Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Dinin yayılışı

"Kavi Viştaspa ve bilgelerin (hikmet sahibi yaşlı kimseler, filozoflar) yardımıyla, öncülüğünü yaptığı yeni din yayılırken, Zerdüşt de yeni düzene uygulanabilir bir biçim vermeye başlar. Adına Maz Maga, tam çevirisiyle Büyük Magnanimity dediği bu dönemin başlangıcı için arkadaşlarından oluşan bir grup oluşturur. Kurucuları, 'Zerdüşt, Viştaspa, Fraşaoştra, Jamaspa ve Maidyoimha'dır.'

Amaçları, 'Yaratıcıya ve yaratılana hizmet etmek ve onlara uygun yaşam sağlamak.'

Topluluğa katılmak için, 'Tanrıya inanan, dürüst olan, düşünebilen, nefsine hakim, barış sever ve evlilik yaşamından zevk alan, özellikle de içtenlikle ve gerçekten dua eden biri olmak gereklidir.' Topluluk oldukça sadeydi. Zerdüşt, aralarındaki kardeşlik bağılarını güçlendirir ve onları törensel ibadetlerden kurtarır.

Zerdüşt zamanında profesyonel anlamda bir ruhban sınıfı yoktur. Işıkla, yani gökteki güneşle ya da tüm organik maddelerden temizlenmiş olan kuru ağaçlar ve tatlı kokulu bitkilerle oluşturulan ateşle yüz yüze gelmek için, günde beş kez açık arazide ye de etrafı çitlerle çevrili bir yerde toplanılır, dini ibadete eşlik eden şarkılar söylenir ve en sonunda da bir dini lider tarafından hem fiziksel hem de ruhsal yönden iyi bir yaşam sürmeleri konusunda cesaretlendirilirler, boş inançlarla iligili ayinler, törenler veya ölü tapınmalarla zamanlarını boşa harcamazlardı.

Doğaya korkuyla değil açık zihinle bakarlar. Güneşe, aya, yıldızlara, rüzgara, bulutlara, yağmura, dünyaya, sulara, bitkilere ve hayvanlara inanışları gereği büyük saygı gösterir ve asla zarar vermezlerdi. Doğadan, onu kirletmeden, küçültmeden, ona zarar vermeden doğal bir şekilde faydalanmak gerektiğini düşünür ve insanın, doğayı insafsızca fethetmek için değil, doğayla işbirli yapmak amacıyla yeryüzünde olduğuna inanırlardı.

Zerdüşt, göçebeleri onaylamamış onları üretmeden tüketen kişiler olarak görmüştür. Yersiz yurtsuz insanları bir yere yerleştirme hareketini ilk başlatan kişidir. İnsanları, kendi kendilerine yeterli olabilecekleri yerlere, Vastraslar'a yerleştiren anlamında Vastar adıyla da anılmıştır.

Bu yerleşim birimlerinin oluşturulmasıyla insanlar, gayretli göçebeler, yani Vastrya-Fstuyant oldu. O, dünyaya, yeni bir çalışan insanlar sınıfı kazandırmıştır. Yerleşik hayata geçenler listesinin başında olanlarsa, inançlarından dolayı her türlü zulme katlanan, cefa çeken ve evrensel doğruluğu amaçlayan, yani kötü inançlarından başka her şeylerin kaybeden Drigular'dır. Zerdüşt, her şeyi, doğru yerde, doğru zamanda, doğru şekilde, doğru araçlarla, hep akıl ve düşünme yoluyla yapmak isterdi. Ona göre, bu şekilde doğru sonuçlar alınacak, kimse zarar görmeyecek ve tartışma olmayacaktır. Eğer herhangi biri başkalarının malvarlığına, evine, köyüne ya da ülkesine göz dikerse, o kişinin de doğru araçlarla düzeltilmesi gerekmektedir. Bu bakış açısına sahip olduğu için, insanların haklarını ve özgürlüklerini koruyacak bir organizasyona gereksinim duymuş, Savunma ve Koruma Bakanlığı'nı oluşturmuş ve böyle bir organizasyonu gerçekleştiren kişi olarak da tarihteki yerini almıştır. 

Ona göre iyi vicdanın dininde savaş yoktur, tecavüz ve saldırı yoktur. Hatta, savunmalar da saldıran kişiyi defetmek amaçlı değil, o kişiyi düzeltmek, özgürlüğün, refahın ve barışın yükselişinde yararlı bir insan yapmak amaçlıdır. Özgürlük herkes içindir. İyi vicdan, köleliğin boyunduruğunu devirir, savaşları yok eder, özgür ve dürüst kadınlar, erkekler yetiştirir. Erkek ve kadın mükemmel eşitliğin keyfini yaşar.

