Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hızlı erişim için tıklayabilirsiniz.......Kar......Ken......Ki......Kul......Lab

J

Jamasp : Zerdüşt dininden önceki bir kahramanın adı, Kıral Viştasp'ın başveziri. (Ateşe Tapmayanlar)

Jane Godall: (1934_....) Antropolog.Temmuz 1960'ta Jane Godall annesiyle birlikte Tanzanya'da Tanganika Gölü'nün doğu kıyılarındaki Gombe'de şempanzelerin doğal yaşam alanlarına vardı. Kenyalı antropolog Luois Leakey'in doğal yaşam alanlarında büyük kuyruksuz maymunları incelemek üzere gönderdiği üç kadından birincisi olan Godall'ın (diğer ikisi, gorilleri inceleyen Dian Fossey ve orangutanları inceleyen Birute Galdikas'tı) görevi, şempanzelerle ilgili uzun süreli bir araştırma yapmaktı.İşe başlarken Godall bu görevin kırk yıldan daha fazla sürebileceğini aklına bile getirmemişti. Londra'da doğan Godall, Bournemouth'ta büyüdü ve okula başladı. Çocukken hep Afrika'ya gitmenin ve hayvanlarla yaşamanın hayalini kuruyordu, bu yüzden Kenya'daki bir arkadaşından davet gelince bu fırsatı kaçırmadı. Kenya'ya varınca, kendisine yardımcı olmasını teklif edecek olan Leakey ile tanıştı. Çok geçmeden Gombe'ye giden Godall bir yıl sonra çığır açacak araştırmalar yapmaya başlamıştı bile. Alet yapan maymunlar ve ortaklaşa ava çıkan şempanzelerle ilgili çalışmalarını bütün dünya duymaya başladı. 1960'ların ortasında bu çalışmaları karşılığında Cambridge Üniversitesi'nden doktora derecesini aldı. Gombe artık it geçirse de artık ders verme, makale yazma ve başka çalışmaların denetmenliğini üstlenme gibi görevlerine de zaman ayırıyor. Primatların soyunun korunması için uğraşan Godall, şempanzelerin yasadışı yollardan kaçırılmasını durdurmak ve yakalanan şempanzelerin insanca muamele görmesi için çaba harcıyor. (Kültürel Antropoloji, William A.Haviland, Harald E.L.Prins, Dana Walbrath, Bunny McBride, Kaknüs Yayınları)

Jasz : Bakz. As, Asi

Johannes Antiochenus : Günümüze sadece fragmanlar halinde kalan 7. yüzyıl Yunanca bir dünya kroniğinin yazarıdır. (Czegledy)

John Wesley Powell: (1834-1902) Antropolog. Powell bir jeolog ve ABD Jeoloji İncelemeleri'nin kurucusudur. Aynı zamanda etnografik ve dilbilimsel araştırmalar da yapan Powell'in, Meksika'nın kuzeyindeki yerli diller için yaptığı sınıflandırma günümüzde hâlâ kullanılmaktadır. 1879'da Amerikan Etnoloji Müzesi'ni kurdu (şu anda Smithsonian Enstitüsü bünyesi içindedir) ve böylece ABD hükümeti içinde antropolojinin temellerini attı. (Kültürel Antropoloji, William A.Haviland, Harald E.L.Prins, Dana Walbrath, Bunny McBride, Kaknüs Yayınları)

Juanjuanlar : Asya Avarları’nın Çince adıdır. (bkz.Avar, Uar-Hyon). Orta Asya Juanjuan çağı M.S.4.yy. sonundan M.S. 555’e kadar sürmüştür. (Czegledy)

Juturna: Sağaltıcı Roma Nymphesi. (Estin-Laporte)

Juventas:  Roma'nın gençlik tanrıçası, imparatorluk döneminde askeri kolejlerin koruyucusudur. (Estin-Laporte)

Jüpiter : Roma Mitolojisinde tanrıların kıralı, yaşam ve ölüm tanrısı.

 

K

Ka :  Palaca “bu” anlamına gelir. (S. Alp)

Ka : Hititçe “bu” anlamına gelir. (S. Alp)

Kaan : İsim olarak kullanılır. İmparator anlamına gelir. “Kağan” sözcüğünün Çengizliler’de aldığı biçimdir. Göktürk ve Uygurlar’da “kağan”, Karahanlılar’da “hakan” olmuştur. (A. Erol)

Kaan : Şor Türkçesi’nde “kağan, han” anlamında kullanılmaktadır. (Ş.H.Akalın)

Kaantegri : Şor Türkçesi’nde “gökyüzü” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Kaantegriçi : Şor Türkçesi’nde “astronom, gökbilimci” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Kabak : İsim olarak kullanılır. Macaristan Kumanları’ndan birinin adı. (A. Erol)

Kabak : 1. Mahalle, 2. Küçük kasaba, 3. Bir soya ait toprak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaban : İsim olarak kullanılır. Dik yokuş, kayalık, uçurum, mısır koçanı anlamlarına gelir. Ayrıca  İdil’i geçtikleri sırada (860-880) Peçenekler’in bir uyruğunun adıdır. (A. Erol)

Kabeiroi: Gizemli tanrısal varlıklardır. Hephaistos'a bağlanırlar. (Estin-Laporte)

Kabcık : Deri çuval. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kablavuç : Tabansız terlik. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kabta : Sümerler’de tuğla kalıbından sorumlu, ikinci dereceden bir tanrı. (Kramer)

Kabuv : Yenmek, kazanmak, mağlup etmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Kabıluv : Yenilmek, yok edilmek.)

Kaç : Sonbahar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadalğan : Yenilmeyen, tuttuğunu koparan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadama : Destek, dayanak, yardım. Savaş sırasında yandaş desteği. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
                (Kadama boluv : Arka çıkmak.)

Kadar :  Kader. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadem: Ayak, adım. yarım arşın uzunluğunda bir ölçü. Uğur. (Osmanlıca Türkçe Sözlük, Ferit Devellioğlu)

Kadır :  İsim olarak kullanılır. Kuvvet güç anlamına gelir. (A. Erol)

Kadır : Katır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kadir: 1. Kudret sahibi, kudretli, kuvvetli, güçlü. 2. Allah. 3. Abdülkadir'den bozma erkek adı. (Osmanlıca Türkçe Sözlük, Ferit Devellioğlu)

Kadîr: (Ar. sıfat. kudret'ten) Tükenmez, kudret sahibi olan Allah. (Osmanlıca Türkçe Sözlük, Ferit Devellioğlu)

Kağa atıb caşağan : Başkalarını tatlı dille kandırıp, onları sömürerek yaşayan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kağan : Türkçe’dir. “İmparator, yüce hükümdar”, genelde “Büyük Kağan” olarak kullanılır. (J.P.Roux)

Kağanak : Yeni doğmuş bebek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kağıbal : Eşekarısı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kağılgıç : Herkes tarafından aşağılanan, horlanan, sığınacak yer arayan kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kafkasya Hunları : Bakiye Hun boylarının Derbend’in kuzeyinde Hazar Denizi kıyılarındaki ülkesidir. M.S. 567’den sonra bu saha Batı Göktürk (Hazar) hakimiyeti altına girmiştir, fakat  Ermenice kaynaklarımız henüz 7-8.yy.daki Arap-Hazar savaşları zamanında da Hunlar’ın bu ülkesinden söz eder. (Czegledy)

Kahalwuzzil : Hatti tanrılarından biri. (S. Alp)

Kaiserieh : Filistin’deki Kaisaria, Kayseriye.

Kak : Arpa unundan yapılan ekmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kakarni : Hurrice bir silah adı. (S. Alp)

Kakgıç : Çırpma sopası, yün işlemede, yıkanmış deri parçalarının çırpılmasında kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kala : Muhafızlarla korunan saray. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalak : Yemek karıştırmak için ağaçtan yapılan küreğe benzer alet, kepçe. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalak : Hiç evinde durmayan, gezip duran hayvan veya kişi. İnsana karşı hakaret içerir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalançak : Taştan yapılmış avlu duvarı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalatur : Süamer’de Tanrıça İnanna’nın cinsiyetsiz bir yandaşı; Ölüler Diyarı’ndaki İnanna’nın canlanmasına yardım etmek için Enki tarafından yaratılan mitolojik varlık. (Kramer)

Kalın : Başlık parası, mal. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalın betli : Utanmaz, kalın yüzlü kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kalketor : Milas'tan Bafa Gölü'ne giden yolda yaklaşık 9.65 km. sonra sola bir yol ayrılır. Bu yol Karakuyu'ya ve antik şehir Kalketor'a gider. Bu şehrin tarihte Delos Birliği'ne üyeliğinden başka hiçbir önemi yoktur. Helenistik Dönem krallarından biri Kalketor'a ve diğer bir şehre sympolity'e girmeleri için yol göstermiştir. İsmi kaybolan diğer şehir muhtemelen Euromos'tur... Daha sonra iki şehir de Mylasa'yla birleşmiştir. (Bean)

Kalkhas: Troya Savaşı sırasında Yunanlar'ın resmi kahinidir. (Estin-Laporte)

Kalkınlık : Eskiden suda batmamak için kullanılan ağaç yapıt, sal. Şimdi çağdaş kalkma balonu veya kolsuzu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaloyan : Yirmi altıncı Bulgar Kralı. (1197-1207) (G.Ostrogorsky)

Kaluti : Hurrice “daire” anlamına gelir. (S. Alp)

Kam : Türkçe’dir. Şaman anlamına gelir. Moğolcası bö, böge, bö’ö’dür. (Roux-O.Asya)

Kam : Türkçe’dir. “Şaman” anlamına gelir. Moğolca bö, böge, bö’ö. (J.P.Roux)

Kama : Kısa kılıç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kambriyen Dönem : 545-495 myö arası. Kambriyen, yeryüzü yaşamı için bir dönüm noktasıydı. Yaşamın ortaya çıkışından Kambriyene kadar geçen yaklaşık üç milyar yıllık süreç içinde yaşam hücresel düzeyde pek çok gelişme kaydetti; fakat, bu gelişim bakterilerden, bir ve çok hücreli alglerden öteye geçemedi. Geç Proterozoikte başlayan hayvanların gelişimi ve çeşitlenmesi, Kambriyene damgasını vuran en önemli olaydı. Kambriyenden hemen önce Neoproterozoiğin sonunda en ilkel biçimleriyle ortaya çıkan hayvanlar, Erken Kambriyenin sonuna kadar geçen kısa zaman dilimi içinde, yaşamın tarihi boyunca bir daha asla tekrarlanmayacak bir hızla evrimleşip, çeşitlendi. Tartışmalara karşın "Kambriyen Patlaması" olarak adlandırılan bu olayın sonunda, sadece 25 milyon yıl içerisinde, bilinen hayvan şubelerinin neredeyse hemen hepsi ortaya çıktı. (biltek.tubitak.gov.tr)

Kambriyen öncesi dönem: Hadeyan, Arkeyan, Proterozoik. "Kambriyen öncesi" yeryüzünün oluşumundan Kambriyene kadar geçen dört milyar yıllık zaman dilimidir. Yeryüzü tarihinin 7/8'lik bölümü, Kambriyen öncesinde geçer. Dünyanın yüzeyinin soğuyup, katılaşması, kıtasal levhaların, atmosferin ve okyanusların oluşması. Yaşamın jeobiyokimyasal süreçler sonucu ortaya çıkması, bakterilerin evrimi, atmosferin oksijence zenginleşmesi, ökaryotların evrimi ve ilk hayvanların ortaya çıkması hep Kambriyen öncesinde gerçekleşir. Ne var ki Kambriyen öncesine ait bilgileriniz son derece sınırlı ve tartışmalı. Son zamanlarda kabul gören sistemde, Kambriyen öncesi, Fanerozoik devirle denk iki devre ayrılır: Proterozoik ve Arkeyan. Ancak, dünyanın en eski kayaçlarının bulunduğu Arkeyanın başlangıç zamanı belirtilmez. Bunun nedeni, yeryüzünde Arkeyan öncesine ait hiçbir kayaç olmamasıdır. Yeryüzünde bilinen en eski kayaçlar 3.8 milyar yıl öncesine ait. Bu zamandan önceki kayaçlar jeolojik olaylar sırasında aşınarak ya da yeniden magmaya karışarak yok olmuş. Dünyanın 4,5 milyar yıl olarak biçilen yaşı, jeolojik etkinliğin olmadığı Ay'dan getirilen taşların ve yeryüzüne düşen meteorlar üzerinde yapılan çalışmalarla bulunmuştur. Bazı bilim adamları Dünyanın, Güneş sisteminin oluşumu sırasında, bir göksel cisim olarak belirmesinden Arkeyana kadar geçen zaman dilimi için Hadeyan ismini kullanır. Bu da, tıpkı yaşadığımız çağ olan Holosen gibi gerçek bir jeolojik devir olmasa da, dünya tarihinin bütünlüğünün sağlanması amacıyla kullanılır. (biltek.tubitak.gov.tr)

Kamp yeri : (Dağcılık terimi.) Dağcıların geceyi geçirmek için kullandıkları yer. Bu, sarp bir yamacın üzerinde bazen çok dar olabilen bir düzlük ya da ünlü dağcıların adlarını taşıyan daha uygun bir alan olabilir. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Kamsık : Sevilen ve şımartılan (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kamu : İsim olarak kullanılır. Hep, bütün, dükeli, bir ülkede yaşayan insanların tamamı, halk anlamlarına gelir. (A. Erol)

Kan çerüv : Kanlı düşman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kanalis : İon başlığında abakusun altında iki volütü birleştiren dış ya da içbükey aralık.

