Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Zerdüştiler'in Cenaze Törenleri

"Madem ki doğru iş ve düşünceyi halka kendilerini korumak için tavsiye ve tevdi edeceğim; öyle ise ey mazda, bana kendi dil ve aklını öğret ki ölümden sonraki yaşayış nasıl olacaktır". YASNA 28/11

"Zerdüştiler'in dini emirlerinin ilk çıkarıldığı zamandan bu yana uzun bir süre, 3 bin yıla yakın bir zaman geçmiş olsa da, eski dini geleneklerine sıkı sıkıya bağlıdırlar. Bunların arasında onlara en doğal ve kabul edilebilir gelen (diğer dinlere inanan insanlara garip gelse de), ölüm törenidir. Cenaze töreninin geleneklerinin temelinde, ölüye karşı mümkün olan azami saygıyı göstererek, vücudun ebedi ruhtan ayrılışından sonra yaşama en az zarar vererek gömmek mantığı vardır.

Ölüm, tahtta ölen bir kıral olsun ya da bir yatağı bile olmayan bir fakir olsun, herkesi aynı seviyeye getirir.

Cenaze törenleri ve yöntemleri iki gruba ayrılır:

1-Vücudun hazırlanması ile ilgili törenler

Bir Zerdüşti'nin ölümün eşiğinde olduğunun anlaşıldığı ve kendisinden umut kesildiği andan itibaren, vücudun tertibi için hazırlık yapılır.  Vücudun, dinlenmek üzere gideceği son yere gönderilmesinden önce, ev suyla temizlenir. Giydirilecek giysiler yıkanır ve temizlenir. Ölümün eşiğinde olan kişi için, akrabaları, yanına iki ya da daha fazla din adamı gönderir. Din adamları hastanın yatağının etrafında toplanarak, hastanın günahlarından arınması için tövbe duası Patet'i okur. Din adamlarına geldikleri için para ve mısır verilir. Eğer hasta bu duayı, din adamlarıyla birlikte ya da kendi başına okuyabiliyorsa, bu kişinin ölümden sonra, okuyamayanlardan daha mutlu olacağı düşünülür. Okunacak dua Patet olmasa bile en azından Aşem Vohu'dan kısa bir bölüm olmalıdır.

Ölen kişiye bazen birkaç damla Haoma suyu içirilir. Zerdüşt inancında Haoma ölümsüzlüğü sembolize eden bir bitkidir. Ateşgahlarda Haoma töreni yapılırken hazırlanan Haoma suyu, ölen kişinin ağzına damlatılır. Bazen de nar suyu damlatılır. Ölümden kısa bir süre sonra, ölünün tüm vücudu suyla yıkanır, temiz ve beyaz keten bir elbise ölüye giydirilir. Bu elbiseler mutlaka aile bireyleri tarafından evde yıkanır. Ve sonra bu elbise parçalanır. Bu elbise ne amaçla olursa olsun asla kullanılamaz. Daha sonra Kusti yan, kutsal kemer, bazı akrabaların Ahura Mazda Khodai (Tanrı Ahuraz Mazda) duasını okuması sırasında vücuda sarılır. Ölü, yere yayılmış beyaz bir keten çarşafın üzerine konur ve iki kişi ölünün yanına oturur. Aileden bazıları ölünün kulağına Aşem Vohu duasını okur. Bu arada akrabalar onu son kez görür. Çürümenin etkisi altına girmeye başladığı düşünülen ölüye kimsenin dokunmasına izin verilmez (çürümeye başlayan vücuda dokunmanın güvenli olmadığı ve bulaşıcı hastalık yayabileceği düşüncesiyle.)

Yalnızca ölünün vücuduna elbiseyi giydirenler ve ölüyü taşıyan kimselerin dokunmasına izin verilir. Eğer herhangi biri yanlışlıkla dokunursa, bulaşıcı hastalık yayabileceği korkusuyla, bu kimsenin özel bir metotla kendini yıkamasından oluşan Rimani yöntemi ile kendini arındırmasından sonra, başkalarına dokunmasına izin verilir.

Ölünün taşınmasına ait işlemler genel olarak bu işin eğitimini almış kişilerce gerçekleştirilir. Bu kişiler, ilk önce yıkanır, temiz giysilerini giyer, Kusti'yi takar ve Aşahe kelimesine kadar Sroş Baj duasını okur. Sonra aralarında Paiwand adını verdikleri bir çeşit bez tutarak eve girerler. Ölünün yanında oturan iki kişi yerlerinden kalkarak gelenlere yerlerini devrederler. Çarşafa sarılan ölünün örtülmeyen tek yeri yüzüdür. Daha sonra ölü, bu iki kişi tarafından yerinden kaldırılır ve odanın köşesine yerleştirilmiş kalın dilimli taşların içine konur. Ölünün eller, göğsü üzerinde çapraz şekilde ayarlanır. Vücut asla başı kuzeye gelecek şekilde yerleştirilmez.

