Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hızlı erişim için tıklayabilirsiniz

 Sak....San....Sch....Sıb....Sid....Spa....Su

Şa

S

Saâdetlü : Askerlikte miralay (albay) ile birinci ferik (korgeneral), sivilde vezir ile mirülümerâlık rütbeleri arasındaki kimselerin resmi unvanı. (Arapça, Türkçe sıfat Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat))

Saaxar: Sahalar’da “kesme şeker” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sabâ : 1. Gün doğusundan esen  hafif ve latif rüzgar. 2. Türk müziğinin en eski ve mâruf makamlarındandır. Türk müziğinin en orijinal ve karakteristik makamlarından biri olan sabâ, yürekler parçalayıcı, gönüller yakıcı bir hüzün, elem, zühd ve pişmanlık duygusunu  gayet net olarak bildirir. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Sabar : İsim olarak da kullanılır. (Sab: Dövmek, vurmak fiilinden geniş zaman eki ile) Döver anlamına gelir. Bir Türk boyunun da adıdır. (A. Erol)

Sâbıka : 1. Geçmiş şey, geçmiş hal ve ve vak'a. 2.Geçmişte işlenmiş suç. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Sabırına taş baglağan : Dayanıklı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sabin : Sekizinci Bulgar Kralı. (765 - 767) (G.Ostrogorsky)

Sabir: (Bizans kaynaklarında şu anlamda geçer:) Başıboş dolaşan (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt)

Sabiy : Çocuk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sabiy tabhuv : Çocuk doğurmak. Doğurmak kelimesi sadece hayvanlar için kullanılır. İnsana karşı “doğurdu” kelimesi kullanılırsa hakaret sayılır. İnsan için tabtı, “buldu” denir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Saçı, Saçu : İsim olarak da kullanılır. Gelinin başına serpilmesi alışkanlık hâline gelmiş olan para, darı gibi şeyler, taşrada geline verilen hediye, elbise ve mendil saçağı anlamlarına gelir. (A. Erol)

Sada : Saf, Pehlevi yorumları, karışmamış Avesta tekstleri. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sadakaçı : Dilenci. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sadakçı : Yay ustası. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Saday : İsim olarak da kullanılır. Yiğit kişi, er kişi anlamına gelir. (A. Erol)

Saffet: (Ar.) Saflık, temizlik, arılık. (tdk.gov.tr)

Sagburru :  Maşmaş’ı alteden kocakarı. Bkz.maşmaş. (Kramer)

Sagdid : Köpeklerin gözünü dikip bakması, şeytanın gücünü uzaklaştırmak için ceset ile köpeğin dik bakışının karşı karşıya getirilmesi. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sagri : Sessizlik Kulesi yakınında ateşin muhafaza edildiği küçük bir bina. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sagursag : İnanna’nın bir yandaşı, olasılıkla bir hadım. (Kramer)

Sağadak : Ok torbası. Çizme sadağı, sırt sadağı, bel sadağı, heybe artmak sadağı gibi türleri vardır. Hun sözü olduğu kanıtlanmıştır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sahıl : Sahalar’da “tilki” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sahli : Megrel Ç'anca Dili'nde ev anlamına gelir. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili)

Sahte Avarlar : Bizanslı tarih yazarı Theophylaktos Simokattes, 557’de Avrupa’ya ulaşan Avarlar’ın aslında Ogur kökenli kavimler olduğunu, başka kavimleri yanıltmak amacıyla dehşet salan Asya Avarları’nın adını yersizce aldıklarını ve bu adı taşıdıklarını iddia eder. Oysa bugün artık bilindiği gibi bu olay antik edebiyatta sık sık tekrarlanan şaşırtıcı folklorik bir hikayedir. Bunu başka yazarlar başka kavimlerle ilişkili olarak Avar çağından yüzyıllar önceki zamanlarda da anlatmaktadır. Sonuç olarak Avrupa’ya gelen Avarlar’ı “sahte Avarlar” diye görmemiz için hiçbir nedenimiz yoktur. Avar adının kaynaklarımızda yine sıklıkla geçen bir diğer versiyonu Uar’dır. (Czegledy)

Saint-Bernard : Çok iri cüsseli, kızıl ve beyaz tüylü, çığ altında gömülüp kalmış ölü ya da yaralıları aramaya alıştırılmış bir köpek cinsidir. Bu köpeğin boynunda, içinde kurtarılanları ısıtmaya yarayan alkol bulunan küçücük bir fıçı asılıdır. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Sak : Dikkatli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sak kala : Rahat, güvenli kale. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sakalar : Kazak stepinde, Pamir ve Tienşan vadilerinde ve Doğu İran’da yaşamış İranî göçebe bir kavimdir. Achaimenida çağından sonra Kazakistan’daki Sakalar stepten tarde edilmişler,  (uzaklaştırılmışlar, sürülmüşler) Pamir civarındakiler ise bin yıl sonra bile esas iskân yerleri yakınında yaşamaya devam etmişlerdir. M.S.ilk bin yılda Tarım Havzası’nın güney bölümünün hâlâ Saka dili konuşan sakinleri vardı. (Czegledy)

Sakarauka: Yunan-Latin kaynaklarının Toharlar’ın M.Ö. 2 yüzyıldaki batıya göçleri dolayısıyla söz ettikleri Saka boyudur. (Czegledy)

Sakastan (Segestan, Seistan, Sistan) : Eski Saka halkının bulunduğu Güneybatı Afganistan’da bir eyalet. Tarihi Gondopherres’in özelliklerini kendinde taşıyan İran Destanı’nın büyük kahramanı Rüstem de buralıdır. İran Destanı’ndaki hükümle M.S. 1. yüzyılda Oxus tarafından akın eden göçebe Sakarauklar ve Toharlar, Asiler’in idaresi altında bulunuyorlardı, fakat Kangkü sakini Asiler, yani Turanlılar müteakip yüz yıl boyunca da İran’ın göçebe düşmanları olarak kalmışlardır. 1. ve 2. yüzyılda bu göçebe akınlarını bertaraf etmek işi İranlılar’a, özellikle Hirkanialılar’a (Giv, Guderz Ailesi) ve Sakastanlı Saka-Pehlevi hükümdarlarına (Gondopherres ve ailesi) düşmüştü. (Czegledy)

Sakın hava : Büyük değişim göstermeyen ılıman hava. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sakkulak it : Bekçi köpeği. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Saklık, çek, ırcı, caklık, cağalık : Sınır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Saklık
: Ağa bölgesi sınırı.
Çek : Devlet sınırı.
Irçı : Tarla sınırı.
Caklık : Savaş sonrası devlete dahil edilen bölgeleri de içeren ortak sınır.
Cağalık : Devletin su sınırı.

Saklık : Yeni ev yapılıncaya kadar oturulan küçük, geçici ev. Ay üy de denir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sal : Ölü. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Šala : Hurrice “kız çocuk” anlamına gelir. (S. Alp)

Salamis : Kıbrıs, Gazi Magosa yakınlarında bir İlkçağ kenti.

Salavat : Dua. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Salciut : Bir Moğol boyunun adı. (Roux)

Salınçak : Dalları uzun bitki. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Salkınlık : Şemsiye. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Salona : Roma’nın Dalmaçya eyaletinin merkezi. Bugünkü Split’in çekirdeğini oluşturur.

