Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

MAKEMES / MAHKEMEDE

Xakimi do naelok'atun k'oçepe moxtes do Nuri'ş oxoriş 3'oxle k'azonis kododgitesşi, bere bari unk'ap'es do kogvabğes.
(Hakim ile beraberindeki adamlar cip ile gelip Nuri’nin evinin önünde şosede durunca,çoluk çocuk koştular ve etraflarını sardılar.) Didilepek xeepe küç'opes.
(Büyükler tokalaştılar.)
Esme’ti mişimçiku do xakimis; "Xoş geldunuz." Ya du3'uşk'ule kiluz'i3u.
(Esme de sokuşup hakime, “hoş geldiniz” dedikten sonra gülümsedi.)
Xava dadik, Xuseniş çili Fadimes nuntxudo; "3'una z'iropi, makemeşi morguşeni xakimis muç'oşi goxorons.” Ya u3'u. Mara Fadimek nena varişiğu.(
Havva hala, Hüseyin’in karısı Fadime’yi dürttü ve ; "Kaltağı görüyor musun, mahkemeyi kazanmak için hakime nasıl yaltaklanıyr”  dediyse de Fadime ses çikarmadı.)
Berepe unk'ap'es do oxorişen stoli do tronepe komuğes.
(Çocuklar koştular ve evden masa ve sandalyeleri getirdiler.)
Mamç'arapale kodoxedu do daktilo kogu3'idgu.
(Katip oturdu ve daktiloyu önüne koydu.)
Xakimik ar tolis kok'utu do dicoxu.
(Hakim bir gözünü kapatıp çağırdı.)
- Davacı kim ise gelsin buraya!
Esme’k k'oçepe ok'onojvaru do xakimis kogu3'udgitu.
(Esme adamları yararak hakimin önüne dikildi.)
- Esme Korkmaz sen misin?
- Hee... Ben, bu k'ariden davaciyim.
- Ben sana onu sormadım. Sen, yalnız sorduklarıma cevap ver! Şimdi söyle  bakalım, babanın ve annenin adları ne?
- Babamunki Osmani idi ama o eldi. Yani doğuru. Anam ise eyicene yaşlandi. Hem sen oni niçun soraisin?
Xakimik iliz'i3u do; (Hakim gülümsedi ve);
- Senin anan senin olsun. Bana adı lazım. Ya u3'u. (dedi)
- Oyle ise Xacer’dur.
Mamç'arapalek udodginu, udoxunu ç'arups.
(Katip hiç durmadan yazıyor.)
Xakimik Esme’s;
- Şahitlerin gelsin buraya. Ya u3'u.(Dedi)
Esmek Emines nuntxu. (Esme Emine’yi dürttü.)
- Amuk mis u3'umers. (Bu kime söylüyor.)
Emine’kti Esme’s daha k'ap'et'işi nuntxu. (Emine de Esme’yi daha kuvvetli dürttü.)
- Varz'iropi,sin gi3'umers. (Görmüyor musun,sana söylüyor.)
- Sana söylüyorum Esme Korkmaz,şahitlerin gelsin buraya!
- Bende şayit ne gezeyi xakim bey. Şayit isteisen, Xava Dadinun gendisi şayittur. Helbet inka'r etmez gendisi.
Esme’k emine’s xolo nuntxu. (Esme, Emineyi yine dürttü.)
- Eşo vareni? (Öyle değil mi?)
Xakimik Esme’s duluquru.(Hakim Esme’ye bağırdı.)
- Yahu kadın, sen şimdi dava ettiğin kadını mı şahit gösteriyorsun?
- Başka şayit kim olacak. Mç'ita P'ep'ela çkimi var ama o şayitluk edemez ki.
- Kim demiş edemez diye. Aklı başında olan herkes şahitlik yapabilir. Sen çağır bakalım.
- Xakim beyi, sen eyi deisin ama o buriya gelemez ki. Hem şimdi bağli o.
- Nasıl bağlı yani, kim bağlamış?
