Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hızlı erişim için tıklayabilirsiniz.......Men......My......Nin

 

M

Macuilxochitl: Beş Çiçek adındaki Aztek Çiçek Tanrısı. (Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları)

Madar : Çıkış yolu, imkan, çare. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Maderşahi : Anaerkil anlamına gelir. Ananın soyuna dayanan, toplulukta ve evde kadının reislik ettiği toplumsal örgütlenme biçimi.

Madnasa : Plinius ve Byzantionlu Stephanus'un anlattıklarından başka tarihçi Hekataios, Madnasa'nın Delos Birliği'ne iki talent vergi ödediğini ve daha sonra bu miktarın bir talente düşürüldüğünü söyler. Bu miktar şehrin, Leleg şehirleri içinde önemli bir yeri olduğunu göstermektedir. Şehrin yerinin bulunan çok miktarda kalıntı sayesinde, Türkbükü Koyu ve Aşağı Göl'ün yukarısındaki tepenin üzerinde olduğu kespit edilmiştir. Buradaki dış alan, uzunluğu 274,3 metrenin üzerinde ve kalınlığı 1,52 metre olan kuru duvarla çevrilmiştir. (Bean, Menderes'in Ötesi)

Maes Titianos : Makedon tüccar. Adamları, milat sıralarında Orta Asya üzerinden batıdan Çin’e uzanan kervan yolu civarında bulunan memleketleri keşfetmişlerdir. Marinos büyük coğrafya eserinde onların tasvirlerinden istifade etmiştir. Ptolemaios, haritası için gerekli olan Orta Asya ülkelerine ilişkin verileri oradan almıştır. (Czegledy)

Magan : Yeri henüz belirlenemeyen bir ülke; Mısır olabilir. (Kramer)

Magilum : Anlamı bilinmeyen bir sözcük. (Kramer)

Magistros : Bizans’ta bir unvan; Bu unvanı taşıyanlara yılda 24 libre altın ile iki tören giysisi verilirdi.

Magnat : Latince “magnatus”tan (seçkin kişi). Sözlük anlamıyla Macaristan ve Polonya’da baronlar, sarayda görevli kontesler, danışmanlar vb. gibi başlıca saray görevlileri. Sonraları, toprak sahibi tüm soyluları kapsayan ünvan. Bizans Sarayı çevresinde toplanan bir tür toprak ağalığı sistemini belirtmek amacıyla da kullanılır.

Magur : Bir kayık türü. (Kramer)

Magus : Zerdüştiler'de din adamı, Mobed. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mah : Ay, Aydede, Zerdüşt dini takviminde ayın 12.günü, Ay üzerinde hakimiyeti olan meleğin adı. (Ateşe Tapmayanlar)

Mah : Rahip, görevleri bilinmiyor. (Kramer)

Mahayana : Sanskritçe’dir. “Büyük taşıt” anlamına gelir. M.S. ilk yıllarda şekillenen Budist öğreti. (J.P.Roux)

Mahdavuk : Pohpohçu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mahraspand : Kutsal söz. Kutsal sözle şekillenmiş olan meleğin adı. Zerdüşt dini takviminde ayın 29.günü. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mahvşi : Svan Temleri’nin başında bir ‘Mahvşi’ (amir) bulunurdu. Tem meclislerinin başı bu Mahvşilerdi. Mahvşiler halk oyuyla süresiz seçilirdi. İyi yöneticiliği kanıtlayan Mahvşiler yaşam boyu makamlarından indirilmezdi. Aksi halde Mahvşiler halkın oyuyla görevden azledilebilirdi. Mahvşi seçilebilmek için olgun yaşta, deneyimli, bilgili, yürekli, iyi ahlaklı ve toplumunu seven, fedakar kişi olmak gerekti. Mahvşi seçimlerinde 20 yaşından büyük her Svan erkek ve kadını oy hakkına sahipti. Toplantı ve seçim gibi toplumsal etkinlikler için özel bir meydan hazırlanırdı. Toplantının yapılacağı bir görevli tarafından uzunca bir boru ile yüksekçe bir yerden halka duyurulurdu. Mahvşiler halka danışmadan kendi başlarına hiçbir karar vermezlerdi. Buna karşın halkın üzerinde çok büyük otoritesi bulunurdu. Mahvşi görüşülecek konuyu önce çevresindeki deneyimli, erdemli, güvenilir üyelerine danışırdı. Üyeler Mahvşinin önerilerini kabul ya da reddetmekte tamamen özgürdü. Alınacak karar en doğru ve halkın yararı yönünde ekseriyetle alınırdı. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili).

Maiandros: Küçük Asya'nındolambaçlı bir nehrinin tanrısıdır. Menderes onun adından gelir. (Estin-Laporte)

Maidyarem : Kış ortası festivali. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Maidyoshahem : Yaz ortası festivali. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Maidyozarem : Bahar ortası festivali. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Maina : Magna; Mora Yarımadası’nda bir bölge.

Mainadlar (Cinli kadınlar): Dionysos alayının tanrısal Bakkhalarıdır. (Estin-Laporte)  

Makhaon: Asklepios'un oğlu; Troya'da Yunanlar'ın askeri doktorudur. (Estin-Laporte)

Makrokozmos : Büyük evren; mikrokozmosun karşıtı, evren.

Mal : Hayvan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Malaz : (Türkmenler) içinde ürün (mahsül) olmayan ve ancak mer'a olarak kullanılan yerlere bu adı verir.

Malinalli: Ot. (Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları)

Malitanaš : Palaca “ballı” anlamına gelir. (S. Alp)

Malli(t) : Luwice “bal” anlamına gelir. (S. Alp)

Malmistra : Adana, Misis / Yakapınar.

Malomir : On yedinci Bulgar Kralı. (831 - 836) (G.Ostrogorsky)

Mān : Palaca “eğer” anlamına gelir. (S. Alp)

Mān : Luwice “eğer” anlamına gelir. (S. Alp)

Mān : Hititçe “eğer” anlamına gelir. (S. Alp)

Manas : İsim olarak da kullanılır. Kırgızlar’ın 180.378 beyitlik destanları bu adı taşır. Doğu Türkistan’da bir nehir ve şehir adıdır. (A. Erol)

Mani : Güney ormanlarında yaşayan kabilelerin genel ismi. (Gumilev)

Mani : Manişeizm Dini'nin kurucusu (M.S.216-275). (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mania (Çılgınlık) : Erinyalılar'ın yaptığı gibi insanları cezalandırır. (Estin-Laporte) 

Mankuş : Aptal, saf. (ciddi hakarette kullanılmaz, şakayla karışık söylenir.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Manuel 1. Komnenos : Yetmişinci Bizans İmparatoru. )1143 - 1180) (G.Ostrogorsky)

Manuel 2. Palaiologos : Seksen sekizinci Bizans İmparatoru. (1391 - 1425) (G.Ostrogorsky)

Mantra : Kendine özgü şiirsel ve ruhani özelliklerle Avesta'dan özel bölümler. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mao : Çince’de mao (kedi) ve 80 yaşında kelimeleri fonetik açıdan birbirine yakındır, bunun için de kedi ve kelebek resmi, bu resmi hediye alana 70 veya 80 yaşına kadar yaşaması dileğini ifade eder. (W. Eberhard)