Salur : İsim olarak da kullanılır. Nereye varsa kılıç ve çomağı iş görür, anlamına gelir. 24 Oğuz boyundan birinin adıdır. (A. Erol)

Samagar : İsim olarak da kullanılır. Küyin (Kara) Tatar boyundan Samagar Noyan’ın adıdır. (A. Erol)

Samandar (Semender) : Hazar ülkesindeki bir boy ve aynı zamanda Hazar ülkesindeki bir yörenin adı.  Samandar boyu, 6. yüzyıl ortasında kaynaklarımızda Balangar ile birlikte geçer. Bu iki boyun adını taşıyan bölgeler eski Savir arazisinin en önemli iskân yerleri olduklarından dolayı, bu iki boyu Savirler’in en önemli boyları olarak görmemiz gerekir. (Czegledy)

Samarkavçu : Alaycı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Samıır : Sahalar’da “yağmur” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Samır it : Sessizce yakalayan avcı köpek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sami: (Ar.) Yükselen, yüce. (tdk.gov.tr)

Samos : Sisam Adası.

Samosata : Samsat.

Samsa : İsim olarak da kullanılır. Baklava biçiminde yapılan bir çeşit hamur tatlısı anlamına gelir. (A. Erol)

Samsa Çavuş : İsim olarak da kullanılır. Ertuğrul ve Osman Gaziler zamanında yaşamış bir yiğitin adıdır. (A. Erol)

Samsara : Hinduizm'de ruh göçü, beden göçü (Louis Renou)

Sanaa : Sahalar’da “düşünce” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sançarbarlas : İsim olarak da kullanılır. Kargı saplayan yiğit anlamına gelir. (A. Erol)

Sanga : Sümer’de üst düzey tapınak yöneticisi. (Kramer)

Sanı çok : Şor Türkçesi’nde “sayısız” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Sanı çok ayak : Şor Türkçesi’nde “sayısız kadeh” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Sanjana : Merkezleri Udvada'da olan bir grup din adamı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Santlık : Saflıktan fazla akıl yetersizliği içerir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Saoşyant : Bkz. Soşyant. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Saptaax inne : Sahalar’da “iplikli iğne” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sar : Kesinlikle sir yani Seyanto kabilelerinin en önde geleni.

Saragurlar: Diğer Ogur boyları ile birlikte M.S.463’de Avrupa’ya gelen Ogur kavmi. Saragurlar 466’da Kafkasya’daki bir boğazdan geçerek Ermenistan’a, İberiya’ya oradan da İran’a karşı akınlar düzenlemişlerdir. 5. yüzyıldan sonra kaynaklarımızda Saragurlar’dan artık söz edilmez. (Czegledy)

Sardeis : Manisa, Salihli, Lydia Devleti’nin başkenti.

Sardica : Sofya.

Sargın : İsim olarak da kullanılır. Sevimli anlamına gelir. (A. Erol)

Sargon : Eski dünyanın büyük hükümdarlarından biri; Agade kenti ve Akad Hanedanlığı’nın kurucusu. (Kramer)

Sarık Hansemen : Sarı saçlı Hansemen soyu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sarın : Ölünün yanında ağlayarak söylenen ağıt. Tanrıcılık dönemi törelerini yansıtır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sarısıman : Sarımtırak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sarkın hava : Değişken hava durumu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sarkuv : Göç etmek, inmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
El sarkar : Halk acele toplanır.

Sarmatlar : İskit boy ittifakının tamamen dağılmasından sonra, Güneydoğu Avrupa’da ve stepin Volga’nın doğusuna düşen bölümlerinde yaşayan büyük İranî bir boy grubunun adıdır. Aorslar, ayrıca Alanlar da Sarmat boylarına dahildi. (Czegledy)

Saruvbek : Ejderha. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sâsâniler :  Erşekler’den sonra M.S 244’den tam olarak M.S 632’ye kadar hakim olan İran hanedanıdır. (Czegledy)

Sası-Buka : İsim olarak da kullanılır. Bayan Han’ın ölümü üzerine Gök-Orda tahtına geçen oğlunun adıdır. (A. Erol)  

Satan arü : Etrafa ışık saçan güzel. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Satan ay : Etrafa ışık saçan dolunay.
Satanay Biyçe : Nart destanlarında bir kadın kahraman adı.

Sataran : Davacılara hakemlik eden bir tanrı. (Kramer)

Satıa: (Ar.) Yükselen, yükselip ortaya çıkan. (tdk.gov.tr)

Satık, Satuk : İsim olarak da kullanılır. Satmaktan: (At-ık, yat-ık vb. gibi) Alış veriş, ticaret anlamlarına gelir. (A. Erol)

Satuk Buğra Han : (öl. 959). Karahanlı hükümdarı. Oğulçak’ın yeğenidir. Karahanlılar’ın batı kısmında İslâmiyetin resmen kabulüne sebep oldu. İsim olarak da kullanılır. (A. Erol) J.P. Roux Orta Asya adlı yapıtında Satuk Buğra Han’ın ölümünü 955 yılı olarak verir.

Satum : Ölü için verilen yemeğin ayinsel duası. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Savdügerçi : Satıcı, pazarlamacı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Savirler (Sabirler) :  M.S. 508 sıralarında Ogur-Bulgarları’nın ardından Avrupa’ya ulaşmış göçebe bir kavimdir. Savir yerleşim sahası daha sonraki Hazar sahasının merkezi bölümünde, Volga ağzında ve Kafkasya’nın doğu uzantıları arasında bulunuyordu. Balangarlar ve Semenderler’in de Savir boylarına dahil olduğuna kaynaklarımızdan hükmediyoruz. 567’de Savirler Batı Göktürk hakimiyeti altına girdi. Daha sonraları Batı Göktürk idaresi altında teşekkül eden Hazar boy ittifakının çekirdeğini Ugorlar’la beraber onlar oluşturmuştur. (Czegledy)

Savuk : İsim olarak da kullanılır. Kuman başbuğlarından birinin adıdır. (A. Erol)

Šawatar : Hititçe “boynuz” anlamına gelir. (S. Alp)

Šawidar : Palaca “boynuz” anlamına gelir. (S. Alp)

Sayalık : (Türkiye'deki Türkmenler) Yumuşak ve taşlarla çevrili yerlere bu adı verir. (A. Rıza Yalman)

Sayav : Mızrak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sayın : İsim olarak da kullanılır. Seçme, değerli, seçkin, saygıdeğer anlamlarına gelir. (A. Erol)

Sayın Han : İsim olarak da kullanılır. Çengiz Han’ın torunu, Cuci Han’ın oğludur. (A. Erol)

Sazak : İsim olarak da kullanılır. Bataklık anlamına gelir. (A. Erol)

Schola : Saray muhafız birliği.

Scholarius : Saray muhafızı.

Scodra : İşkodra.

Scotia : İon sütun altlığında kullanılan içbükey profil. (E. Akurgal)

Scupi : Üsküp.

Se : Çince’de seks anlamına gelir. (W. Eberhard)

Sebasteia : Sivas.

Sebastopolis : Sivastopol, Suhumi.

