Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sumerli Ludingirra’ya teşekkür!

Aşağıda okuyacağınız alıntı, Sumer tabletlerinde yer alan Ludingirra isimli bir Sumer yaşlısına aittir. Kendisini tanıtırken “Ben Sumerli öğretmen, şair ve yazarım. Yaşım yetmiş beşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım çoktan; fakat şairlik ve yazarlığım ölünceye kadar sürecek herhalde” şeklinde konuşuyor.

Ludingirra yaşamöyküsünü neden yazmaya başladığını ise şöyle açıklıyor:

“Bu yaşamöykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım. Bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.”

Ludingirra Sumer ülkesine yönelik tehlikelerden söz ederek “Bu güzel ülkemize her taraftan göz diktiler” diyor. “Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin, görkemli tapınaklarımızın, arı gibi işleyen çarşılarımızın, her tarafa ulaşan kervanlarımızın, dümdüz uzanan yollarımızın, boy ürün veren tarlalarımızın, nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin, dolup taşan iskelelerimizin, her tür bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından; ilkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi.

Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar. Biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yaktılar. Halkımız, hatta krallarımız tutsak oldu. Ailelerimiz dağıldı.

Tarlalarımızı, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu; hayvanlarımız açlıktan öldü ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini.

Onlar yönetiyor bizi şimdi. Topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar. Ne yazıdan, ne tarımdan, ne sanattan, ne dinden, ne okuldan, ne attan, ne arabadan, ne aydan, ne yıldan haberleri vardı. Hepsini bizden öğrendiler.

Sonra da ‘biz yaptık, biz bulduk’ diye övünmeye başladılar. Hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak. Biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecek.”

Ludingirra işte bu duruma katlanamayarak bir karara varır. Gerçi bu karara varması için epey bir düşünme ve üzülme süreci geçer ama sonunda karara varır.

“Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu. Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum. Bir gün birdenbire aklıma geldi. Ben bir yazar olduğuma göre, ulusumuzun bulduklarını, başardıklarını, geçmişimizi, geleneklerimizi, ne kadar uygar olduğumuzu, gerek Sumerliliklerini unutmaya başlayan gençlerimize, gerek daha sonra gelecek kuşaklara neden yazılarımla bildirmeyeyim dedim ve yaşamöykümü yazmaya karar verdim. Böylece her tarafa, herkese, her çağa ulaşacağımı umut ediyorum.”

Yazının gücü muhteşemdir. Ludingirra’nın tüm tasası gerçeklerin gelecek kuşaklar için bilinmemesidir. Neyse ki arkeologlar böyle bir şeye izin vermediler. Çünkü Ludingirra yaklaşık 3 bin yıl önceden “Bizim uygarlığımız belki binlerce yıl sonra yaşayan insanlara da geçecek. Bizim attığımız temeller üzerine yenilerini koyacaklardır. Ah! Onlar da bizi hatırlayıp bıraktığımız kültür mirası için teşekkür edebilseler!...” diyor.

Bu haklı tasayı aşmak için harekete geçerek insanlığa bir uygarlığı anlatan Ludingirra’ya bir değil binlerce teşekkür sunuyoruz.

Merak etme Ludingirra, bu topraklardaki bizler, yani torunların seni hep hatırlayacağız.

(Muazzez İlmiye Çağ, Sumerli Ludingirra, Kaynak Yayınları, 3. basım, S.12-13)