Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Zerdüşt'ün doğuşu

"Bundan yüz yıllarca önce, İran'ın batısında Medler yaşamaktaydı. Medler, çeşitli boylardan oluşmuştu: Buslar, Parathakenler, Strukhatlar,Arizantlar, Budiler ve Magiler. Bir Med boyu olan Magiler, Urmiye Gölü'nün güneydoğusunda yaşıyordu. Magiler'in büyük bir çoğunluğu büyü ile uğraşmaktaydı. (Magi sözcüğünün İngilizce'deki magic sözcüğüyle benzeşimi oldukça dikkat çekicidir.) Arapça'da g harfi olmadığı için, Araplar Zerdüştiler'e Mecusi demektedir. Magiler'in soylu bir ailesinden gelen Zerdüşt'ün doğumundan sonra (M.Ö. 683) olup bitenlere dair çeşitli efsaneler anlatılır. Bunlardan biri Büyücübaşı Durasan ile ilgilidir. 'Zerdüşt doğduğunda, Durasan, doğan çocuğun ileride büyüyü yok edeceğini, bütün büyücüleri kovacağını sezmiştir. Bunun için de, Zerdüşt henüz iki yaşındayken, büyücülerinden üçünü onu Ateş Tapınağı'na getirmeleri için görevlendirir. Büyük bir ateş yakarlar. Bebeği getirdiklerinde, onu ateşin ortasına atarlar ve tapınağı terk ederler. Durasan, bunun Zerdüşt'ün sonu olacağını düşünmektedir. Bu arada Zerdüşt'ün annesi, eve gelip de bebeğini göremeyince, dua etmek için Ateş Tapınağı'na gider. Ve orada Zerdüşt'ün ateşin içinde alevlerle oynadığını görür.

Buna benzer bir efsaneyi, Museviler ve Müslümanlar İbrahim için anlatır: 'Kıral Nemrud, tanrılığını kabul etmeyen ve kendisine karşı çıkan Hazreti İbrahim'i ateşe atar. Fakat ateş onu yakmaz.'

Zerdüşt yedi yaşına geldiğinde, o dönemin en bilgili insanı olaraka bilinen Burzin-Kurus'un yanına gönderilir. Burada sekiz yıl kalır ve ondan çok şey öğrenir. 15 yaşında evine döndüğünde bir trajediyle karşılaşır; ülkesi Aria, anavatanları Moğolistan dağları ve kuzeydeki ovalar olan Turanlılar tarafından işgal edilmiştir. Zerdüşt, Turanlılar'la yapılan savaş sırasında, savaş meydanlarında yaralı askerleri tedavi etmek üzere gönüllü olur. Savaş bittiğinde, Turanlılar'ın Kıralı Azdehak, Arialılar'ı tam anlamıyla egemenliği altına almıştır. Ardından da göçebe kabilelere daha rahat hükmetmek amacıyla, Hindikuş'un bir kolu üzerinde yer alan Belh'te bir kale inşa ettirir. Kıral Azdehak, kudretini benimseyip kendisine itaat eden Aria kabilelerini bu kaleye yerleştirmiştir. Kabilesine mensup arkadaşları ile birlikte, Zerdüşt de kaleye gider. Ama Kıral Azdehak'a itaat etmek için değil, düşmanını daha iyi yakından görebilmek için. Kıral Azdehak, kanlı manda derileriyle kaplı bir tümseğin üzerinde yer alan tahtında oturmaktadır. Çevresinde ise, büyük bir daire oluşturacak şekilde uzun mızraklı komutanları sıralanmıştır. Kıralın gerisinde dağın içine doğru, mağara gibi oyulmuş, kaba saba bir mabet dikkat çekmektedir. Bu mabedin girişinde, kayalar üzerinde yine kaba bir biçimde oyulmuş, iki dev ejderha yer almaktadır, bunlar mabedin hem muhafızları hem de süsleridir. Ortadaki bazalt sunakta büyük bir ateş yanmaktadır. İçine, ara sıra, insan kemiği, boğa kanı ve akrep atılmaktadır. Bu ateşin gerisindeyse, zaman zaman iki büyük yılan belirmekte ve ısınmak üzere sunağın yanına gelmektedirler. Bu mabet Ehriman'a yani Şeytan'a adanmıştır.

'Newroz efsanesinde adı geçen Kıral Azdehak ve yılanları, kutsal kitap Avesta'nın Zamyad - Yast 37/6 bölümünde anlatılmaktadır.'

'Üç ağızlı, üç başlı, altı gözlü, binlerce aklı olan,

Şeytanca kötülükler yapan, dünyanın iyi düzenini yıkan,

Angra Mainyu'nun dünyaya karşı yarattığı

                                en güçlü kötüyü,

Yok edici yılanı, Azi Dahaka'yı kim öldürdü?' "

(Ateşe Tapmayanlar: Zerdüştiler, Sami Solmaz)