Herkes kendi çabasının haklı ödülünü alır. Bununla beraber, eğer bazı insanlar daha avantajlı durumdaysa, anlaşılmıştır ki, bu kişiler daha az şanslı olanlara yardım edecekler ve onları hem ruhen hem de bedenen güçlü yapacaklardır. Zerdüşt inanç, düşünce , irade ve hareket özgürlüğünün doğruluğunu kabul eden, onaylayan ilk kişidir. Doğru yolu seçmeyi bireylere bırakmıştır. Fakat, herkes kendisinin bağlı olduğu dünya bakışını geliştirmeyi beceremez. Sadece bilginler bunu yapabilir. Zerdüşt bunu anladığı anda, zayıf zihinliliği bırakmış ve bilgeliğe yaklaşmıştır. Bundan sonradır ki, başarısı çok yakın ve kesindir. Bilginler doğmaz, bununla beraber onlar yetiştirilebilir. Bu yüzden, Zerdüşt, bilgece insanları eğitmeyi düşünmüştür.

Zerdüşt önemli bir oluşum daha başlatmıştır; okur yazarlık kampanyası. Jamaspa'ya şöyle söylemiştir: 'Bilge Jamaspa Hvogya, mesajımı size şiirsel olmayan bir dille değil, şiirsel bir dille öğrettim, böylece o, daima duaların yücelmesi gibi ilahi vahiyle sizinle beraber kalacaktır. Kim hukuka uygun olanı olmayandan ayırırsa, o doğruluk yolundadır ve mükemmel bir öğüt verendir.'

Jamaspa, Zerdüşt'ün mesajını aklında tutmuştur, çünkü daha sonraki hadisler onun, Avesta7yı, dinin kuruluşunun 40.yılında topladığını söylemektedir.

Böylece Zerdüşt, müritlerine öğretisini iletmek için ilk düzenli okulu kuran kişi olmuştur. Sınıflarda günlük tutulmaktadır. Derslere kendisi ve yaşça daha büyük arkadaşları katılmışlardır. Mesajı artık, ölçüler ve şiir kıtaları halinde düzenlenerek ele alınmaktadır. Zerdüşt tarafından bestelenmiş bir müzikle, öğretmen şiir kıtasını söyler. Açıklamasını yapar, sonra soru ve cevaplara açar, daha sonra yeniden şarkı halinde söyler, bu yüzden Avesta şimdi daha anlaşılabilir bir durumdadır. Sonra müritleri söylerler ve sınıf ertesi güne kadar kapalıdır. Zerdüşt'ün öğretilerini, onun verdiği biçimde ezberlemek daha kolaydır, çünkü öğretileri, şiirlerden, şarkılardan, dualardan oluşur ve hepsi kendi içinde başlı başına birer mesaj özelliği taşırlar. Bunlar Manthralar'dır, ezberden okunacak düşünsel parçalardır. Daha da ötesi, şiirsel biçimleri, Zerdüşt'ün mesajlarının saf ve bozulmamış olarak muhafaza edilmesine yardımcı olmuştur. Şarkılara uyum sağlayan yüksek kutsallık parçaları öyle mükemmel bir şekilde korunmuştur ki, Zerdüşt'ün inanılabilir tek mucizesini neredeyse bu şarkılar oluşturmaktadır. Böylece, mesajı canlı bir şekilde muhafaza edilmiştir. Müritleri eğitilmiş ve eğitimleri geliştikçe de dinleri yükselmiştir. Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet gibi diğer dinlerde de kutsal kitaplar belirli bir şarkı formunda okunur. Aynı zamanda Zerdüşt, kibar bir koca ve seven bir baba olmuştur. Hvavi (kendi kendine giden) adında bir kadınla evlenmiştir. Çiftin toplam altı çocukları olmuştur. İlk oğul Lsat Vastar (Güçlü, yerleşik), İlk kız Freni (Aşk), ikinci kız Thriti (üçüncü), ikinci oğul (Urvatatnara (insanlarla arkadaş olan), üçüncü oğul (Hvare Çithra (parlak güneş) ve üçüncü kız Pouruçista (tam, dolu zeka).

Zerdüşt'ün ne zaman evlendiği konusu da tam olarak bilinmemektedir. Belki de, Kavi Viştaspa'nın sarayındayken daha geç evlenmiştir.  Avesta, Hvavi'nin bir mürit olduğunu söylemektedir. Hvavi adı, kadın müritlerin en başında gelmektedir. Bu yüzden de, Zerdüştiliğin ilk göze çarpan kadınıdır. Ayrıca, çocuklarının adları da iyi vicdanın ruhunu yansıtmaktadır, hiçbiri tarımsal geleneğe göre isimlendirilmemiştir, tüm bunlardan dolayı Zerdüşt'ün geç evlendiğine işaret edilmektedir. Eğer öyleyse, evlendiği zaman 40 yaşındaydı ve en genç kızı olan Pouruçista 15 yaşındayken evlendiğinde Zerdüşt 70'inde olmalıydı."

(Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler, Sami Solmaz)