Sebelek cannur : Rüzgarsız havada yağan, süregen, küçük damlalı yağmur, çisenti. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sebilgen urluk : Ekilen tohum. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Seden: (T.) Uyanık, tetikte, gözü açık olan. (tdk.gov.tr)

Sedra-puşun : Bkz. Navzote. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Segizevlen : Sekiz kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Šeheli : Hurrice “temiz” anlamına gelir. (S. Alp)

Šeheri : Urartuca “canlı” anlamına gelir. (S. Alp)

Selçik, Selçük : İsim olarak da kullanılır. Sel’den –çık ekiyle küçültme ekiyle: Selçik, Selçük: Küçük sel. Ayrıca selçug şekliyle “mücadeleci” manasında olduğu da belirtilmiştir (Prof. P.Pelliot). Selçuk Acem, Selcuk Arap söyleyişidir. (A. Erol)

Selçük Hatun : İsim olarak da kullanılır. Fatih Sultan Mehmed’in kızının adıdır. (A. Erol)

Selek : İsim olarak da kullanılır. Eli açık, cömert anlamına gelir. (A. Erol)

Selen : İsim olarak da kullanılır. Ses, yılan anlamına gelir. (A. Erol)

Selpe : İşçi, arı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Seleukeia : İçel, Silifke.

Selte : İsim olarak da kullanılır. 11. yüzyılda yaşamış bir Peçenek başbuğunun adıdır. (A. Erol)

Selymbria : Silivri.

Šena : Palaca “doldurmak” anlamına gelir. (S. Alp)

Šena : Hurrice “erkek kardeş” anlamına gelir. (S. Alp)

Sença : Giriş, antre, hol. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Senek avuz : İnsanın kaldırabileceği ağırlıktaki kuru ot, gapınaya toplanır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Senir : (Türkiye'deki Türkmenler) altı uçurum ve üstü dağ olan ince yollara bu adı verir. (A. Rıza Yalman)

Senozoik : (65,5 myö-günümüz) Fanerozoiðin üç zamanından sonuncusu
Modern Yaşam; Memeliler çağı. Kıtaların günümüzdeki biçimlerini alması
Otların ortaya çıkıp, geniş otlak alanların oluşması. İnsanların ortaya çıkıp, yaygınlaşması. Dinozorların yok olmasına yol açan, K/T yok oluşundan günümüze, yeryüzü tarihinin son 65 milyon yılını kapsayan ve ancak önceki zamanların bir dönemi uzunluğunda olan Senozoik, Fanerozoiğin en kısa zamanıdır. Senozoiğe ait fosil kayıtları bize olan yakınlığı nedeniyle daha boldur. Bu nedenle hakkında en çok bilgiye sahip olduğumuz zamandır. Senozoikte yeryüzü modern biçimini alır. Kıtalar günümüzdeki konum ve biçimlerini yavaş yavaş alırken, iklim de gittikçe kuraklaşıp soğur. Senozoik boyunca pek çok buzul çağı yaşanır. Kurak ve soğuk iklim koşulları ormanların azalmasına yol açar. Omurgasızlar, balıklar ve sürüngenler dönemin başında modern biçimlerine ulaşır; ancak, memeliler, kuşlar, bir hücreliler ve çiçekli bitkiler dönem boyunca evrimleşip çeşitlenmeye devam eder. Tek çenekli bitkiler bu zamanda ortaya çıkıp, ormanlardan boşalan alanlara yayılarak, ilk kez savan, yayla gibi otlak alanlarını oluşturur. Bu otlaklar Senozoiğin orta ve geç bölümlerinde memeli evriminin ana merkezleri olur. Senozoiğin başında memeliler uyumsal açılımla çeşitlenip, yaygınlaşarak hızla dinozorlardan boşalan nişlere yerleşir ve zamanın baskın omurgalı canlısı olur. Tıpkı Mezozoiğin sürüngenleri gibi, karalarda başlayan memeli evrimi ve çeşitlenmesi buradan denizlere ve gökyüzüne sıçrar. Zamanın başında memeliler sıçan benzeri biçim ve boyutlardayken; hızla pek çok garip tarih öncesi deve ve günümüz biçimlerine evrimleşir. Bu sırada memeli ailelerinin sayısı 8'den 70'e çıkar. Otlak alanların yayılmasıyla, bu ortamlara uyum sağlayan hayvanlar da yaygınlaşır. Çift ve tek toynaklı otlayan memeliler, kedigil ve köpekgil yırtıcılarla, insansı maymunlar ortaya çıkar. Son buzul çağında ortaya çıkan, kendi türümüz Homo sapiens buzul çağının sona ermesiyle yaygınlaşıp, ekosistemin baskın canlısı olur. Yakın zamana kadar Senozoik, uzunlukları bakımından oldukça eşitsiz olan iki alt bölüme ayrılırdı: Tersiyer ve Kuaterner. Bunlardan Tersiyer 65 milyon yıl öncesinden 1.8 milyon yıl önceye kadar ki bölümü kapsarken; Kuaterner son 1.8 milyon yılık dönemi içine alırdı. Yakın zamanda Senozoik üç döneme bölünerek incelenmeye başlandı. Bu sistem, Tersiyerin iki döneme bölünmesiyle elde edilmiştir. Yeni sisteme göre Senozoiğin üç dönemi: Paleojen, Neojen ve Kuaternerdir. Bu üç dönem de kendi içinde "Bölümlere" ayrılır. Jeolojik zamanın diğer "Dönemleri" de "Bölümlere" hatta daha alt birimlere ayrılsa da bunlar bize çok tanıdık olmayan teknik ayrımlardır. Oysa ki Senozoiğin bölümleri çoğumuzun kulağının aşina olduğu isimlerdir. (biltek.tubitak.gov.tr)

Serdica : Bkz. Sardica.

Serge : Sahalar’da “at direği” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Ser : Aklını oynatmış, şaşkın, ihtiyar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Serim : İsim olarak da kullanılır. Sabırlı anlamına gelir. (A. Erol)

Sermençi : Araştırmacı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sermeş : Çatışma, düello. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sertak : İsim olarak da kullanılır. Cuci Han’ın Kongrat kabilesinden birinci ve uluğ hatununun adıdır. Sertak (Serkan) Hatun. (A. Erol)

Sevar : Dördüncü Bulgar Kralı. (725 - 739) (G.Ostrogorsky)

Sevle : İsim olarak da kullanılır. Işın anlamına gelir. (A. Erol)

Seyyid : Arapça’dır. “Soylu. Peygamber soyundan gelen” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Seyyid : 1. Efendi, bey, ağa, ileri gelen, baş, başkan.2. Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hasan'ın soyundan olan kimse. (Arapça isim, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat))

Sezâ : Münasip, uygun, yaraşır. (Farsça, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Shih Chih :  En eski zamanlardan M.Ö.99’a kadar uzanan bir çağı inceleyen ilk Çince tarihi eserdir. Orjinal metin (daha sonraki ilaveler hariç) M.Ö. 2 ve 1. yüzyıl boyunca hazırlanmıştır. (Czegledy)

Shui : Çince’de su anlamına gelir. (W. Eberhard)

Sıbt : Torun. (Arapça Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Sıbyan : Çocuklar. (Arapça isim, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Sıdal : İsim olarak da kullanılır. Kudret anlamına gelir. (A. Erol)

