Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Tanrıça İnanna’dan izler

“ ‘Senin anan ne idi? Dişi bir aslan; o aslanlar arasında yatardı, ... yavrularından birini büyüttü; o genç bir aslan oldu., ... onun haberini milletler işitti; ... Ve onların saraylarını öğrendi ve şehirlerini harap etti, ... Ve çepçevre memleketlerden milletler ona karşı koydu; ve kendi ağlarını onun üzerine serpti; ... onu kafese koydular; ve onu Babil kıralına getirdiler; ve sesi İsrail dağları üzerinde artık işitilmesin diye onu hisarlar içine getirdiler.” (Tevrat, Hezekiel, Bap 19:2-9.)

Buradaki ‘aslan’ Sumer’de aşk tanrıçasının simgesi, onun savaşçı karakteri görülüyor. Ayrıca onu kafese koyup Babil kıralına götürmeleri, İsrail topraklarından atma çabasını anlatıyor...

Rab Yehova şöyle söylüyor:

‘... hikmetle dolu, güzellikte tam olan sendin. Sen Aden'de, Allah'ın bahçesinde idin; sarı yakut, kırmızı akik ve beyaz akik, gök zümrüt, akik, yeşim, safir, kızıl yakut, zümrüt taşları ile, bütün değerli taşlarla ve altınla kaplanmıştın; teflerinin ve zurnalarının işçiliği sende idi; yaratıldığın gün hazırlanmıştılar. ... ve seni ben diktim. ... Ticaretinin çokluğundan ötürü senin içini zorbalıkla doldurdular ve suç işledin; ... yüreğin güzelliğinden ötürü yükseldi; parlaklığından ötürü hikmetini bozdun; seni yere çaldım; ... seni yeryüzünde kül ettim. Kavimler arasında seni tanıyanların hepsi sana şaşacaklar; sen bir dehşet oldun ve ebede kadar yok olacaksın.’ (Tevrat Hezekiel 28: 12-19.)

Bu metin daha uzun, fakat en ilginç yeri burası. İnanna/İştar’ı yok etme aralarından atma çabaları görülüyor. Aden’de Allah’ın bahçesinde olan ve çeşitli mücevherlerle süslenen ve altınla kaplanan İnanna/İştar, onun heykeli olacak. O her tarafta takdis ediliyor, yüceltiliyor. Yahve onu yere çalıp, kül ettiğini, sonsuzluğa kadar yok olacağını söyleyerek onun kendisine rakip olmasını önlemeye çalışıyor.

‘Ey sen, ere varmamış Babil kızı, aşağı in de toprakta otur; ey Kildanîler (Kaldealılar) kızı, taht yok, yere otur; çünkü artık sana nazik ve nazlı demeyecekler. İki değirmen taşı al da un öğüt; peçeni aç, eteği kaldır, baldırı aç, ırmaklardan geç. Çıplaklığın açılacak, evet, ayıbın görülecek, ben öç alacağım. ... Ey Kiladîlerin kızı, sessiz otur ve karanlığa gir, çünkü artık sana, ülkeler kıraliçesi demeyecekler. Kavmime öfkelendim, mirasını murdar ettim ve onları senin eline verdim; sen onlara merhamet etmedin; ... Ve sen: Ebediyen kıraliçe olacağım dedin; ... bunun sonunu düşünmedin.’ (Tevrat, İşaya,Bap 47: 1-7.)

Burada yine Babil kızı olarak nitelenen, yukarıdan aşağı inmesi istenenin İştar olduğu açıkça anlaşılıyor. Eteğini açması ayıbının görünmesi İnanna’nın bu tür şiirlerini hatırlatıyor:

Sen duvara eğilince çıplaklığın ne tatlı!

Eğildiğin zaman kalçaların ne tatlı!

Diğer bir şiirden:

İnanna eğildiği zaman elma ağacın

Görülecek şeydi kadınlık organı!

Mutluydu güzelim organıyla

Alkışladı onu.

Yahve kavmine öfkeleniyor ve onu tanrıçanın eline veriyor. O da onlara merhamet etmiyor, Babilliler'in eline veriyor.

Ey zevk düşkünü sen! Emniyette oturuyorsun ve yüreğinde ben varım genç kadın ve benden başkası yok. Dul oturmayacağım, evlat acısı görmeyeceğim diyorsun. Evlat acısı ve dulluk ikisi birden gelecektir senin başına. Efsuncuların çok, büyücülerin bol olduğu halde tam olarak senin başına gelecekler. Çünkü kendi şerirliğine güvendin hikmetin ve bilgin seni şaşırttı ve kendi yüreğinde ben varım ve benden başkası yok dedin, bundan ötürü başına felaket gelecek ve belmediğin harabiyet ansızın senin üzerine gelecek.