Kanbay : İsim olarak kullanılır. Kan ( = tok, doymuş) ile Bay ( = Beğ)dan : Yetkin beğ, memnu beğ, varlıklı beğ anlamına gelir. (A. Erol)

Kançık : Kötülük yapmaktan zevk alan kadın. Hayat kadını. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kang chü : Hsüan Chang’ın seyahatnamesi’nde Küngü şehrinin adıdır. Bu ad eski Kangkü’nün yeni versiyonlarından biridir. (karş. Kangkü, Kangü-Tarban) (Czegledy)

Kangha : Sir Derya’nın orta akışında, İli Vadisi’nin batısına düşen Talas ve Çu Nehri bölgesindeki göçebelerin ülkesidir. İran kaynaklarında önce Kangha (Avesta’da) daha sonra Kang şeklinde geçer. Kang adı İran Destanı’nda Turanlı göçebelerin başkentini ifade ediyordu. Batı Göktürkleri’nin idaresi sırasında bu adın Türkçe biçimi K(ä)ngü idi. Bunun haricinde aynı adın Küngü ve Kungi versiyonu da kaynaklarımızda günümüze kalmıştır. Kang ülkesinin sâkinleri Asiler idi. (Czegledy)

Kängü-Tarban : Daha sonra Otrar (Tarbant) adını alan ve Türkçe oyma yazılı kitabelerde anılan coğrafi bir isim, Sir Derya’nın orta akış bölgesindeki bir şehrin adıdır. Kuzey İran’daki bir adete göre İranî bir sahanın adını (bu durumda demek ki Kangü, Küngü adını) bölgenin diğer şehirleri de ikinci bir ad olarak alabiliyordu. İkili adlandırma buradan kaynaklanmaktadır. Sovyet arkeologları Aris Nehri deltasına yakın bir yerde, Sir Derya kıyısındaki Otrar harabelerini gün ışığına çıkarmışlardır. (Czegledy)

Kankah : Farsça’dır. “Manastır” anlamına gelir. Kökeninin Manicilik’te olduğu sanılan karmaşık yapı. (J.P.Roux)

Kankıldağan : Tavuğun yumurtlaması sonrası çıkardığı ses. Şaka ve hafif hakaret içeren biçimde kadınlar için de kullanılabilir. (Nege kankıldaysa : Niye bu kadar gülüyorsun?) Genellikle dikkat çekmek için yapmacık neşeye başvuran kadının nitelemesinde kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kantar : Kan davası yürüten her iki taraf. Günümüzde kan davası anlamını kaybetmiştir ve düşman anlamında kullanılmaktadır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kantor : Hun atının bir türünün ismi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
              (Avur kantor : Koyu bordo.
               Carık kantor : Açık bordo.)

Kantuluk : Hasta. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaoçö (Kaokü) : Tingling (Tielö) boylarının “Yüksek arabalı” anlamına gelen Çince adı. (Czegledy)

Kantaron : Üç yüzden fazla türü olan bir bitkidir; bunlardan sadece otuz kadarı 1500 metrenin üzerinde yetişir. Kantaron onu sümüklüböceklerden ve meradaki hayvanlardan koruyan acı bir öç içerir. Çiçeği soğukta ya da karanlıkta kapanır; güneş ve sıcakla birlikte yeniden açılır. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Kapağan : İsim olarak kullanılır. Fatih anlamına gelir. Aynı zamanda bir ünvandır. (A. Erol)

Kapgan : Kapağan gibi. (A. Erol)

Kapadokya :  Persler’in bölgeye verdiği ve Güzel Atlar Ülkesi anlamındaki Karpatuka adından gelir. (E. Atabey)

Kappadokia : Orta Anadolu’da, Kızılırmak yayı içinde konumlanan bölge.

Kapuz : (Türkmenler) Bir nehrin yardığı büyük kayaların yarılmış olan yerlerine bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kar boran : Kar fırtınası. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kara Alem : Eski dilde: 1. Gece, 2. Acıklı anı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kara budun: Göktürkler'de sıradan halka verilen ad. (Türklerin Dili, Fuat Bozkurt)

Kara Kün : Büyük bela günü. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kara-ton: Giysi anlamına gelen bu sözcüğün kara ile ton sözlerinden oluştuğu savunulmuştur. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Kara Yülük : İsim olarak kullanılır. Traş olmuş, yolunmuş anlamına gelir. (A. Erol)

Karabaş : 1. Soylu sınıftan olmayan, 2. Kafası siyah olan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karabükey : İsim olarak kullanılır. Bileşik isimdir. Yaman güreşçi anlamına gelir. (A. Erol)

Karak çok : Şor Türkçesi’nde “gözsüz” anlamında kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Karakafalar : Sümerler’e yakıştırılan bir ad; kökeni belirsizdir. (Kramer)

Karakul : Ağır işlerde çalışan köle. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karan : 1. Lilit, Kara delik olarak bilinen gezgen, 2. Kısır, verimsiz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Karan cer : Bitkisiz, çorak yer.)

Karan alam : 1. Gökteki siyah noktalar, 2. Karan gezegeni. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karasavat : Gümüşün üzerindeki siyah işleme. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karaşın : İsim olarak kullanılır. Esmer anlamına gelir. (A. Erol)

Karatekin (Karatigin): İsim olarak kullanılır. Karaşın şehzade, esmer prens anlamına gelir.  Tacikistan’da tarihi bölgenin adıdır. (A. Erol)

Karapan : Bkz. Karb. (Ateşe Tapmayanlar)

Karaton : Kısır, (Sadece kadın için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavçu : Bakıcı, refakatçi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavaş : Kadın köle. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavul : Bekçi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karavuz : Siyahımsı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karb : Eski dindeki din adamı. (Ateşe Tapmayanlar)

Karbonhidratlar: Her su molekülüne karşılık gelen bir karbon atomuna sahip bileşiklerin genel adı. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Karbonifer : Kömür Çağı. 354 myö-292 myö. Bataklık ormanlarının ortaya çıkıp yaygınlaşması. Ammiyotik yumurtanın keşfi. Sürüngenlerin ortaya çıkması. İlk uçan böcekler, Gondvana ile Lavrasya'nın çarpışması: Pangea'nın oluşması. Dünya kömür rezervlerinin büyük bir kısmı bu zamana ait olduğundan, döneme "karbon içeren" anlamında "Karbonifer" adı verilmiş. Ancak bugünlerde döneme yeniden bir isim vermemiz gerekseydi, muhtemelen "yeşil çağ" anlamına gelen bir kelime kullanırdık. Karbonifer, tüm dünya karalarının ekvatoral düzlemde bir araya toplanmaya başladığı ve bu uçsuz bucaksız kara parçasının büyük bir bölümünün günümüz Amazon ormanlarına benzetilebilecek yağmur ormanlarıyla kaplı olduğu bir dönemdi. Bu uçsuz bucaksız yeşil; bugün artık var olmayan veya günümüz bitkilerinin ataları olan eğrelti ve eğrelti benzeri bitkilerle ilkin tohumlu bitkilerin dahil olduğu, pek çok farklı grubun oluşturduğu bataklık ormanlarıydı. Bu yoğun bitki örtüsünün hayvan sakinleri olan böcekler, kırkayaklar ve akrepler de çağdaşlarına göre dev boyutlardaydı; omurgalıları ise çok çeşitli iki yaşayışlılar temsil ediyordu. Dönemin sonuna doğru, dev kıta Pangea oluştukça ve buzullar büyüdükçe, çekilen deniz suları ve kuraklaşan iklimle birlikte bitkilerin ve ormanların yapısı değişirken, sürüngenler de yavaş yavaş kendilerini göstermeye başlar. (biltek.tubitak.gov.tr)

Karca : M.Ö. birinci binde Güneybatı Anadolu’da Lidya ile Likya arasındaki kıyı bölgesinde bulunan Karya’nın diline ait metinlerin büyük çoğunluğu Anadolu dışında Mısır’da ve Nubya’da bulunmuştur. Yazıtların sayısı 150’yi aşmakta ve M.Ö.8 ile 4-3. yüzyıllar arasına tarihlenmektedir. Büyük çoğunluğu çok kısa olan bu yazıtlar Mısır Kralı 1. Psammetih (M.Ö.663-609) ile 2. Psammetih’in (M.Ö. 593-588) Karya kökenli paralı askerlerine aittir. (S. Alp)

Karça : Özel isim. Deşt-i Kıpçak Devleti'nin Moğollar ve Moskova Knezliği tarafından parçalanmasından sonra, Türk soylularının sığınacak topraklar aradığı ve düşmanla savaştığı dönemde (14.yüzyıl) Kafkas Kağanlığı'na gelen Karaça boyunun önderidir. Yerli Türkler'le birleşerek bölgede hakimiyeti sağlamıştır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kardah : Avesta ve diğer kitapların ayrılmış bölümleri. (Ateşe Tapmayanlar)

Kardam : On üçüncü Bulgar Kralı. (777-yakl.803) (G.Ostrogorsky)

Kardıgaç : İsim olarak kullanılır. Kırlangıç anlamına gelir. (Kırgızlar’da isim olarak kullanılıyor.)