- Kim olacak,helbetteki ben bağladum. Zaten ben oni bağlamasam habu k'ari gene oni sağardi da...
Xakimi dişumu. (Hakim kızdı):
- Sen ne diyorsun be! Benimle dalga mı geçiyorsun. Şahit gelmeden olur mu be!
 Avni’k konun3'uranu. (Avni düzeltti.)
- Xakim beyi, o zaten gelsa da k'onuşamaz ki.
 Ziya’k:
- K'onuşsa da sen anlamazsın.
Xakimik nunk'u keloç'ap'ru.
(Hakim suratını yamulttu.)
Xava dadi t'k'va3u. (Havva hala patladı.)
- Xakim beyi sen habunlara bakma, habu k'ari varya, bu sana ineğini şayit gösterii.
- Anlamadım, kimi şahit gösteriyor?
- İneği P'ep'ela var ya, işte oni.
Xakimik tolepe ok'odu gon3'k'u, ok'odu gon3'k'u. İşumasi, iz'i3asi k'arari varnaçu do goşaşei kodoskidu.(Hakim gözlerini kapadı açtı,kapadı açtı. Kızsın mı, gülsün mü karar veremedi ve şaşkınca kalakaldı.)
Mundeşk'ule: (Neden sonra):
- Davalı gelsin! Yado diquru. (Diye bağırdı.)
Xava Dadik k'oçepes nuntxu do xakimis kogu3'udgitu.
(Havva Hala adamları itekleyerek hakimin önünde dikildi.)
- Davalı Havva Uyanık sen misin?
- Heee...Beniim.
- Babanın adı ne?
- Benum babamun mi?
- Yok canım, dedenin babasının.
- Dedemun mi! İya man mu miçkin (onu ben nerden bileyim.). Ben dedemi bilmeirum ki onun babasini bileyim.
- Bırak şimdi, dedeni nineni de bana babanın adını söyle!
- Eyi deisin da... Hangisini soraisin? İbrami soraisen, onun benumle elak'asi yoktur...
- Yahu sen ne saçmalıyorsun be! Sen bana babanın adını söylesene!
- Hee...soyle demek k'olay. Sen şincik anamun k'ocasini soraisen, iptinei İbramidur. Ama o yalinizce anamun k'ocasi idi, o k'adar.
- Peki,baban kim öyleyse?
- Sen şincik benum babami soraisen, Osman’umun dedesi olur. Ama babam şincik anamun k'ocasi değil ki.
- Peki, anan kim senin?
- Benum anami soraisen, K'ak'ice Memet'işi u3'umelan (diyorlar). Ama o şincik babamun k'arisi değil ki.
- Peki kimin karısı?
- Canum demin da soyledum ya, İbramun diye.
- Ama ibrahim senin baban değil!
- Helbet değil.
Xakimik mcixis uzdu do siniriten otirtinus kogöç'k'u. (Hakim yumruğunu sıktı ve sinirinden titremeye başladı.)
- Öyleyse sen kimsin be kadın!
- Ben mi kimum, ben aha bu görduğun milletun Xava Dadisiyim. Beni herkez oyle tanur. Usteluk da muxtar adayiyim.
- Yahu, ben sana onu sormuyorum. Seni kim doğurdu, sen bana onu söylesene!
- Nasil kim doğurdi... Helbetteki anam doğurdi.
Xakimi xolo dişumu (Hakim yine kızdı).
- Demek seni anan doğurdu. Sen bundan emin misin?
- Ne emini. Sen şaşurdun mi! Anam durur iken beni babam mi doğuracakti.
- Yahu deli ettiniz beni be! Peki be kadın, seni anan doğururken babanın kocası kimdi?
- Haa, onimi soraisin. Herhal Xuseni idi. Zaten İbrami o zamanlar burda yoğidi.
- Yani senin baban Hüseyin mi?
- Ne Xuseni! Anam Xuseni ile jur-sum tutas (iki-üç ay) ancax oturdi. Hem benum anam oyle iki k'oca ile duracak k'arimiydi.
- Yani!