Sıdk : Doğruluk,gerçeklik.iç, yürek temizliği. (Arapça, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Sıfat : Hal, keyfiyet, sûret, şekil, varlık. (Arapça, vasf'tan, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat)

Sıfr : Sıfır, hiç. (Arapça isim, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat))

Sıhhat : 1. Doğruluk, sahihlik, gerçeklik, 2. Sağlamlık, sağlık. 3. Sözün yanlış ve eksik olmaması. (Arapça isim, Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Lügat))

Sıl : Sahalar’da “yıl” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sılavuk : Yapışır gibi sarılıp, okşayıp duran kişi, sırnaşık. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sılık : İğrenç, itici. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sımııt : Sahalar’da “yumurta” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sınavuç, sınavçu : Bir şeyi veya kişiyi denetleyen, sınavdan geçiren uzman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sıptırıluv : Sıyrılmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sır : Soy. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sır : Çinliler’le ipek ticaretinde aracılık yapanlara verilen isim. (Gumilev)

Sır açuv : Soya, aileye veya kişiye ait bilinmeyen rezaleti açığa çıkartmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sırga : İsim olarak da kullanılır. Küpe anlamına gelir. (A. Erol)

Sır açuv : Soya, aileye veya kişiye ait bilinmeyen rezaleti açığa çıkartmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sırkuv . 1. Hayatını, durumu derin algılamayan, nankör ve bencil kişi, 2. Şımarık. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sırmahan : Kadın ismi. Atasözünde dedikoduya düşkün anlamında kullanılmıştır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sırt : Sırt. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Sırtı cer bilmez : Sırtı yere gelmemek, yenilmemek.

Sıvat : (Türkiye'deki Türkmenler) nehrin seviyesiyle beraber olan sahile bu adı verir. Nehrin bir tarafındaki sahil yüksek, diğer tarafındaki sahil alçak olursa burasına yarısıvat derler. Ceyhan kasabasının eski ismi Yarsuvat'tır. (A. Rıza Yalman)

Sıy : 1. Saygı, 2. Soylu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Sıyın asık tutuv : Kişiliğine leke getirmemek, gururunu candan üstün görmek.

Sibijiburun : Herkese saldırmaya hazır kişi, sert dilli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sicilli kolon : Colon adscriptii ya da coloni tributaii. Köle olarak satılmaktansa, kendisine verilen toprağı terk etmemek koşuluyla o toprağa yerleştirilen, yenilmiş barbar kavimlerden birisine mensup kişi.

Šidarni : Hurrice “lanet” anlamına gelir. (S. Alp)

Side : Bu şehir, Leleg şehirleri içinde anlaşılması en güç olanıdır. Plinius'tan başka hiç kimsenin sözünü etmediği zannedilen şehir, meğerse Stephanus tarafından "Karia şehri Sibda" olarak kaydedilen yerle aynıymış. Sekiz şehir içinde, Telmessos'u saymazsak, adı Atinalılar'ın vergi listesinde görünmeyen tek şehir budur. Bununla beraber şehrin yeri, bazı ihtimaller göz önünde bulundurularak tespit edilebilir. Göl Köyü'nden, Müsgebi yolu üzerindeki Belen'e dar bir yol gider. Yolun başında bir kilisenin kalıntıları ve biraz güneyinde düzgün bloklardan inşa edilmiş bir kale vardır. Buradan doğuya yarım saatlik bir tırmanışla, Karadağ'ın üzerindeki en ıssız ve en uzak Leleg şehrine gelinir. Burası, diğerlerinden farklı olarak iki kısma ayrılmıştır. Kuzeydeki uzun ve dar kısım, güneyde kavisli bir duvarla kuzeyde ise bir uçurumla sınırlanmıştır. Vadiyi ve denizi gören mükemmel bir manzarası vardır. Duvar uzun ve Leleg tarzının karakteristiğini oluşturan düzgün olmayan bloklardan inşa edilmiştir. Yüksekliğin, deniz seviyesinden  548,6 metre olduğu hesaplanmıştır. (Bean, Menderes'in Ötesi) 

Sidece : M.Ö. 2. binde Luwice konuşulmuş olan Arzawa bölgesinde yer alan Antalya’nın doğusundaki Side’de, 19. yüzyıldan itibaren Helenistik çağa ait sikkeler üzerinde eski Yunanca’dan başka bir eski Anadolu diline ait yazıtlar bulunmuştur. Yazıtların kısalığı yüzünden Sidece’nin çözümünde bir ilerleme olamamıştı. Antik yazarlardan Arrian’ın Anabasis adlı eserinde Yunanca’dan ayrı bir dil olan Sidece’den söz edilmekteydi. (S. Alp)

Sidretü'l Münteha : Arşın sağ yanında, hiçbir yaratığın ötesine geçemediği bir ağaç. Bütün yaratıkların ve meleklerin bilgilerinin son bulduğu sınır. Ondan ötesini tanrıdan başkası bilemez ve bu sınırı geçemez. (Cogito, Sayı 17, 1999).
(Kuran, Necm Suresi, 53. ayet.)
Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla... (1. Yemin olsun inip çıktığı zaman yıldıza/fışkırıp çıktığı zaman çimene/süzülüp aktığı zaman Ülker Yıldızı'na/aşağı indiği zaman o parçalar halinde ağır ağır gelene, 2. Ki arkadaşınız ne saptı ne de azdı.
3. O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor. 4. İndirilmiş bir vahiyden başkası değildir o. 5. Kuvvetleri çok müthiş olan belletip öğretti onu ona. 6. Akıl, güzellik ve güç sahibidir. Doğrulup dikildi. 7. En yüksek ufuktadır o. 8. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı, 9. İki yayın beraberliği gibi, belki ondan da yakındı. 10. Böylece vahyetti kuluna vahyettiğini. 11. Kalp yalanlamadı gördüğünü. 12. Onun gördüğü şey hakkında kuşkuya düşüp onunla çekişiyor musunuz? 13. Yemin olsun ki onu bir başka inişte de görmüştü. 14. Son sınır ağacı, sidretül münteha yanında. 15. O ağacın yanındadır sığınılacak bahçe. 16. O vakit kuşatıp sarıyordu Sidre'yi kuşatıp saran, 17. Göz ne kayıp şaştı ne azıp haddi aştı. 18. Yemin olsun ki Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü. 19. Gördünüz mü Uzza'yı, Lât'ı. 20. Ve ötekini, üçüncüsü olan Menât'ı. 21. Erkek size, dişi Allah'a mı? 22. İşte bu, insafsız bir bölüştürme. 23. Bunlar, sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka şeyler değildir. Onlar hakkında Allah bir kanıt indirmemiştir. Onlar, sadece sanıya, bir de nefislerin hoşlandığı şeylere uyuyorlar. Yemin olsun, onlara hidayet Rablerinden gelmiştir. 24. İnsan için, her özleyip hayal ettiği var mı acaba? 25. Sonrası da öncesi de/âhiret de dünya da Allah'ındır. 26. Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna. 27. O âhirete inanmayanlar, meleklere mutlaka dişilerin adlarını takarlar.
28. Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hiçbir şey kazandırmaz. 29. Bizim zikrimizden/Kur'an'ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir. 30. Onların, ilimden ulaşacakları şey işte budur. Kuşkusuz, yolundan sapmış olanı Rabbin çok iyi bilir. Hidayet üzere yürüyeni de en iyi O bilir. 31. Göklerde ne var yerde ne varsa Allah'ındır. Bu, Allah'ın; yaptıklarıyla kötülük sergileyenleri cezalandırması, güzel davranıp güzel düşünenleri de güzellikle ödüllendirmesi içindir. 32. Öyle kişilerdir ki onlar, günahın büyüklerinden ve iğrençliklerden çekinip kaçınırlar. Bazı küçük sürçmeler hariç. Hiç kuşkusuz, senin Rabbin affı geniş olandır. Sizi en iyi bilen O'dur: Hem sizi topraktan oluşturduğu zaman hem de annelerinizin karınlarında ceninler halinde bulunduğunuz zaman. O halde kendi kendinizi temize çıkmış göstermeyin; kimin sakındığını en iyi bilen O'dur. 33. O yüz geri döneni gördün mü? 34. Azıcık verdi, sona inatla sıkıca tuttu. 35. Gaybın bilgisi onun yanında da o mu görüyor? 36. Yoksa haber verilmedi mi ona, Mûsa'nın sayfalarındakiler? 37. Ve o çok vefalı İbrahim'in sayfalarındakiler... 38. Gerçek şu ki, hiçbir günahkâr bir başka günahkârın yükünü sırtlamaz. 39. Gerçek şu ki, insan için çalışıp didindiğinden başkası yoktur. 40. Ve onun çalışıp didinmesi yakında görülecektir. 41. Sonra karşılığı kendisine hiç eksiksiz verilecektir. 42. Hiç kuşkusuz, son varış Rabbinedir. 43. Hiç kuşkusuz, güldüren de O'dur, ağlatan da... 44. Hiç kuşkusuz, öldüren de O'dur, dirilten de... 45. Hiç kuşkusuz, iki çifti, erkeği ve dişiyi yaratan O'dur; 46. Meni halinde atıldığı zaman bir spermden... 47. Hiç kuşkusuz, o ikinci oluşum da O'nun işidir. 48. Hiç kuşkusuz, zenginlik veren de O'dur, nimete boğan da... 49. Hiç kuşkusuz, Şi'ra yıldızının/şuurlanmanın Rabbi de O'dur. 50. Hiç kuşkusuz, daha önceden gelmiş olan Âd'ı helâk etti. (kurandakidin.net)