Maral : Ho'ai-m. Beyaz dişi geyik, Cengiz Han'ın ana ceddi. (Moğollar'ın Gizli Tarihi)

Maratab : Bir din adamına daha büyük ayinler yetkisini veren tören. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Marduk : Babil panteonunun baştanrısı. (Kramer)

Margarzan : Faninin günahı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Marhaşi : İran’ın batısında bir kent-devleti. (Kramer)

Mar Mu’ain :Sâsâni Hükümdarı II.Şapur (310-379) zamanında Kuzey Mezopotamya’daki Süryani toprakları olan Singara ve Dura Europos civarında faaliyet göstermiş İranlı kumandan, daha sonra Horistiyan piskoposu. (Czegledy)

Marinos (Tyroslu Marinos) : Yunanlı coğrafya bilgini. Matematiksel temellere dayanan coğrafya eseri, Ptolemaios’un Coğrafyası’nın en önemli kaynaklarından biri olmuştur. Marinos, maalesef orjinal haliyle günümüze ulaşamayan bu eserini M.S.110 civarında yazmıştır. (Czegledy)

Markianopolis : Bulgaristan, Preslav ya da Brahilov.

Markianos : Dokuzuncu Bizans İmparatoru. (450 - 457) (G.Ostrogorsky)

Massagetler : Achaimenida çağında Avrasya stepinin orta bölümünde, Kazak bozkırında yaşayan büyük, İranî göçebe boyudur. Yunan-Latin ve Ermeni tarihçileri Massagetler’in adını daha sonra genelleştirerek kendi çağlarının göçebe kavimleri için de kullanmışlardır. (Czegledy)

Maşgur : Henüz tanımlanamayan bir ağaç cinsi. (Kramer)

Maşgula : Nidaba’nın çobanlarından biri. (Kramer)

Maske : Küçük boylu köpek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Maşmaş : Bir cin çıkarıcı. (Kramer)

Mastık : Kafkas Türkleri'nin Adıg (Çerkes, Kabartay) kabilesine verdiği isim. Kuzey Kafkasya topraklarında 15.yüzyılda yaşayan bu hlak, başta Türk hayvanlarını çalarak geçinmişlerdi. Bu yüzden "mastık" ismi verilmişti. Hun-Karaçaylılar, büyük ve pahalı mal çalan gruplara mastıkla derler.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Maşye - Maşyane : İlk insan çifti, Gayomard'ın tohumundan gelen. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mataarçak : Sahalar’da “bir milli kap” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Mater Matuta (Sabahın Anası): Latin Aurorası'dır. (Estin-Laporte)

Matilda Coxe Stevenson: (1849-1915) Kuzey Amerika'da antropolojiyi kuranlar arasında, yaptıkları çalışmalarla 19.yüzyılda kadın haklarını savunanları da etkilemiş kadınlar da vardır. Matilda Coxe Stevenson bu öncü antropologlardan biridir. Alan çalışmasını Zuniler arasında yapan Stevenson , i885'te bilim kadınları için kurulmuş ilk meslek derneği olan Kadın Antropoloji Derneği'ni kurdu. Üç yıl sonra Amerikan Etnoloji Bürosu'nda çalışmaya başlayan Stevenson , ABD'de bilim alanında  tam zamanlı kadroda çalışan ilk kadın olmuştur. (Kültürel Antropoloji, William A.Haviland, Harald E.L.Prins, Dana Walbrath, Bunny McBride, Kaknüs Yayınları)

Mausoleion : Anıt mezar. Karia Satrabı Maussollos için Halikarnassos’ta yaptırılan mezar anıtını ifade ederek sözcük, daha sonra genelleştirilmiştir. (G. Bean)

Mavrikios : Yirminci Bizans İmparatoru. (582 - 602) (G.Ostrogorsky)

May : 1. Yağ, 2. Bal ve fıstığın karıştırılmasıyla yapılan yemek.
           [May etüv : Yağlamak, varlıklı etmek.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mayanaza : Palaca “yetişkin” anlamına gelir.

Mayanza : Hititçe “yetişkin” anlamına gelir. (S. Alp)

Maymöz : Muşamba. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Maymürg : Semerkand bölgesinde Zarefşan’ın güneyinde bir prenslik. (Gumilev)

Mayoz: Eşey organlarında, eşey hücrelerin oluşması sırasında, diploid hücrenin ya da beden hücresinin kromozom sayısının yarıya indiği ve dört haploit hücrenin oluştuğu hücre bölünmesi tipi. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Mazatl: Karaca. (Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları)

Mazda : Bkz. Ahura Mazda. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mazdayasni : Zerdüşt dini, Mazda'ya inanmak. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mazdeizm : Eski İran'da iyilikçi tanrı Ahura Mazda çevresinde düzenlenen bir din.

Ma-Zu : Çin tanrıçalarından biri. Özellikle Güney Çin sahillerinde tapılan bir tanrıçadır. (W. Eberhard)

Me : Evrenin tasarlandığı gibi işlemesini sağlayan kutsal kurallar ve düzenlemeler. (Kramer)

Medeni, medeniyye : (Arapça, sıfat, Medine'den) 1. Medineye, şehre mensup,şehirli şehir halkından olan. 2. Bir memleketle ilgili olan, 3. Arabistan'daki Medine şehrine ait olan, 4. (mecazen) terbiyeli, görgülü, kibar, nazik. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)

Medeniy-yüt-tab : (Arapça, isim. Yaradılışı itibariyle beraberce toplulukla yaşamaya mecbur olan kimse. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)

Medeniyyet : Arapça, isim. Medenilik, şehirlilik, uygarlık. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)
"Arapça'daki medeniyet kavramının 'ma=su' kelimesinin kökeninden geldiğini, Kürtçe ve Farsça'daki ilk anlamlı sözcüğün ab=su olduğunu hatırlayalım. Yine Arapça'daki şeriat kavramının da 'suya giden yol' anlamında olduğunu belirtelim." (Abdullah Kıran, "Petrolde Yanmak, Suda Boğulmak"başlıklı yazısından, Radikal 2, 9.Eylül. 2007 Pazar.)

Meditasyon : Evren ve insan hakkında derin düşünceye dalma.

