Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Persepolis

“ ‘Toprak çok derin ve kızıldı; taşa varıldı, taşların üzerine harç döküldü ve sonra pişmiş tuğlalarla örüldü. Bunları Babil ustaları yaptı. Lübnan Dağı’ndan keresteler getirildi. Yunan’dan keresteler getirildi. Babil’den Şuşa getirildi. Yeka ağacı Kerman’dan getirildi. Altın, Sard ve Belh’ten getirildi. Firuze ve akik, Sard’tan geldi. Mısır’dan siyah ağaç (abanoz) getirildi. Duvardaki süsler Yunan’dan geldi. Fildişleri Etiyopya ve Belucistan’dandır. Kolonların değerli taşları Ebiraduş bölgesindendir. Sard ve Yunan ustaları taş oyma işlerini yaptı. Medler ve Mısırlılar altın ve ahşap işlerini yaptı. Tuğlaları,. Babilliler yaptı.’

Susa sarayından bir taş kitabede, Ahamenian hanedanlarından Darius, Tanrı Ahura Mazda’ya dua ettikten sonra Persepolis’in yapımını bu sözlerle anlatır. Ahamenian Hanedanlığı, M.Ö. 549 ile 330 yılları arasında hüküm sürmüş olan bir Pers Kırallığı sülalesidir. Ege Denizi’nden, Hindistan’da İndus ırmağına kadar olan çok geniş bir bölgede, 219 yıl gibi uzun bir zaman diliminde hüküm sürmüş ve ilk dünya imparatorluğunu kurmuştur. Bu imparatorluk, o zamana kadar Ön Asya’da kurulmuş olan imparatorlukların hepsinden daha genişti. Yaksart’tan (Seyhun) Nil ötelerine, Hindikuş’tan Akdeniz ve Ege Denizi’ne kadar uzanan geniş bir bölgedeki bütün ülkeler bu imparatorluk sınırları içinde bulunuyordu. Kuroş (cyrus) ile oğlu Kambis’in bıraktıkları geniş imparatorluk, Darius zamanında çok daha genişlemiş ve güçlenmiştir. İmparatorluk, İran satrablarıyla idare edilen ülkelerle beraber vassal kırallar, müstakil siteleri, serazad göçebeleri ihtiva ediyordu. Göçebeler, doğrudan doğruya hükümdara bağlı bulunuyor, dolaştıkları bölgelerin satrablarından emir almıyorlardı. Gomata devrinde birliğin sarsılması Darius’a çok zor ve acılı savaş yılları yaşatmıştı. Fakat iradesi ölçüsünde azimli ve gücünden dolayı üstün olan Darius, tahta feodal bir kıral olarak çıkmıştı. Bu kırallığı büyük bir azimle, kudretini tanrıların idare ve korumasından alan ırsi bir imparatorluk yapmak becerisini gösterdi. Kendisi, İran’da Ahura Mazda’nın, Babil’de Marduk’un, Mısır’da Ammon’un, Küçük Asya’da Kibele’nin temsilcisiydi. Buna göre Dariufs kuvvetiyle saltanak kuran bir kıral değil, tanrılara ait bir imparatorluğun meşru varisi oluyordu.

Darius böylesine büyük bir imparatorluğu oluştururken, mahalli hanedanları ortadan kaldırmaya gerek duymamış, tebaasının dillerini, ahlak ve geleneklerini, dinlerini, kanunlarını, kendilerine özgü kurumlarını koruma hakkı tanımıştı.

Kudüs’e dönen Yahudiler, bu izne dayanarak yeniden tapınaklarını kurmuştu. Asya Grekleri sitelerini, Fenikeliler kırallarını, hakimlerini, Mısırlılar geleneklerini korumuşlardır. Hatta bir savaşta yenik düşmüş olan düşmana da saygılı davranılırdı. Darius Mısır’ı fethettiği zaman, kendisi tek tanrı Ahura Mazda’ya inandığı halde, Mısırlılar’ın putlarına dokunmadı, hatta saygı göstermek için Mısırlılar’ın ayinlerine katıldı. Bu mahalli yönetimlerin üzerinde, hepsine eşit ve tek bir otorite, yani Ahamenian Hanedanı bulunuyordu. İmparatorluk arazisi, büyük bölgelere ayrıldı. Fakat, hepsi bir tek yerden, Darius’un yaptırdığı, o dönemin en görkemli yerinden, yani Persepolis’ten yönetiliyordu. Persepolis, Ahamenian Hanedanlığı’nın en önemli başkentidir. M.Ö. 513 yılında Darius’un buyruğuyla yapılmış, Xserkses 1 döneminde genişletilmiş ve güzelleştirilmiştir. Bir bölümü dağa oyulmuş 13 hektarlık  yapay bir set üstüne kurulmuştur. Özellikle 100 sütunlu salon ve taht salonu o dönem mimarisinin en kusursuz örneklerindendir. Yapılmış olan sütun ve kolon sistemleri kendi türlerinde hâlâ eşsizdir. Ayrıca kanalizasyon sistemi o kadar mükemmel bir biçimde yapılmıştır ki, yağmur ve kar suları, pis atık sular hepsi geniş bir şekilde yapılan yer altı kanalları vasıtasıyla çok uzaklara taşınırdı. Persepolis ayrıca Newroz Bayramı kutlamaları için en azametli  ve en güzel yermiş. Eski İran’Da her bayram ve her şenlik ayrı bir yerde, ayrı bir sarayda kutlanırmış. Newroz Bayramı’nın Persepolis’te kutlanmasının bir nedeni de Zerdüşt Dini’ni kabul eden ve yayan Pers Kıralı Cemşid’in anısına yapılmasıdır. Persepolis’in hemen hemen bütün duvarlarında Zerdüşt peygamberin kartal kanatlı figürü ile Kıral Cemşid’in figürleri vardır. Persepolis’in bir diğer özelliği ise, 2500 yıl önce her yıl, imparatorluk sınırları içinde olan bütün ülkelerin başkanlarının katıldığı bir Şura’nın düzenlenmesidir. Bu Şura, günümüzün Birleşmiş Milletler konseyine benzetilebilir. Persepolis M.Ö. 330 yılında Büyük İskender’in istilası sırasında çıkan bir yangında yanmış ve boşaltılmıştır.”

(Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler, Sami Solmaz)