Šiduri :
Hurrice “genç kız” anlamına gelir. (S. Alp)

Sienpi : Doğu Moğolistanlı göçebe bir kavimdir. Özellikle Hiung-nu iktidarının çökmesinden sonra bazı boyları, başka göçebe kavimlerin boylarıyla sık sık birleşerek M.S.2-4. yüzyıllar sırasında Gobi Çölü civarında ve Çin’in kuzey sınır bölgesinde önemli bir rol oynamışlardı. Birçok Kuzey Çin hanedanının oluşumu da Sienpiler’in adıyla bağlantılıdır. (Czegledy)

Sifinyolu : (Türkiye'deki Türkmenler) Açılan kanalların enkazı veya kendisine bu adı verir. (A. Rıza Yalman)

Sila : Bir hacım ölçüsü birimi; yaklaşık 0,8 litre. (Kramer)

Sildevük : Abartılı konuşarak yalana geçiveren insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Silüriyen Dönemi : 440-417 myö arası. Balıkların evrimi. Çenesiz balıkların yayılması, tatlı su balıklarının ve ilk çeneli balıkların evrimi. Ökaryot yaşamın karaya kalıcı olarak yerleşmesi. Örümcekler, böcekler, kırkayaklar ve akrabaları ve ilk damarlı bitkilerin ortaya çıkması. Ordovisyen yok oluşlarına neden olan buzul çağının ardından, Silüryende sıcaklıkların tekrar yükselmesiyle Gondvana'yı kaplayan buzullar eridi. Kıtalar yeniden sığ denizlerin altında kaldı. Yok oluşun ardından canlıların çeşitlenip yayılması için uygun şartların sağlanmasıyla canlılar yeni bir uyumsal açılım dönemine girdi. Boşalan yaşama alanları hızla çeşitlenip, yayılan canlılarca dolduruldu. Omurgasızlar daha da çeşitlenerek, yeniden Ordovisyendeki yaygınlıklarını kazandı. Ancak Silüryen uyumsal açılımının başarılı grubu denizlerde hızla çeşitlenen, omurgalılardan çenesiz balıklardı. Bazı çenesiz balıklar tatlı sulara uyum sağlayarak bu ortamlarda yaygınlaştı. İlk çeneli balıklar tatlı sularda ortaya çıktı. Silüryenin en önemli olayı ökaryotik yaşamın sağlam temellerle ve daimi olarak karaya yerleşmesiydi. Ordovisyende karaya çıkmış olan kara yosunu benzeri bitkiler oldukça yaygınlaştı. İlk damarlı bitkiler de kesin olarak bu dönemde ortaya çıktı. Kara yosunu ve ilkin damarlı bitkilerle kaplı karalarda dolaşan ilk kara hayvanlarıysa, uyum yetenekleri tartışılmaz olan eklembacaklılardı. Örümcekler, akrepler, böcekler, kırkayaklar, ve akrabaları bize oldukça yabancı bu ortamın bildiğimiz tek sakinleriydi. Silüryen evrimsel açıdan pek çok ilkin gerçekleştiği bir dönemdi. Bu dönemden meydana gelen olaylar dünyayı ve yaşamın bundan sonra izleyeceği yolu büyük oranda etkiledi. (biltek.tubitak.gov.tr)

Silvanus (Ormancı): Romalılar'ın orman tanrısıdır. (Estin-Laporte) 

Šimegi : Hurrice “güneş” anlamına gelir. (S. Alp)

Sin : Ay Tanrısı Nanna’nın Sami dilindeki adı. (Kramer)

Singidunum : Belgrad.

Šinapši : Hurrice “Tapınağın kült salonunun giriş yeri” anlamına gelir. (S. Alp)

Sincan : Bkz Sin-kiang.

Sin-kiang : (Xinjiang) Çin, Doğu Türkistan’ı fethettikten sonra bölgeye bu adı verdi. Anlamı Yeni Ülke’dir. (Roux)

Sinope : Sinop.

Sipi çıbık : Çocukları korkutmak amacıyla eskiden okul sırasında kullanılan kısa değnek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sippar : Sümer’in kuzeyinde bir kent; Sümer’in Tufan öncesi kentlerinden birinin bulunduğu yer. (Kramer)

Sir Derya : Aral Gölü’ne dökülen Batı Türkistan’ın büyük nehri. Zaman zaman Harezm’e, bazan da Sogdia’ya dahil olan ve Sir Derya’nın aşağı akışından kuzeye doğru uzanan şehir silsilesi aynı zamanda bozkır kavimlerinin yerleşim sahası idi. Bu şehirler daha sonra stepe yönelen İslam misyonunun ve ticaretinin merkezleri olmuştur. (Czegledy)

Sirmium : Sremsca Mitrovica.

