Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Karatepeli fıkraları 5

Tarlada atlar var

Karatepeli yaşlı adam evinin önünde oturmuş. Ufak tefek işlerle meşgul olmaktadır. Evin genç kızı bir yandan evin sahanlığını süpürürken bir yandan da radyo dinlemektedir. Bu arada radyodaki programdan at kişnemeleri gelir. Yaşlı Karatepeli bu sesleri duyunca evin arkasındaki tarlaya atların girdiğin sanır ve kızını çağırır:

- Kızım koş hele, tarlaya atlar girmiş.

Kız seslerin radyodan geldiğini bildiği için babasının haline kıs kıs güler.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Salman İnekçi, çiftçi, 1938, Bağdaş – Kadirli – Adana.

 

Kartlamış

Karatepeli ilk defa gittiği il pazarında gördüğü ama adını bilmediği incirden bir kilo alıp yiyor. Tadını çok beğeniyor. Ertesi hafta pazara gidecek olan komşusuna:

- Pazarda güzel bir yemiş var. Aman bana ondan bir kilo al, diyor.

- Nasıl bir yemiş bu?

- İçi darı gibi, dışı deri gibi.

Pazara giden komşusu araya araya bu tarife uygun olarak patlıcanı buluyor ve alıyor. Dışı deri gibi, kıvırınca da içinde darı gibi tohumları var.

Köye dönünce patlıcanları komşusuna veriyor. Karatepeli ısırıp tadına bakıyor.

- Yahu bir haftada kartlamış be diyor, hem uzamış hem tadı bozulmuş.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Salman İnekçi, çiftçi, 1938, Bağdaş – Kadirli – Adana.

 

Cinli kavak

Karatepeliler oldukça meraklı olurmuş. Bir gün çiftçilik yapan bir Karatepeli tarlasındaki bir kavağın kaç adam boyu olduğunu merak eder. Köyün en yaşlı kişisine gider akıl danışır.

Yaşlı köylü : “Bir kişi kavağın en süt dallarından tutunup aşağı sallansın” der. “Başkaları da onun ayaklarından tutunarak aşağı doğru sallansınlar. O zaman kavağın kaç adam boyu olduğunu buluruz.” Hemen öyle yaparlar. Bir kişi kavağın en üst dalından tutunup aşağı sallanır, ikinci kişi de ilk kişinin ayağına tutunur, üçüncüsü de ikinci kişiye tutunur. Bu şekilde kavağın boyunu ölçerlerken ilk çıkan kişi ikinci çıkana:

- Memo Ağa, kurban, burası da emme serinmiş, yayla gibi, der. Hele dur bir cigara tüttüreyim. İlk kişi ellerini bırakınca kavağa çıkan bütün kişiler yere düşer. Kavağın bulunduğu tarlanın sahibi:

- Abo, bizim kavak cinli çıktı. Boyunun ölçülmesini sevmedi, der.

Kaynak : Ersin Soytorun, Fevzi Çakmak Yurdu Kütüphane memuru, Adana.

 

İğneyi bulan buldu

Şehre ilk defa gelen Karatepeli çoban insanları koşuştururken görünce şaşırır. Bir şeyler arıyorlar zanneder. Kendisi de bakınmaya başlar. Tesadüfen bir iğne bulur. Hemen iğneyi alıp yüksekçe bir yere çıkar ve bağırarak:

- Siz arayın daha arayın, iğneyi bulan buldu, der.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Nafiz Köse, grayder operatörü, Salmanlı – Kozan – Adana.

 

Karaçalı

Bir gün dört Karatepeli ormanda yürüyorlar, içlerinden birisi, “Şu Allahın işine bak, ağaçlar ne kadar uzun böyle” diyor. Diğeri de “Ya istesek biz de böyle uzun oluruz” diyor ve birbirlerinin üzerine çıkarak bir ağaç boyu oluyorlar. En alttaki:

- Biraz durun hele, kulağım kaşındı, biraz kaşıyayım, diyor.

O kulağını kaşırken üsttekilerin hepsi arkada bulunan çukura düşüyor. Çukurun içi de karaçalı dolu olduğu için ne kıpırdayabiliyorlar ne de çıkabiliyorlar. Dışarıda bulunana “Git köyden yardım getir” diyorlar. Dışarıdaki gidip adam getiriyor. Gelenler uğraşıyor ama bir türlü çıkaramıyorlar. Ne yapalım derken, içlerinden biri:

- Çukurun içine ateş atalım, çalılar yanar, biz de onları çıkarırız, diyor.

Öyle yapıyorlar. Tabi çalılarla birlikte adamlar da yanmaya başlıyor. Sonunda yana yana iskeletleri görünüyor. Dışarıdakilerden biri:

- Bak şunlara, diyor, dışarı çıkacaklarını anladılar nasıl da sırıtıyorlar.

Kaynak : Hakan Erdur, (21), Ç.Ü. Türk Dili ve Edebiyatı öğrencisi, Kadirli – Adana.