- Yanisi ne olacak. O kimseyi istemedi ama oni iki kez k'açurdiler. 3'oxle Axmat'ik ok'uleti Abdulak.
- İyi de be kadın, senin baban bunlardan hangisi? Hem bir kadın bu kadar erkekle nasıl evlenir. Yoksa nikahsız mı yaşıyordu.
- Yoook! Şimdi olmadi işte xakim beyi. Benum anam nika'h istemiyen Ali’nun burnini k’irmişti da Ali xastanede yatmiş idi.
- Demek bir de Ali var ortada. Peki senin nüfus kăğıdın nerde?
- Haa... Nufuzi soraisen, şimdiluk habu evde dort gişiyiz. Osmani çkimi...
- Bırak şimdi kelle saymayı. Senin kafa kăğıdın yok mu,kafa kăğıdı!
- Ne k'afasi, bende k'afa olsa idi zap't'iye olurdum da habu k'ariyi...
Esme k'ai xeşa dişumu do nenas gu3'uncubalu. (Esme iyice kızdı ve sözünü kesti.)
- Ben da xakimi olurdum da seni xapse tikardum.
Jur oxorca eşopeten iç'k'omet'esşi, xakimik juristi duluquru. (İki kadın öylece birbirlerini yerlerken,hakim ikisine de bağırdı.)
- Eeeeh..Susun be! Burda iş mi yapacağız,sizin çenenizi mi dinliyeceğiz.Yahu, böylesi de düşman başına.Ne belaya çattık be!
Xakimik k'oçepes toli goloqonuşi, nailudgin elik'ufi koz'iru. (Hakim adamlara göz gezdirince,yanındaki ehlivukufu ”bilirkişiyi” gördü)
- Sen ne yaptın bakalım,davalı yeri gördün mü?
- Hakim bey,çitten kopan iki sırığı yerine koyunca mesele halloldu.
Esme’s varnaxondinu.
- Hee.. sen oni oyle zannet.Habu k'ari o çeperi sokti da benum p'ep'elayi orda sağdi.K'aç ay da onun sutini içti.
Xava dadikti emus guktu.(Havva hala da onu tersledi.)
- Sen p'ep'elayi birak da esas benum tavuğumden çalup da yeduğun markvalilerun (yumurtaların) xesap'ini ver.Ya u3'u (dedi).
Xakimik elik'ufis mendo3'k'edu.(Hakim ehlivukufa baktı.)
- Bahis konusu tarla hangi yönde kalıyor?
Elik'ufis k'ai varoxva3'onu. (Ehlivukuf iyi anlayamadı.)
- Nereye göre hakim bey? Yado k'itxu.(Diye sordu.)
- Nasıl nereye göre. Sen şimdi tarlanın yönünü bana mı soruyorsun?
- İyi de hakim bey, tarla da ev de bulunduğumuz yere göre doğuda kalıyor ama ayni tarla Esme Hanımın evinin doğusunda, Havva hanımın evinin ise batısında kalıyor. Çünkü,tarla ikisinin arasında.
- Yahu, doğu doğudur. Batı da batıdır. Yani bunlar keyif için yer mi değiştiriyorlar. Ayıptır, kimse duymasın.
Elik'ufi dostibu do xakimi oncğoris vargüt'alu. (Ehlivukuf sustu ve hakimi utandırmadı.) Xakimik tapucis ducoxu. (Hakim tapucuyu çağırdı.)
- Tapucu,gel bakalım buraya... Sende pusula var mı oğlum?
- Vardır hakim bey.
- İyi, bak bakalım tarla hangi yönde kalıyor.
Tapucik pusula muşiğu do gö3'k'edu. (Tapucu pusulayı çıkarıp baktı.)
- Doğuda kalıyor hakim bey.
Xakimik elik'ufis guktu. (Hakim ehlivukufu tersledi.)
- Ben de bilirkişi iyi bilir diye sana sordum. Gördün mü şimdi, tarla hangi yöndeymiş.
- İyi de hakim bey, tarla Havva hanımların batısında olmasa, bize göre doğuda olmaz ki.
