Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Ateş tapınakları

“Zerdüşti inanışına göre, Zerdüşt’ün yaşadığı zamanda üç çeşit ateş ve ateş tapınağı vardır. Adları şöyledir: Farnbag, Guşnasp ve Burzen-Mihr. Farnbag: Din adamları için olan ateş, Guşnasp: Savaşçılar için olan ateş, Burzen-Mihr: Halk için olan ateş. Farnbag Ateşi, ilk önce Khwarism’de yakılmış, daha sonraki Kıral Viştaspa tarafından Kabulistan’a götürülmüş, M.Ö. 500 yılında ise Kıral Hüsrev tarafından İran’daki Kariyan tapınağına tekrar yerleştirilmiştir. Guşnasp ateşi, Şiz kentindeki tapınakta, Burzen-Mihr ateşi ise birçok yerde yakılmıştır. Eğer sıralarsak bu ateş tapınaklarının yerleri şunlardır:

1- Urmiye’deki Kül Tepeleri

Urmiye Gölü’nün çevresinde, dağınık halde 64 tane büyük tepe vardır. Bu tepeler toprak ve kül karışımından oluşmuştur. Bunların, ateş tapınaklarının birikmiş küllerinden meydana geldiği düşünülür. Günümüzde bu çevrede artık hiç ateş tapınağı kalmamıştır. Bu tepelerin adları ve yerlerine gelince, Degalah Tepesi, Urmiye’ye çok yakındır. Lakki Tepesi, kentin 17 mil kuzeyindedir. Termani Tepesi, 6 mil batıdadır. Ahmet Tepesi, Termani Tepesine yakın ve onun güney doğusundadır. Geog Tepesi ise kentin doğusundadır.  Bu tepelerde yapılan arkeolojik çalışmalarda, küllerin içinde çok sayıda insan iskeleti bulunmuştur.

2- Sain Kalah

Sain Kalah civarında, kül tepeleri ve eski bir ateş tapınağının kalıntıları vardır. Burası, Urmiye’den Sanjud’a giden yolda Jagati Nehri’nin ilerisindedir.

3- Şiz’deki Guşnasp Ateşi

Urmiye Gölü’nden 90 mil uzaklıktaki Zinda Dağı’nın yakınında bulunan Tahtı Süleyman’da, çok uzun yıllardır kullanılmayan bir ateş tapınağı vardır. Harabe halindeki şehir 10 metre yüksekliğinde bir kale duvarı ile çevrilidir. Bu duvarlar yaklaşık 3 km. uzunluğundadır. Duvarların içinde, terk edilmiş ateş tapınaklarının bulunduğu birkaç binaya rastlanmıştır. Bu ateş tapınakları, kemerlerle kuşatılmış ve bir bölümü toprağın altında kalmış kubbeli yapılar olup, yaklaşık 9 m2 genişliğinde kerpiç tuğladan inşa edilmişlerdir. M.S. 12 yy.’da yaşamış olan coğrafyacı Mis’ar İbn Muhalhal  Şiz kentinden şöyle bahseder: ‘Bu şehir, Maraghah, Zenjan, Şehrzur ve Dinavar’ın arasında olup, altın, cıva, gümüş, amatis, kurşun ve sarı zırnık maddeleri ile kaplı dağların ortasındadır. Bir duvar şehri çevreler ve dairesinin içinde, derinliği anlaşılmayan bir göl vardır. Şiz’de ayrıca, büyük saygıyla korunan bir ateş tapınağı vardır. İçinde, Magiler’in doğudan batıya doğru yanan ateşleri vardır.  Tapınakla birleşen sıradışı olaylardan biriyse, 700 yıldır yanan ateşin etrafında hiç kül bulunmayışı ve ateşin bir saat bile sönmeyişidir.’

M.S. 10.yy.’da yaşamış olan Mesudi ise şöyle der: ‘Şiz ve Arran ülkesinde 4 ateş tapınağı bulunmuştur. Bu ateş, Annuşirvan tarafından Al-Birkah’a (Şiraz yakınlarında bir yer) götürülmüştür. Eski kayaniyan Kıralı Key-Hüsrev, Kusujah Ganjah adıyla bilinen bir ateş tapınağı inşa etmiştir.’

Ateşin kendisi  savaşçılar için yakılan bir zafer göstergesiydi. Şiz ketinin, Zerdüştiler arasında önemli olmasının en önemli nedeni Zerdüşt’ün doğduğu yer olduğuna inanılmasıdır.

4- Tus’taki Sovar Ateşi

Tus yakınlarında, Savan’da, Çecçast Gölü civarında halk için yapılmış olan ikinci bir ateş tapınağı vardır.

5- Kirmanşah

Kemiş’teki taş harabelerin yanında bir ateş tapınağı vardır. Burası Kermanşah kentine çok yakındır. Hemedan’da, Ecbatana’nın eski saray kalıntılarının yanında yer almaktadır.

6- Kangavar Anahita Tapınağı

Kangavar’da, Anahita’ya adanmış büyük bir ateş tapınağı vardır. Kangavar, Bistuin ile Hemedan arasındaki yolda küçük fakat çok eski bir kasabadır. Anahita, Ahura Mazda’nın iyi meleklerinden biridir. Anahita Tapınağı diğer tapınaklardan çok daha gösterişli ve görkemli yapılmıştır. Tapınak, sedir ağacından yapılmıştır ve duvarların ağırlığını, ortasında bulunan tek bir sütun taşımaktadır. Kapıları gümüş ve altınla kaplanmıştır. Binanın yan duvarları da altın ve gümüş kaplı tuğlalarla yapılmıştır. Tapınak, M.Ö. 335’te ilk kez olmak üzere Büyük İskender tarafından yağmalanmış, daha sonraları da Antigonus ve Seleucus Nicator tarafından değişik zamanlarda defalarca soyulmuştur.”

(Sami Solmaz, Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler)