Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Laz Dili: Lazuri Nena

“Lazca, Türkçe’nin Doğu Karadeniz şivesi, Rumca/’Pontusça’ veya Gürcüce’nin bir diyalekti değildir. Dilbilimciler, Lazca ve Megrelce’yi antik, Kolheti1 dili olarak da bilinen Zan dili’nin zaman içinde ikiye ayrılmış ve kendi başlarına gelişmiş iki kolu olarak tanımlar. Megrelce ve Lazca konuşanlar arasında yüzde 70-80 arasında karşılıklı anlaşma söz konusudur.2

Lazca, genel kanının aksine, hâlâ anadil olarak konuşulmaktadır. Lazca, tarihsel ve kitlesel yerleşim olarak Rize’nin Pazar (=Atina), Ardeşen (=Ărtaşeni), Çamlıhemşin (=Vija), Fındıklı (=Vi3e), Artvin’in Arhavi (=Arkabi) ve Hopa (=Xopa) ilçelerinde ve Doksanüç Harbinden sonra Osmanlı yönetimi dışında kalan Laz topraklarından göç ederek Akçakoca, Karamürsel, Sapanca vb. yerleşim birimlerinde yerleşerek kitlesel olarak yaşayanlar arasında konuşulmaktadır.3

Yapılan tahminlere göre Türkiye’de günümüzde 250 bin kişi Lazca’yı günlük hayatın her alanında anadil olarak kullanmaktadır.4

Osmanlı yönetiminde yazı dili çabaları

Lazca’yı yazılı bir dil haline getirme çabaları 20.yüzyılın başlarına tekabül eder. Ancak ulus kavramının ortaya  çıkmasından olumsuz olarak etkilenen Osmanlı yönetimi, hiçbir dönemde ayrılıkçı eğilimler taşımamış olan Laz  aydınlarının bu çabalarını baskıyla karşıladı ve bu tür kültürel  girişimleri önleme yoluna gitti.5

1920’li yıllarda Sovyetler Birliği Lazları

Lazca, 1920’li yıllarda yazılı bir dil haline geldi6. Lazca eğitime geçildi. Sovyetler Birliği Lazları’nın kültürel özgürlüğü kısa sürdü. Kültür özgürlüğü gaddarca engellendi. Laz çocuklarının kendi anadillerinde de eğitim hakları ellerinden alındı7.

Lazca, hiç konuşanı kalmamış bir dilmiş gibi, sadece üniversitede ‘araştırma’ düzeyine indirgendi. Lazca’nın, Gürcüce’nin bir lehçesi olduğu iddiasıyla Megrel-Laz çocuklarına yalnızca Gürcüce eğitim verilmeye başlandı8.

Profesör Georges Dumezil ve Laz Dili’ne katkısı

Ünlü Fransız Dilbilimci Pr.Georges Dumezil Ubıhça, Abazaca ve Lazca dilleriyle ilgili derleme çalışmaları yapmak üzere 1930’lu yıllarda Türkiye’ye geldi ve bu dillerle ilgili alan çalışması yaptı. Çalışmalarını gramer bölümleriyle birlikte yayımladı. İstanbul Üniversitesi, Pr. Dumezil’e b.u çalışmalarından dolayı fahri doktor unvanı verdi9.

1984 Lazuri Alfabe ve Fahri Lazoğlu/Wolfgang Feurstein

1984 yılında Lazca’yı yazı dili haline getirme çabalarına yeniden başlandı. Fahri Lazoğlu-Wolfgang Feurstein, Lazuri Alfabe ile ilgili şunları yazıyordu: ‘… Lazca alfabenin açıklanmasının asıl amacı, dilsel ve kültürel gelişmeye yardımcı olmaktır. Tek tek dillere karşı saygı göstermek ve değer vermek, bugün eski Türk ve İslam geleneklerinin derinliklerinde bulunmaktadır. Bunun en güzel örneğini şu atasözü vurguluyor: ‘Bir lisan bir insan.’ O halde: İki lisan, iki insan, denebilir. (…) Binlerce seneden beri kuşaktan kuşağa ulaşan Lazca, artık yazı dili olarak da Türkçe ile birlikte gelecek kuşaklara da aktarılsın!