Siroza, siruza : 30 gün, 30 melek onuruna Avesta'dan okunan dua. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sitokinez: Hücre bölünmesi sırasında, hücre çekirdeğinin bölünmesinden sonra gelen ve sitoplazmanın ikiye ayrıldığı evre. (biltek.tubitak.gov.tr)

Sitoplazma: Hücre çekirdeği dışında, hücrenin içindeki bütün malzemelere verilen ad. (biltek.tubitak.gov.tr)

Šivini : Urartuca (?). (S. Alp)

Šiwat : Hititçe “gün” anlamına gelir. (S. Alp)

Sima : Yapının yağmur suyu oluğu. (E. Akurgal)

Skamandros : Troya'daki tanrı-ırmaktır. Sularının kanla kirlendiğini görerek öfkelenir, Akhilleus'u boğmak ister ama Hephaistos buna engel olur. (Estin-Laporte)

Skandarbek : Bir halk oyunu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Skene : Roma tiyatrosunun sahne binası. (E. Akurgal)

Skhola : Bkz. Schola.

Skolastik : Dogmatik nitelikte Ortaçağ felsefesi.

Skythia : Tuna ve Don nehirleri arasındaki bölgeye Yunanlılarca verilen ad.

Smiletz : Otuz beşinci Bulgar Kralı. (1292 - 1298) (G.Ostrogorsky)

Smyrna : İzmir.

Sogdiana : Türkistan.

Sogdlar :  Eski Farsça kitabeler çağından itibaren kaynaklarımızın bilgi verdiği İranî bir kavimdir. İskân yerleri Sir Derya ve Amu Derya arasında, Semerkand ve Buhara bölgesinde, ayrıca Zerefşan Nehri vadisinde idi. Bu sahanın dışında Sogdia’nın kuzeyinde, Fergana’da, Çaç’da, Sir Derya’nın orta akış bölgesinde, bundan başka Talas ve Çu Nehirleri bölgesinde de Sogd yerleşimleri vücuda gelmiştir. Sogd tüccarlar kervanlarla Çin’e kadar ulaşmışlardı. Çin’e giden kervan yolu boyunda da Sogd grupları Orta Asya Türkleri’ne de katılmışlar ve bu boy ittifaklarının yaşamında da önemli bir rol oynamışlardır. (Czegledy)

Sokmak : Karda yapılan patika. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sokur cannur : Bir tarafta güneş görünürken aniden yağan kısa süreli yağmur. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Solağay : Solak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Solidus :  Altın lira.

Soltan : Sultan. Erkek ismi olarak da kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sos taş : Granit. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Soslan : Granit. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Sos uruk : Granit parçası.

Soşyant : Dünya, kurtarıcı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Soterioloji : Hz.İsa'ya iman ederek kurtulma öğretisi. 

Soyurgal : Türkçe-Moğolca’dır. “Ferman. Genelde vergi ve angaryalardan muaf tutan belgeler” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Söge : Hiçbir iyilik söylemeyen kişi. Üvey anne, baba için kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sökmen : İsim olarak da kullanılır. Yiğitlere verilen unvan, Düşman saflarını söken, yaran anlamlarını taşır. (A. Erol)  

Söküv : Sökmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sözçü : Dedikoducu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sözen : İsim olarak da kullanılır. Hatip anlamına gelir. (A. Erol)

Sözlük boluv : Dile düşmek, alay edilmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Spandarmad : Yeryüzü üzerinde hakimiyeti olan üstün ruhlar. Zerdüşt dini takviminde ayın 5.gününün adı. 11.ayın adı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sparta : Bereketli Eurotas vadisinde, adı henüz Lakedaimon olan Sparta toprakla uğraşan bir site, gururla kendi kabına çekilmiş eski bir kaledir. Yalnız gerçek Spartalılar ya da eşitler M.Ö. 12.yüzyıl Dor fatihlerinin mirasçısı olurlar. Devlet onlara yenilmiş halkların soyundan gelen serflerin, heilosların ekip biçtiği bir toprak parçasının gelirini verir. Perioikoslar özgürdür, ancak bütün siyasi haklardan yoksundur, diğer işlerle uğraşırlar. Eşitler asker olmak için dünyaya getirilip büyütülür. Sekiz yaşından yirmi yaşına kadar spora dayalı bir eğitim görür ve çok sıkı kamusal bir disipline uyar.  Onlara acıya dayanmak, aldatma, çalma, adam öldürme, gibi hangi yoldan olursa olsun hayatta kalma öğretilir. Otuz yaşına kadar yatılı yaşarlar, karılarıyla buluşmak hakları bile yoktur, ancak gizli gizli buluşabilirler. Ne ki, onlar da devlet için çocuk yapmaktan sorumludur. Kamu işleri 28 üyeden oluşan Yaşlılar meclisi'ne bırakılmıştır. Bu, bir oligarşi ya da küçük bir azınlık yönetimidir. İki de kıral vardır ki bunların hemen hemen biricik görevi orduya komuta etmektir. Sparta'nın pek kolonisi yoktur, fakat M.Ö. 8.yüzyılda komşu Messenia'yı fethederek halkını köle haline getirir. Ticaret teşvik edilmez, ziyaretçiler iyi kabul görmez, bazen de kapı dışarı edilir. M.Ö. 7.yüzyılda Sparta edebiyat ve sanat alanında büyük bir gelişme gösterir. Sonraki yüzyılda site, yarı mitolojik bir kişilik olan Lykurgos ile yeni bir düzene girer. Artık Sparta sanattan vaz geçer ve kendini yalnız askeri gücüne damak için başkaca her şeyi bırakır. (Estin-Laporte)

Spenta : Kutsal, hayırlı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Spenta Armaiti : Bkz. Spandarmad. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Spenta Mainyu : Kutsal ruh. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Spentomad : Üçüncü Gatha'nın adı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Spiritüalizm terimi Latince “ruh” anlamına gelen “spiritus” sözcüğünün sıfatı “spiritualis” sözcüğünden türetilmiş olup ruhçuluk anlamında kullanılmaktadır. Günümüzde dinsel, mistik ve felsefi alanlarda pek çok akım, ekol ve gruplar kendilerine spiritüalist adını vermekteyse de aralarında ilke, görüş ve kavram bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Aralarındaki temel ortak nokta, ruh denilen manevi bir unsurun varlığını kabul etmeleridir. Fakat bunlardan bir kısmı, ruhun orijinal ve kendine özgü olduğunu kabul etmez, bir kısmı ruhun sürekli gelişim içinde olduğuna karşıdır, bir kısmı ise ruhun sürekli olarak tekrar bedenlendiğini kabul eder. Bu yüzden kimi ansiklopedilerde spiritüalizm denen ruhçuluk iki kısımda ele alınır:

1- Felsefi spiritüalizm. Antikçağdan beri pek çok filozof ruh denilen bir cevherin varlığını savunmakla birlikte, bunlardan bazıları ruhların kendilerine özgü orijinal cevherler olduklarını kabul etmemişlerdir.