Kargın : İsim olarak kullanılır. Bir çeşit büyük rende anlamına gelir. (A. Erol)

Karialılar : Eski Yunan inanışına göre Ege Adaları'nda yaşayan ve sonra Asya anakarasına göç eden bir topluluktu. Girit kaynakları, Herodotos'un da dediği gibi, Karialılar'ın Girit Kralı Minos'un egemenliği altında olduğunu söyler. O zamanlar Leleg olarak adlandırılan bu halk vergi ödemezmiş; fakat Minos istediği zaman gemilerde çalışacak adamlar gönderirmiş. Daha sonra, Dorlar ve Ionlar gelip Karialılar'ı Ege kıyılarına kovmuş. Strabon da bu olaydan aynı şekilde söz eder. Tukidides de onların adalı olduğu konusunda hemfikirdir ve hatta krosanlık yaptıklarından bahseder. Fakat karialıları adadan Dorlar'ın ve Ionlar'ın kovduğu görüşüne katılmaz. Onları bizzat Minos'un kovduğunu söyler. Adaların işgali hakkında da birtakım arkeolojik kanıtlar ileri sürer. Bu görüşe göre, Peleponnessos Savaşı sırasında Delos adasındaki mezarlar açılarak başka yerlere taşınmıştır. Bu temizlik amaçlı taşıma işlemi sırasında açılan mezarlardan çıkan gömülerin yarıdan fazlası, Karia'ya özgü silahlar ve savaş alitleriyle birlikte gömüldükleri için Karialı olarak tanımlanmışlardır. Fakat bu olay modern arkeolojide kabul edilmemektedir. Çünkü Erken Kyklad kültürü (Delos'ta Kyklad adalarından biridir) Karia karakteri taşımaz; buna karşılık Girit ve Myken izlerini barındırır. Karialılar'ın kendileri ise bu söylenenlerin hiçbirini kabul etmez. Onlar her zaman anakarada yaşadıklarını ve hep Karialı olarak adlandırıldıklarını söyler. Kanıt olarak da kendilerinden başka sadece Kysialılar'ın ve Lydialılar'ın girebildiği Mylasa'daki eski Zeus tapınağını gösterirler. Araştırmacılar bugün en çok bu görüşün doğruluğuna inanmaya eğilimlidir. Bununla beraber Karialılar'ın erken dönemlerde Karia Talassokrasisi geleneğine bağlı olarak deniz kültürünü benimsedikleri görülür. Eusebius (M.Ö.33 civarında), bu dönemi M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısına tarihlemiştir. Fakat liderlerin hiçbirinin ne denizdeki gücüne ne de başarılarına dair hiçbir kayıt yoktur. Homeros'un İlyadası'nda Karialılar'dan, Troialılar'ın müttefiği olarak söz edilir. Homeros onların Milatos ve Mykale Dağı  çevresinde yerleştiklerini ve barbarca konuştuklarını söyler. Fakat, Tukidides'in de dediği gibi Homeros Yunanlı olmayanlara asla barbar demezdi; muhtemelen onları da Yunanca konuşan Troialı müttefiklerinden ayırt etmemiş, sadece lisanlarının kaba oluşuna dikkat çekmişti. (Muğla'nın dialekti bugün de bir raslantı sonucu Batı Anadolu'daki en kaba konuşma şeklidir.) Strabon ise Karialılar'ın barbarca konuştuklarını kabul etmez. Hatta dillerine birçok Yunanca sözcüğün de karışmış olduğu söyler. (Bean)

Karluklar : Ordaları çöktükten sonra geriye kalan ve 650’de Tan İmparatorluğu’na tabi olan Türkler. Üç koldan teşekkül etmiş ve Cabgu tarafından yönetilmişlerdir. Tam bir tipik kabile ittifakı teşkil ederler. (Gumilev)

Karmav Kaluv : Gecelemek, karanlığa kalmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karşwar : Zerdüştiler'de yeryüzünün yedi parçasından her biri. (Ateşe Tapmayanlar)

Kart : Palaca “yürek, kalp” anlamına gelir. (S. Alp)

Kartaha : Sahalar’da “atın karın bölgesindeki yağlı ve lezzetli et” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Karu : 3600 silaya eşit bir hacim ölçüsü birimi. Bkz sila. (Kramer)

Kart : İhtiyar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kartav : Yaşlanmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Karyanda : Karyanda, Leleg şehirlerinden biri değildir ve yeri uzun zamandan beri bir bilmecedir. Fakat burada, bu karışık delillerin hepsini tartışmaya yer yoktur, aşağıda anlatıldığı gibi yazarın vardığı sonuç başı çekmektedir. Strabon, Myndos ve Bargylia arasında Karyanda adında bir göl ve Karyandalılar'ın otruduğu aynı isimde bir ada olduğunu söyler. Buna göre biri, bir ada üzerinde ve daha geç olan diğeri anakara üzerinde olan iki yerleşim aramak zorundayız. Ancak bu araştırmaya yardımcı olacak herhangi bir yazıt ele geçmemiştir. Erken yerleşim için en güçlü aday, Bargylia Körfezi'ndeki Salih Adası'dır. Burada etrafı duvarlarla çevrili orta büyüklükte ve galiba klasik döneme tarihlenen bir şehir vardır. Fakat balta girmemiş bir ormanın ve makiliğin içine gizlenmiştir ki bu durumda da bugün bulabilmek oldukça zordur. Karyandalılar, Hellenistik dönemin başında, adadaki evlerinden anakaraya taşınmışlardır. Bu dönemden itibaren de Karyanda adına, coğrafyacıların eserleri haricinde rastlanmaz. Öte yandan anakaradaki yerleşim, kesin delillerle birlikte tespit edilebilmiştir. Karyanda Gölü az bir ihtimalle, Myndos ve Bargylia arasında yer alan diğer bir göl, yani bugünkü Göl Köyü'ne ismini veren göl olmalıdır. Bu göl bugün kısmen bataklığa dönüşmüştür. M.Ö. 3. yüzyılda bu bölge, Myndos topraklarına dahildi. Karyandalılar da bu bölgeye Myndos vatandaşı olarak yerleşti ve eski isimleri, sadece gölün ismi olarak kaldı. Göl Köyü'nün aşağısındaki kıyıda, büyük bir Bizans şehrinin kalıntıları vardır. Bu şehir, bugün görülebilecek hiçbir şey kalmayan, Karyanda yerleşiminin üzerine kurulmuştur. (Bean, Menderes'in Ötesi)

Karyatid : Sütun işlevi gören genç kız heykeli, genç kız biçimli sütun. (E. Akurgal)

Kasmak : Çok kirli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaštuwarit : Hatti tanrılarından biri. (S. Alp)

Kassandra: Aşığı Apollon ona geleceği bilme yeteneği vermeyi vaat eder ama o, onunla yatmayı kabul etmez; Apollon onun ağzına tükürür, böylece Kassandra geleecği bilecek ama hiç inandırıcı olamayacaktır. (Estin-Laporte)

Kastalia: Delphoi'de Apollon tarafından kovalanınca kendini bir pınara atar, pınar onun adını taşıyor. (Estin-Laporte)

Kaş : Kaş.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
         (Kaş berü : Gülümsemek, hoşgörüyle karşılamak.
          Kaş kerüv : Gülümsemek.
          Kaş kermez : Gülümsemez.)

Kaş : (Türkmenlerde) Uzanan sırtlara, özellikle yarım daire çeviren sırtlara kaş denir. (A.Rıza.Yalman)

Kat komus : Şor Türkçesi’nde “akordeon” için kullanılır. (Ş.H.Akalın)

Katdırma : Yufka. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kategori : Nesnel gerçeğin en genel ve temel özelliklerini açıklayan kavram; ulam.

Katınçı : Çapkın. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Katınköl : Nazik ruhlu erkek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kattah : Hattice “kraliçe” anlamına gelir. (S. Alp)

Katte : Hattice “kral” anlamına gelir. (S. Alp)

Katun : İsim olarak kullanılır. İmparatoriçe, Hatun, Hanım anlamlarına gelir. (A. Erol)

Katun : Türkçe’dir. (yazarın Orta Asya / Tarih ve Uygarlık yapıtının 150. sayfasında bu sözcüğün Sogdca olduğu belirtiliyor, b.n.) Kadın imparator anlamına gelir. Daha sonra hatun ve kadın biçimini alacaktır. Bugün yalnızca kadın anlamına gelmektedir. (Roux - O.Asya)

Kaum : Grup. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavad : İran’ın Sâsâni hükümdarı (488-531), en büyük İran krallarından biridir. (Czegledy)

Kavğar : Er, asker. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavlıca : Alerji. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavrak : Şiddetli alerji. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavur : Güneşte solmuş renk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavuran : Güneş çarpması. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kavşut : (Türkmenler) nehrin denize kavuştuğu yere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kay : Bkz. Kayanian. (Ateşe Tapmayanlar)

Kayaniyan : Antik İran'ın prehistorik hanedanlığı. (Ateşe Tapmayanlar)

Kayboran; şaytan cel : Hortum rüzgarı.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kayçı : Şor Türkleri ozanlarına “kayçı” adını verir. (Ş.H.Akalın)

Kayı : İsim olarak kullanılır. Berk, kudretli, kuvvetli anlamına gelir. (Kay, Kayı): Yağmur, sağanak, bora anlamlarına da gelir. Ayrıca Oğuz boylarından birisi olup Türk tarihçilerinden bir kısmına göre Osmanlı Hanedanı bu boya mensuptur. (A. Erol)

Kayırun : Kendini, toprağını savunma hareketi (halkla ilgili kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaylık boluv : 1.Hortuma yakalanmış gibi ıstırap çekmek, 2. Yerinden, mal mülkünden olmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kaytuv : Dönmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
              (Kaytaruv : Döndürmek.)

Kazavat : Savaş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kazı : İsim olarak kullanılır. Kazaklar’ın at etinden baharatsız ve bibersiz olarak yaptıkları sucuk. (A. Erol)

Kazı: Sahalar’da “atın karın bölgesinde bulunan yağlı kısım”a verilen isim. (Saha Halk Edebiyatı)

Kazna : Hazine, devlet, kıral hazinesi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kazüvistik : Vicdan durumlarını inceleyen Tanrıbilim dalı.

Keben : (Türkmenler) Dağların sarp ve kayalık yerlerine bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kebin : Kefen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keçmeklik : Af. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kekel : Saçın alın üstü kesilmesi, kakül. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kekrops: Gaia'dan doğma yarı insan, yarı yılan. Atina'nın ilk efsanelik kıralıdır. (Estin-Laporte)

Kekropslar: Bu iki kötücül cüce haydutu Zeus maymuna dönüştürmüştür. (Estin-Laporte)

Kelbet : Görünüş, görkem, insanın, yerin tanımında kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keleçi : Çöpçatan, arabulucu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Keleçige ketüv : Daveti kabul edip gitmek.)

Kelepen : 1. Cüzam. 2. mecazi- Yanına kimsenin yaklaşmak istemediği huysuz kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keler : (Türkmenler) Dağ tepelerinde dökülen kil tabakalarından oluşan boşluklar, mağaralara bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Keleş : İsim olarak kullanılır. Cesur, kahraman, yiğit, yakışıklı, güzel, güzel olan erkek çocuklarına konulan (Gökçe, Gökmen gibi) adlardandır. (A. Erol)

Keli : (Türkmenler) Üzerinde suların birikemeyeceği yüzeysel eğime bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kelmez col : Öbür dünya. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kem : Eksik. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kemal: (Ar.) 1. Olgunluk, yetkinlik, eksiksizlik. 2. En yüksek değer. 3. Erdem, bilgi. (tdk.gov.tr)

Kemirçilev : Haksız suçlamaya karşı suçlama yapmak. Davacıyı davalı durumuna getirmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kenç Tengrim : İsim olarak kullanılır. Genç majeste anlamına gelir. (Uygurlar’da isim olarak kullanılıyor.) (A. Erol)

Kenneş : Danışma toplantısı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kenturyon : Bizans’ta bir centuria’ya, yani yüz kişilik bölüğe komuta eden subay.

Ker / kart : Hititçe “yürek” anlamına gelir. (S. Alp)

Ker Buğa : İsim olarak kullanılır. Ker ( = kuvvetli, büyük) ile buğa’dan yapılma özel isim. (A. Erol)

Keram : 1. Satürn gezegeni. 2. Hale, ayın etrafındaki ışık halkası. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Keramat : Kişi veya maddeye çekicilik veren, özel görünüş oluşturan, Allah'ın lütfettiği hale. Keramet. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kerek : İhtiyaç duyulan her tür eşya. (Üy kerek, iş kerek, can kerek.)

Kerekli : Deli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kergiç : Tezgah. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
              (Börk kergiç : Şapka tezgahı.)

Keri : 1. Uzak, 2.Dış. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
          (Keri ketüv : Uzaklara duyulmak.)
           Kerige cağılır : Uzak yerlere yerleşir.)