Lazuri nena var ğurasen. İnşallah!’10

Lazca ile ilgili akademik çalışmalar

Lazca ile ilgili akademik çalışmaların geçmişi Almanya’da oldukça eski bir tarihe sahiptir. Rosen, 19. yüzyılın ortalarında ilk Laz dili gramerini yazmıştır. Kluge de, 1.Dünya Savaşı sırasında alan çalışması yaparak Lazca metinler derlemiştir. Avusturyalı coğrafyacı Stratud Sauer de Lazlar’la yoğun olarak ilgilenmiştir.

Prof. Niko Marr 1910’da, Lazistan Sancağı’na yaptığı seyahat sırasında coğrafya ve etnografya üzerine çalışmıştır. Niko Marr, ilk kapsamlı Laz dili gramerini hazırlamıştır.

Günümüzde Gürcüstan’da Laz Dili ile ilgili ‘akadamik’ çalışmalar, tanınmış Megrel dilbilimci Guram kartozia tarafından 40 yıldan beri sürdürülmektedir. Ayrıca Arnold Çikobava da Lazca üzerine çalışmalar yapmış ve Lazca-Megrelce-Gürcüce karşılaştırmalı bir sözlük hazırlamıştır. Jgenti ve Joseph Kipşidze de Laz Dili ilgi ilgili çalışmalar yapan dilbilimcilerdendir.

Hollandalı dilbilimci Tine Amse De Jong’un, 400 sayfalık Lazca-İngilizce bir sözlük çalışması da basılmayı beklemektedir.11"

1. Hans Vogt, Collier’s, cilt 5, s.578; B.Geiger, T.Halasi-Kun, A.H. Kuipers, K.H. Menges, Peoples and the Languages of the Caucasus, s.13, 14, Mouton/Co., Printers, The Hauge, The Netherlands, 1959.

2. Bedia Leba, Halkbilimci Wolfgang Feurstein ile söyleşi, Ogni Kültür Dergisi, sayı 5, Temmuz-Ağustos 1994.

3. Lazca, ayrıca Romanya’da (Lazu?), Rusya Federasyonu’nun çeşitli yerleşim birimlerinde Abhazya’da ve Acaristan’da da konuşulur.

4. Bkz. Lazuri Ambarepe (Lazca Haberler), Laz Kültür Dergisi, No:1, Maisi 1992, Almanya.

5. Osman Tamtruli, nananena (Lezca Ders Kitabı), Kaukasus-Verlag, Almanya, 1991, Bkz. Ali İhsan Aksamaz, Kafkasya Kültür Kökenli Bir Topluluk: Lazlar, Birikim sayı 71/72, Mart/Nisan 1995.

6. Bkz. Mçita Murun3xi (Kızıl Yıldız), No:1, Soxumi 1929.

7. O.Tamtruli, a.g.k., s.5-7.

8. “... Sovyet yönetiminin büyük bir bölümünde, etnik sınıflandırma, genellikle kişinin kullanmak zorunda kaldığı yazılı dile göre yapıldı. Bu nedenle mevcut nüfus verileri sağlıklı değildir ve birçok, çok az nüfuslu halk için böylece yokmuş gibi bir görünüm ortaya çıkmaktadır...” (George Hewitt, Ali İhsan Aksamaz (çev.), Çeçenler ve Komşuları, Birikim, sayı 78, Ekim 1995).

“... Bazı dilbilimciler Laz-Megrel ve Svan dillerini, Gürcüce’den ayrı bir dil değil, Gürcüce’nin lehçeleri olarak kabul eder. Ancak bir Gürcü’nün, bu diller arasındaki temel yapı benzerliklerine karşın, Laz-Megrel ve Svan dillerini anlaması mümkün değildir.” (Fahrettin Çiloğlu, Gürcüce’ye Giriş, Çveneburi Kültürel dergi, sayı 7, Ocak/Şubat 1994).

