir. Ebu'l Gazi Bahadır Han bubilgileri doğrular. Ama Bahadır Han'a göre ongunları ala tuğnaktır. Rus, Bizans ve dönemin Arap Fars kaynakları, Peçenekleri, Oğuz ve Kuman Türkleri'nin kolu gösterir. Tüm bu kaynaklar, Türk kökenli oldukları konusunda görüş birliğindedir. Ayrıca sekiz Peçenek uruğunun adı bilinir:

yavdı erdim 'Parlak Erdim'
kabukşin güla 'Ağaç kabuğu donlu Yula'
suru külbey 'Kül rengi Külbey'
küerçi çur 'Gök donlu Çur'
kara bay 'Kara Bay'
yazı kapan 'Bozkır donlu Kapan'
boru tolmaç 'Boz donlu Dilmaç'
bula çoban 'Alaca Çoban'

Németh'e göre, her uruğun adının ilk bölümü at rengidir. Buna göre, ordunun bölünüşü eski Türk, özellikle Hun geleneğine göredir. Györffy'ye göre, renkler oymak bayrağının rengi ile ilgilidir. Buna atlı halklarda pek çok örnek vardır.

Akdes Nimet kurat'ın sıraladığı uruğ adları biraz değişiktir. Kurat'a göre, sekiz uruğdan egemen kesimi oluşturan üç uruğ Kangar adını taşır. Bu sözcük 'cesur, kahraman, soylu' anlamlarına gelir. Kangar uruğları şunlardır: Ertim, Çur, Yula. Öbürleri ise Külbey (Kulbay), Karabay, Talmat, Kopon (Kaban) ve Çoban uruğlarıdır.

Anna Komnena, Peçenekler'in Kumanca'ya yakın bir dil konuştuklarını ileri sürer. Benzing, Bulgarlar'dan olduklarını savunur. Macarca'daki Bulgarca sözlerin Peçenekçe üzerinden geçtiği sanılır.

Peçenek adının anlamı üzerine kimi görüşler ileri sürülmüştür. Ne var ki genel kabul görmüş bir açıklama getirilememiştir. Barthold ve Pritsak Türkçe bacanak sözü ile açıklarlar. Buna göre, göçebeler birliği içinde belli biruruğa, han uruğuna kız vermek ve almak ayrıcalığını elde ettikleri içinbu boya bacanak denmiştir. Başka bir açıklamaya göre, Peçenek adı Beçe sözünden gelir. Beçe sözü önceleri bir kişi adıdır, giderek Beçenek biçimini alır. Macarlar arasında sıkça kullanılan Beçe adı buradan gelir.

İnsanlığın geçmişinde Peçenekler'in üç yüz yıllık bir işlev ve etkinlik süreleri vardır.

1.Yedinci yüzyıl ortalarından, Peçeneklerin, İdil Irmağı'nı geçişleri olan 889'a kadar geçen dönem.

2.Kıpçak bozkırlarında kaldıkları dönem (890-1040)

3.Bizans'la yakın ilişki ve Macaristan'a göç dönemi.

Peçenekler'in en az bilinen dönemleri, İdil Irmağı'nın doğusundaki dönemleridir. Peçenek adı ile bilinen bu Oğuz uruğları, 6-7.yüzyıllarda Göktürk Kağanlığı'nın batısında bulunmuş olmalarıdır. Göktürk anıtlarında bunların adı anılmadığına göre, o sıralarda bu topluluğun oluşmamış olduğu sanılır. 745'ten az sonra yazılan bir Uygur belgesinde Peçenekler'in beş bin asker çıkaran bir boy olduğu belirtilir. Uygurlar 745'te Doğu Göktürk Devleti'ni yıktıkları zaman, onlara karşı savaşan ve yeni han soyunu tanımak istemeyen boylar arasında Türkeşler'le yakın ilişkileri olur. Balkaş Gölü yöresinde göçebe yaşam sürerler. Oğuz, Karluk ve Kimekler'le sürekli çarpışırlar. Onların baskısı sonucunda batıya doğru kayarlar. Yayık ve İdil kıyılarına doğru çekilmeleri de Oğuz baskısı yüzündendir. Hudud-al'alam'da Peçenek Dağları'ndan söz edilir. Büyük olasılıkla bu adla Ural Dağları anılmak istenmiştir.