2- Deneysel spiritüalizm. Platon ve Pisagor gibi filozofların döneminden 19.yy.’a dek sistemsiz bir şekilde dalgalanan, reenkarnasyonu kabul eden ruhçuluğun, Fransa’da Allan Kardec tarafından kurulan ilk sistemli biçimidir. Fransa gibi kimi Avrupa ülkelerinde Spiritizm adıyla da bilinir. Latin Amerika ülkelerinde ise kurucusuna ithafen, Kardesizm adını almıştır. Konu hakkında yeterince bilgili olmayanlar spiritüalist sözcüğünün kullanıldığı her akım, ekol ve grubun reenkarnasyonu kabul ettiğini sanmaktadırlar. Oysa bu, ruhun varlığını kabul edenlerce kullanılan çok genel bir terimdir. Örneğin A.B.D.’de adında spiritüalist sözcüğü bulunan, sayıları yüzü aşkın Hıristiyan kurum, kuruluş, örgüt ve tarikat bulunmakta olup, reenkarnasyon ilkesini kabul etmezler. Kimileri ise ruhçuluğu maddeciliğin karşıtı olarak ele alır. Bu, felsefi alanda bazı spiritüalist akımlar için geçerli olmakla birlikte, tüm spiritüalist görüşler için geçerli değildir. Örneğin neo-spiritüalizm, ruh ve maddenin ayrılığını değil, birliğini savunur ve materyalist görüşten tümüyle kopuk ruhçuluğu eleştirir. (wikipedia.org)

Spozgar : Fırtına cini. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sroş : Kulak vermek. Bir meleğin adı. Zerdüşt dini takviminde ayın 17. gününün adı. Ölümden sonra ruhu üç gün koruyan melek. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Stadion : 1. Bir uzunluk ölçüsüdür, yaklaşık 180 metredir. Fakat değişkenlik gösterir.  2. Bu mesafede yapılan koşu. 3. Koşu ve diğer atletizm yarışmalarının yapıldığı basamaklı oturma yerlerine sahip ince uzun yapı. (G. Bean)

Stauat : Malın, hayvanın, çobanların barındığı yer. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Stavrakios : Kırkıncı Bizans İmparatoru. (811) (G.Ostrogorsky)

Stel : Üzerinde yazıt, bezeme ya da her ikisi birden bulunan, dik olarak zemine yerleştirilen dar taş levha. (G. Bean)

Stentor: İlyada'ya göre, elli adama bedel nara atar. (Estin-Laporte)

Stephan Dragutin : On dokuzuncu Sırp Kralı. (1276 - 1282) (G.Ostrogorsky)

Stephan Duşan : Yirmi ikinci Sırp Kralı. (1331 - 1335) 1345’den itibaren çar. (G.Ostrogorsky)

Stephan Lazareviç : Yirmi altıncı Sırp Kralı. (1389 - 1427) (G.Ostrogorsky) 1402’den itibaren despotes. (G.Ostrogorsky)

Stephan Nemanya : On dördüncü Sırp Kralı. (yakl.1166 - 1196) (G.Ostrogorsky)

Stephan Radoslav : On altıncı Sırp Kralı. (yakl.1228 - 1234) (G.Ostrogorsky)

Stephan Vladislav : On yedinci Sırp Kralı. (yakl.1234 - 1243) (G.Ostrogorsky)

Stephan Uroş 1 : On sekizinci Sırp Kralı. (1243 - 1276) (G.Ostrogorsky)

Stephan Uroş 2. Milutin : Yirminci Sırp Kralı. (1282 - 1321) (G.Ostrogorsky)

Stephan Uroş 3. Deçansk : Yirmi birinci Sırp Kralı. (1321 - 1331) (G.Ostrogorsky)

Stephan Voislav : Dokuzuncu Sırp Kralı. (yakl.1040 - yakl.1052) (G.Ostrogorsky)

Steroid: Kolesterolle ilgili bir molekül. Östrojen ve testosteron gibi birçok önemli hormon steroiddir. (biltek.tubitak.gov.tr)

Stoa : Önünde sütunların yer aldığı üstü örtülü salon. (E. Akurgal)

Stoa : Bir sokak, agora ya da başka bir yapının yanında yer alan üstü kapalı, sütunlu galeri. (G. Bean)

Strabon : Yunan ve tüm eski çağın en büyük coğrafyacılarından biri. (M.Ö.63 - M.S.19). Büyük kısmı günümüze ulaşmış olan eseri, Doğu İran’la bağlantılı olarak da çok önemli bilgiler içerir. (Czegledy)

Strategos : General, tüm ordu komutanlarına verilen ünvan.

Stratonikeia : Suriye Kralı Seleukos I, genç karısı Stratonike ile oğlu Antiokhos arasındaki gizli ilişkiyi öğrenince, M.Ö. 294'de karısını oğluna bıraktı. Antiokhos, hem üvey annesi hem karısı olan bu kadının onuruna Stratonikeia'yı kurdu. Şehrin kuruluş tarihi, kesin olarak bilinmemekle birlikte Batı Anadolu'nun kontrolünün Seleukoslar'ın eline geçtiği tarih olan M.Ö. 281 yılında olmalıdır. Strabon bu yeni şehrin, Rodos'a bir hediye gibi verilmesinden çok daha önce kıymetli yapılarla donatıldığını söyler. Ancak bunun da tarihi kesin değildir. Uzun zaman sonra M.Ö.166'da Rodoslu bir elçi Roma Senatosu'nda konuşarak şehrin kendilerine verilmesini ister. Bu talepleri Antiokhos ve Seleukos'un cömertliği sayesinde olumlu karşılanır. Aslında antik yazarlar bu kralların adını vermez. Fakat bunların M.Ö.279 yılından 268 yılına kadar birlikte hüküm süren Antiokhos I ve oğlu Seleukos olduğunu ima ederler. (Bean)

Strymon : Struma, Karasu Irmağı.

Stum : Ölünün onuruna yemeklerde okunan dua. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Stupa : Sanskritçe “iz” anlamına gelir. Buda’nın yeminleri ve söylevleri. Genelde özdeyişler biçimindedirler. (J.P.Roux)

Stupa : Budha sanatında tepe biçimli anıt, türbe. (Renou)

Stylobat : Tapınakta sütunların durduğu platform. (E. Akurgal)

Stylobat : Antik mimaride sütunları taşıyan ve üzerine yapının oturduğu taş temel. (G. Bean)

Su : Çince’de sütten yapılan Çinliler’e has bir içecektir. Günümüzde bu sözcük bir sıfat konumundadır ve yumuşak, hoş anlamında kullanılmaktadır. (W. Eberhard)

Su başı kesgen : 1. Mec. Suyun başını tutan. 2. Zalim. 3. Hak yiyen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Su-halkı : Elamlılar’la birlikte Üçüncü Ur Hanedanlığı’nı sona erdiren, tanımlanamamış bir halk. (Kramer)

Subarlar : Şubur ülkesinde yaşayan halk. (Kramer)

Subay : Zarif. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sudre : Kutsal gömlek. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Sudre-kutsi : Kutsal gömlek ve kemer. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Suğarırğa-Su suğarırğa : Bahçeleri sulamaya yarayan küçük su yolu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sufi : Tasavvuf felsefesine bağlı kişi, sofi.

