Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Karatepeli fıkraları 1

Ala keçi söyler mi?

Karatepeli bir çoban kız dağda bir çalının dibine tuvalete oturmuş. Bu sırada gürültülü bir şekilde yellenmiş. Yanında da ala keçi varmış. Yellenmesinin keçi tarafından duyulup herkese yayılacağından korkarak eve koşmuş. Durumu annesine anlatmış. Bu sefer annesi de  endişelenmiş. Durumu babasına anlatmışlar. Aynı şekilde o da telaşa kapılıp komşularına anlatmış. Sonuçta olayı ala keçi yaymadan kendileri yaymışlar.

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Mehmet Topraktaş, Çukurova Ün. Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Böl. Öğretim Üyesi

 

Alışıktır

Karatepeli’nin biri, hayatında ilk defa gazinoya gitmiş. İlişmiş bir koltuğa başlamış dansözleri seyretmeye. Bir zaman sonra merakla yanındakini dürtmüş:

- Efendi allahını seversen doğru söyle, Benim aklıma bir türlü yatmadı. Bu gancıklar yapmacıl mı sahicil mi?

- Ağam bunlar sahicil, demiş yanındaki.

Karatepeli seyre dalmış. Bir ara yine yanındakinin kulağına eğilerek:

- Vallahi efendi, nasıl oynuyorlar şaştım. Bizimkilere “Haydin kalkın oynayın” desem utanırlar, duravarırlar. Hem ne de olsa bunlar alışıktır canım, demiş.

Yapmacıl : Sonradan yapılma

Sahicil    : Gerçekten var olan

Duravarırlar: Duruverirler

Kaynak: Yeni Adana Gazetesi, 15.12.1934, cumartesi, Sayı: 3795

 

Araştırma

Karatepeliler niçin daima böyle alık, avanak insanlar oluyor diye, bölgeye bir araştırmacı gönderilir. Araştırmacı, bölgeye gelip Karatepe’yi sorunca “Oraya gitmek zordur, sana bir at verelim, bir de Karatepeli al yanına da öyle gez” derler. Araştırmacının altına at, yanına da Karatepeli verirler. Araştırmacı Karatepeli’ye: “Bak arkadaş, sizin köyde ve yakınlarında ne kadar su varsa, hepsini tahlil edeceğim. Bu yöre insanının bu duruma gelmesinde suyun etkisi olabilir” der.

Başlarlar dolaşmaya. Pek çok kaynaktan su içerler. Fakat her seferinde önce Karatepeli içer, ardından araştırmacı. Böyle böyle giderken, yine bir çeşmenin başına gelirler. Karatepeli suyu içtikten sonra, araştırmacı bardağı uzatır ve bir su da kendisine vermesini ister. Karatepeli sinirlenir:

- Ata binince adam mı oldun a...na kod....un adamı, aşağı in de içsene, der. Araştırmacı

- İşte aradığımız su budur, der.

Derleyen : Behzat Sevimli.

Kaynak   : Nafiz Köse, grayder operatörü, Salmanlı Kozan-Adana.

 

Bekir’in Seyyid’in değil

Karatepeliler’i nüfus kütüğüne yazmaya başladıkları zaman, birer ikişer gidip kayıt olmaya başlamışlar. İçlerinden birkaç yıllık evli bir genç de, kendini yazdırmak için kasabaya gitmiş. Nüfus dairesine varmış. Memur sormuş:

- Oğul senin karın var mı?

- Var.

- Çocuğun?

- Var.

- Kaç tane?

- Biri kucakta, birini de yeni torbaladık.

- Peki karını bakire mi aldın, yoksa seyyibe mi?

Karatepeli birden hiddetlenmiş ve bağırıp çağırmaya başlamış:

- Ulan sen benim namussuz olduğumu ne bildin? Benim karım ne Bekir’in ne Seyyid’in, kendi öz malımdır.

Etrafındakiler gelerek Karatepeli’yi susturmuşlar ve memurun ne demek istediğini anlatmışlar. Bunun üzerine,

- Neden karın dul mu kız mı deyivermiyor da Bekir’in mi Seyid’in mi diyor. Vallaha başka biri olsaydı boğuverirdim, demiş.

Torbaladık: hamile bıraktık

Kaynak : Yeni Adana gazetesi, 13.12.1934, pazartesi, Sayı: 3808.

 

Karatepeli ve berber

Karatepeli’nin biri saç sakal traşı olmak için berber dükkânına girdi. Kurnaz berber, Karatepeli’yi tanıyordu. İlgi göstererek, oturması için sandalyeyi düzeltti. Hal hatırdan sonra,

- Şu Karatepeliler çok yiğit insanlardır. Onlara hayranım, dedi ve ekledi:

- İnanır mısın, geçende bir Karatepeli daha traş olmaya gelmişti. Susuz sakal traşı oldu, gık bile demedi.

Bunu duyan Karatepeli, ben de susuz traş olabilirim, dedi.

Kurnaz berber de Karatepeli’yi susuz, köpüksüz traş etmeye başladı. Tabi Karatepeli’nin bir süre sonra canı yandı. Off, puff diye söylenmeye başladı. Berber hemen çıkıştı:

- Ne of, puf ediyorsun? Yoksa Karatepeli değil misin?

- Karatepeliyim amma tam sayılmam.

- Nasıl yani?

Ben biraz kıyıcığından olurum da...

Derleyen : Behzat Sevimli.

Kaynak   : Mehmet Sevimli, İlkokul öğretmeni, Sırmalı, Göksun.

 

Çenesi mirt mirt ediyordu

Karatepeliler bir gün toplanmış, dağlardan kayaları yuvarlayıp seyretmek istemişler, bu arada aşağı yuvarlanan taşları tekrar yuvarlayıp seyri çoğaltmak için, o taşların yarı yerde durdurulması gerektiğini düşünmüşler ve bu iş için de içlerinden en güçlü kuvvetli olan birini seçmişler. Adam taşların geçeceği yerde dikilip beklemeye başlamış. Yuvarlanan taşlar, adamı dinler mi hiç. Ezip geçmişler zavallıyı. Bu arada başı da tamamen ezilmiş. Diğerleri gelip bakmışlar ama bir türlü adamın kim olduğunu hatırlayamamışlar. Akşam, kocası eve gelmeyen kadına sormuşlar:

- Senin kocan sakallı mıydı, sakalsız mıydı?

Kadın şöyle bir düşünüp, “Sakalını hatırlamıyorum ama” demiş, “Sabahleyin çorba içerken çenesi mirt mirt ediyordu.”

Derleyen : Behzat Sevimli

Kaynak   : Ali Ozanemre, Kiremithane Endüstri Meslek Lisesi Edebiyat öğretmeni, Adana.