Kerivan : 1. Kervan, 2.Takım yıldız kümesi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kermen : İsim olarak kullanılır. Germen, kale, hisar anlamlarına gelir. (A. Erol)

Kešhi : Hurrice “taht” anlamına gelir.

Kes : Kendi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kesamat : Sözleşme, yemin. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kesme Taş : Dikdörtgenler prizması biçimindeki taş blokların yatay düzlemler oluşturarak dizilmesini içeren duvar örgüsü. (G. Bean)

Keş:  Sümer’de Adab’ın kardeş kenti. (Kramer)

Keşene : Yerüstü mezar taşı. Eski Türkler, Küçük Göç sırasında (M.Ö. 6-5.yy.) Kafkas dağlarına yerleştikten sonra (Lana Soyu) atalarının tanrıcılıktan gelme âdetlerini korumuş ve yerüstü mezarlarını dağlık yerin şartlarına göre, sos uruktan (granitten) kurmuştu. Daha eskilerde ise, çöllü Hunlar mezarın üzerini kumla kaplayarak küçük höyükler (kurgan) yaparlardı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Ke-to : Çince okunuş. Bu kabile hakkında hiçbir bilgi yok. Pelliot tarafından bu kabile isminin okunuşu için önerilen kelime Kak-ta’dır. (Özkan İzgi)

Kengeraslar : Mert ve cesur anlamına gelen Kangar’dan türemiştir ve Peçenekler’i ifade eder. (Gumilev)

Kepir : (Türkmenler) Ot bitirmeye gücü olmayan yere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Keramos : Kos Körfezi'nin kuzey kıyısında, doğuya doğru denizden 609.6 metre yüksekliğindeki Kıran Dağı'nın kıyı boyunca geçit vermeyen güçlü duvarları görünür. Bu duvarlar yalnız bir noktada, Karaçay'ın geçtiği yerde ayrılır. Karaçay, platodan aşağı akar ve bir alüvyon ovası ya da denize döküldüğü yerde bir delta yapar. Uzunluğu 32.2 km.'nin üzerinde olan nehir yaz aylarında kurur. Kaynağı platoda olan suyun çoğu, yeraltı kanallarıyla denize akar. Karaçay'ın oluşturduğu ovanın bir köşesinde Keramos'un kalıntılarına rastlanır. Delta antik dönemden beri alabildiğine yayıldığı için hâlâ ayakta olan duvarların alt kısımları tamamen gömülmüştür. Muhtemelen Keramos burada ya da deniz kenarındaydı... Antik isim Keramos zaman içinde değişerek bugün yörenin adı olan Gereme şeklini almıştır. Kalıntıların bulunduğu köy ise Harabe anlamına gelen Ören adını taşır. Şehirn kuruluşu hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. Şehrin orijinalinde Kariya kökenli olan adı Yunanca'da çömlek anlamına gelen kelimeyle aynıdır. Fakat bunun yalnızca bir tesadüf olduğuna karar verilmiştir. Bununla beraber ele geçen Yunan formundaki  arkaik heykeller şehrin 6.yüzyılda hiç olmazsa bir miktar Yunanlılaştığını gösterir. Bu heykeller, kesin olmamakla beraber şehrin kendine ait olabileceği gibi bölgeyi istila eden Dorlar'a da ait olabilir. Fakat Helenistik dönemde yazıtlarda Dor lehçesi kullanılmaz. Keramos Delos Birliği'ne üyeydi ve bir buçuk talent vergi ödüyordu. Daha sonra bölgede sahip olduğu köylerin sayısı artınca Khyrsaorik Birliğin önemli bir üyesi oldu.  Köylerden meydana gelen birliklere Khyrsaoren deniyordu. Karia'daki diğer yerler gibi Keramos da M.Ö. 189 yılında Rodos'a verildi ve M.Ö.167 yılında geri alındı. (Bean) 

Ket : Hititçe “burası, buraya” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Keyaniler : İran Destanı ve Avesta’ya göre en eski zamanlardan ve mitik kadim çağdan itibaren tam olarak Zerdüşt zamanına değin hüküm süren İran’ın efsânevi, kadim kralları. Bu adın eski Farsça formu Kavi idi. Son zamanlarda aynı adın Sogdca versiyonuna da rastlanmıştır. Eski Kavi adının yeni Farsça şekli Key, çoğulu Keyan’dır. Sâsâni hükümdarları zamanında yani 6-7. yy.da kadim Keyani krallarının adının kullanılması İran hükümdar ailesinde moda idi. (Czegledy)

Key Kavus : Kayaniyan kıralı. (Ateşe Tapmayanlar)

Key Hüsrev : Kayaniyan Kıralı. Kay Kaus'un büyük oğlu. (Ateşe Tapmayanlar)

Key Kubad : Kayaniyan Hanedanlığı'nın kurucusu. (Ateşe Tapmayanlar)

Key Viştasp : Antik İran'da Zerdüşt'ün hamisi. (Ateşe Tapmayanlar)

Kem na Mazda : Avesta'daki cin kovma duaları. (Ateşe Tapmayanlar)

Kersasp : Antik İran'da bir kıral. (Ateşe Tapmayanlar)

Khalkedon : İstanbul, Kadıköy.

Khambata : Khambat tapınağındaki bir grup din adamı. (Ateşe Tapmayanlar)

Kharitler: (Roma'da Grazialar), Apollon'la bulunur, neşe saçarlar. (Estin-Laporte)

Khersonesos : Suhumi yakınlarında bir İlkçağ kenti.

Kheşm : Zerdüştiler'de öfke cini. (Ateşe Tapmayanlar)

Khios : Sakız Adası.

Khloris: Niobe'nin kıyımdan kurtulan tek çocuğu; ama bu kız da çok solgun kalır. (Klor adı Khloros'tan (yeşilimsi) gelir.). (Estin-Laporte)

Khorda Avesta : Küçük Avesta, Avesta'dan seçilmiş dua kitabı. (Ateşe Tapmayanlar)

Khordad-sal : Zerdüştiler'de yılın altıncı günü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khorşed : Bkz. Khwarşed. (Ateşe Tapmayanlar)

Khşathra Vairya : Bkz. Şehriwar. (Ateşe Tapmayanlar)

Khşnuman : Zerdüştiler'de adak, meleklerin onuruna yapılan törenin adak bölümü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khwarrah : Tanrısal rahmet, övgü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khwarşed : Zerdüştiler'de parlayan güneş, güneş üzerinde hakimiyeti olan meleğin adı, Zerdüşt dini takviminde ayın 11. günü. (Ateşe Tapmayanlar)

Khwetodas : Zerdüştiler'de en yakın akraba evliliği. (Ateşe Tapmayanlar)

Kıble : Arapça’dır. “Mekke yönü” için kullanılır. (J.P.Roux)

Kıjğıl : Üs üste, karma karışık, çok soylu, tedirgin veya kızgın topluluk (genelde böcek, sinek gibi küçük hayvanlar hakkında kullanılır. Düşman askeri de bu sözle tanımlanabilir.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıl kobuz : Saz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıl üstünde olturuv : Huzursuz yaşamak. Diken üstünde oturmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılamannar: Sahalar’da “Kirpikler” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kılıç : Kılıç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
          (Kılıçha biçak takğanlay : Kılıca bıçak takmış gibi. Çok yakışmış, tam uyum sağlamış.
          Kılıçha kılık kılğan : Kılıç kullanmasını bilen, usta savaşçı.)

Kılık : Görünüş, yapı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
           (Kılığın biçgen : Kendi karakterini yönlendirebilen kişi.
           Kılık kıyuv : Terbiye vermek.
           Kılık kıymagan : Terbiye vermeyen.)

Kılıklı : Özel huylu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılıksız : Terbiyesiz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıllanan : Çok çalıştırılan veya çok eziyet çeken insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıllanan kıl : İşlenmiş at kılı. Yelken ipi olarak kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıllanır sabiy : Dayaklık çocuk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılmak : Gerçekleştirmek, yapmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kılnı bildirir : Özünü açar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımav : Çalmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
             (Kımarğa : Çalmak için.)

Kımğıç : Ufak tefek şeyler çalan kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımıldavuk : Hareketli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımırğılı halda : Hırsızlık yaparcasına gizli. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımıs, Kurum : Peynir (Oyratlar’da isim olarak kullanılıyor). (A. Erol)

Kımız : At sütünden yapılmış yoğurt. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kımız : Türkçe-Moğolca’dır. “Mayalanmış kısrak sütü” anlamına gelir. (J.P.Roux)

Kınk : Ses. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
          (Kınk deme : Ses çıkarma.)

Kınlarğa : Hareketsiz kılmak, hapsetmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kınnı : Eski söz. Durmuş zaman. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kınsız : Kötü alışkanlıkları olan kişi. Hesapsız ve ölçüsüz davranan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıntıymaz : Kendi bildiğinde ısrar ederek yanlış yapan, durdurulamayan, kimseyi dinlemeyen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıpçak : İsim olarak kullanılır. Ağaç kovuğu anlamına gelir. Bir Türk boyunun adıdır. Hareketli, yerinde duramaz anlamına gelir. (A. Erol)

Kıptııy: Sahalar’da “makas” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kırgızlar : M.Ö.1. yüzyıl süresince İrtiş’in yukarı akış bölgesinde yaşayan, daha sonra da Yenisey’in yukarı akışına, yani Minusinski havzasına taşınan göçebe bir kavimdir. Çinliler Kırgızlar’ın dış görünüşüne dair tasvirler sunar. Araştırıcıların büyük kısmı bu tasvire dayanarak onları Türk menşeli olmayan, sarışın, mavi gözlü bir kavim olarak değerlendirmektedir. Ancak daha sonra dil itibariyle de Türkleşmişlerdir. (Czegledy)

Kırğı : Karşı konulmaz güç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırğıç : Deri ve ağaç işlemede kullanılan temizleme aleti. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırğıy kuş : Avcı kuş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırkan col : Serpantin. Dağ yamacındaki yol. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kırla kırla kar : Lapa lapa yağan kar. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıruv : Kırmak, öldürmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Kıruv, sermeş, ölüm sermeş : Düello.)

Kısha : Çabuk, hemen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Kısha biçer : Cimri olur. Üst sınıflarda kullanılan söz. Tam anlamı, kısa biçer.
             Kısha kısuv : Eski, bugün kullanılmamaktadır. Çabuk yapmak.
             Kısha şağırey : Kısa süreli dost.)

Kıshakıl : Kısa akıllı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kısıla bilgen : Başkasının yanına sığınabilen. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kısır : Kısır (sadece hayvan için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kısuv : Kıstırmak, sıkıştırmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kışlag : Türkler kışın kışlanacak yere genel olarak kışlag veya kışlak derlerdi. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Kışlak : Bkz. kışlag.

Kışlık : Kışın oturulan yer. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyamut : Büyük bela, felaket. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyan : İsim olarak kullanılır. Dağdan çok hızlı inen sel anlamına gelir. (A. Erol)

Kıyat : İsim olarak kullanılır.Cuci ulusu içinde en mühim kabilelerden biridir. (A. Erol)

Kıyav : Yetersizlik. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyğıç : Biçme aleti. Ağaç, bronz, demir, taş, kemik, gümüş ve altın işlemelerde kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyık kişi : Biraz aptal ve inatçı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyınlı : Şanssız. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyınlık : Trajedi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıymak : Çırpıldıktan sonra yağda kavrulmuş yumurta. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kıyuv : Kesmek, kırpmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Taşkıyar : Taş üzerine resim işleyen.
             Temirkıyar : Demir üzerine resim işleyen.
             Ağaçkıyar : Ağaç üzerine resim işleyen.)

