Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

ESRARENGİZ ALTIN OBJELER BÜYÜCÜ KÜLAHLARI ÇIKTI!

Her şey Berlin Tarih öncesi ve Erken Tarih Müzesi Müdürü Wilfried Menghin'in 12 Şubat 1996 yılında İsviçre'de bulunduğu gün başladı. O gün bir sanat tarihçisi ona altın bir obje verdi. Ve uzun koni biçimindeki obje Berlin'deki kimyacılar tarafından incelendiğinde ortaya son derece ilginç bir sonuç çıktı: Gerçek altından üretilen obje 3000 yıl kadar humuslu toprakta kalmasına rağmen üzerinde herhangi bir ezik yoktu.

Fakat müze bugüne kadar objenin hangi bölgeye ait olduğunu bulamadı. Araştırmacılar buluntunun amatör bir defineci tarafından detektör yardımıyla Güney Almanya'da bulunmuş olabileceğini tahmin ediyorlar.

Daha önceki yıllarda buna benzer üç obje daha bulunmuş. Ve esrarengiz buluntuların işlevi üzerinde neredeyse 150 yıldan bu yana tartışılmakta:

* İlk örnek 1835 yılında bir işçi tarafından Rheinland-Pfalz bölgesinde bir tarlada bulunmuştu. 3000 yıl kadar toprak altında kalan objenin üretim tarihi yaklaşık olarak Tutankhamon dönemiyle örtüşmekte.

* Dokuz yıl sonra Batı Fransa'da Poitiers yakınında bulunan obje uzun bir sosisi andırmakta. Üzerindeki doğu motifleri nedeniyle Hun karlı Attila'ya ait olabilecek ok kılıfı olarak tanımlanmıştı.

* Bavyera'da bulunan üçüncü örnek kafaları iyice karıştırdı: Uzun huni biçimindeki obje külçe altından yekpare olarak dövülerek işlenmiş. Kenar kalınlığı yalnızca 0.078 mm., yani bir saç teli kadar.

Peki bu objeler hangi amaçla kullanılıyordu? Berlin'deki örneğin incelenmesi bu soruya bir açıklama getirdi. Menghin'e göre bunlar törenlerde kullanılan külahlardı ve içleri astarlı olmalıydı. Fransa'da bulunan eksik örneğin aksine Rheinland-Pfalz bölgesindeki külahta bir sakandırık (çene bağı) vardı.

Fakat asıl ilginç bulgular Berlin'deki örnekte. Külahın üzerine yarım ay ve daire biçiminde tam 1739 motif işlenmiş. Ve Menghin ilginç bezeklerin arkasında astronomik bir şifrenin yani Meton Çevrimi'nin gizli olduğunu ve 19 güneş yılının neredeyse saati saatine 235 ay devrine denk geldiğini söylüyor.

İlk olarak M.Ö. 432 yılında Yunanlı Meton tarafından keşfedilen buluş, 354 günlük Ay ve 365,24 günlük Güneş yılının hesaplanmasında kullanılan ana formüldü. "Külahın üzerindeki semboller Ay ve Güneş takvimlerinin hesaplanmasına yarayan bir tür logaritma cetveli" diye açıklıyor Menghin.

Külahlar araştırmacılar tarafından "Zamanın Efendileri" olarak isimlendirilen, ekim ve hasat dönemleri için uygun tarihleri saptayabilen yani geleceği görebilen büyücüler tarafından taşınıyordu.

Teori bazı prehistoryacılar tarafından kuşkuyla karşılansa da gitgide daha geniş çevrelerde kabul görmeye başladı. Aynı külahın Kuzey İspanya ve İngiltere'de kullanıldığından yola çıkan arkeolog Sabine Gerloff, özellikle de İrlanda'da önemli ipuçları yakalamış. Adadaki bataklıklarda 17 ve 18. yüzyıllarda beş örnek bulunmuş. Ayrıca ünlü Mold Şalı'nı da büyücü giysisi olarak açıklıyor arkeolog.

İlk başlarda 599 gr. ağırlığındaki ince altın levhanın at süsü olduğu sanıldıysa da şimdi bu parçanın astarlı olduğu ve bir tür pelerin üzerinde taşındığı ortaya çıktı. (Gerloff.) Ve tahminlere göre altın külahlı ve pelerinli büyücülerin çalışma mekanları tapınaklar veya koruluklardı.

Gerçi senaryoda hâlâ bazı boşluklar var ama araştırmacılar ilginç sonuçların heyevanıyla yeni bulgulara ulaştı. Bavyera, Britanya ve Bask Ülkesi M.Ö. 14 ve 8.yüzyıllar arasında bugüne kadar bilinmeyen bir dinin etkisindeydi.

Spiegel dergisinin bildirdiğine göre , aynı inancın bugün de sürdüğünü tahmin eden Menghin, külahları Ortaçağ'da kullanılan cadı başlıklarıyla da bağlamaktan kaçınmıyor. Ve Harry Potter, Cagliostro ya da Doktor Faustus olsun tüm büyülerin kökeni Tunç Dönemi'ne ait bir takvim kültüne dayanmakta.

(Yayımlandığı yer: Cumhuriyet Bilim Teknik dergisi, Der Spiegel, 11/2002'den çeviren Nilgün Özbaşaran Dede)