Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Karatepeli fıkraları 3

Eşek nezle olmuş

Karatepeli yaşlı adam eşeğini halsiz görünce Geveze Niyazi’ye sorar:

- Ulan yavrum Niyazi benim eşek çok halsiz. Nasıl etsek de şu hayvanı iyileştirsek?

Niyazi:

- Emmim senin eşek soğuk almış. Ben onun çaresini bilirim.

- Ulan, yeğenim hele bir de şu işin çaresini de, hayvanı kurtarak bu durumdan.

Niyazi:

- Eşeği sağlam bir direğe sağlamca bağlayacaksın. Avucuna biber doldurup kamışla eşeğin burnuna üfleyeceksin. Eşeğin iki saate kalmaz iyileşir.

Bu öğüt, yaşlı Karatepeli’nin aklına yatar. Eşeği bir direğe sağlamca bağlar. Bir eline biberi, diğerine kamışı alıp, eşeğin burnunun dibine çömelir. Elindekini üfler üflemez, burnu yanan eşek sümkürür. Eşeğin sümüğü, biberle beraber Karatepeli’nin yüzüne gözüne bulaşır. Yüzü gözü yanmaya başlayan Karatepeli oyuna geldiğini anlar.

- Senin ananı avradını .... Niyazi, der.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Veli Taşçı, Orman Muhafaza Memuru, 1951, Sırmalı – Göksun – Adana.

 

Güneşin hınzırlığı

Karatepeli bir sabah şehre gidiyor. Şehir doğuda olduğu için güneş karşısından vurup gözlerini kamaştırıyor. Akşam oluyor köye dönecek. Bu sefer de köy, güneşin battığı yöne doğru düşüyor, yine gözleri kamaşıyor.

Karatepeli durumu hâkime şikayet ediyor.

- Bu güneş benim canımı çok sıkıyor. Ben ne yana gitsem hep karşıma çıkıyor. Sabah şehre gelirken karşımda, akşam köye dönerken yine karşımda. Artık usandım.

Karşısındakinin Karatepeli olduğunu anlayan hâkim kolayını buluyor:

- Sen bundan sonra şehre akşamları gel, köye de sabahları dön. Ben onun terbiyesini veririm, bundan sonra karşından gelmez.

Derleyen : Behzat Sevimli.

Kaynak   : Yusuf Özdemir, Gökgöz – Kozan – Adana.

 

İki rekat

Karatepeli’nin keçilerine salgın hastalık bulaşmış, hayvanları kırıp geçiriyormuş. Bir türlü çare bulamayınca mollanın birine akıl danışmış. O da iki rekat namaz kılıp Allah’a dua etmesini tavsiye etmiş. Karatepeli, bu tavsiyeye uyarak her akşam iki rekat namaz kılmaya başlamış. Ama her sabah uyandığında bir keçinin daha öbür dünyayı boyladığını görüyormuş. Sonunda bu işten vazgeçmiş. Vazgeçmesine geçmiş ama, elinde de bir tekeden başka bir şey kalmamış. Bir gün suya götürürken, inatçılığı tutan hayvana fena kızmış. Dayanamayıp:

- Bana bak teke, demiş, uslu dur, iki rekatlık canın var. Kıldığım gibi gönderirim seni de öbür dünyaya ha...

Derleyen : Behzat Sevimli.

Kaynak   : Mehmet Sevimli, emekli ilkokul öğretmeni, 1948, Sırmalı – Göksun – Adana.

 

Karatepeli aklı

Karatepeliler, yazın yaylak yerlere, yüksek serin yerlere çıkacakları yerde, güneşten uzaklaşalım diye daha sıcak aşağı kesimlere, kışın da güneşe yakın olalım diye dağların tepelerine çıkarlarmış.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Ali Özanemre, Kiremithane Endüstri Meslek Lisesi, Edebiyat Öğretmeni, Adana.

 

Karatepeli araba seçiyor

Piyangodan büyük ikramiye kazanan Karatepeli, bir otomobil almaya karar verir.

- Aha bak hemşerim arkasını camınan ayırmışsınız ya, işte o tomofil hoşuma gitti, ben onu almak istiyorum, der satıcıya.

Satıcı biraz şaşırır ama,

- Ah çok güzel, bir de şoförünüz varsa tam şanınıza göre, diye cevap verir.

Karatepeli:

- Şoför için değil, koyunları pazara götürürken şatlağımı yalamasınlar diye, der.

Şatlak: Avuç içi.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Hüseyin Toprak, serbest meslek sahibi, 1987, Kadirli – Adana.