Medrese : Arapça’dır. İslam teoloji okulu anlamına gelir. Daha sonra genelde hepsinin kendine özgü sözcükleri olsa da tüm eğitim ve araştırma yerleri için kullanılır olmuştur. Türkçe’de ve Farsça’da, medrese, Kuzey Afrika’da medersa. (J.P.Roux)

Mefâil : Arapça, isim. Yapılmış, işlenmiş işler, aruz vezni cüzü'lerinden. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)

Meftūn : Arapça, sıfat. 1. Fitneye düşmüş, sihirlenmiş 2. Gönül vermiş, tutkun, vurgun 3. Hayran olmuş, şaşmış. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)

Megara: Thebai Kıralı Kreon'un kızı, Herakles'in karısı. Hera Herakles'i çıldırtır ve onun çocuklarını öldürmesine yol açar. (Estin-Laporte)

Megaron : Ön yüzünde girişi oluşturan bir ön oda ile arkasında ortada bir ocak bulunan bir salondan ve bazen de bir arka odadan oluşan dar ve uzun ev. (E. Akurgal)

Mekan : Ev. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mekoikoslar: Atina'da oturan yabancılar yani metoikoslar orada çalışmak ve ticaretle uğraşmak hakkına sahiptir. Ancak, ek vergiler öderler ve siyasi yaşamın dışındadırlar. (Estin-Laporte)

Melam : Dehşet saçan tanrısal ışın. (Kramer)

Meleagros: Artemis'i gücendirmiş olan Kalydon Etolialıları'nın kıralı Oineus'un oğlu. Artemis ülkesinin başına belalı bir yaban domuzu gönderir. Meleagros domuzu öldürür. Ancak, Artemis Etolialılar ile Kuretler arasında savaş çıkarır ve bu savaşta Meleagros dayılarını öldürür; annesi de onu lanetler. (Estin-Laporte)

Meliha: (Ar.) Güzel, şirin, sevimli. (tdk.gov.tr)

Melik : Arapça “kral” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Melit : Hititçe “bal” anlamına gelir.

Melitene : Eski Malatya / Battalgazi.

Meluhha :  Yeri henüz belirlenemeyen bir ülke; Habeşistan olabilir. (Kramer)

Memluk : Arapça “beyaz köle” anlamına gelir. Arap birliklerinde köle paralı askerler. (J.P.Roux)

Memphis : Kahire’nin güneyinde antik Mısır sitesi.

Memristor: 1971’de Kaliforniya Üniversitesi’nden Leon Chua (mühendis) direnç, kapasitör ve indüktörden oluşan elektroniğin üç temel elemanının mermistor adında bir kayıp üyesi olduğunu ileri sürdü. Chua İngilizce memory ve resistor sözcüklerini kısaltarak bu ismi bulmuştu. Bu sav ancak 37 yıl sonra doğrulanabildi. (Bilim Teknik Dergisi, Temmuz 2008)

Menandros : 6.yüzyıl... Bizanslı tarih yazarıdır. Eseri günümüze ancak fragmanlar halinde kalmıştır. Bu fragmanlarda Bizanslılar’ın ve step kavimlerinin, örneğin Avarlar’ın ve Göktürkler’in ilişkilerine ayrıca Bizanslılar’ın ve barbar kavimlerinin birbirlerine gönderdikleri elçilik heyetlerine dair pek çok bilgi sunar. Elçilerin müzakare tutanaklarından yaptığı alıntılar bilhassa değerlidir. (Czegledy)

Mengli : İsim olarak kullanılır. Benli anlamına gelir. (A. Erol)

Mengü : İsim olarak kullanılır. 1. Ebedî, daimi, sonsuz, ebedilik, sonsuzluk. Bengi, Bengü, Bangu aynı sözcüğün değişik okunuşlarıdır. 2. Balıkesir çevresinde oynunan muhteşem güzellikte bir oyun. İnanca göre düşman kumandanının kellesinin çevresinde oynanır. (A. Erol)

Menog : Ruhani dünya, ruhani varlık. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mentor: Odysseus'un sadık bir dostudur. (Estin-Laporte)

Mergen : İsim olarak kullanılır. Nişancı anlamına gelir. İlteriş Kağan’ın büyük oğlu olan Bilge Kağan’ın adıdır. Şiban Han’ın 12  oğlundan biri de bu adı taşır. (A. Erol)

Mersiye : Arapça isim. Ağıt, birinin ölümü üzerine duyulan üzüntüyü anlatmak için yazılan manzume. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)

Mes : Henüz tanımlanamayan bir ağaç cinsi. (Kramer)

Mesembria : Misivri.

Mesi : Mest. Üzerine ayakkabı giyilen hafif ve kısa konçlu ayakkabı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mesilim : Lagaş ile Umma arasındaki bir anlaşmazlıkta hakem rolü oynamış bir Kiş hükümdarı. (Kramer)

Meskūn : Arapça isim. İçinde insan oturan yer, insan bulunan, şenelmiş yer.

Meslamtaea : Nergal’in bir diğer adı. Bkz Nergal. (Kramer)

Messina : Yunanistan’da, Peloponesos’nun güneybatısında bölge.

Meteor : Tesselya'da (Yunanistan) kayalık bir tepenin doruğuna kurulmuş birçok manastırdan oluşan bina topluluğu. 12. yüzyılda kurulmaya başlanan bu manastırlar, sayılarının yirmi dörde ulaştığı 14.yüzyılda iyice örgütlendiler. Bugün, yalnızca dört tanesi hâlâ iş görmektedir; oraya merdiven yardımıyla ulaşılmaktadır. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Metop : Dor düzeninde baştaban üzerinde yer alan kabartmalı, kabartmasız kare ya da dikdörtgen taş levhalar. (E. Akurgal)

Metin: (Ar.) Sağlam, dayanıklı, güçlü. (tdk.gov.tr)