Kızıl : Kırmızı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kızılbek : Abaza haydutların lakabı. Siyah giyen Hun haydutları kırmızı giysili rakipleriyle alay etmek için onlara Kızılbek :Kızıl Bey, demişlerdir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kızılsıman : Kırmızımsı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Ki : Sümer’de “Toprak Ana”dır. (Kramer)

Kiat : Palaca “burası, buraya” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Kiçik : İsim olarak kullanılır. Küçük, ufak anlamına gelir. (A. Erol)

Kidaritalar :  Doğu Toharistan kökenli hanedan, Kuşan sülalesinin halefi. Hanedan kurucusu olan Kidara, M.S.350 sıralarında Doğu Toharistan’dan yeni başkent Balh’a taşınmıştır. İranlılar Balh’ı da işgal ettikleri sırada, M.S. 468’de Kidaritalar’ın hakimiyetine son vermişlerdir. (Czegledy)

Kihi aata : Sahalar’da “insanın adı”dır. (Saha Halk Edebiyatı)

Kihi tıla : Sahalar’da “kişinin dili”dir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kihi töbötö : Sahalar’da “kişinin başı”dır. (Saha Halk Edebiyatı)

Kilikia : Adana, İçel, Karaman illeriyle Konya’nın güneyi ve Antalya’nın doğu yanını kapsayan tarihi bölge.

Kilter : İsim olarak kullanılır. 11. yüzyılın ortalarında 11 Peçenek uruğunun başçısı olan Turak’ın atası. (A. Erol)

Kimmer : M.Ö.12-8.yy.arasında Güney Rusya’da, Trak-Frig dil ailesine mensup Hint-Avrupalı göçebe bir kavimdir. (Czegledy)

Kimos: Bir Hun içkisi. Sözcüğün kımız sözü olduğu söylenir. Ancak, Doerfer'e göre, bu içki Hunlar gelmeden önce de Avrupa'da vardır. Bu yüzden kımız sözü ile ilişkisi bulunamaz. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Kindik : Göbek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kindya : Tamamen bir Karia şehri olan Kindya'nın kökeni hakkında hiçbir şey bilinmemektedir. Elimizde sadece Artemis Kindyas hakkında birtakım bilgiler vardır. Iasos'taki Artemis Astias için söylenen yağmur ve karın burada kendini hissettirmeden yağdığı iddiası Artemis Kindyas için de olduğu ileri sürülmüştür. Erken 5. yüzyılda Mausolos'un oğlu Piksodaros Kendya'da yaşıyordu ve muhtemelen oranın yöneticisiydi. Piksodaros'un ve babasının adı küçük bir şüpheye yer vermekte ise de onun, Mausolos ve Hekatomnos'un soyundan geldiği ve Kilikyalı bir prensesle evlenmeye yetecek kadar seçkin olduğu kesindir. 5.yüzyılın daha sonraki dönemlerinde Kindya, Delos Birliği'ne bağlandı. Ödemesi kararlaştırılan bir talent verginin büyük bir kısmını altı kereden fazla Bargylia ödedi. M.Ö. 425 yılında şehir hâlâ bir yöneticinin himayesindeydi ve ödeyeceği vergi miktarı dört talente çıkarılmıştı. Kindya'nın kalıntıları, Milas'tan Bodrum'a giden ana yolun yanındaki Sığırtmaç Köyü'nün hemen yukarısında yaklaşık 182.9 veya 213.4 metre yüksekliğindeki dik bir tepenin zirvesindedir. Şehri çevreleyen sur duvarlarının çok az bir kısmı korunmuştur. Bu duvarlar kapısı kuzeybatıda olan ve 4.88 metre yüksekliğe kadar olan kısmı korunabilmiş bir kaleyi barındırır.Duvar moloz taşlarından yapılmış kuru duvar şeklindedir. Sur duvarlarının içindeki tüm yapılar yıkılmış ve kalıntılar etrafa yayılmıştır. Ayakta hiçbir şey yoktur. (Bean)

Kinetik ilke : Devinim ilkesi.

Kinige : Sahalar’da “kitap” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kinji Imanishi : (1902-1992) Japon Antropolog. Doğa bilimci, kâşif ve dağcı Kinji Imanishi; Japonya ve dünyadaki primat bilimini derinden etkilemiştir. Bütün Japon bilim insanları gibi Batılı yöntem ve kuramlarla ilgili derin bilgi birikimine sahip olmasına karşın doğal yaşamın incelenmesi konusunda çok farklı bir bilimsel yaklaşımı benimsemiştir. Bu dönüşümünü yolda gözüne çarpan bir çekirgeye bağlar. "Vadideki bir pakitada yürürken, bir çalılıktaki yaprağın üzerinde duran bir çekirge gördüm. O zamana dek böcekleri yakalıyor, kloroform verip öldürüyor, bir yere iğneliyor ve onlara bir ad veriyordum. Ancak bir anda bu çekirgenin doğada nasıl yaşadığı konusunda hiçbir şey bilmediğimi fark ettim." En önemli çalışması olan The World of Living Things, 1941'de yayımlanmıştır ve Japon kültür ve geleneklerinde yer alan doğal yaşam üzerine geliştirdiği kapsamlı kuramı içerir. Imanishi'nin çalışmaları  kuramına birkaç yönden karşı çıkar. Birinci olarak, Imanishi'nin kuramı, Japon kültürü gibi insanlar ve hayvanlar ar8asındaki farkı vurgulamaz. İkincisi, bireysel organizmaların biyolojisine odaklanmaktansa doğa bilimcilerin, analiz birimi olarak bireylerin ait olduğu tür topluluğuna odaklanmalarını önerir. Imanishi, bireysel organizmaların arasındaki rekabet ve çatışmadansa bütün canlılar arasında var olan uyumu ele alır. Şu anda tüm dünyada standartlaşmış olan Imanishi'nin araştırma teknikleri, doğrudan onun kuramlarından yola çıkarak gelişmiştir. Imanishi, etnografyadaki yöntemleri kullanarak doğal yaşam alanlarında primatları uzun süreli incelemiştir. Louis Leakey, ilk Batılı primat bilimcileri alana göndermeden uzun süre önce, Imanishi ve pek çok öğrencisi Afrikalı kuyruksuz maymunlar, Japon ve Tibet makak maymunları üzerinde öncü araştırmalar yapmıştır. pon primat bilimciler, akrabalığın önemini, primat topluluklarının karmaşıklığını, toplumsal öğrenme kalıpları ve her bir primat grubunun kendine özgülüğünü belgeleyen ilk araştırmacı grubu olmuştur. Imanishi ve öğrencilerinin çalışmaları sayesinde günümüzde primat topluluklarının birbirinden ayrı kültürlere sahip olduğunu biliyoruz. (Kültürel Antropoloji, William A.Haviland, Harald E.L.Prins, Dana Walbrath, Bunny McBride, Kaknüs Yayınları)

Kiri : Büyük mal varlığı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kirilçek : Girişken, her kapıyı açabilen kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kirşelüv : Girişmek, nara atarak saldırmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kirtaban :  Pis, seviyesiz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
                  (Kirtaban boluv : Pislenmek, itibarını kaybetmek, yozlaşmak.)

Kirüv : Girmek.(Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
            (Kire turğan : Sık sık gelen.)

Kisim : Sümer’de bir süt çeşidi. (Kramer)

Kiş : Sümer’in Tufan’dan sonraki ilk başkenti. (Kramer)

Kişiu : Çocuk dilinde kedi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kiten : İsim olarak kullanılır. (Köten) Kuman başbuğlarından birinin adı. (A. Erol)

Kithairon: Bir dağa adını vermiş olan kıral. (Estin-Laporte)  

Ki-ts'u: Kız. Türkçe kız sözü olduğu sanılır. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Kiur : Özellikle Nippur’daki Ekur tapınağında bulunan bir bölüm. (Kramer)

Kiyiz : Keçe. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kiyizçi :  Kilimci. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

KL belirlenen km : Kayak sporunda hızın araştırılmasıdır. Bu dalda en iyi bilinen yarışma, İtalya'da Cervinia'da yapılır. Kayakçılar saatte 200 kilometreyi aşan hıza erişir. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Klasik Dönem : Yaklaşık olarak M.Ö. 5 ve 4. yüzyıllar. (G. Bean)

Klazomenai : Urla.

Kleio: (yüceltmek, övmek anlamındaki kökten) tarih Müzüdür. (Estin-Laporte)

Klonimiroviç : Yedinci Sırp Kralı. (927-950 sonrasına kadar) (G.Ostrogorsky)

Koban : Coşkun dağ nehri. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kochag İskitleri : Kangkü ülkesi sakinlerinin Yunan kaynaklarındaki Sogdca adıdır. (Czegledy)

Koçu : İsim olarak kullanılır. Dadaş ve efe gibi centilmen delikanlı, ağa beğ, süslü araba anlamlarına gelir. (A. Erol)

Koduçu : Hanın, beyin, ağanın bildirisini halka duyuran kişi, tellal. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kokytos: İnilti nehridir, Ölüler Ülkesi'nde akar, suyu kötücül insanların gözyaşlarıyla çoğalır. (Estin-Laporte)

Kol cuv : 1.Unutmak, 2.Vazgeçmek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kolan : Alalı, beleli, alacalı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kolbas : İsim olarak kullanılır. Orduyu yen anlamına gelen bir Kuman adıdır. (A. Erol)

Kolch : Büyük İskender’in doğu seferleri tarihinde, Harezm civarındaki bir ülkenin adıdır. Aynı ada, Bizanslı tarih yazarı Theophylaktos Simokattes’in anlattığı Göktürk İmparatorluğu’nun kuruluşu hadisesinde de rastlıyoruz. Kolch adı Choalitalar’ın ülkesinin adıyla muhtemelen aynı köke sahiptir. (Czegledy)

Kolçak : İsim olarak kullanılır. Bilgeğe takılan yünden örme eldiven, kolların kirlenmemesi için bilekten dirseğe kadar geçirilen kolluk, çeşitli maksatlarla kola takılan işaretli şerit, pazubent, savaşçıların giydiği zırhın kola geçirilen parçası, iplik çıkrığında kolu çevirmeğe yarayan kol anlamlarına gelir. (A. Erol)

Ko-lu : Çin kaynaklarında ekseriyetle Ko-lo-lu şeklinde yazılmaktadır. Karluklar (bir Türk kabilesi, b.n.) için kullanılır. (Özkan İzgi)

Koldaş : İsim olarak kullanılır. Arkadaş, yardak anlamına gelir. (A. Erol)

Kolesterol: Hayvan hücrelerinde üretilen ve plazma zarının önemli bir öğesi olan, pürüzsüz ve soluk görümlü bir lipit. Dört hidrokarbon halkasından oluşur. Kolesterol, besinlerle de alınır ve beden sıvılarında düşük yoğunluklu lipoproteinlerle (LDL) taşınır. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Kolga üretilgen : Birisinin yardımına alışmış, kendi başına yaşayamayan muhtaç ama şımarık kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kolkhis : Karadeniz’in doğusunda, Güney Kafkasya’da bir bölge.

Koloman Asen : Yirmi dokuzuncu Bulgar Kralı. (1241-1246) (G.Ostrogorsky)

Kolon : Roma’nın son zamanlarında, kuramsal olarak özgür, ama fiilen işlediği toprağa bağlı köy taşınmazlarının kiracısı; colonus.