Šuhuri : Hurrice “hayat” anlamına gelir. (S. Alp)

Sukur : (Sugor) İsim olarak da kullanılır. Kuman başbuğlarından birinin adıdır. Doneç boyundaki üç Kuman şehrinden birinin adı da budur. (A. Erol)

Sulça : İsim olarak da kullanılır. 11. yüzyılın ortalarındaki Peçenek başbuğlarından birinin adıdır. (A. Erol)

Suluk : Su kabı, matara. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Sulustar : Sahalar’da “yıldızlar” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Sumugan : Bozkırdan ve hayvanlarından sorumlu tanrı. (Kramer)

Sung Yün : Hui Şeng ve başkalarının maiyetinde M.S 518’de Hindistan’da iki yıl geçirmiş ve 522’de Çin’e geri dönmüştür. Yolculuğunu anlattığı seyahatnamesi birçok Orta Asya ülkesinin tasvirini içerir. (Czegledy)

Sungun : İsim olarak da kullanılır. İstidat, yetenek, eğilme anlamlarına gelir. (A. Erol)

Suni : Hakanlığın doğu ve batı uçlarında, Cungarya’da yaşayan Türk kabilesi. (Gumilev)

Šunna : Hititçe “doldurmak” anlamına gelir. (S. Alp)

Suol : Sahalar’da “yol” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Suoruna : Sahalar’da “değirmen taşı” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Suottu : Yakutistan’da (Sahalar’ın yaşadığı yere Ruslar’ın verdiği isim Yakutia’dır, b.n.) bir yer adı. (Saha Halk Edebiyatı)

Surat : 1. Resim. 2. Çizim. 3. Hayal. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
Suratlav : Olayı yorumlayarak anlatmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Suruk : Sahalar’da “mektup” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Suskuçak : Kepçecik (Oyratlar’da isim olarak kullanılır.) (A. Erol)

Süleyman: (Arapça). 1. Kur’anda adı geçen peygamberlerden biri, 2. Huzur, sükûn. (tdk.gov.tr)

Sürdöön : Büyük hareket ve akınları anlatmak için kullanılan bir deyim. Sür fiil kökünden türetilmiştir... (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Svanetya : Gürcistan’da bir bölge.

Syamak : Antik İran'da bir kahraman. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Syaw : Dron törenlerinde kutsanmış olan beyaz elbise takımı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Syawakhş : Antik İran'da bir kahraman, Key Kavus'un oğlu. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Symeon : Yirmi birinci Bulgar Kralı. (893 - 927) (G.Ostrogorsky)

 

Ş

Şabra :  Üst düzey tapınak görevlisi. (Kramer)

Şad : İsim olarak da kullanılır. Bir unvandır. Tiginler (şehzadeler) ordu başında bir bölgenin idaresine memur edilince bu unvanı alırdı. (A. Erol)

Şad: Göktürkler'de kağan ailesinde olanlara verilen unvan. Hakan yardımcısıdır. (Türklerin Dili, Fuat Bozkurt)

Şagan : Bir tür kap. (Kramer)

Şah : Farsça’dır. “Hükümdar ya da kral” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Şahenşahi : Zerdüşt dininde değişik dini takvimleri araştıran üç değişik akımdan biri. (Diğerleri Fasli ve Qadimi.)  (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Şakkir : Henüz tanımlanamamış bir bitki. (Kramer)

Şam : Tanımlanamamış bir taş. (Kramer)

Şan-yu : Sogdca’dır. Hiong-nu’ların hükümdarlarına verdikleri isimdir. (J.P.Roux)

Şanyü : Hiung-nu hükümdarlarının Çince ünvanları. (Czegledy)

Şapur : İran’ın Sâsâni hükümdarlarının adı, aralarında en meşhurları, 1.Şapur (241-272) ve 2.Şapur (310-379) dur. (Czegledy)

Şara : İnanna’nın oğlu; Umma’nın koruyucu tanrısı. (Kramer)

Şartlak : (Türkiye'deki Türkmenler) şelâleye bu adı verir. Antakya'da Dede Postu denilen ufak bir şelâle vardır. (A. Rıza Yalman)

Şarur : Ninurta’nın kişileştirilen silahı. (Kramer)

Şat-İştar : Ludingirra’nın idealleştirdiği annesi. (Kramer)

Şatammu : Ensi’nin çevresinde bulunan bir görevli. (Kramer)

Şaylan : İsim olarak da kullanılır. Neşeli, nazik anlamlarına gelir. (A. Erol)

Şehit : Arapça’dır. “Kutsal savaşta ölen” kişi anlamına gelir. (J.P.Roux)

Şehname : Bkz. İran Destanı

Şehriwar : Arzu edilen hakimiyet. Metaller üzerinde hakimiyeti olan üstün ruhlar. Zerdüşt dini takviminde ayın 4.gününün adı. Ayrıca altıncı ayın adı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Şekel : Bir mina’nın altmışta biri. Bkz.mina. (Kramer)

Şeş : Tanımlanamamış bir tahıl türü. (Kramer)

Şeşgal : Ağabey; Edubba’da öğretmenin yardımcısı. (Kramer)

Şeni : Moğolca kurt kelimesinin Çince bozulmuş şeklidir. (Gumilev)

Şeriat : Arapça’dır. “Müminlerin dinsel ve toplumsal yaşam kurallarını düzenleyen İslam kuralları”dır. (J.P.Roux)

Şeyh : Arapça’dır. “Yaşlı. Dinsel anlamda üst düzeydeki din adamı” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Şeyhülislam : Müslüman ülkelerde halife adına hükümranlık yapan yüksek yargıç. (J.P.Roux)

Şınık : İsim olarak da kullanılır. Nazlı anlamına gelir. (A. Erol)

Şıray : Karakalpaklar’da şıra lamba anlamına gelir. (A. Erol)

Şodu çok : Şor Türkçesi’nde “sayısız” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Şorten : Tibetçe’dir. Stupa’nın Tibtçe karşılığıdır. (J.P.Roux)

Şuba : Yarı değerli bir taş; İran’daki dağlık bölgeye de bu ad verilmiş olabilir. (Kramer)

Şubur-Hamazi : Sümer’in kuzeyi ve kuzeydoğusundaki ülkeler. (Kramer)

Şugurra : İnanna’nın taktığı türban benzeri bir taç. (Kramer)

Şukalletuda : İnanna’ya tecavüz eden bahçıvan. (Kramer)

Şukur kamışı : Mızrak başı büyüklüğünde küçük kamışlar. (Kramer)

Şulgi : Eski dünyanın büyük hükümdarlarından biri; edebiyatçı ve müzisyenlerin koruyucusu. (Kramer)

Şulutul : Lagaş hükümdarlarının kişisel tanrısı. (Kramer)

Şumun : Bkz mumun.

Şuniş, Neşet ve Huluşlar : Kim oldukları konusundaki bilgiler günümüze kadar yitip, gelmeyen kabileler. (Gumilev)

Şunumun : Kabaca Nisan-Mayıs’ı karşılayan bir ay adı. (Kramer)

Şuruppak : Sümer’in orta güneyinde bir kent; Sümerli Nuh’un vatanı. (Kramer)

Şuşima : Bir kamış cinsi. (Kramer)

Şuşua : Oğlunu arayan ağlayan ananın taşıdığı bir cins kamış. (Kramer)

Şu-Sin : Şulgi’nin oğlu; bazı aşk şarkılarının baş kahramanı. (Kramer)