'Maddi dünyanın yaratıcısı, kutsal kişi! Ölüler için yapılacak odalar ne büyüklükte olmalıdır? Ahura Mazda cevap verdi: Yasaya göre, el ve ayaklarını uzattıklarında dimdik ayakta durduklarında, kafalarını çarpmayacak kadar büyük olmalıdır.' Vendidad 5-11

'eğer yer sertse yarım ayak derinliğinde, yumuşaksa bir insan boyunun yarısı kadar derinlikte kazın. Yüzeyini tuğla tozu, taş ve kuru toprakla örtün.' Vendidad 8-8.

Ölüyü, taş plakların üzerine ya da yukarıdaki gibi hazırlanan toprağa yerleştirdikten sonra, iki kişiden biri, metal bir çubukla ya da tırnağıyla 3 tane Kaşas yani derin daireler çizer. Bunun yapılmasının amacı, daire içine alınmış toprağın ceset için ayrılmış olduğunu ve enfeksiyon kapmaması için hiç kimsenin buraya girmemesi gerektiğini göstermektir. Ölünün böylece odanın bir köşesine yerleştirilmesinden sonra, bu iki kişi yine aralarında Paiwand'ı tutarak evden ayrılırken Sroş Baj duasını tamamlarlar. Bir sonra yapılacak iş Sagdid'tir. (Bir köpeğin ölüyü görmesini sağlamak). Ceset evde olduğu süre içinde her Geh'ten sonra Sagdid tekrar edilir.

Sagdid'ten sonra, odaya ateş getirilir. Tütsü ve güzel kokulu sandal ağacı tahtasıyla bir vazoda yanar halde muhafaza edilir. Ateş üstünde sandal ağacı tahtasının yakılmasının nedeni, rüzgarın bu güzel kokuyu yayarak görünmeyen mikropları yok edeceğine inanılmasıdır.

'Ey kutsal Zerdüşt! Eğer biri tüm saflığıyla (Ateş için) Urvasana veya Vohugaona veya Vohukereti veya Hadhanaepata veya herhangi bir güzel kokulu ağacın Aesması'nı (odunu) taşırsa, rüzgarın Ahura Mazda'nın ateşinin güzel kokusunu yaydığı her tarafta kötü şeytan Daevalara karşı binlerce kez savaşmaya gider' Vendidad 8-79, 80.

Ölünün Sessizlik Kulesi'ne götürülmek üzere alınmasına kadar, bir din adamı ateşin önüne oturur ve Avesta'yı okur. Din adamının ve diğer herkesin, ceset ile aralarında en azından üç adımlık bir aralık olması gerekmektedir. Bu ölen kişinin enfeksiyonlu bir hastalık nedeniyle ölmesi halinde, diğerlerinin sağlık ve güvenliklerini sağlamak içindir.

'Maddi dünyanın yaratıcısı, ölü, kutsal adamdan ne kadar uzağa yerleştirilmelidir? Ahura Mazda cevapladı: kutsal adamdan aç adımdan uzağa' Vendidad 8-6, 7.

Gün içinde herhangi bir zamanda ölü Sessizlik Kulesi'ne götürülür. Ölünün güneşe gösterilmesi gerekli olduğundan, gece taşınması kesinlikle yasaklanmıştır.

'Ve kuşlar uçmaya, bitkiler büyümeye, nehirler taşmaya ve rüzgar toprağı kurutmaya başlar başlamaz, Mazda inananları ölüyü, gözleri güneşe dönük bir şekilde yatırmalıdır.' Vendidad 7-13.

Eğer ölüm gecenin başlangıcında olursa, ölü ertesi sabah Dakhma'ya götürülür. Eğer ölüm gecenin sonunda ya da sabah erkenden olursa, gece götürülür. Kaza sonucu ölüm halinde ise ölünün daha uzun bir süre kalmasına izin verilir. Ölünün Sessizlik Kulesi'ne götürülme zamanından yaklaşık bir saat önce, bembeyaz elbiseli iki Nasasa yani ölü taşıyıcılar eve gelir. Vücutlarının her tarafı iyice örtülüdür, elleri de Dastana ile yani bir çeşit el örtüsü ile örtülüdür. Vücutlarının tek örtülmemiş yeri yüzleridir. Aralarında Paiwand'ı tutarak eve gelir ve ölünün taşınacağı Gehan adı verilen demir bir tabut taşırlar. Ağacın gözenekli oluşu ve bu yüzden bulaşıcı mikropları taşıması olasılığından dolayı  ölüm törenlerinde kullanılması kesinlikle yasaklanmıştır.  Ölünün tek bir kişi tarafından taşınabilecek kadar küçük olması halinde dahi, ölü taşıyıcılar en az iki kişi olmalıdır. Ölünün tek bir kişi tarafından taşınması kesinlikle yasaklanmıştır. Ölenin ağırlığına göre 2, 4, 6 ya da herhangi bir çift sayıda kişi tarafından taşınmalıdır.