Kolonad (Stoa ya da Portiko) : Önünde sütunların bulunduğu üstü örtülü uzunlamasına salon. (E. Akurgal)

Kolu tirek : Tuttuğunu koparan, işe yatkın, kuvvetli el. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kompozit başlık : İon ovolosu (kymationu) ve İon başlığı volütleri ile birleştirilmiş Korinth başlığı. (E. Akurgal)

Kon kon : Yerinde oturamayan, hep yeni yerlere taşınmayı seven insan, kuş. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Konakbay : Misafirperver. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Konçi : (Koyuncu) Han : İsim olarak kullanılır. Cuci oğlu Orda-İçen’in oğlu Sartaktay’ın oğludur. (A. Erol)

Konçuy : İsim olarak kullanılır. Hanımdan bir derece aşağı kadın, prenses demektir. (A. Erol)

Kondurmak : ... Eski Türkler kitle halindeki göç işlerinde göçülen yerde, devlet tarafından yapılan iskan işlerini bu sözcükle adlandırırdı... Türk kültür tarihinin en güç olan yönü de budur: Türklerin, yerleşik hayata geçip, evler yapıp oturmalarından sonra da eski göçgüncü deyimleri bu yeni hayata uydurarak kullanmış olmalarıdır. Bu sebeple, çok eski deyişlerle, sonradan şehirde yaratılan deyişleri birbirinden ayırmak birçok güçlük ortaya çıkarmaktadır. Nitekim eski Türkçe'deki kondurmak sözü, evli köylerde oturmak manasına gelmiyordu. Bugünkü Anadolu Türkçesi'ndeki konak, eylek, konarga, konulga, konum deyişleri de köyde yerleşme anlayışını karşılamamaktadır. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Kongar, Kongrat, Konrat : İsim olarak kullanılır. Bir boyun adıdır. Koyu al donundaki at anlamına gelir. (A. Erol)

Kongirat : Bir Moğol boyunun adı. (Roux)

Konnur : Karışık, solgun renk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Konstans 2 : Yirmi beşinci Bizans İmparatoru. (641-668) (G.Ostrogorsky)

Konstantin Bodin : On birinci Sırp Kralı. (1081-1101) (G.Ostrogorsky)

Konstantin Tikh : Otuz birinci Bulgar Kralı. (1257-1277) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 1 : Birinci Bizans İmparatoru (324-337) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 3 ve Heraklonas : Yirmi üçüncü Bizans imparatorları. (641) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 2: İkinci Bizans İmparatoru (337-361) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 4 : Yirmi altıncı Bizans İmparatoru. (668-685) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 5 : Otuz beşinci Bizans İmparatoru. (741-775) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 6 : Otuz yedinci Bizans İmparatoru. (780-797) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 7 : Kırk dokuzuncu Bizans İmparatoru. (913-959) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 8 : Elli beşinci Bizans İmparatoru. (1025-1028) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 9. Monomakhos : Atmışıncı Bizans İmparatoru. (1042-1055) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 10. Dukas : Altmış dördüncü Bizans İmparatoru. (1059-1067) (G.Ostrogorsky)

Konstantinos 11. Palaiologos : Doksanıncı Bizans İmparatoru. (1449-1453) (G.Ostrogorsky)

Konsül : Bizans’ta en yüksek iktidar düzeyini diğer meslektaşlarıyla paylaşan magistratus. Bizans döneminde görevleriyle yetkisi son derece sınırlı bir hale geldi; sonra önemini yitirerek onursal bir ünvan halini aldı.

Konur : İsim olarak kullanılır. Boz renginde, toprak renginde anlamına gelir. Mecazî olarak yiğit, kahraman, kibirli gururlu anlamlarını içerir. (A. Erol)

Kopt : Kıptî; ilkin Mısır’ın yerleşik halkına, daha sonraları Hıristiyanlar’a bu ad verildi.

Kopuz : İsim olarak kullanılır. Türkler’in en az 1700 yıldır kullandıkları mızraplı bir çalgı. Bugün Anadolu’da yerini bağlama türünden sazlara bırakmış olmakla beraber Orta Asya ve sibirya Türkleri arasında hâlâ kullanılır. (A. Erol)

Kore (Genç kız): Persephone'nin diğer bir adıdır. (Estin-Laporte)  

Korinth Düzeni : Tapınaklarda ve diğer yapılarda  kullanılan bir düzen. Sütunlar, İon düzenindekilere benzer, ancak başlık farklıdır. İon düzenindeki volüt yerine akanthus yapraklarının fışkırdığı bir kasnağa sahiptir. (G. Bean)

Korkyra : Korfu Adası.

Korkut : İsim olarak kullanılır. Korkunç, heybetli anlamına gelir. (A. Erol)

Kormisoş : Beşinci Bulgar Kralı. (739-756) (G.Ostrogorsky)

Koronis: Apollon'un sevgilisidir ama ona ihanet eder. Artemis kardeşinin intikamını almak için Koronis'i öldürür. Tanrı onun bedeninden oğulları Asklepios'u canlı olarak çıkarır. (Estin-Laporte)

Koruk : Kalkan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Korunçak : 1.Kendini sıkı koruyan, her tür olaya karşı açık tepki vermeyen, "beni ısırmayan ylan bin yıl yaşasın" dercesine yaşayan katı kalpli kişi. 2. Saldırı karşısında acilen oluşturulan yetersiz savuma sistemi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kos : İstanköy Adası.

Koş : Çift. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kotormak : Yerini değiştirmek. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Koyak : (Türkmenler) Derin olmayan mağara gibi doğal çukurlara koyak derler, dokunaklı hikayelere de bu adı verirler. (A.Rıza.Yalman)

Koybala : Kuzu (Oyratlar’da isim olarak kullanılır.) (A. Erol)

Koyköz betli : Açık kahverengi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Koyon : Tavşan (Oyratlar’da isim olarak kullanılır.) (A. Erol)

Kozğaluv : Ayaklanmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kozlağan : Doğuran (sadece hayvan için kullanılır.)

Kozmogoni : Evrenin oluşumunu ve gelişimini inceleyen bilim dalı, evrendoğum.

Köb : Çok. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köbek (Kebek) : İsim olarak kullanılır. Kuman başbuğlarından birinin adı. (A. Erol)

Köçebe halk - Köçgün halk : Göçebe halk. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köçerik catak : Kayma olasılığı yüksek yamaç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köçormön : ...ebediyen yurdunu bırakarak başka bir yere göçen kimselere Orta Asya ağızlarında bu isim verilirdi. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Köçmek : Orta Asya Türk ağızlarında köçmek ve taşınmak deyimleri de çok kullanılır. Taşınmak sözü, evden dışarıya gitmek manasına kullanılırdı. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Köçük : Yük hayvanına Eski Türkler'in verdiği ad. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Köçürmek : ... Eski Türkler, kitle halindeki göç işlerini anlatmak için bu sözcüğü kullanırlardı. (Türk Kültür Tarihine Giriş cilt 1, Bahaeddin Ögel)

Kögergenbet : Yüzü dönmüş, rengi kavga rengini almış. Yüzünde saldırganlık havası sezilen kadın. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kök : Mavi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kök çartlağan : Şimşek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köksıman : Solgun mavi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köksül : Eflatun. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kökürek : Göğüs, bağır. (erkek için kullanılır.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köl : Gönül. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)
        (Köl cazuv : Teselli etmek.
         Köl salmav : Gönlü ısınmak.
         Kölden tilek : İçten dua.
         Kölkaldı etüv : Darılmak, gönlü kırılmak.
         Kölü bulğanuv : Midesi bulanmak. Mec. Gönlü bulanmak, içine sindirememek.)

Köleler: (Atina'da) Hukuk açısından köleler birer kişilik olmayıp yalnızca erkek veya kadın bedenidir. Çoğu satın alınmış savaş esiridir. M.Ö. 430'da yaklaşık 250 bin nüfus içinde Atina yurttaşı 45 bin, köle 125 bin kadardır. En fakir yurttaşın bir, iki, en zengin yurttaşın elli kadar kölesi olur. Köle sahibi onun üzerinde ölüm kalım hakkına da sahiptir. Ne ki, kendisine kötü davranılan kölenin bir tapınağa sığınma hakkı vardır. Atina göreceli yumuşaklığı ile tanınmıştır; orada köle azat etmek olağandır. En ağır çalışma koşulları Laurion gümüş madeninde uygulanan koşullardı, o vakitler bu maden yoğun bir biçimde işletiliyordu. (Estin-Laporte)

Köme : Kızamık. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kömen : İsim olarak kullanılır. Hayal, illüzyon demektir. (A. Erol)

Köndelen : 1.Çapraz, 2.Yolu kesen set. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Körkli Bike : İsim olarak kullanılır. Güzel hanım anlamına gelir. (A. Erol)

Körkli Yahşı : İsim olarak kullanılır. Güzel, iyi anlamına gelir. (A. Erol)

Körük : Körük. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kös : Sahalar’da “on kilometrelik uzunluk birimi” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Körür : Kader. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köşker, Köşger : İsim olarak kullanılır. Kunduracı, yemenici, kundura tamircisi anlamına gelir. (A. Erol)

Köten : 1. Gövde, 2. Kibir. [Kötenli: Kibir dolu kişi.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köz av : Gözün bozulmaya başladığı dönemin tanımlanmasında kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köz caş, cılamuk, köz bürtük : Gözyaşı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Köz tutmaz : Göz tutmaz. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Közcanmaz : Uyuşuk, miskin kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Közlev : Su kaynağı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Közü canmağan : İsteksiz, hevessiz, eli işe kalkmayan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Közün künne açhan : Tembel, rahatına düşkün. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Krekal/rekan: Attila'nın baş hatunu. arı ile karı sözlerinden oluştuğu söylenir. (Türkler'in Dili, Fuat Bozkurt, Kapı Yayınları)

Krepidoma : Hellen tapınak platformunun dış kenar basamakları. (E. Akurgal)

Kreusa: Priamos ile Hekabe'nin kızı, Aineas'ın karısıdır. Troya'nın düşüşü sırasında ortadan kaybolur. (Estin-Laporte)

Kristalciler : Kristal arayıcılarına denir. Değerli kristal peşinde zirvelerde kendilerini tehlikeye atan ilk insanlar onlar oldu; daha sonra, dağ rehberliğinde de ilk sırayı onlar aldı. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Kriya : Zerdüştiler'de ayin etkinlikleri. (Ateşe Tapmayanlar)

Kromatin: DNA ve histonların birleşmesiyle ortaya çıkan nükleozomlardan oluşan yapı. Ökaryot hücrelerin interfaz evresinde gözlenirler. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Kromozom: Hücre çekirdeğinde bulunan, DNA'nın yanı sıra bazı proteinler de içeren çubuksu biçimli yapılar. İnsan hücrelerinde, her birinin bir üyesi anne, bir üyesi de babadan gelen 23 çift kromozom bulunur. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Krum : On dördüncü Bulgar Kralı. (Yakl.803-814) (G.Ostrogorsky)

Krypta : Yer altı koridoru, dehlizi. (E. Akurgal)

Ku-şuu : Kimsesiz, sevimsiz, bereketsiz, mutsuz mekan. Sadece ev veya yer nitelenirken kullanılır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuali : Çin kaynaklarına göre Harezm’ın adlarından biridir. Muhtemelen Bizans kaynaklarında Choalita adını taşıyan bir kavmin Sir Derya yakınındaki ülkesine işaret ediyordu. (Czegledy)

Kubat : İsim olarak kullanılır. Kaba, hantal, biçimsiz, söyleyişi, şivesi kaba olan anlamlarına gelir. (A. Erol)

Kubatum: Sümer’de Şu-Sin’in lukurlarından biri; kralın ona armağan ettiği gerdanlık Uruk’ta bulunmuştur. (Kramer)

Kucur : Tuhaf. [Kucuruv : Tuhaflaşmak.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuday : İsim olarak kullanılır. Farsça Tanrının adıdır. Çalap, Huda, Ülgen gibi. (A. Erol)

Kuiš : Palaca “kim” anlamına gelir. (S. Alp)

Kuiš : Hititçe “kim” anlamına gelir. (Latince quis.) (S. Alp)

Kuiš : Luwice “kim” anlamına gelir. (S. Alp)

Kuiški : Hititçe “bir kimse” anlamına gelir. (Latince quis quis.) (S. Alp)

Kuit : Palaca “çünkü” anlamına gelir. (S. Alp)

Kuit : Hititçe “ne, çünkü” anlamlarına gelir. (S. Alp)