Etkin dönemleri, Karadeniz'in kuzeyinde Kıpçak bozkırlarında yaşam sürdükleri yıllardır. Sekiz Peçenek uruğu Emba, Yayık ve İdil ırmakları yöresinde yüz yılı aşkın bir süre kalırlar. Yerleşik bir devlet olan Hazarlar için tehlike oluştururlar. Harezm'den İdil'e giden kervan yolunu tehdit ederler. Bu yüzden 860'tan sonra Hazarlar ile Oğuzlar -Oğuzlar'ı Hazarlar yönlendirmiştir- Peçenekler'i baskı altında tutmaya başlarlar. 889'da bu baskılara dayanamayan Peçenekler İdil'in batısına göçmek zorunda kalır. Peçenekler'den kimi oymaklar, Oğuzlar'a katılır. İbni Fadlan, Bulgarlar'a giderken 922'de yayık yöresinde bunlarla karşılaşır. Bu dönemde bu Peçenekler perişan bir yüşüm sürer. 889'da Peçenekler Don boyuna gelir ve burayı yurt edinirler. Bundan sonra Peçenekler'in Kıpçak Bozkırı dönemi başlar. Bu dönemde Azar Denizi'ni ve Karadeniz bozkırlarının tek egemeni olurlar. 950-1000 yılları arasında İdil Irmağı'nın batısından Tuna Ovası'na dek geniş bir alanda yaşarlar.

Peçenekler'le uzun süreli savaşlara tutuşmak zorunda kalan Hazarlar güçsüz duruma düşer. Peçenekler'in Don boyu ve Dinyeper kıyılarını ele geçirmeleri ile buralardaki egemenliklerini yitirirler. 860 yılında Hazarlar'ın güçte düşmeleri üzerine Ruslar egemenlik alanlarını Orta Dinyeper'e, Kiev kentine kadar genişletirler. Böylece Doğu Avrupa'da Kiev Prensliği olarak yeni bir güç doğar. Ne ki, Peçenekler 9. yüzyıl sonlarında Karadeniz'in kuzeyini tutmuşlardır. Bir yandan Kiev, öbür yandan Kırım kıyılarına uzanmışlardır. Dönemin engüçlü devleti, Ortodoksluğun merkezi olan Bizans Devleti'dir. Peçenekler Bizans ile ilişkiye girerler. 869'da Bulgar Çarı Simeon, bunları Macarlar'a karşı savaşa çağırır. 917'de Bizans, Peçenekleri Bulgarlar üzerine sürmek ister. Bu olaydan elli yıl sonra Peçenekleri Kiev şehrini kuşatmış olarak görürüz. Bundan sonra geçen yüz yirmi yıllık süre içinde on bir Peçenek akınının adı geçer. Ne var ki, Ruslar'la ilişkiler yalnız savaş biçiminde değildir. Bol bol alışveriş de yapılır. Ruslar Peçenekler'den çok sayıda hayvan alır, karşılığında üretilmiş eşya ve besin maddesi verirler.

1035'te Peçenekler buz tutmuş Tuna Irmağı'nı geçerek, Tuna'nın güneyini yağmalar. Bu akın ertesi yıl üç kez yinelenir. Peçenekler'in bundan sonraki etkinlikleri Bizans'la yakından ilgilidir. Balkanlar'da Peçenekler bastırırken Anadolu'da Selçuklu saldırısı da Bizans'ı iyiden iyiye yormaktadır. Bizans siyaseti gereği, Peçenekler'den düşmanlara karşı yararlanılmak istenir. Peçenekleri hoş tutmak için başbuğlarına ve eşlerine hediyeler yollanır.Öte yandan Peçenekler'de iç huzursuzluk başlamış, Bizans'a yönelen akınlar azalmıştır.