'Hiç kimsenin ölüyü tek başına taşımasına izin vermeyin.' Vendidad 3-14.

Ölümden sonra ceset asla yalnız ya da tek bir kişi ile bırakılmaz. Ölüyü yıkadıktan sonra yanında oturanlar iki kişidir, ölüyü giydirenler iki kişidir, ölüyü taşıyıcılar iki kişidir, dua okuyan din adamları iki kişidir, kuleye gidişte cenaze alayına katılanlar da ikişer kişi olarak gider. Cenaze törenlerine ikişer kişi olarak katılmanın anlamı karşılıklı yardımlaşma görüntüsü yaratmaktır. Ölü taşıyıcılar, tabutu cesedin yanına koyduktan sonra sessiz bir tonda aşağıdakileri okur.

'Biz bunları Ahura Mazda'nın emirlerine göre yaptık, biz bunları Amahraspands'ın Kutsal Sroş'un, Adarbad Mahraspandan'ın, çağın dostunun emirlerine göre yaptık.

Sonra ölünün yanına sessizce otururlar. Konuşmaları gereken bir şey olursa, dudaklarını açmadan sessizce konuşarlar.

Bunu Geh-Sarnu töreni izler. Bu tören, hayatta kalanlara ölüyü kaybetmenin zorluğuna karşı metanetle dayanabilmeleri için manevi destek vermek amacıyla okunan dualardan oluşur.

Sonra iki din adamı, özel Gah için duayı okuduktan sonra ölünün konduğu odaya girer. Ölüden üç adım uzaklıkta durup, aralarında Paiwand'ı tutarak, yüzlerinde Padan'la, Baj'ı alır ve Ahura Mazda'dan, onun Ameşa Spantalarından ya da ölümsüz meleklerinden, gelecek yaşamdan, kıyametten ve buna benzer konulardan bahseden Ahunavaiti Gatha'yı (Yasna 28-34) okurlar. Yasna 31-4'e kadar okuduktan sonra okumaya ara verirler. Nasasalar ölüyü taş plaklardan kaldırır ve demir tabutun üzerine koyarlar. Sonra din adamları tabuta döner ve Gatha'nın kalan kısmını okumaya başlar. Gatha'nın okunması bittiğinde, bir Sagdid daha yapılır ve ölünün evde toplanan yakınları ve ardakaşları ona son bir kez bakarlar. Ardından ölü taşıyıcılar, o ana dek açık olan ölünün yüzünü bir bezle kapar ve kaldırırken ya da taşırken düşmesin diye bez şeritlerle cesedi tabuta bağlarlar. Tabutu kandırır ve evden çıkarken tabutu evin dışında bekleyen diğer ölü taşıyıcılara emanet ederler.  Ceset evden çıkarıldıktan sonra, acilen Nirang ya da Gomez denilen boğa sidiği, ölünün yerleştirildiği taş plakların üzerine ve evden çıkarılırken geçtiği yerlere serpilip dezenfekte edilir ve ardından suyla yıkanır. Nirang'ın ya da Gomez'in dezenfekte edici özelliği olduğuna inanılır ve bu yüzden de cesedin konduğu yerde eğer varsa hastalık mikroplarını yok edeceği düşünülür. Çürüyen cesetle temasta  bulunmuş kaplar, ağaçtan yapılmış eşyalar, kil ya da porselen eşyaların hiçbiri daha sonra bir daha kullanılmaz. Gözenekli oluşları nedeniyle, cesetten mikrop kapabilecekleri ve bu yüzden de güvenli olmadıkları düşünülür.

Tabut evden ayrıldıktan sonra, ölüye saygı için toplanan herkes, özellikle yaşlılar evin sokağının sonuna kadar takip eder. Orada ölüye son reveranslarını yapar ve yolun bir tarafına çekilirler. Cenaze alayını, Sessizlik Kulesi'ne kadar izlemek isteyenler, en azından 30 adım uzaktan tabutu takip ederler. Tabutu Sessizlik Kulesi'ne kadar izleyen herkes tamamen beyaz giysiler içindedir. İkişer kişilik gruplar halinde sıralanırlar, aralarında Paiwand'ı tutarak sessiz bir şekilde kuleye ilerlerler. Alay iki din adamı tarafından yönetilir. Tabut kuleye götürüldüğünde, yere konur ve ölü taşıyıcılar cesedin yüzünü açar. Cenaze alayına eşlik edenler son saygı reveranslarını yapar ve üç adım öteden son kez ölüye bakarlar. Sonra Sagdid bir daha icra edilir. Bu arada kilitli olan kule kapısı açılır. Tabutu evden çıkaran iki ölü taşıyıcı tabutu kaldırarak kuleye taşır. Cesedi tabuttan çıkararak vücut ölçüsüne uygun olan Paviler'den birinin üstüne koyarlar. Giysilerini çıkararak onu orada bırakırlar.