Kul : 1. Erkek köle. 2. Köle soylu. [Nart Karaçaylar'da soyluluk genetiğe dayanır ve malvarlığından etkilenmez. Zengin kula fakir soylu tercih edilir.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kulak : (Türkmenler) Denizlerin karalara doğru girmiş olan parçalarına (burunun aksi) kulak derler. (A.Rıza.Yalman)

Kulan : İsim olarak kullanılır. Vahşi at anlamına gelir. (A. Erol)

Kuli-Enlil : Sümer’de Enlil’in Dostu; Dumuzi’nin bir sıfatı. (Kramer)

Kullab : Sümer’de Uruk’un kardeş kenti. (Kramer)

Kuluga : İsim olarak kullanılır. Güvercin, sumru gibi, kumru gibi anlamlarına gelir. Çuvaş Türkleri’nden ad olarak kullanılır. (A. Erol)

Kuluvünde : Zevksiz renk karışımı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuman : İsim olarak kullanılır. Türk’ten Türkmen, Kun’dan (Hun anlamında b.n.) Kuman teşekkül etmiştir. Kum, Hun ile münasebettardır. Macarca’daki Him, Votyak ve Samoyedçe Kum, Züryence’de Komi sözcükleri hep aynı menşe gitmektedir; belki de Latince’deki homo ve Gotça guma sözcükleri de bunlardandır. Hepsinin manası insan, erkek demektir. (Nemeth Gyula). 2. Solgun, sarımtırak. (R.R.Arat). 3. Kestane rengi ile sarı arası (Talat Tekin). 4. Kuman başbuğlarından birini adı. (A. Erol)

Kumandur : Romanya’da kullanıldığını Rasonyi’nin saptadığı Türk adlarından biri. (A. Erol)

Kuman-duzak : İsim olarak kullanılır. Kunduzcuk anlamına gelir. (A. Erol)

Kumtartar : Batıran kum. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kur : Sümer’de ilk anlamı “dağ”, yeraltındaki kozmik diyarın yanı sıra Ölüler Diyarı’nı da belirten sözcük. (Kramer)

Kuralsız kayak : Sylvain Saudan, Patrick Vallençant, Serge Cachat gibi kayakçılar, en eğimli yamaçları (60 derecenin ötesinde) kendilerine hedef alıp çalışmaya başladılar. Kayak takımlarının üstünde ayakta duran kayakçı, dağın sivri yüzünü yanağında hisseder. Bütün düşüşler ölümcüldür. (Dağlar, Popüler Bilim Kitapları TÜBİTAK yayını)

Kuretesler: Girit cinleri. Kronos ağlamalarını duymasın diye büyük bir gürültü ile bebek Zeus'un çevresinde dans eder. (Estin-Laporte)

Kurgan : İsim olarak kullanılır. Eski Türkçe’de “hisar” demektir. İlkçağda mezar üzerine toprak yığılarak yapılan tepecik anlamına da gelir. Bu şekilde yapılmış mezar, höyük anlamlarını da içerir. (A. Erol)

Kurgarra : Sümer’de tanrıça İnanna’nın cinsiyetsiz bir yandaşı, Kalatur’un eşlikçisi. bkz.kalatur. (Kramer)

Kuri : Urartuca “ayak” anlamına gelir. (S. Alp)

Kurman : Romanya’da kullanıldığı Rasonyi tarafından saptanan Türk adlarından. (A. Erol)

Kurşalak : Kuşatma. [Toğay kurşalak : Dört taraflı abluka.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kurt : Solucan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kurtkabek : İsim olarak kullanılır. Kurtka (= yaşlı kadın) ile Bek (= Beğ)’den oluşan erkek adı. (A. Erol)

Kurtoga : İsim olarak kullanılır. Şiban Han’ın 12 oğlundan birinin adıdır. (A. Erol)

Kurultay : Moğolca’dır. Özellikle ölen prensin ailesinden bunun yerini alacak hükümdarı seçmek için toplanan Moğol şeflerinin genel kurulu. (J.P.Roux)

Kurultay: Moğolca toplanmak, bir araya gelmek anlamındaki “khuril, khural-khuri, kuril” köküne yine Moğolca “tai” ekinin ilave edilmesiyle türetilmiş bir terim olan kurultay kelimesi zamanla Türk devlet meclisi “toy”un yerini almıştır. XIII. yüzyılın ortalarından itibaren kaynaklarda geçmeye başlayan bu kelime toy yerine kullanılmaya başlanmış, toy ise yemekli eğlence için kullanılır olmuştur. (Mehmet Seyitdanlıoğlu, Eski Türklerde Devlet Meclisi “Toy” Üzerine Düşünceler)

Kusti : Zerdüştilerin taktığı kutsal kemer. (Ateşe Tapmayanlar)

Kusu : sümer’de Tanrıça Aşnan’ın sıfatlarından biri, anlamı bilinmiyor. (Kramer)

Kuşan :  Yüeçiler’in (Toharlar) batıya göç etmesinden sonra M.S.1-2. yüzyılda Kuzey Afganistan’da ve Kuzeybatı Hindistan’da hüküm süren Toharistan hanedanının adıdır. (Czegledy)

Kuşuçar at : Kuş gibi hızlı at. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kut : İsim olarak kullanılır. Talih, uğur, baht, mutluluk, ikbal, saadet anlamına gelir. (Mut sözcüğü ile aynı anlamdadır.) Devlet anlamını da içerir. (A. Erol)

Kutuk : 1. Kel adam. 2. Kuyu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuturuv : Kudurmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuobax : Sahalar’da”tavşan” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kuv : Solgun zaman. Sonbahar. Kuv boluv : Nesli tükenmek, izi kalmamak, mahvolmak. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuvalav : Kovalamak. [Kuvalarğa : Kovalamaya.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuvuk : İdrar torbası. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuvğun : Savaş haberi, büyük bela öncesi uyarı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuvluk : Soyluların zehirli ot sakladığı kutu. [Kuvlukğa sıy tüşer : Zehir kutusu meşhur olur. Savaşta yenilgi kesinleşince Hun soyluları (kadınlar) esir olmamak için intihar ederdi. Atasözü o zamanları anımsatmaktadır. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuvum : Bir fikrin yönlendirilmesi, yorumlanması. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuyruk uruvçu : Birini rezil etmek için kıçını tokatlayan kişi. Aşağı sınıflar arasında kadın tarafından yapılırdı. Günümüzde gözlenmemektedir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kuyaş Koyaş : İsim olarak kullanılır. Güneş anlamına gelir. (A. Erol)

Kuyka : Küpe (Oyratlar’da isim olarak kullanılır.) (A. Erol)

Kuzay veya kuzeri : (Türkmenler) Kuzeye ve gölgeye düşen yerlere bu adı verir. (A.Rıza.Yalman)

Kuzuk : İsim olarak kullanılır. Ceviz anlamına gelir. (A. Erol)

Kuzey Vuyi : Wei Liu’ya göre, 3. yüzyılda Güney Kazakistan’da, Kara-tau Dağları’nın kuzey havalisindeki bir ülkenin adıdır. (Czegledy)

Kuzulakadphises : M.S. 1.yüzyılda Kuzey Afganistan’da ve çevre sahalarda Kuşan Hanedanı hakimiyetini kuran Yüeçi hükümdarının adıdır. (Czegledy)

Kübe : Zırh. [Kübeçi: Zırh ustası.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kübey-Xotun : Sahalar’da tanrının adıdır. (Saha Halk Edebiyatı)

Küç cetüv : Ağır gelmek, zorlanmak. (güç gelmek b.n.) (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küçük : Köpek yavrusu. [it bala: Köpek yavrusu.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küçük Yüeçiler : M.Ö.2. yy.da Yüeçiler’in göcü nedeniyle diğer boylarla birlikte batıya değil, Kuzeydoğu Tibet vadilerine ve Kukunor bölgesine giden Yüeçi kolu. 6. yüzyılda Çinliler bu eski Küçük Yüeçiler’in adını tekrar kullanmaya başlamışlardır. Oysa bu dönemde artık Küçük Yüeçi adlandırmasını, M.S.4. yüzyıl ortasından sonra Büyük Yüeçi hükümdarı Kidara’nın oğluyla birlikte Kuzey Afganistan’dan Kuzeybatı Hindistan’a göç eden Yüeçiler’e atfeder. (Czegledy)

Kükürek kıshan : Astım, nefes darlığı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Külevük : Komiklik yapan, güldüren. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Külkülük : Gülünç. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Külümçek : Hayattaki her olaya şakayla yaklaşan, kendini karamsarlığa kaptırmayan kişi. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kült : Tapım. (G. Bean)

Kültigin : İsim olarak kullanılır. Ateş, ocak prensi demektir. Moğolcası Ot Çigin. (A. Erol)

Kültürel antropoloji: İnsan davranışı, düşüncesi ve duygularındaki eleneksel kalıpların incelenmesi. İnsanlar kültür üreten ve değiştiren canlılar olarak görülür. (Kültürel Antropoloji, William A.Haviland, Harald E.L.Prins, Dana Walbrath, Bunny McBride, Kaknüs Yayınları)

Külüg : İsim olarak kullanılır. Ünlü, şanlı, meşhur demektir. (A. Erol)

Külük : Sahalar’da “gölge” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Külüüs: Sahalar’da “anahtar” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kümüş : İsim olarak kullanılır. Gümüş demektir. (13-14. yüzyıl.) (A. Erol)

Kün: Sahalar’da “güneş” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Kün körgen : 1.Hiç yaşamadığı hayata çıkan, damdan saraya çıkar gibi hayatı değişen kişi, 2. Dünyayı bilen, akıllı, güngörmüş insan. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kün bathan : Batı. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kün çıkğan : Doğu. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kündeş : Kuma. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kündüş : Zehirli bitki. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Künkör : Her şeyi bol bir hayat sürdüren. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Künley : Her gün. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küntiymez : Hassas, dayanıksız, panik yapan, nazik, duygulu insan hakkında söylenir ve bir miktar alay içerir. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Künü künlü : Günü güneşli, mutlu, mesut. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küriyen : Moğol çağında büyük kitleler halinde göçen göçküncülere küriyen adı veriliyordu. (B.Ögel)

Kür Şad : İsim olarak kullanılır. Kür (= Bir ünvan. Çeşitli Türk boylarında 1. Gür, bol, sık. 2.Sağlam, sarsılmaz, yiğit. 3. Canlı, çevik. 4. Semiz, şişman, gürbüz. 5. Yoğun, kalın. 6. Güçlü, muktedir, hızlı) ile Şad (= Hakan vekili). (A. Erol)

Kütey : Çoban. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küy : Soy, soyluluk. [Men anı küysünmeyme : Ben onu soylu saymıyorum.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küye : Güve. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küyeşe : Kıpçak halkına Çinliler tarafından verilmiş isim. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küyev : Damat. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küysüz : Asaletsiz, soysuz. [Küysünmegen: Kimseyi kendine denk görmeyen.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Küyüv : Yanmak. [Küydürüv : Yakmak.] (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Kyklop duvar : Düzgün olmayan büyük taş bloklardan oluşturulan duvar. (E. Akurgal)

Kyma reversa : Üstteki dışbükey bölümü çıkıntı yapan dalgalı bir korniş. Çoğunlukla kalp biçimi yaprak motifleriyle süslenmiştir. (E. Akurgal)

Kyrenaika : Libya; Kyrene şehri.

Kyrene: Avcı Nymphe, Apollon'un kalbini çeler, Apollon onu Libya'ya götürür ve onun adıyla anılan ülkeyi ona verir. (Estin-Laporte)

Kyzikos : Erdek/Balkız.