Kenanlılara göre Tanrıça Astarte/İştar, Tanrı Baal’ın karısı. Burada Yahve Baal yerine geçiyor. Yahve ondan ayrılınca o dul kalacak.

Çocukluğundan beri emek verdiğin büyülerinle şimdi dur, fakat fayda görebilirsin, galebe çalarsın. Müneccimler, yıldızlara bakanlar, aybaşlarında ne olacağını bildirenler şimdi kalksınlar da başına geleceklerden seni kurtarsınlar. Onları ateş yakacak çocukluğundan beri seninle alışveriş edenlerden herkes vatanı yolunda idare olacak, seni kurtaracak olmayacak.

Babil büyücüleriyle ünlü. Yahve/Astarte’ye İsrail ülkesinden atılmasını Babil büyücülerinin bile durduramayacağını söylüyor.

‘... bana işi (koca) diyeceksin ve bana artık Baali (efendi) demeyeceksin. Ve onun ağzından Baalların adlarını kaldıracağım.’ (Tevrat, Hoşea, Bap 2: 16-17.)

‘Ve seni ebediyen kendime nişanlayacağım; evet seni doğrulukla ve hakla ve inayetle ve rahmetlerle kendime nişanlayacağım.... ve Rabbi tanıyacaksın!’ (Tevrat, Hoşea, Bap 2: 19.)

Burada da Baal’in karısı olan Astarte’yi Yahve kendisine nişanlıyor, hatta ona ‘bana kocam diyeceksin’ diyor. Tevrat yorumcuları bunun İsrail halkı olduğunu söylüyor.

‘Korkma, çünkü utanmayacaksın ve sıkılma, çünkü yüzün kızarmayacak, çünkü gençliğinin utancını unutacaksın ve dulluğunun rüsvalığını artık anmayacaksın. Çünkü kocan seni Yaratandır; onun ismi orduların Rabbidir; ve seni fidye ile kurtaran İsrail’in Kuddûsudur; ona bütün dünyanın Allahı denecektir.’ (Tevrat, İşaya, Bap 54:4-5.)

Burası da yine tanrıçayı atma çabasına ait. Yalnız, İsrail tanrısı kendisini hep İsrail tanrısı olarak nitelerken burada birdenbire ‘dünyanın tanrısı’ olduğunu söyleyerek, araya giren diğer tanrıları yok sayıyor artık.

‘Bel çöküyor, Nebo eğiliyor; putları hayvanlar üzerinde ve beygirler üzerinde taşıdığınız o şeyler bir ağırlık oldu, yorgun hayvana yük oldu... yükü kurtaramadılar ve kendileri de sürgüne gitti.’ (Tevrat, İşaya, Bap 46: 1-2.)

Burada da Bel ve Nebu tanrıları. Onları da ülkeden sürüyor. Bundan sonra gelen kısımda İsrail Tanrısı Yahve İsrail halkına sesleniyor: Sizi ben yaptım, ben yüklenip kurtaracağım. Siz altından, gümüşten tanrı yaptınız. Ona yere kapanır tapınırsınız. Onu yerine koyarlar, yerinden kıpırdamaz, kimsenin yardımına koşmaz, beni onlara benzetemezsiniz, ben Allahım, benim gibisi yoktur.

Görüldüğü gibi, İsrali topraklarından yabancı tanrıları atma çabaları var.

Aşağıdaki bölüm çok ilginç. Yahve kırda kanlar içinde bir bebek bulur ve alıp büyütür. O çok güzel bir kız olur. Onu giydirip kuşatır, çeşitli mücevherlerle süsler ve kendisine karı yapar. Bu kez kadın önüne gelenle yatarak fahişelik yapar. Bu hikayenin İnanna/İştar’a çok uyduğunu gördüm. Bir de Musevi din adamına, onlarınbunu nasıl yorumladığını sormak istedim. Sinagogda haham olduğunu bildiğim Sayın İzak Halava’yı aradım. Kendisi yoktu, onun yerine başka birine yönelttim sorumu. Bir hayli durduktan sonra, Yahova’nın bulduğu bebeğin İsrail olduğunu söyledi. Yahova’nın bulduğu bu bebeğin İştar/Astarte olması gerekir dedim.

Kitap kaleme alınırken yazarlar, bunu olsa olsa Yahve İsrail için söylemiştir diye yorumlamış olmalılar.

Yeruşalime (Kudüs) Rab Yehova şöyle diyor:

‘...Aslın ve doğumun Kenanlılar diyarından, baban Amorî, anan ise Hittî. Doğumuna da gelince, göbeğin doğduğun gün kesilmedi ve seni temizlemek için su ile yıkamadılar; ve tuzlanmadın ve kundakla sarılmadın. Sana merhamet ederek bu şeylerden birini sana yapsın diye kimsenin gözü sana acımadı; ve doğduğun gün senden ikrah ettikleri için kırın yüzüne atıldın.