'Bu dünyaya çıplak olarak geldik ve dünyadan çıplak olarak ayrılmalıyız.'

Et yiyen kuşların dikkatini ölüye doğru çekmek ve onlara kolay bir av bırakmak için ceset çıplak bırakılarak terk edilir. Çıkarılan giysiler, herhangi bir amaç için asla kullanılmaz. Kule dışında bir çukura atılır ve ateşle yakılır. Bazı yerlerde ise sülfürik asitle yok edilir. Çürüyen vücuttan bulaşıcı hastalık kapar ve bunu başka insanlara taşır kaygısıyla ölü taşıyıcıların, cesedin giysilerini elleriyle çıkartmalarına izin verilmez. Bu işi kendilerine verilen metal çengellerle yaparlar. Cesetle teması olan ve cesedi kuleye taşıyan ölü taşıyıcıların kalmaları için ayrı binaları vardır.  Birçok kez yıkanmayı ve 9 gün 9 gece inzivayı gerektiren Bareşnum ile kendilerini arındırana dek, ateşgaha gitmez, ziyafetlerde yemeklerini diğerleriyle birlikte yemezler.

Ölü taşıyıcılar, kuledeki işlerini bitirdikten sonra, dışarı çıkarak demirden kapıyı kilitlerler. Cenaze alayına katılanlara ölü taşıyıcıların işlerini bitirdikleri bildirilir, herkes yerinden kalkar. Din adamları Aşahe kelimesine kadar okudukları Sroş Baj'ın kalanını okur. Çiftler Paiwandları bırakarak kısa bir dua okur.

'Tüm günahlarımızdan tövbe ederiz. Saygımız sana kutsalın ruhuna sahip olan, ölenlerin ruhlarını anıyoruz burada.'

Sonra Nirang'ı ya da Gomez'i alarak yüzlerini ve vücutlarının görünen yerlerini yıkarlar. Kusti'yi icra ederlerken duanın son bölümünde ölünün ismini belirterek tövbe duasını okurlar. Böylece ölü için tanrıdan af dilerler. Sonra herkes evine döner ve gündelik işlerine başlamadan önce yıkanır.

'Ey maddi dünyanın kutsal yaratıcısı! Ölülerin vücutlarını nereye götüreceğiz? Ey Ahura Mazda onları nereye yerleştireceğiz? Ahura Mazda cevapları: Ey Spitama Zerdüşt, en yüksek yere' Vendidad 7-44, 45.

Sessizlik Kulesi, genellikle dağların tepesine ya da yüksek bir tepe üzerine ve yerleşim yerlerinden uzak bir yer inşa edilir. Sağlam taşlardan yapılmış yuvarlak bir yapıdır.  Bir suru andırır. Ortasında yaklaşık 90 metre çevresi olan bir dairesel platform, büyük taş bloklarla döşenmiş, iyice betonlanmış ve Zerdüşt dininin temel üçlemesi 'İyi Düşünce, İyi Söz ve İyi Davranış'a karşılık verir bir şekilde üç sıraya bölünmüştür. İlk sıra erkek cesetler için, ikinci sıra kadın cesetler için, üçüncü sıra çocuklar için yapılmıştır. Yaklaşık 4 metre çevreli ve derin olan bir kuyu vardır sessizlik kulesinde. Bu kuyunun kenarları ve tabanı taş plaklarla döşenmiştir ve kuru kemiklerin konulması için kullanılır. Bir ya da iki saat içinde cesedin etleri akbabalara tarafından bitirilmiş olur. İskelet tropikal güneş ısısının etkisiyle tamamen kuruduğunda, kireç ve fosfordan oluşan toza dönüşür ve sonra da bu kuyuya atılır. Böylece zengin ve fakir ölümden sonra aynı yerde buluşur. Kuyunun iç tarafında, yağmur sularının, kulenin zeminindeki 4 toprak altı kanalına taşındığı delikler vardır. Bu kanallar, dipleri kalın bir tabaka kum ile örtülmüş 4 toprak altı kuyusu ile birleşir. Zaman zaman yenilenen kanalların her birinin sonuna, mangal kömürü ve kumtaşı yerleştirilir. Bu filtreler, yağmur suyunun toprağa karışmadan önce kemikler üzerinden geçerken arındırılması için yapılmıştır."

(Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler, Sami Solmaz)