Bu dönemde Özü ve Tuna ırmakları arasında bulunan on üç uruğdan oluşan Peçenekler'in başında Kilter oğlu Turak (Durak-Direk?) adlı bir han vardır. Peçenekleri doğudan Oğuzlar sürekli olarak sıkıştırır. Turak bu savaşlar sırasında korkak davranır. Oğuzlar'a karşı savaşmaktansa Tuna boylarındaki sazlıklara çekilmeyi yeğler. Bu yüzden, iki Peçenek uruğu kendinden kopar. Balçar oğlu Kegen adlı çok yiğit birini bey seçerler. Kegen'in yönetimindeki iki uruğ, Bizans topraklarına göçmek zorunda kalır. Bizans bu iki uruğu çok iyi karşılar. Tuna boylarında sınır bekçiliği görevini verir. Silistre yöresinde toprak ayırır. Bunlar toplu olarak Bizans'a katılır ve Hıristiyanlığı seçer. Bizans'a katılan bu iki uruğ, ırkdaşlarından öç almak için Tuna'yı geçip ırkdaşlarına akınlar yapar. Bu akınlar sonucunda asılPeçenekler yenilgiye uğrar. Turak ve yüz kırk Peçenek başbuğu Bizans'ın eline geçer.  Bizans yönetimi asker olarak bunlardan yararlanma düşüncesiyle tutsaklara dokunmaz. Bunlardan akseri alanda yararlanılır ve Selçuklular'a karşı onbeş bin kişilik bir güç harekete geçirilir. Ne ki, sonra bu ordu dönüp yeniden Bizans'a saldırır. Balkanlar'daki soydaşlarının katılımıyla Edirne'ye kuşatırlarsa da başarılı olamazlar. 1050'de Peçenek-Bizans savaşları çok şiddetlenir. Peçenek akınları, Marmara kıyılarına dek uzanır. Üç yıl sonra Bizanslılar çok ağır bir yenilgiye uğrar. Otuz yıllık bir barış anlaşması yaparlar. Ne var ki barış kısa sürer ve yeniden Peçenek akınları başlar. Peçenek Başbuğu Selte, bu akınlarda önemli görevler üstlenir. Bu sırada Balkanlar'a Oğuzlar'dan bir kol sarkar. Peçenekler için yorgun ve perişan eski düşmanlarından öç almanın sırası gelmiştir. Oğuzlar'ın birçoğunu öldürürler. Kılıç artığı Oğuzlar, Bizanslılar'ca Balkanlar'da değişik alanlara yerleştirilir. Bir bölümü de Dobruca'da kalır. Bir süre sonra bunlar yerleşik yaşama geçecek veHıristiyanlığı seçeceklerdir. Hıristiyan Türkler'in başlıca temsilcisi olan Gagavuzlar bunların torunlarıdır.

Büyük Oğuz eyleminden sonra Tuna boyları yine Peçenek denetiminde kalır. Kimi Peçenek boyları Bizans'ın korumalığını üstlenir. Esas Peçenek ağırlığı ise Tuna boylarında önemli bir güç durumundadır. Bunlardan bir bölümü Bizans yönetiminde, Selçuklular'a karşı savaşmak üzere Malazgirt'e gidecektir. Ne var ki, orada soydaşları ile bağlantı kurup karşı yana geçeceklerdir. Balkanlar'daki Peçenekler, Malazgirt bozgunundan sonra 1078'de Edirne'yi yeniden kuşatır. Bizans'a sürekli akınlar düzenlerler. Selçuklu Türkleri Anadolu'dan Bizans'ı sıkıştırırken, Balkanlar'da Peçenekler akınlarını sürdürür. Nitekim 1087'de Silistre'de Bizans'ı ağır bir yenilgiye uğratırlar. Ancak, sonuçta Bizans siyasetinin yenilgisine uğrarlar. Bizans, Kuman-Kıpçakları Peçenekler'e karşı kışkırtır. Bir göçebe halkı öbürünün üzerine yollama biçimindeki üstün siyasetini bir kez daha kanıtlar. Oysa bu sırada Selçuk Türkleri de Bizans'ı Anadolu'dan sıkıştırmaktadır. İzmir Beyi Çaka, Peçenekler'le birlikte Bizans'a son vuruş yapma uğraşı içindedir. Bizans, Meriç boyuna inmek üzere olan Peçeneklere karşı Kumanları harekete geçirir. 1091 Nisanı'nda Peçenekler Meriç boylarında ağır bir yenilgiye uğrar. Yalnız küçük bir Peçenek topluluğu bu savaştan kurtulup Tuna boylarına Macaristan'a çekilebilir. Bu savaştan sonra Peçenekler etkir bir askeri güç olmaktan çıkar. Gerçi arada bir Bizans'a cılız saldırılarda bulunurlar. Son saldırıları ise 1197'de olur. Bu tarihten sonra Bizans tarihlerinde adları anılmaz. Balkanlar'da öbür halklar arasında eriyip giderler."

(Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları, S.40-45)