Mezozoik Zaman : (251,4 myö-65.5 myö). Dinozorlar çağı. Bu zamanda sürüngenlerin Permiyende başlayan karasal ekosistemlerdeki baskınlığı, diğer ekosistemlere de yayılır ve artarak devam eder. Permiyen’de oluşan dev kıta Pangea, Mezozoiğin ilk döneminin sonuna kadar varlığını sürdürür; fakat, daha sonra parçalanmaya başlar. Zamanın son dönemi olan Kretasede Lavrasya ve Gondvana yeniden birbirinden ayrılır. Kıtalar daha da küçük parçalara bölünerek hemen hemen günümüzdeki biçimlerini almaya başlar. Ayrılan kıtalar üzerinde farklı biyocoğrafik bölgeler oluşur. Mezozoik boyunca dünya sıcak bir dönem yaşar. Kutuplar da buzullaşma olmaz. Permiyende başlayan kurak ve aşırı karasal iklim, Trias boyunca devam eder. Jurada iklim yeniden nemli hale gelir, kıtalar yeniden bitkilerle kaplanır. Bu nemli ve mevsimselliğin çok belirgin olmadığı yumuşak iklimsel eğilim, Kretase boyunca da devam eder. Permiyen yok oluşunda neredeyse yok olma tehlikesi atlatan deniz yaşamı, sağ kalmayı başaranların uyumsal açılımıyla çeşitlenir, pek çok yeni grup ortaya çıkar. Modern deniz omurgasız yaşamı Mezozoikte kurulur. Modern mercanlar, kabuklular, fitoplanktonlar, planktonik Foraminiferler, Radiolaryalar, Belemnitler ve Ceratites ammonitler ortaya çıkar ve yaygınlaşır. Paleozoik denizlerinin en baskın grubu olan dallı bacaklılar azalırken midyeler yaygınlaşır. Mezozoiğin kemikli ve kıkırdaklı balıkları da günümüzden çok farklı değildir. Ancak Mezozoik denizlerinde besin zincirinin en üstünde bulunan yırtıcı grupları günümüzdekilerden oldukça farklıdır. Günümüzde balina, yunus gibi memelilerin işgal ettiği bu nişleri, Mezozoikte dev deniz sürüngenleri kullanılıyordu. Triasın sonunda kıtaların parçalanmasıyla birlikte, sığ denizler geri döner ve deniz yaşamı yeniden çeşitlenir. Mezozoiğin en tanınmış grubu olmalarına rağmen, dinozorlar Juraya kadar çok yaygınlaşamaz. Permiyen yok oluşundan kurtulan sürüngenler ve memeli benzeri sürüngenler, Trias karasal ekosisteminin baskın grublarıydı. Bu ilkel sürüngen gruplarından kaplumbağalar yeni sürüngen ortaya çıkar. İlk gerçek memeliler de Triasın sonunda ortaya çıkar. Triasın sonunda gerçekleşen yok oluşla, memeli benzeri sürüngenler de dahil, ilkel sürüngenlerin ve labyrinthodont iki yaşamlılar çoğu yok olur; dinozor ve yeni sürüngen gruplarının yolu açılır. Dinozorlar Jurada karasal ekosistemin baskın omurgalı grubu olur, timsahlar, kaplumbağalar, kertenkeleler ve kurbağalar da öncekilerden boşalan nişlere yerleşir. Karalarda dinozorların hakimiyeti sürerken, bazı sürüngen grupları da sucul yaşama uyum sağlar, bir kısmı ise uçma yeteneğini kazanarak krallıklarını gökyüzünde kurar. Mezozoikte bitkiler de büyük bir değişim geçirir. Permiyenin kurak iklimine uyum sağlamayı başaran açık tohumlular, Mezozoiğin baskın bitki grubudur. Erken Mezozoikte eğreltiler, sikatlar, ginkolar, bennettitaleanler baskındır. Modern açık tohumlular, örneğin kozalaklılar ilk kez günümüzdeki biçimleriyle erken Triasta ortaya çıkar. Juranın baskın bitki grubu, ilkel palmiye benzeri, açık tohumlu bitkiler olan sikatlardı. Mezozoiğin sonlarına doğru sikatlar azalmaya başlar. Kapalı tohumluların ne zaman ortaya çıktığı henüz kesin değilse de Kretasenin ortasında kesin biçimde fosil kayıtlarına giren grup, açık tohumluların zararına çeşitlenip, yaygınlaşır. Sürüngenlerin hakimiyeti altındaki Mezozoik dünyasında memeliler önemsiz bir grup olarak varlıklarını sürdürür. Oldukça küçük boyutlarda olan memeliler büyük olasılıkla sürüngenlerle rekabetten kaçınmak üzere gececil bir yaşama biçimini benimsemişti. Dinozorlardan köken alan kuşlar da ilk kez Jurada ortaya çıkar. Jurada yaygınlaşan dinozorlar, Kretasenin sonunda çeşitlilikçe ve yaygınlıkça zirveye ulaşmışlarken, pek çok canlı grubuyla birlikte ortadan kalkarlar. Bugün yaygın şekilde kabul edilen görüş, yeryüzüne çarpan bir gökcisminin yeryüzünün son kitlesel yok oluşuna neden olduğudur. Kretase/Tersiyer yok oluşu olarak bilinen bu olayla sürüngenlerin yüz milyonlarca yıl süren hakimiyeti sona erer ve Tersiyerde memelilerin yaygınlaşmasını sağlayacak koşullar sağlanır. (biltek.tubitak.gov.tr)

Mığır : Mırıldayıp duran, hiçbir şeyden hoşlanmayan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mırcık : İsim olarak kullanılır. Burçak anlamına gelir. (A. Erol)

Mırdı, batıvul, kömüvül : Bataklık. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mışav : Eksiği açıkça görülmeyen, fakat zihinsel yetersizliği zaman zaman gözlenen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mi : Palaca “benim” anlamına gelir. (S. Alp)

Mi : Hititçe “benim” anlamına gelir. (S. Alp)

Midas: Frigya Kıralı. Dionyssos'tan, dokunduğu her şeyi altına dönüştürmesini diler, dileği kabul edilir, ama altın yiyemeyeceği için açlıktan ölecek hale düşer. Onu kurtarmak için tanrı, Paktolos'ta yıkanmasını söyler. Bu yüzden bu ırmağın suları altın içerir. Ayrıca, Midas, Apollon'a karşı Marsyas'tan yana olur; Apollon da onun kulaklarını eşek kulağı gibi uzatır. (Estin-Laporte)

Mihr : Her türlü anlaşmanın üzerinde hakimiyeti olan meleğin adı. Zerdüşt dini takviminde ayın 16.günü ve 7.ayın adı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mihragan : Ayın 16.günü kutlanan ve Mihr meleğinin onuruna düzenlenen festival. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mihrap : Arapça’dır. “Bir camide Mekke’nin yönünü belirten ve karşısında namaza durulan boş niş ya da yüksek yuva” anlamına gelir. Taşınabilir mihraplar vardır. (J.P.Roux)

Mikhail 1. Rangabe : Kırk birinci Bizans İmparatoru. (811 - 813) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 2 : Kırk üçüncü Bizans İmparatoru. (820 - 829) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 3 : Kırk beşinci Bizans İmparatoru. (842 - 867) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 4 : Elli yedinci Bizans İmparatoru. (1034 - 1041) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 5 : Elli sekizinci Bizans İmparatoru (1041 - 1042) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 6 : Altmış ikinci Bizans İmparatoru. (1056 - 1057) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 7. Dukas : Altmış altıncı Bizans İmparatoru. (1071 - 1078) (G.Ostrogorsky)

Mikhail 7. Palaiologos : Seksen birinci Bizans İmparatoru. (1259 - 1282) (G.Ostrogorsky)

Mikhail Asen : Otuzuncu Bulgar Kralı. (1246 - 1256) (G.Ostrogorsky)

Mikhail Şişman : Otuz dokuzuncu Bulgar Kralı. (1323 - 1330) (G.Ostrogorsky)

Mikhail : Onuncu Sırp Kralı. (yakl.1052 - 1081) 1077’den itibaren kral. Onuncu Sırp Kralı. (G.Ostrogorsky)

Mikku : Ölüler Diyarı’na düşüşüyle Gılgamış’ı dehşet içinde bırakmış, henüz tanımlanamamış bir nesne. (Kramer)

Mikrokozmos : Küçük evren; insan; makrokozmosun karşıtı.

Miletopolis : Milet : Miletos.

