Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Şaul Peliştiler’den öç alıyor

“Düşmanların devamlı surette İsrael topraklarına saldırdığını gören kıral Şaul, daima emri altında bulunacak bir ordu hazırladı. Bu arada oğlu Yonatan’ı da başkomutan tayin etti. Yonatan oldukça kuvvetli ve cesur bir adamdı. Peliştiler’in henüz Geva’da olduğunu gören Yonatan, ordusuyla beraber üstlerine yürüdü. Peliştim karargahını basan ordu, düşmana büyük zayiat verdi ve bu arada düşman ordusunun komutanı olan bir prens de öldürüldü.

Peliştiler, İsrael’in kendilerine yaptığı zararları işitince, savaş açtı. Binlerce kişilik bir orduyla ve sayısız savaş araçlarıyla İsrael topraklarına girdiler. Şaul, düşmanları kendi topraklarında görünce, alarm işareti olarak Şofar çaldı ve herkesi Gilgal’e çağırdı. Nebi Şemuel ise Şaul’a, Allah’a kurban kesecekleri için, savaşa başlamadan onu beklemesini söylemişti. Şaul, Şemuel’in gelmediğini ve halkın sabırsızlandığını görünce, onu beklemeyerek kurbanları kendisi kesti. Şemuel gelip de yapılan itaatsizliği görünce çok üzüldü ve ona ‘belisen ki kırallığın ebedi olmayacaktır’ dedi.

İsrael ordusu Geva’ya, Peliştiler’in ordusu ise Mihmaş’a yerleşti.

Yonatan, adamlarıyla beraber Peliştiler’in ordugahına girmeye muvaffak olarak, oklarla saldırıya geçti. Bütün İsrael Ordusu tarafından sarıldıklarını zanneden Peliştiler cesaretsizliğe kapılarak kaçmaya başladı. Şaul Peliştiler’in kaçtığını görünce, onları her taraftan izledi ve İsrael ülkesinden tamamen kovdu.”

(İbraniler’in Öyküsü, Rabbi Nisim Behar,s.76)