 

Karatepeli’nin kız derdi

Ailesiyle birlikte  bir ağanın yanında çalışan  Karatepeli genç kız, bir gün villanın havuzunun etrafını temizlerken, hülyalara dalar. Kendi kendine “Ağa beni oğluna istese, biz evlenince bir oğlumuz olsa, bir akrabası oğlumuza top getirse, oğlan havuzun etrafında topla oynarken top havuza düşse, oğlan topun ardı sıra havuza düşüp boğulsa, ben ağaya ne derim” diye düşünür ve başlar ağlamaya.

Kızın bu halini gören annesi koşup gelir, ne olduğunu sorar. Kız düşündüklerini anlatır. Bu kez başlarlar ikisi birden ağlamaya. Derken sırayla ağabeyi, babası da katılır ekibe ve ortalığı matem havası bürür. Bu arada bahçeye çıkan ağa durumu görür. Merak edip sorar. Kızın kurduğu hayal yüzünden hepsinin ağladığını öğrenince de küplere binerek hepsini evden kovar.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Haluk Ş.Akalın, Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi, Adana.

 

Karatepeli’nin döveni kayıp

Bir gün bir Karatepeli, dövenini sırtına bağlayarak, harman yerinin yolunu tutmuş. Yol üstünde bir kekliğe rastlamış. Onun peşine düşmüş. Şura senin, bura benim derken, akşam olmuş. Harmanı da dövememiş, kekliği de tutamamış. Eve dönecekken sabahleyin harmana gitmek üzere yola çıktığını hatırlamış. Ama döveni nereye bıraktığını hatırlayamıyormuş. Gezdiği bütün yerleri yeniden dolaşmaya başlamış. Ancak gecenin karanlığında ayağı kayıp sırtüstü yere düşmüş. Bir da bakmış ki döven sırtında hâlâ bağlı duruyor.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Ali Özanemre, Kimerithane End. Meslek Lisesi Edebiyat Öğretmeni, Adana.

 

Karatepeli Paşa

Karatepeli’nin biri, methini duyduğu İstanbul’a, zengin ve büyük bir adam olmak için gitmiş. Nasılsa günün birinde saraya bostan bekçisi olarak girmeyi başarmış. Çalışkanlığı ve saflığı sayesinde padişahın gözüne girmiş. Kısa bir süre sonra da mevkii, rütbesi büyümüş. Derken bir gün isteğine kavuşarak sadrazam olmuş.

Padişah bir gün bahçede dolaşırken, Karatepeli Paşa’ya rastlamış. Kısa bir sohbetten sonra sormuş:

- Paşam, milletin ve devletin hali nedir?

Karatepeli padişaha:

- Sorma şevketlüm, ben gibi Karatepeli’den sadrazam, zat-ı devletleri gibi padişah olduktan sonra, devletin halini ancak Allah bilir.

Kaynak : Yeni Adana gazetesi, 10.12.1934, pazartesi, Sayı 3790.

 

Karatepeli tavuk tutacak

Karatepeli tavuk yakalamak için ahıra gitmiş. Tavuğu kovalayınca, tavuk ahırdaki direğin yanına kaçmış. Karatepeli yavaş yavaş direğin dibine yaklaşmış. Bir elini direğin bir tarafından bir elini de diğer tarafından uzatarak, direk kollarının ortasında kalacak şekilde tavuğu yakalamış. Fakat direkten kollarını nasıl kurtaracağını düşünememiş. Bir ara dışarıdakiler de gelmişler ve direği kesmeye karar vermişler. Biri elindeki baltayı direği doğru hızla sallarken, tavuğu tutan Karatepeli korkudan ellerini çekmiş ve böylece direkten kurtulmuş. Sonuçta tavuğu yakalayamamış ama direk kesilmekten kurtulmuş.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Mehmet Topaktaş, Çukurova Üniversitesi, FEF, Biyoloji Bl. Öğr. Üyesi, Adana.

 

Karatepeli Tekkulak

Karatepeli Tekkulak, davar alıp satmakla geçimini sağlamaktadır. Bir gün yolu Kayseri dolaylarına düşer. Aradığı davarları istediği fiyattan alamayınca gittiği köyden ayrılıp yol kenarına iner ve diğer köye gitmek için araç beklemeye başlar. Bu arada yoldan iki kadın geçmektedir. Karatepeli kadınlara hava atmış olmak için “Of be ne biçim memleket burası arkadaş! Arabası bile yok” der. Kadınlardan biri merak edip sorar :

- Nerelisin sen kardaş?

 -Çukurovalıyım.

 -Ne arıyon buralarda?

- Bidene arıyom işte!

Karatepeli’nin işi şakaya vurmak istediğini anlayan kadın:

- Get babam get, get gez. Bizim burada çift kulaklıya varmıyorlar ki senin gibi tek kulaklıya varsınlar, der. Tabii Karatepeli bu söze vereceği cevap bulamaz.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Mehmet Acıgodal, 1927, çiftçi, Hacıgodal, Göksun.