Milit : Hititçe “bal” anlamına gelir. (Eski Yunanca’da meli.) (S. Alp)

Min cılav : Hep ağlamak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Min toyum : Bir şeyden çok kişinin yararlanması. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mina : Yaklaşık 500 grama eşik bir ağırlık ölçüsü birimi. (Kramer)

Mindeme : Kenardan birazcık kesilme. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mindevüç : Törpü. Ağaç, taş, deri, pahalı metaller üzerindeki çalışmalar sırasında kullanılır. Küçük parçacıkları kopararak şekil vermeyi kolaylaştırır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Minoçeher : Antik İran'da kutsal bir kıral (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Minos Uygarlığı : 6.bin yıldan itibaren Girit, kökenini pek bilemediğimiz bir halk tarafından işgal edilmiştir. M.Ö. 2000'lere doğru burada gönençli, parlak bir uygarlık gelişir; ince bir lükse sahip, görkemli bir berkitilmeleri gerekmemiş saray yıkıntıları buna tanıktır. Sarayladaki zengin süslemeler pek özgür anlatımlı olup yaşam sevinci ile doludur. M.Ö. 1700'lere doğru Knossos bir güç merkezi olur. Yazıları henüz çözülmemiş olan, doğrusal A yazısı ile yazılmış, çok sayıda belge ele geçirilmiştir. Girit Monarşisi'ne, efsane Kıral Minos'un adından ötürü Minoyen denmiştir. Mutluluk demek olan Minos adı, firavun ya da caesar (sezar) gibi, belki de sadece hanedan unvanıdır. Ama, işte M.Ö.5.yüzyıl Yunan tarihçisi Thukydides'in bu konuda söyledikleri: bir donanmaya sahip ve bugün Yunan olan denizin büyük bölümü üzerinde egemenlik kurmuş bulunan Minos geleneği tanıdığı en eski şahsiyettir. Kiklad adalarına egemenliğini kabul ettirmiş ve çoğunda ilk kolonileri kurmuştur. Girit çok sayıda depremle çalkalanmış, M.Ö.1400'lere doğru bir dış ya da iç savaşla yıkılmış, nihayet  iki yüz yıl sonra bir bölümü işgal edilmiştir. M.Ö.2000'lere doğru Akhalar Yunanistan'a gelince Mykenai, Argos, Tiryns, Pylos çevresine yerleştiler. Dilleri Yunanca olan bu yeni gelenler bir uygarlık yarattı; M.Ö. 1400 ile 1200 arasında doruk noktasına ulaşan bu uygarlık, zaman zaman Mykenai Kıralının etrafında güç birliği eden özerk kıralların malikaneleri olan anıtsal kalelerle belirgindir. Akhalar Girit'i egemenlikleri altına alır ve Yakındoğu ile Sicilya'ya kadar uzanan seferler düzenlerler. Yüzyıllar sonra Yunanlar bu dönemi Kahramanlar Çağı diye anımsayacaklar. İster yerin altında ister göklerde olsunlar Girit dinine dişil tanrısallık egemendir. Çıplak ya da giyinik yılanlı veya kayıklı tanrıça ya da yırtıcı hayvan veya ağaç egemeni tanrıça olsun görünüşe göre tanrıçalar iki tipe ayrılmaktadır. Bir verimlilik tanrıçası, bir de bakire savaşçı. Belki de bunlar bir tek tanrısallığın, büyük tanrıça'nın farklı görünümlerinden başka şey değil. Akdeniz ve Asya kültürlerinin birçoğunda ortak olan bir nitelik Girit toplumunda kadının oynadığı role uygun düşmektedir: Girit'te kadın özgür, şen şakrak, akrobasi gösterilerine varıncaya dek erkeklerle yarışan bir görüntü sergiler. Tanrıçalar kültü yılan ve ay ile yakından ilgilidir. Biri deri değiştirir, diğeri büyür ve küçülür; her ikisi de ölümü ve yeniden dirilmeyi çağrıştırır. Eril tanrısallık ikincildir. Yunanlarca sonradan kabul edilen tanrı Poseidon'un adı, tanrıça Yer'in kocası anlamına gelir. Eril öğe en çok, kuvvetin ve yaratıcı gücün simgesi olan boğa ile betimlenir. Daha sonraki bir dönemde, öyle görünüyor ki, Minos bir tanrı olarak düşünülmüştür. Birçok mağarada yeraltı tanrısal varlıkları kutsanmıştır. Anakarada ise kuzeyden gelen istilacılar ülkeye, erkeğin kadın üzerinde egemenliğine dayanan ve eril tanrıları kutsayan ataerkil bir toplum düzeni yerleştirirler. Bu tanrısallık daha çok yerleştirirler. Bu tanrısallık daha çok Güneş ile bağlantılıdır; Güneş karanlıklar alemi ile savaşım içindedir. Minos ve Mykenai dinleri arasında bir karışma olmuştur; ancak, birkaç yüz yıl sonra bu karışımdan Yunanlar'a sadece bulanık bir anı kalacaktır.

Miquitzli: Ölüm. (Aztekler, Jacques Soustelle, Dost Yayınları)

Mistisizm : Akılla elde edilen bilgileri açıklamakta yetersiz kalındığında, doğaüstü evreni doğrudan hissettirmeye çalışan, ruhun, varlığın temel ilkesi olan Tanrı ile aracısız, doğrudan iletişim kurabileceğini savunan dinsel inanç ve ahlak öğretisi; gizemcilik.

Mistre : Mystras; Lakonia’da, Spartalılarca kurulmuş bir köy.

Mit : Genel anlamda masal, söylence. Bilgi öncesi ve bilgi dışıdır. İlkel insanın dünyayı açıklama gereksiniminden doğmuştur.

Mitanni : Hurrililer’in devletinin adı. (S. Alp)

Mitoz: Ökaryot hücrelerde görülen hücre bölünmesi tipi. Hücre çekirdeğindeki kromozomlar kopyalanarak sayısı iki katına çıktıktan sonra, hücre, profaz, metafaz, anafaz ve telofaz evrelerini geçirir ve hücre çekirdeği bölünerek diploit sayıda kromozomlara sahip iki yavru çekirdek oluşturur. Daha sonra, sitoplazma bölünmesi (sitokinez) gerçekleşir ve ortaya iki yavru hücre çıkar. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Mitra : Hint_İran mitolojisinde ışık tanrı. Zafer, cesaret ve bağlılık gibi değerleri içeren Mitracılık Anadolu, İran, Mezopotamya, hatta Batı Akdeniz'e de yayılmıştır.

Miz : Çuval ve ayakkabı dikişinde kullanılan delici demir şiş, biz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mobad : Farsça’dır. “Rahip, en üst yetkili din adamı” anlamına gelir. Sâsâniler döneminde Mazdeist devlet rahibi ünvanı olan. (J.P.Roux)

Mobed : Zerdüşti din adamı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Moesia : Balkanlar’da, Bulgaristan’ın bir bölümüyle Trakya’yı kapsayan bölge.

Moleküler antropoloji: İnsan evrimi, uyarlanması ve çeşitlenmesiyle ilgili hipotezleri sınamak amacıyla genetik ve biyokimyasal teknikler kullanan bir biyolojik antropoloji dalı. (Kültürel Antropoloji, William A.Haviland, Harald E.L.Prins, Dana Walbrath, Bunny McBride, Kaknüs Yayınları)

Mo-man : Barman kabilesi Wen-hsien t’ung-k’ao, bölüm 143, s.21b de Yung-man olarak geçiyor. Öyle sanıyorum ki, bizim metnimizdeki şekliyle kelime doğrudur. Minorsky’e göre (Hudud Alem), s.295) Biruni’nin Canon’dan yaptığı alıntıyla, Uç-Turfan bölgesine ait olan bir Barman şehrinin varolduğunu söylemekte. (Özkan İzgi)

Molekül: Bir elementin ya da bileşiğin en küçük fiziksel birimi. Bir elementin bir molekülü, bir ya da daha fazla sayıda özdeş atomdan oluşur. Bir bileşiğin bir molekülü, iki ya da daha fazla sayıda farklı atomlardan oluşur. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Molla : Farsça ve Arapça mola. Şii din adamı ve Şii yasasının öğretisi. (J.P.Roux)

Monat : Bölünmez birlik; ruhsal atom.