- Ulan!.. Doğusu da.. Batısı da... Hay seni okutan öğretmenin...
- Ama hakim bey ,tapucu gidip bir de karşıdan baksın. O zaman..
- O zaman, öğretmeninin öğretmeninin de..
Xakimik, ok'uleti muşi 3'oxle naiç'k'omenan oxorcalepes guktu. (Hakim sonra da,kendi önünde birbirlerini yiyen kadınları kadınları tersledi.)
- Susun be! Sen onun yumurtasını çalıp yedin. Sen de ineğini kaçırıp sütünü içtin. İkiniz de suçlusunuz. Bu durumda ya sulh yoluna gidersiniz, yahut da ikinizi de içeri atarım.
Ar qini ixi dobaru.(Bir soğuk rüzgar esti.)
- Hadi bakalım, barışın da bu iş burda bitsin.
Oxorcalepek artikartis ar komendo3'k'edes do artikartis konaglicesşik'ule kak'uniktes. (kadınlar birbirleriyle şöyle bir bakışıp birbirlerine sürtündükten sonra yerlerine döndüler.)
Xakimik ar raxat'i şuri kamuizdu do (Hakim rahat bir nefes aldı ve)
- Öf be! Sanki depremden çıktım. (Yado nik'unk'ulu.) (Diye mırıldandı.).
Ok'uleti mamç'arapales: (Sonra da katibe):
- Yaz oğlum ! Dava konusu............ sulh ile sonuçlandığından, mahkeme masrafları, davacı Esme Korkmaz tarafından karşılanmasına,........karar verilmiştir.
Xakimik juristi k'iti kogöçapuşk'ule kamuiseles. (Hakim ikisine de parmak bastırdıktan sonra toparlandılar.).
Ok'uleti iri xolo ides do Esme’şi oput'es ga'ris kodoxedes.
(Sonra da Esme’nin avlusunda yemeğe oturdular.)
Kotumoni pilai z'iruşi dadis guri ut'k'va3u mara Esmek;
(Tavuklu pilavı görünce Halanın ödü koptu ama Esme;)
- Vargaşkurinas aya mç'ita monç'va çkimişi xor3i ren.Yado iya doraxat'u.
(Korkma,bu benim kırmızı kuluçka tavuğumun etidir, diye onu rahatlattı.)
K'oçepek kotume dilinç'ap't'esşi Dadi mextu do Xacalişi Niyazi’s kogu3'udgitu do: (Adamlar tavuğu tıkınırlarken,Hala gidip Hacı alilerin Niyazi’nin önünde dikildi ve)
- Eee..Niyazi çkimi. Naz'irop stei makeme man vargomndini. İdias naamaptit stei çkimda ar fork'a gegoz'in. Hem sin ar nositi komekça. Makemeşi morguşi en cidaxi gza, xakimişi tişen nosi go3'amalu naren giçkit'as. Ya u3'u. (Eee.. Niyazi’ciğim. Gördüğün gibi mahkemeyi ben kaybetmedim. İddiaya girdiğimiz gibi bana bir entari borcun var. Hem sana birde akıl vereyim. Mahkemeyi kazanmanın en kolay yolunun hakimin aklını başından almak olduğunu bilesin, dedi.)
Esmek, entepes nusiminu do iri şei koxo3'onuşi k'a'meti komuqonu do xakimis şika'yeti doğodu. Xakimis naduskidu nositi minduxtu do kotumeşi ar t'ut'ulis konank'ap'uşk'ule k'oçepeti ga'rişen köselu do cipis nadilibğes stei yallah mik'iles.
(Esme onları dinleyip her şeyi anlayınca kıyametleri kopardı ve hakime şikayette bulundu. Hakimin geriye kalan aklı da başından gitti ve tavuğun bir butunu kaptıktan sonra adamları da yemekten kaldırdı ve cipe doluştukları gibi yallah geçip gittiler.)

12 Ağustos 2004
M.YILMAZ AVCI-HOPA

www.hopam.com