L

Labraynda : M.Ö. 499 yılından hemen önce Daurises komutasındaki Pers Ordusu, İon şehirlerinin isyanını destekleyen Karialılar'ı bastırmak için güneye ilerledi. Marsyas Nehri yakınında yapılan mücadelede Karialılar ağır kayıplar vererek bozguna uğradı ve Labraunda'daki Zeus Stratios kutsal alanına çekildi. Burada Persler'e teslim olmayı ya da Asya'yı terk etmeyi tartıştıkları sırada Miletos'tan yardım geldi. Onlar da kalmaya ve tekrar savaşmaya karar verdi. Fakat tekrar yenilgiye uğradılar. Böylece Mylasa Persler'in eline geçti. Herodotos, Zeus Stratios kutsal alanını büyük ve kutsal çınar ağaçlarıyla kaplı bir alan olarak tarif eder. Karialılar'ın da Zeus Stratios'a kurban sunan tek halk olarak bilindiğini söyler. Fakat tapınak hakkında hiçbir şey anlatmaz. Herodot'un tarifi, yerleşimin bugünkü görünümünden çok uzaktır. İsveçli arkeologların yakın zamanda gün ışığına çıkardığı ve Herodotos'un zamanında henüz ayakta olmayan muhteşem yapılar Zeus Stratios ya da Zeus Labraundos kültünü benimseyen Hekatomnos ve oğulları Mausolos ile Hidrieus tarafından yaptırılmıştır. Hidrieus'tan sonra M.S. 1. yüzyıla kadar hemen hemen hiç değişiklik olmamıştır. Zeus Labraundos kutsal alanı önceleri Mylasa'ya aitti. Şehir ve kutsal alan birbirine 12.87 km. uzunluğunda taş döşeli bir yolla  bağlanmıştı. Festival zamanlarında kutsal tören alayı bu yoldan tapınağa giderdi. Tapınak arazisinin yönetiminden ve tapınağın gelirinden Zeus'un rahibi sorumluydu. Strabon rahiplik görevini yaşam boyunca Mylasa'nın ileri gelenlerinin yaptığını söyler. Ancak bu kural daha sonra değişmiş olmalı ki birer yıllık rahiplerin atandığı görülür. (Bean)

Laçin : (Doğrusu Ilaçın). İsim olarak kullanılır. Anlamları şunlardır: 1. Tüyleri beyaz benekli bir cins erkek şahin. 2. “Şahin, tarlan, laçın” aynı kuşun çeşitli adlarıdır. Bir genci tarif ederken “şahin gibi oğlan” denir. Bir güzeli anlatırken de “laçın gözlü” derler. Vâkıf’ta olduğu gibi “Seyyad olup kurub mehebbet topun / Laçın gözlü hub şikârı tutmuşam”. 3. Şiddetli, yalçın, sarp. 4. Yiğit. 5. Eski bir Türk aşireti. Nizamî edebi mektebinin en görkemli devamcılarından sayılan Emîr Hüsrev Dehlevî bu kabiledendir. (A. Erol)

Laekedaimon: Zeus'un oğlu; Sparta ile evlenir. Lakedaimon halkı ve Sparta şehri onların adını taşıyor. (Estin-Laporte)

Laertes: Odysseus'un babası. Argonautlar'dan biriydi. Oğlunun dönüşü üzerine Athena onu gençleştirir ve öldürülen evlenme isteklilerinin akrabalarının hücumlarını defetmekte oğluna yardım eder. (Estin-Laporte)

Lagaş : Sümer’in güneyinde bir kent, çok büyük bir bölümünde kazılar yapılan ilk Sümer kenti. (Kramer)

Lahama : Bir deniz canavarı türü. (Kramer)

Lahar : Sığır tanrıçası, Aşnan’ın kız kardeşi. (Kramer)

Lahor : Svan Dili'nde ev anlamına gelir. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili)

Lahlor : Svan Dili'nde ev anlamına gelir. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili)

Lan : Çince mavi anlamına gelir. (W. Eberhard)

Lana :  Orkide. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Lang : Çince kurt anlamına gelir.

Laodikeia : Lazkiye.

Laodikeia : Phrygia bölgesinde, bugünkü Denizli kentine yakın bir eski kent.

Larak : Tufan’dan önceki başkentlerinden biri; olasılıkla İsin yakınlarındadır. (Kramer)

Larissa : Tesalya bölgesinde, Türkçe’de Yenişehir adıyla bilinen şehir.

Larsa : Güneş tanrısı Utu’nun baş tapınma yeri; M.Ö. ikinci binyılın başlarında Sümer’in başkenti. (Kramer)

Latarak : bkz.Lulal.

Latifundium : İlkel yöntemlerle ve düşük verimle işletilen geniş tarıma arazisi.

Lavdan : İpek. (Nart Boyu Türkleri Hun Karaçaylıların Atasözleri, Soufilia Semenova)

Lazar : Yirmi beşinci Sırp Kralı. (1371-1389) (G.Ostrogorsky)

Lazar Brankoviç : Yirmi sekizinci Sırp Kralı. (1456-1458) (G.Ostrogorsky)

Lazika : Batı Gürcistan’da tarihi bölge ve Lazlar’ın kurduğu krallık.

Lemnos : Limni Adası.

Lenfalar: Romalılar'ın su kaynaklarının tanrısal varlıklarıdır. (Lenf bir vücut sıvısıdır). (Estin-Laporte)

Leon 1 : Onuncu Bizans İmparatoru. (457 - 474) (G.Ostrogorsky)

Leon 2 : On birinci Bizans İmparatoru. (... - 474) (G.Ostrogorsky)

Leon 3 : Otuz dördüncü Bizans İmparatoru. (717 - 741) (G.Ostrogorsky)

Leon 4 : Otuz altıncı Bizans İmparatoru. (775 - 780) (G.Ostrogorsky)

Leon 5 : Kırk ikinci Bizans İmparatoru. (813 - 820) (G.Ostrogorsky)

Leon 6 : Kırkyedinci Bizans İmparatoru. (886 - 912) (G.Ostrogorsky)

Leontios : (695 - 698) Yirmi sekizinci Bizans İmparatoru. (G.Ostrogorsky)

Lesbos : Midilli Adası.

Lesbos Kyması : Kyma reversa’nın diğer adı. (E. Akurgal)

Liang Çi-kung-tu : Liang Hanedanı sarayına giden barbar kavimlerin elçilerini tasvir eden ve tasvirlerde açıklayıcı notların da bulunduğu resimli tomarın adıdır. Daha sonra Yüan adıyla Liang imparatoru da olan, 6. yüzyılda yaşamış Çinli bir vali hazırlamıştır. Bu tasvirleri, Liang Hanedanı, yıllıklarının batıdaki kavimlere ait bölümlerinde de kullanmışlardır. (Czegledy)

Liang-shu : 6-7. yüzyılda hazırlanmış ve Güney Çin’deki Liang Hanedanı tarihini inceleyen dinastik tarihi bir eserdir. (Czegledy)

Liao (Liu) : Karş. Yen, Yentsai. (Czegledy)

Libarce : Svan Dili'nde toprak kazımak anlamına gelir. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili)

Liber (Özgürlük): Roma Dinoysosu'dur.Bacchus ile bir tutulmuştur. Özgürleştirici olmak bu tanrının olağan niteliğidir. (Estin-Laporte)  

Liberge : Svan Dili'nde çapalamak anlamına gelir. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili)

Lidce : M.Ö. birinci binde Uşak bölgesinden itibaren Batı Anadolu’da Gediz, Küçük ve Büyük Menderes nehirleri havzasını içine alan Lidya’da konuşulan dildir. Lidya’nın başkenti Salihli’nin batısındaki Sart’tır. Eski İzmir, Eski Manisa, Eski Aydın (Kralles), Foça, Teos, Efes ve Priene Lidya’nın önemli kentleri arasındadır. (S. Alp)

Likçe : Güneybatı Anadolu’da Karya’nın güney sınırından başlayarak Fethiye’den itibaren Eşen çayı vadisinin doğusuna uzanan, Antalya’nın batısında Phaselis’i içine alan, batısı ve güneyi Akdeniz ile sınırlanan Likya’da M.Ö. birinci binde konuşulan dildir. Likyalılar metinlerinde kendilerine trmmili diyorlardı. (S. Alp)

Lilis : Altı bakır ya da pirinç bir tür davul. (Kramer)

Lilith : Dişi bir cin. (Kramer)

Lipit: Yağ ya da yağ benzeri bileşik. (www.biltek.tubitak.gov.tr)

Lipit-İştar : Yasa Kitabesi’nin büyük bölümü bulunmuş olan İsin Hanedanlığı’ndan bir hükümdar. (Kramer)

Lisin : Sümerli bir mater dolorosa. (Kramer)

Litürji : Dinsel dörende izlenmesi gereken ulus ve sıra.

Liu Hai : Çin tanrılarından biri. Bu tanrı, genellikle üç ayaklı bir kara kurbağası üzerinde ve çevresinde ipe dizilmiş madenî paralar sallayan bir genç adam olarak tasvir edilir. (W. Eberhard)

Lo-lad : Moğolca çoğul ekiyle Alanlar’ı göstermektedir. Metin Togon sakinlerinin anlattığına göre bu tabiidir. (Gumilev)

Logothetes : Bizans’ta maliyenin denetlenmesinden sorumlu yönetici.

Lohrasp : Antik İran'da kıral, Key Viştasp'ın babası. (Ateşe Tapmayanlar)

Lopadion : Uluabat.

Lucania : Güney İtalya’da tarihi bölge.

Ludingirra : Sümer’de İdeal Anne şiirinin ve iki mersiyenin yazarı olduğu varsayılan kişi. (Kramer)

Lugalbanda :  Birinci Uruk Hanedanlığı’nın kahraman krallarından biri olup daha sonra tanrılaştırılan kişi. (Kramer)

Lugalzaggesi : Lagaşlı Urukagina’yı bozguna uğratmış, daha sonra Büyük Sargın tarafından yenilmiş bir Umma kralı. (Kramer)

Lukur : Kutsal Evlilik Ayini’nde tanrıçayı temsil edebilecek, İnanna’nın rahibe ve yandaşlarından biri. (Kramer)

Lulal : Badtibira’nın bir tanrısı, İnanna’nın oğlu (bu ad Latarak olarak yanlış okunur.) (Kramer)

Lumah :  Önemli bir rahip, görevleri henüz bilinmiyor. (Kramer)

Lun : Karaşar prenslerinin ünvanı. (Gumilev)

Luhor : Svaneti’de birkaç köyün birleşimine ‘Tem’ adı verilirdi. Bu temlerin başında Svan Dili’nde Luzor ya da Luhor denen yönetici meclisler bulunurdu. Luzorlar toplantılarına 20 yaşını doldurmuş her Svan erkeği katılabilirdi. Eğer bir ailede ergen erkek bulunmuyorsa o evden bir kadın temsilci toplantılarda yer alabilirdi. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, (İvane Cavahişvili).

Luuk : Sahalar’da “soğan” anlamına gelir. (Saha Halk Edebiyatı)

Luwi(ler) : “Hititler gibi Luwice konuşan grupların da M.Ö. ikinci binin başlarından önce Anadolu’da yerleşmiş oldukları düşünülüyor.” (S. Alp)

Luwice : “M.Ö. ikinci binde Güney ve Batı Anadolu’da konuşulduğunu kabul etmek gerekecektir.” (S. Alp)

Luzor : Svaneti’de birkaç köyün birleşimine ‘Tem’ adı verilirdi. Bu temlerin başında Svan Dili’nde Luzor ya da Luhor denen yönetici meclisler bulunurdu. Luzorlar toplantılarına 20 yaşını doldurmuş her Svan erkeği katılabilirdi. Eğer bir ailede ergen erkek bulunmuyorsa o evden bir kadın temsilci toplantılarda yer alabilirdi. (Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili,Simon Canaşia, (İvane Cavahişvili).

Lydia : Batı Anadolu’da Gediz ile Büyük Menderes nehirleri arasındaki bölge.

Lykaonia : Orta Anadolu’da Toroslar’ın kuzeyinde, Kappadokia ile Pysidia arasında bulunan bölge.

Lykia : Güney Anadolu’da, Dalaman ve Aksu ırmakları arasındaki bölge.