Monemvasia : Monembasia; Lakonia’da Latinlerce kurulmuş müstâhkem mevkii iken 15. yüzyılda Venedik sömürgesi oldu.

Moneta (Uyarıcı tanrı): Capitolium Junosu'nun diğer adı. Onun kutsal kızları Galyalılar'ın M.Ö. 390'daki saldırısını Romalılar'a haber verir. (Estin-Laporte)

Monizm: Her şeyin bir tek zorunluluğun, ilkenin, madde veya enerjiden olduğunu iddia eden metafiziksel ve teolojik görüştür. Monizm, mutlak olarak iki tür madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren dualizmden ve mutlak olarak birçok türde madde (veya zorunluluk, ilke) olduğunu ileri süren pluralizmden ayrılmaktadır. Genellikle monizmin panteizm, panenteizm ve içkin bir Tanrı inanışı ile ilişkili olduğu düşünülür. Ayrıca, saltçılık (absolutizm) ve monad da monizmle yakından ilgilidir. (wikipedia.org)

Monolatrizm bir politeizm tipidir. Birçok tanrıların var olduğuna inanmakla birlikte bu tanrıların her birinin sadece kendisine tapan kişilere karşı güçlü olduklarını (sadece o kişiyi etkileyebildikleri) öne sürer. Böylece monolatrist bir kişi birden çok panteonun varlığına inanırken bunlardan sadece kendisinin bağlı bulunduğu inancın panteonun kendisini etkileyeceğine inanır. (wikipedia.org)

Mopsuestia : Ceyhan üzerindeki Misis, Yakapınar. 

Mor : Kahverengi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Morpheus: Hypnos'un bin çocuğundan biridir. (Estin-Laporte)

Morvar : Svanetya’da her Tem’in Mahvşiden başka bir de Morvar (yargıç heyeti) bulunurdu. Bu Morvar heyetinin de başı Mahvşilerdi. Dava tarafları yargıç heyetini sessizce dinler, verilen kararı itirazsız kabul ederdi. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili).

Mu : Palaca “beni, bana” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Mu : Hititçe “beni, bana” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Mu-Lan : Hua Mu-lan olarak da bilinen Mu-lan Çin mitolojisinin en ünlü kadın savaşçısıdır. Babası, askerlik yapmak üzere çağrılmıştı ve yaşı geçmiş olduğu için, kendi yerine oğlunu gönderebilirdi. Oğlu olmadığı için, kızı erkek giysileri giydi, atına bindi ve babasını temsil etmek üzere gitti. On iki yıl askerlik yaptı, yüksek rütbeli bir asker oldu ve bir kız olduğunun farkına hiçbir zaman varılmadı. Savaşlardan sonra, arkadaşlarından bazıları onu siyarete geldiklerinde, Mu-lan’ı dokuma tezgahına oturmuş bir kadın olarak buldular ve çok şaşırdılar. Günümüzde bu hâlâ bir ailevî bağ ve fazilet örneğidir. (W. Eberhard)

Muallim : Arapça, sıfat ve isim. Talim eden, öğreten.
                Muallim-i evvel : Aristo.
                Muallim-i sani: Fârâbi. (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat)

Muhammedi : Batılılar, 7. yüzyılda Araplar’ın din kurucusu olan Hz. Muhammed’in müridlerini bu şekilde adlandırır. Bizzat Muhammediler bu adı kullanmaz, kendilerine Müslim derler. (Czegledy)

Muhar : Obur. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mukarnas : Arapça’dır. “Arı kovanı” anlamına gelir. İslam sanatında bir süsleme figürü. (J.P.Roux)

Mukhtad : Bkz. Farwardigan. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mukkur : Kambur. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mulhar : Hayvanın yemek artığı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mummery : (1856-1895) Çağdaş dağcılık sporunun öncülerinden biridir. Bugün yapılan en güzel Alp disiplini yarışmalarında onun yaptığı yeniliklerin büyük payı vardır. Önce Kafkas Dağı'na, ardından Himalaya'ya tırmanmış; Nanga-Parbat'ta (Kaşmir) kaybolmuştur. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Munar : İsim olarak kullanılır. Göz yanılması, serap anlamlarına gelir. (A. Erol)

Mundiukhos: Attila'nın babası. Türkçe boncuk ya da moncuk sözü olduğu sanılır. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Municipium : Merkezden atanan ya da yerinde seçilen bir magistra’nın başkanlığında kendi kendini yöneten kent.

Murat: (Ar.) 1. İstek, dilek, arzu, 2. Amaç. (tdk.gov.tr)

Murdağan : Eski söz. Katilin katili.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Murdar : Katil. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Muš : Urartuca “doğru” anlamına gelir. (S. Alp)

Mušu : Hurrice “doğru” anlamına gelir. (S. Alp)

Musa : (Ar.) 1. Musevî dininin kurucusu, İsrail peygamberi ve kanun koyucusu. 2. Bir vasiyeti yerine getirmekle görevli kimse. 3. Eski Mısır dilinde "çocuk" anlamında. (tdk.gov.tr)

Muşdamma : İnşaat ve yapıdan sorumlu ikinci dereceden bir tanrı. (Kramer)

Muşhuş : Mitolojik bir yılan ya da ejderha. (Kramer)

Muşuldavuk : Mışıldayıcı, uykucu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Mutimir : İkinci Sırp Kralı. (891 yılına kadar) (G.Ostrogorsky)

Muus : Sahalar’da “buz” anlamına gelir.. (Saha Halk Edebiyatı)