Ve yanından geçtim, ve seni kanında yuvarlanmakta gördüm, ve sana dedim: Kendi kanında yaşa; ... Seni tarlada biten şeyler gibi çoğalttım, ve sen boy attın, ve büyüdün, ve süsler süsü oldun; memelerin belirdi, ve saçların uzadı; ve sen açık ve çıplaktın. Ve yanından geçtim, seni gördüm, işte, çağın sevgi çağı idi; ve senin üzerine eteğimi yaydım (İsrail’de etek örtmek çiftleşmek, sevişmek anlamına geliyor, M.İ.Ç.) ve çıplaklığını örttüm,... seninle ahde girdim. Rab Yehova’nın sözü, ve sen benim oldun. Seni su ile yıkadım, üzerinden kanını bütün bütün temizledim, ve yağla seni yağladım. Ve sana renk işlemeli elbise giydirdim, ve ayağına yunusbalığı derisinden çarık giydirdim, beline ince keten kuşak bağladım ve sana ipekler giydirdim. ... bileklerine bilezikler, boynuna gerdanlıklar ve burnuna halka taktım, kulaklarına küpeler ve başına güzellik tacı koydum. Ve altınla ve gümüşle süslendin; ve elbisen ince keten ve ipek ve renk renk işlemeli kumaştı; ince un, bal, yağ yedin ve çok çok güzeldin, krallığa yaraştın. Güzelliğinden dolayı milletler arasında adın çıktı; çünkü üzerine koyduğum haşmetimle güzelliğin kusursuzdu.’ (Tevrat, Hezekiel, Bap 16: 3-14.)

Rab Yehova’nın sözü:

‘Fakat sen güzelliğine güvendin ve şöhretin yüzünden fahişelik yaptın. Yoldan geçen adamın üzerine fahişeliklerini döktün... kendine renk renk yüksek yerler yaptın ve onların üzerinde fahişelik ettin. ...Sana verdiğim benim altınımdan ve gümüşümden olan kendi güzel mücevherini aldın, ve kendine erkek putlar yaptın ve onlarla fahişelik ettin; ve renk renk işlemeli elbiselerini aldın ve onlara örttün, ve yağımı, buhurumu onların önüne koydun ve ... sana yedirdiğim ince unu, yağı ve balı hoş koku olarak onların önüne koydun... ve bana doğurduğun oğullarını ve kızlarını aldın ve yiyecek olsun diye onlara kurban ettin. Fahişeliklerin az mı ki, evlatlarımı da boğazladın ve onları ateşten geçirerek onlara verdin... fahişeliklerinde gençliğin günlerini anmadın. ...bütün kötülüklerden sonra vay vay başına!’ (Tevrat, Hezekiel, Bap 16: 15-23.)

Rab Yehova’nın sözü:

‘Kendine tonoz yaptın... yoldan geçen her adama ayaklarını açtın, ve fahişeliğini artırdın... elimi senin üzerine uzattım ve senin azığını eksilttim, ve senden nefret edenler, Filistî kızlarına sana istediklerini yapsınlar diye, seni onlara verdim, onlar ki, senin hayasızlık yolundan utanıyorlar. Aşur oğullarıyla da fahişelik etin, çünkü doymuyordun. Ticaret diyarı Kildanîler’in diyarına kadar fahişeliğini artırdın, yine bununla da doymadın.’ (Tevrat, Hezekiel, Bap 16: 24-29.)

Rab Yehovanın sözü:

‘Her yol başında kendi tonozunu, her meydanda yüksek yerini yaparak, fahişeliğini sürdürüyorsun. Fakat ücretini hor görmekle bir fahişe gibi de değilsin. Zina eden, kocasının yerine yabancıları alan bir karısın! Bütün fahişelere hediye verirler; fakat bütün oynaşlarına sen hediye veriyorsun, ve fahişeliklerin için her yandan sana gelsinler diye onlara rüşvet veriyorsun. Fahişeliklerinde başka kadınlara benzemezsin, çünkü fahişelik etmek için kimse senin ardına düşmüyor; ve madem ki ücret veren sensin, sana ücret verilmiyor, bunun için başkalarına benzemezsin.’