“Megrelce gazete yayınıyla bağlantılı olarak kamuoyu bölündü. Bir kısmı gazeteyi ‘düşmanca’ duygularla karşıladı, diğer kısmı ise coşkuyla. Gazet esas olarak din adamları, asiller, kulaklar ve ‘aydınlar’ tarafından düşmanca duyguyla karşılandı. Megrelce’nin dil olmadığını iddia ettiler. Onlara göre Megrelce dilse, , Kakhtçe, İmeretce ve Guryaca da ayrı birer dildi o durumda. Ama Megrelce, bilim tarafından (Marr, Tsagareli, Kipşidze ve diğerleri) ispatlanmış bir dildir. Bu dil sadece Megrel halkı’nın bir bölümü (köylüler) tarafından konuşulur. Megrel köylüsü Megrelce konuşur ve bu dilde yaşar. Fakat bu durum, kültürün diğer dillerini öğrenmeyeceğimiz anlamına gelmez. ‘Günümüzde’ sadece bir dili konuşmak hiç kimse için yeterli değildir. Madem ki, Megrel köylüsü ‘daha iyi bir dili’ bilmiyor, Megrelce’yi kullanmalıdır. Mojgire, Bazı yoldaşların dikkatine, 21 Eylül 1930, Kazakişi Gazeti, Aktaran: Joakim Enwall, Ali İhsan Aksamaz (çev.), Kazakişi Gazeti, Ogni Kültür Dergisi, Sayı 5, Temmuz-Ağustos 1994).

Gürcüce eğitim gören bir Megrel çocuğu iki ya da üç yıl zorluk çekmek zorundadır: Kendisine Gürcüce konuşulduğu veya okunduğu zaman, ilk önce Megrelce’ye tercüme etmeli ve ondan sonra ne dendiğini anlamalıdır, böylece bu (Megrelce’nin okulda kullanımı), bölgemizin (Megrelya) kültürel gelişmesine çok yardım edecektir.” (D.Çanturia, 12.Eylül.1932, kazakişi Gazeti, Aktaran: J.Enwall, a.g.y.), “Bazı nedenlerden dolayı, Kazakişi Gazeti’nin yayını 1933’te durduruldu ve Megrelce’nin yazılı bir dil olması konusunda bundan sonra herhangi bir girişim olmadı. Yine de, sıkça, 1895’te Kitab-ı Mukaddes’in Megrelce’ye tercümesine karşı olan Megrel din adamlarından gelen eleştiriler ve 1930’larda Kazakişi Gazeti’ye karşı yapılan eleştiriler benzeri tartışmalar günümüze kadar devam etmiştir.

(...) Megrelce, hâlâ hayatın her alanında yüz binlerce insan tarafından konuşuluyor olmasına rağmen, bu dilde hiçbir kitap, gazete ve radyo programları bulunmamaktadır. Halkın büyük çoğunluğu Megrelce ve Gürcüce bilen. İki dil konuşan insanlardır. Megrelce-Gürcüce sözlük yoktur, ancak bir çalışma Martvili Etnoloji Müzesi Müdürü Givi Eliava’nın, Tbilisi Üniversitesi Profesörü Korneli Danelia ile birlikte hazırladığı çalışmasıdır. 1975 yılında Givi Eliava ‘sözlüğü’ hazırlamaya başladığında, sözlüğün ‘günlük’ hayatta ‘insanlar’ tarafından kullanımını amaçlamıştı, fakat birlikte çalıştığı profesör Akaki Shanidze’nin ‘danışmanlığından’ sonra fillerin ayrıntılı açıklamaları üzerine yoğunlaştı.” (J.Enwall, a.g.y.).

Megrel-Lazlar ve Svanlar, SSCB dönemindeki “sosyalizm” uygulamalarından ve “ulusların kendi kaderini tayin” ilkesinin yorumundan büyük ölçüde zarar görmüşlerdir.

9. Fahri Lazoğlu/Wolfgang Feurstein, Lazuri Alfabe, Batı Almanya, Mayıs 1984. Megreller’in 1897’deki nüfusları 239.625, 1926’daki etnik nüfusları 242.900 ve linguistik nüfusları 184.834’tür. (Bkz. B.Geiger and others, a.g.k.) Günümüzde nüfusları ise 500.000-1.500.000 olarak tahmin edilmektedir.) (Bakz. G.Hewitt, Abkhazia, Georgia and the Circassians, Central Asian Survey (1999) 18 (4).

10. F.Lazoğlu/W.Feurstein, a.g.y.

11. B.Leba, Halkbilimci W.Feurstein ile söyleşi, a.g.y.

(Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar, Ali İhsan Aksamaz, s.109, Sorun Yayınları)