Mürzev : Buğday, arpa, mısır vb. kuru yiyeceklerin genel adı. Ürün. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Müyüzçü : Boynuzdan süs ve kadeh işleyen usta. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Myazd : Törensel yemek sunumu. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Mylasa : Strabon, Karia bölgesinde dikkate değer olarak tanımladığı sadece üç şehirden bahsetmiştir. Bunlar Mylasa, Alabanda ve Stratonikea'dır. Mylasa ve Alabanda aldıkları takılardan da (-asa ve -nda) anlaşıldığına gibi en erken Anadolu yerleşmelerine örnektir. Stratonikea ise Strabon'a göre henüz 300 yıllık bir geçmişe bile sahip olmayan bir Yunan yerleşimidir. Bazı araştırmacıların Mylasa'nın kökeniyle ilgili olarak ... teorilerinin doığruluğu asla kanıtlanamamıştır. Ayrıca diğer Karia şehirleri gibi Mylasa'nın da Lykia kökenli olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur. Byzantiumlu Stephanus, Ethnica adlı yapıtında Mylasalılar'ın şehre Sisyphos ve Aeolos'un torunu olan Chrysaor'un kızının adını verdiklerini söyler. Bu etkileyicidir fakat soy ağacına uymaz. Şehrin kökenine ait olarak gerçek olmadığı açıkça belli olan bu düşünceden başka da hiçbir bilgi yoktur. Mylasa ile ilgili elimizdeki en erken kayıtlar Mylasalı Arselis'in Lydia'nın hakimiyeti için yaptığı mücadelede Gyges'e yardım ettiği tarih olan 7. yüzyıldan itibaren başlar. O tarihlerde Karialılar savaşlarda paralı askerlik yapıyorlardı. 6. yüzyılın ortalarında Pers hakimiyeti altındaki şehirleri Persler'in atadığı tiranlar (tyran) yönetiyordu. M.Ö. 500 yılında Mylasa'nın tiranı Ibanollis'in oğlu Oliatos'tu. Oliatos Milet tiranı Aristagoras'ın idaresindeki Pers donanmasında kaptanlık yapıyordu. Ancak Büyük krala karşı isyanda kararlı olan Aristagoras'tan çok farklıydı. Aristagoras isyanı başlattığında Mylasa, Karialılar'ın tarafında yerini aldı. Ve birkaç yıl sonra Persler'in gönderdiği ordu isyanı bastırınca Karia'nın lideri, Oliatos'un kardeşi Heraklides oldu. Fakat Heraklides'in Mylasa tiranı olan kardeşi Oliatos kadar başarılı olduğu şüphelidir. Mylasa'nın M.Ö.478 yılında kurulan Delos Birliği'ne ilk başta gerçek bir üye olup olmadığını kesin olarak bilmiyoruz. Şehrin mevkisi nispeten denizden uzaktır. Bu da Heraklides kaçarken şehrin tekrar Persler'in eline geçmesine sebep olarak gösterilebilir. İlerleyen yıllarda şehrin Birliğe gerçekten dahil olduğunu ve M.Ö. 450'den 440'a kadar düzenli olarak bir talent ya da daha az olan vergisini ödediğini görüyoruz. Bu vergi miktarı Myndos yarımadasında bulunan birkaç Leleg şehrinin ödediğinden daha az olduğu halde en başından beri bölgeye Mylasa önderlik yapmaktadır. .. Mylasa'nın en parlak günleri 4. yüzyılın başlarında Pers satrapları olan Hyssaldomos, Hecatomnos ve Mausolos'un hükümdarlıkları zamanına rastlar. O zaman Mylasa başşehirdir...  (Bean)

Myndos : Klasik Myndos şehrinin yeri, kesin olarak Gümüşlük'ta tayin edilmiştir... Fakat Gümüşlük, Leleg şehri Myndos'un yeri değildir. Bu, 5. yüzyılda Delos Birliği'ne sadece bir talentin on ikide biri kadar vergi ödeyen ve daha sonra Eski Myndos olarak anılan küçük bir şehirdir; Gümüşlük'ün yaklaşık 3.22 km. güneydoğusundaki Bozdağ'ın zirvesindeki kalıntılarla tereddüt etmeden bir tutulabilir. Sur duvarlarının ve zirvedeki büyük bir kulenin kalıntılarından başka hiçbir şey kalmamıştır, fakat ele geçen malzeme, burada prehistorik dönemden erken 4. yüzyıla kadar yerleşim olduğunu gösterir. Mausolos'un Gümüşlük'te kurduğu şehir, çok büyük ölçülerdeydi. İyi korunaklı bir limanı ve uzunluğu 3 km.'nin üzerinde olan surları vardı. (Bean)

Myra : Demre.

Myriokephalon : Çivril yakınlarındaki Kûfi Çayı yerinde olduğu sanılan yerleşme.

 

N

Nahn : Aptes, vücudun törenle yıkanışı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Nai : Çince’de süt anlamına gelir. (nay diye okunur.) (W. Eberhard)

Naiadlar: Su Nympheleri. (Estin-Laporte)

Naiskos : Küçük tapınak. Yunan tapınaklarındaki celladan daha küçük boyutlu olan model. (G. Bean)

Naissus : Niş.

Nakırda : Şaka.
                 [Nakırda etüv : Genç kız ve erkeklerin birbirlerine şaka şeklide kur yapması.]
(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Nalat : Lanet. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Namazkar : Küçük sadakat duası. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Namennaduma :  Enmenkar’ın veziri. (Kramer)

Namhani : Ur-Nammu tarafından yenilen bir Lagaş hükümdarı. (Kramer)

Nammu : İlksel denizden sorumlu tanrıça; Enki’nin annesi. (Kramer)

Nam Stayişn : Ahura Mazda'ya yapılan Pazend dilindeki şükran duası. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Nanna : Ay tanrısının Sümerce’deki adı; Sami dilinde Sin’dir. Ur’un koruyucu tanrısı ve İnanna’nın babasıdır. Nanna aynı zamanda Ludingirra’nın babasının adıdır. Bkz.Ludingirra. (Kramer)

Nanşe : Lagaş’ın ahlâksal tavrından sorumlu tanrıçası. (Kramer)

Nan T’u-chüeh : Güney Türkleri, Göktürkleri. (Özkan İzgi)

Naos : Tapınağın Hellencesi, aynı zamanda cella ile eş anlamlıdır. (E. Akurgal)

Napateuchtli : Aztekler’de hasır ve söğüt dalından koltuk üreticilerinin tanrısı denen küçük bir tanrı. (Aztekler, Jacques Soustelle)

Naraldım : Açık gri. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Naram-Sin :  Büyük Sargon’un Ekur’u kirleten torunu. (Kramer)

Nart : Çatı, en üst, üst kaplaması, süslü çatı. Hunların üst düzey dört soyundan biri. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Narthex : Erken Hıristiyan bazilikalarının dar ve uzun giriş holü. (E. Akurgal)

Nasa : Ölü vücut, çürüyen vücut. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Nasasa : Ölü taşıyıcılar. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Našili / Nišili / Nešunnili: Hititler’in kendi dillerine verdikleri ad. (S. Alp)

Nask : Avesta'nın eski çağlardaki 21 bölümünden biri. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler.)

Nasturilik : 5.yüzyılda İstanbul Patriği Nestorios'un kurduğu bir Hıristiyan mezhebi.

Nauplion : Bkz Monemvasia.

Nausikaa: Phaiakialılar kıralının kızı. Deniz kazası geçiren Odysseus'a yardım eder, onunla evlenmek ister ama o evlidir. (Estin-Laporte)

Navirtum : Ludingirra’nın karısı. (Kramer)

Navsari : Gujarat Hindistan'da bir kent, Zerdüşt dininin iyi korunduğu bir yer. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Navzote : Zerdüştiler'in dine giriş töreni, Sudre ve Kusti'nin resmi olarak giyildiği tören. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Nay-nay : Doğru dürüst fikrini anlatmayan, konuşma yeteneği kısıtlı insanlara, ihtiyarlara karşı kullanılır. Nay-nay değersiz, çok konuşan, dili kontrolsüz demeyi de içerir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Nawar : Din adamlığına aday olanlar için yapılan dört günlük tören. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Naziansos : Niğde, Bekârlar Köyünün yerinde olduğu sanılan yerleşme.

Neançı : İsim olarak kullanılır. 1087 yılında Peçenek başbuğlarından birinin adı. (A. Erol)

Nediele künnere : Sahalar’da “hafta günleri” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Nekropolis : Mezarlık. (G. Bean)

Nemesis (Öç alma): Gece'nin kızı. Ölümlülerin aşırılıklarını cezalandırır. (Estin-Laporte)

Neocaesaria : Niksar.

