Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Şamanistik gelenek İslam’a nasıl aktarıldı?

“Bilindiği gibi İslamiyet’ten önceki ozanlar kutsal kabul edilir, ondaki özelliklerin ilahi bir yönü olduğuna inanılırdı. Onlar hem şair, hem besteci, hem icracı, hem de kâhin ve tabip idi.

İslâm kültürü dairesine girince yeni düzenin getirdiği sistem içinde iş bölümü sonucu bir kişide toplanan bu özellikler, ayrı ayrı kişilere bölündü Ayrıca şamanistik düşüncenin kabul ettiği kutsallık, yeni dinin yani İslamiyet’in de kabul edebileceği şekle sokulmalıydı.

Mesela, ozandaki kutsallığın devamı etmesi ancak İslâmi değerlere göre yeniden düzenlenmesiyle mümkündü. Anadolu’da 15.yüzyıldan sonra âşık adını alan bu sanatkarlar, kutsiyetlerini yeni renk ve şekilde devam ettirdiler. Ozan’ın kutsallığını, bir rüya motifi ekleyerek İslamize ettiler. Âşıklar rüyalarında İslam’ın kabul ettiği kutsal kişilerin elinden bir bâde içerek bu inancı devam ettirme yoluna gitti. Hem de değişik inanç ve mezheplere göre bâdeyi veren kutsal kişiler değiştirilerek, yani kendi sosyal çevresine uygun hale getirilerek, bu iş gerçekleştirildi. Mesela, Alevi-Bektaşi muhitinde, Hz.Ali veya Hacıbektaş tarafından; Sünni muhitinde ise Hızır, Derviş, Kırklar vb. kişilerce kutsiyet aktarması yapıldı. Aslında bu bâde ozandaki kutsal özün yeni şartlara uyumundan başka bir şey değildi.”

(Fikret Türkmen, Orta Asya ile Anadolu Arasındaki Kültürel İlişkiler, s.511)