‘Bundan dolayı ey fahişe Rabbin sözünü dinle! ... Hayasızlığın meydana döküldüğü, ve oynaşlarınla fahişelik ederek çıplaklığın açıldığı için, ve mekruh işlerinin bütün putları yüzünden ve onlara verdiğin oğullarının kanları yüzünden kendileriyle eğlendiğin bütün oynaşlarını ve sevdiklerinin hepsini bütün nefret ettikleriyle beraber toplayacağım ve onlara çıplaklığını açacağım... Ve zina eden, kan döken kadınlara edilen hükümle sana hükmedeceğim; ve senin üstüne kızgınlıkla ve kıskançlıkla kan hükmü getireceğim. Ve seni onların eline vereceğim. Senin tonozunu yıkacaklar, yüksek yerlerini bozacaklar. Üzerinden giysini soyacaklar, mücevherlerini alacak ve seni çıplak bırakacaklar. Sana karşı bir cumhur çıkaracaklar ve seni taşlarla taşlayacaklar, kılıçlarıyla seni delik deşik edecekler. Senin evlerini ateşle yakacaklar... Seni bir fahişe olmaktan alıkoyacağım ve sen de artık ücret vermeyeceksin. Böylece sana olan gazabımı yatıştıracağım ve kıskançlığım senden kalkacak ve susacağım... Madem ki gençliğin günlerini anmadın ve bütün işlerinde bana karşı köpürdün, işte ben de yolunu senin başına getireceğim.’ (Tevrat, Hezekiel, Bap 16: 30-43.)

Burada Sumer aşk tanrıçasının İsrail karşılığı  olan Astarte’nin yok edilmesi çabalarını görüyoruz. Kız çok güzel, parasız fahişelik yapıyor (bu mabet fahişeliği), taştan heykelleri var. İnanna/İştar da Sumer metinlerine göre o göğün fahişesi, kutsal fahişe olarak tanımlanıyor.

‘İşte, mesel söyleyen herkes sana karşı şu meseli söyleyecek: Anası nasılsa kızı da öyle. Sen kocasından ve oğullarından tiksinen ananın kızısın ve kocalarından ve oğullarından tiksinen kız kardeşlerinin kardeşisin; (daha sonraki satırlarda Semiriya ve Sodom kızlarının onun yolunda gittikleri, yani onların da fahişelik yaptığı anlatılmak isteniyor, M.İ.Ç.). (...) yaptığın bütün mekruh işlerinle, kız kardeşlerini haklı çıkardın. Sen de utancını yüklen, çünkü kız kardeşlerin lehine hüküm verdin;

‘Sodom’un ve kızlarının sürgünlerini ve Samiriye’nin ve kızlarının sürgünlerini ve onların arasında olan senin sürgünlerini geri getireceğim, ta ki, kendi utancını yüklenesin ve yaptığın her şeyden utanasın, çünkü onlara sen teselli oldun. Ve kız kardeşlerin, Sodom ile kızları, eski hallerine dönecekler; (...) Kendi hayasızlığını ve mekruh şeylerini sen yüklendin, (...) Rab yehova şöyle diyor: Sen ki, ahdi bozarak andı hor gördün, sen nasıl ettinse ben de sana öyle edeceğim.’

‘Fakat ben seninle gençliğinin günlerinde olan ahdimi anacağım, (...) senden büyük ve senden küçük kız kardeşlerini yanına aldığın zaman, kendi yollarını anıp atanacaksın; ve senin kızların olsun diye onları sana vereceğim, ancak senin ahdinle değil. Ve ettiğin her şeyi (fahişeliğini) sana bağışladığım zaman, anıp utanasın ve utancından ötürü bir daha ağzını açmayasın diye, seninle ahdimi pekiştireceğim ve bileceksin ki ben rab’bim, Rab Yehova’nın sözü.’ (Tevrat, Hezekiel, Bap 16: 44-60.)

Burada Sodom ve Semiriya kızları adı verilmeyen aşk tanrıçası ile karşılaştırılıyor ve onların daha temiz olduklarını söylüyor Yehova. Fakat anlaşıldığına göre o kızlar da bu tanrıçanın peşinde. Yehova onları ayırmak istiyor. Belki onlar da mabet fahişeliği yapıyordu.

Rab Yehova’nın sözü:

‘Onun üzerine ağımı serpeceğim. Tuzağıma tutulacak ve onu Babil7e getireceğim ve bana karşı işlediği hainlikten ötürü onunla orada muhakeme edeceğim ve onun bütün askerleri arasında kaçaklarının hepsi kılıçla düşecekler. Arta kalanlar bir yelle dağılacaklar.’ (Tevrat, Hezekiel, Bap 17: 20-21.)

Burada Yehova Babil’e yenildiklerinde aşk tanrıçasının yardım etmediğine kızıyor. Bu ayetlerde de Sumer aşk tanrıçasının İsrail’de karşılığı olan Astarte’nin yok edilmesi çabalarını görüyoruz.”

(Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği, Muazzez, İlmiye Çığ, Kaynak Yayınları)