Neokoros : İmparator kültü tapınağının konumundan ötürü şehre verilen ünvan. (G. Bean)

Neoptolemos : Pyrrhus da denir, Akhilleus'un oğludur. Babasının ölümünden sonra Troya'da savaşır. Pyrrikhe dansını bulan odur. (Estin-Laporte)

Nera : Hurrice “anne” anlamına gelir. (S. Alp)

Nergal : Ölüler Diyarı’nın kralı. (Kramer)

Neryosang : Bir melek adı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Neša / Kaneš : Hititler’in koloni çağındaki bir başkentinin adı. Bugün Kayseri’nin doğusundaki Kültepe’dir. (S. Alp)

Nešumna / Nešalı : Hititler’in kendilerine verdikleri ad. (S. Alp)

Nestor: Pylos Kralı olup yaşlı bilge örneğidir; dahası, Troya'da bir yiğittir, ama özellikle de çok iyi bir danışmandır. (Estin-Laporte)

Neti : Ölüler Diyarı’nın başkapıcısı. (Kramer)

Newruz : Yeni yılın ilk günü. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Nge-ke : Taman’ın ünvanı Nigu Çulo-han. Nigu eski Usun topraklarında yaşayan Türk kabilesinin ismi. (Gumilev)

Nızı çırak : Çam ağacından yapılmış meşale, çıra. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Nidaba : Yazı ve edebiyattan sorumlu tanrıça. (Kramer)

Nihâl : (Farsça isim). 1.Taze düzgün fidan, 2. Kadın adı. (F.Devellioğlu)

Nikaia : İznik.

Nikephoros 1 : Otuz dokuzuncu Bizans İmparatoru. (802 - 811) (G.Ostrogorsky)

Nikephoros 2. Phokas : Elli ikinci Bizans İmparatoru. (963 - 969) (G.Ostrogorsky)

Nikephoros 3. Botaneites : Altmış yedinci Bizans İmparatoru. (1078 - 1081) (G.Ostrogorsky)

Nikiu : Mısır’da antik bir kent.

Nikomedia : İzmit.

Nikopolis : Preveze ya da Prebeza.

Ninazimua : Bkz.Azimua.

Ninazu : Ölüler Diyarı’nın tanrılarından biri. (Kramer)

Ninegal : Saray’ın Kraliçesi, çoğunlukla İnanna’ya yakıştırılan bir sıfat. (Kramer)

Ningal : Ay tanrısı Nanna’nın karısı, İnanna’nın annesi. (Kramer)

Ningirsu : Enlil’in oğlu ve Lagaş’ın koruyucu tanrısı. (Kramer)

Ninhursag : Dağlık-ülke’nin kraliçesi, Nintu, Doğurgan Kraliçe, ve ninmah, Soylu Kraliçe adlarıyla da bilinen Sümer’in ana tanrıçası. (Kramer)

Ninisinna : Ağlayan tanrıçalarından biri olan İsin’in koruyucu tanrıçası. (Kramer)

Ninibgal : Nidaba’nın bir sıfatı, anlamı bilinmiyor. (Kramer)

Ninkasi :  Sert içki tanrıçası. Enki’nin ağrıyan ağzını iyileştirmesi için Ninhursag tarafından yaratılmıştır. (Kramer)

Ninkilim :  Tarla faresi ve haşarattan sorumlu tanrı. (Kramer)

Ninkurra : Enki tarafından varedilen Dilmun tanrısı. (Kramer)

Ninlil : Enlil’in sadık karısı. Bkz.Nunbirdu. (Kramer)

Ninmah : Bkz.Ninhursag.

Ninmu : Eni tarafından varedilen Dilmun tanrısı. (Kramer)

Ninmug : Enki tarafından varedilen Dilmun tanrısı. (Kramer)

Ninşubur : İnanna’nın sadık veziri. (Kramer)

Ninsun : Tanrılaştırılan Lugalbanda’nın karısı ve Üçüncü Ur hanedanlığı hükümdarlarının kutsal annesi. (Kramer)

Ninti : Kaburga Kemiğinin Hanımı ya da Yaşatan Hanım; Enki’nin ağrıyan kaburgasını iyileştirmek için Ninhursag tarafından yaratılan tanrıça. (Kramer)

Nintulla : Enki’nin ağrıyan çenesini iyileştirmek için Ninhursag tarafından yaratılan tanrıça. (Kramer)

Ninurta : Enlil’in Güney Rüzgarı’ndan sorumlu oğlu; ayrıca Enlil’in Çiftçisi olarak da bilinen bir fırtına tanrısı ve savaşçı tanrı. (Kramer)

Nippur : Sümer’in en kutsal kenti, baş tanrısı Enlil’in oturduğu yer. Nippur Sümer’in en büyük akademilerinden birinin vatanıydı. Bugüne değin bulunan edebi tabletlerin büyük çoğunluğu buradaki yazmanlar mahallesinden çıkarılmıştır. (Kramer)

Nirang : Usul, Avesta ya da Pazend dualarının okunduğu kısa ayin. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Nirang-ı kusti besten : Kusti ayininin usulü. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Nirangdin : Özenle hazırlanmış Zerdüşti ayinler kitabının adı. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Nirvana : Sanskritçe’dir. “Acının yok oluşu” anlamına gelir. Dünyevî zevklerden arınarak uyanışa varmak ve reenkarnasyon döngüsünün sonu. (J.P.Roux)

Nirvana : Ruhsal arınmayı sağlayarak evrenle bütünleşme inancı.

Nisibis : M.S. 363’den itibaren İran ülkesine dahil olan Kuzey Mezopotamya’da, Süryani yerleşim sahasındaki bir şehrin adıdır. (Czegledy)

Niyayeş : Günlük okunan duaların bir bölümü. (Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)

Noricum : Kuzeyinde Tuna Nehri, güneyinde Cargania Alpleri’nin bulunduğu Roma İmparatorluğu eyaleti.

Normal Yol : (Dağcılık terimi). Zirveye ulaşmak için genellikle izlenen en güvenilir, en kullanışlı, en çok salık verilen yol. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Nöger : Arkadaş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Nu : Hititçe “sonra, şimdi” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Nu : Palaca “şimdi” anlamına gelir. (S. Alp)

Nudimmud : Enki’nin diğer adı. (Kramer)

Numun : Kayıp oğlunu arayan ağlayan ananın taşıdığı kamışlar.(Kramer)

Nunbarşegunu : Ninlil’in annesi ve Enlil’in kaynanası.

Nunbirdu : Nippur’un kuzeybatısına sınır oluşturan bir kanal. Ninlil’e tecavüz edilen yer. (Kramer)

Nunnamir : Enlil’in diğer adı. (Kramer)

Nunuz taşları : Olasılıkla yumurta biçimli taşlar. (Kramer)

Nurguhun : Sahalar’da “kar çiçeği” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Nusku : Enlil’in sadık veziri. (Kramer)

Nutuk : "Moğol göçebelerinin gezindikleri, belirli bir otlak veya bölgeyi gösteren bir sözdür." (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Nükleik Asit: Nükleotit zincirlerinden oluşan ve genetik bilgiler taşıyan DNA ya da RNA molekülü. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Nymphaion : Çeşme yapısı. (G. Bean)