Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Saba Melikesi

“Şelomo’nun şanı, şöhreti Fırat Neri’nden Pelişti Tapınakları’na ve Mısır Devleti’nin sınırlarına kadar yayıldı.  Şelomo birçok devletle ticari ilişkilerde bulundu ve büyük bir gelir elde etti.  Büyük gemiler memleketin ürünlerini en uzak devletlere götürüp satar, karşılığında altın, fildişi ve gümüş alırdı. Kısa bir zamanda Şelomo’nun şöhreti o kadar yayıldı ki Saba kentinin büyük bir bilgiye sahip olan prensesi, kıralı ziyarete karar verdi. Saraya gelen prenses, Şelomo’ya birçok soru ve bilmece sordu. Ancak bu bilmece ve soruların hiçbiri cevapsız kalmadı. Şelomo’nun tabiatüstü ve Allah’ın lütfu olan zekasına şahit olan, eşsiz güzellikteki sarayını, hizmetkarlarının evlerini, tapınağa çıkılan merdivenleri ve neticede muazzam saltanatı gören prenses Şelomo’ya şöyle der: ‘memleketimde zekan, şöhretin ve zenginliğin hakkında çok şey işittim. Fakat bunları gözlerimle görmeden inanamazdım. Adamların ne mutlular ki senin yanında yaşayıp da her gün bilginden ve zekandan yararlanıyorlar. Seni İsrael’e kıral yapan Allah mukaddes olsun.’

Saba melikesi, Şelomo’ya  değerli taşlar, altın ve gümüş değerli hediyeler vererek ondan ayrıldı ve memleketine de kıraldan aldığı değerli hediyelerle döndü.”

(İbraniler’in Öyküsü, Rabbi Nisim Behar,s.98)