Sonuç

“Yukarıda zikredilen terimlerin, ifade ettikleri yapıların ortaya çıktıkları kabul edilen zamandan günümüze kadar olan zaman dilimleri içinde, daralan veya genişleyen anlamlar taşıdıkları görülmektedir. Bu yapıları her bakımdan homojen görmek veya göstermek ve dönem farklılıklarını; üretim ilişkilerini ve millet’in tanımlanmasında önemli bir faktör olan dini göz ardı etmek konuyu daha da içinden çıkılmaz ve spekülasyonlara açık bir hale sokmaktadır.

O.Türkdoğan’ın, ‘... Doğu Roma İmparatorluğu’nun hakim olduğu topraklara-bilindiği üzere- Romania, halkına da Romanis denilmişti. Araplar ise bu sözü Rum şeklinde belirtiyorlardı. Arif Müfit Mansel’e göre, Rum deyiminin bugünkü ile hiçbir ilgisi yoktur...’86 ve ‘... Patrik Eren Erol... bir milyondan fazla Türk Ortodoksunun Lozan Anlaşması ile –gaflet ve ihmalle- Yunanistan’a gönderildiğine işaret etmektedir...’87 ifadeleri oldukça dikkat çekicidir.

‘... Yaşayamamak, yani kendini ifade edememek...’88, ‘... Ezelden beri birtakım önyargılara sahip olan belli çevreler böylesi bir çalışmayı ‘Türkiye’nin bütünlüğünü bozmaya yönelik’ olarak değerlendireceklerini biliyorum...’,89 ‘...tarihi tahrif etmek suçtur, düzenbazlıktır...’90 diye yazanların, ‘...Miletliler Pontos’ta kolonileştiklerinde yerli kavimleri de aralarında eritmişler, onlara kültürlerini, dinlerini kabul ettirmişler,... Ticarette, bilimde ve sanatta Yunanca egemen dil oldu...’91, ‘... Her ne hikmetse bu neşeli insanlar (Lazlar) kazandıkları şöhretle Karadeniz’in bir zamanlar Lazistan olarak anılmasını sağlamış, bu söylentiyi günümüze kadar taşımışlar. Oysa tarihin hiçbir döneminde Karadeniz’e egemen bir Laz kırallığı kurulmamış, böyle bir tanımlamayı gerektirecek bir nüfus yoğunluğu da saptanamamış. Bazı Romalı tarihçilere atfen ileri sürülen Laz kırallığı hakkında günümüze somut hiçbir kanıt ulaşmamış...’92 gibi büyük laflar etmeleri tam bir tezattır.

M.Goloğlu’nun tespiti bugün de geçerlidir93. Baştaki alıntılarda ifade edilmek istenenlerle94, Ö.Asan’ın çeşitli makalelerinde dillendirmeye çalıştığı bilgiler(!) aynı resmi ideoloji ve tarihe hizmet etmektedir.

Pontus denilen bölgede çeşitli dönemlerde ortaya çıkmış siyasi yapıları zaman, mekan, etnik yapı vb. gözetmeksizin bir kesintisizlik ve homojenlik içinde değerlendirmek, Doğu Karadeniz’de ortaya çıkmış Lazika (Egrisi) Kırallığı ve sonradan oluşturulan Lazia Teması ve Lazistan Sancağı’nı yok saymak tarihi ve sosyolojik gerçeklerin inkarı anlamına gelmektedir.

Ortaya konulmaya çalışıldığı üzere, bugün Pontuslu/Rum terimleriyle ifade edilen insanların, Laz olarak ifade edilen insanlarla, Pontusça/Rumca olarak ifade edilen dilin Lazca ile bir akrabalığı bulunmamaktadır.

Aslında konu gayet açıkken, özgürlük savaşçıları, asparagas haber yazanlar ve benzerlerinin, lazları ve Lazca’yı yok sayma noktasında buluşmaları, Lazları Rum ve Lazca’yı Rumca olarak gösterme çabaları düşündürücü bir durumdur.

Şüphesiz Rum olmanın veya Rumca konuşmanın olumsuz bir tarafı yoktur. Ancak, binlerce yıllık sosyolojik gerçeklerin farklı anlamlar yüklenen kavramlarla çarpıtılması dikkat çekicidir.”

86. O.Türkdoğan, a.g.k., s.230.

87. O.Türkdoğan, a.g.k., s.236.

88. Ö.Asan, a.g.k., s.22.

89. Ö.Asan, a.g.k. s.24.

90. Ö.Asan, a.g.k., s.28

91. Ö.Asan, a.g.k., s.9-10

92. Ö.Asan, Karadeniz’in Atmacaları Lazlar, Gezi Traveler, Sayı 3, Aralık 1997. Dergi yazarın gezi notları arasına sıkıştırdığı bilgiler(!)den dolayı okuyucularının yoğun tepkisiyle karşılaştığında, tarafımdan bilgi aldı. Ancak son söz yine aynı yazara söyletildi. (bkz. Gezi Traveler, Sayı 4, (Tartışma, s.145). Ocak 1998.

Yazar, günümüzde oldukça yaygınlık kazanan ve Sovyetler Birliği sonrası hızla, sirayet eden ‘entelektüel cambazlık’ hastalığına düçar olmuş gözüküyor. Bu hastalığın en belirgin özelliği, ‘resmi ideoloji ve tarihlere’ hizmet etmektir. Bu hastalığa düçar olanlara ‘düşünce özgürlüğü öncüsü ve savaşçısı’ da denilmektedir.

Yazar en azından Georg Ostrogorsky’nin Bizans Devleti Tarihi adlı kitabını görseydi (çev.:Prof. Dr. Fikret Işıltan, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1986.) büyük laflar edemeyecekti!

93. M.Goloğlu, a.g.k. s.13.

94. Bkz:1, 2, ve 3 no’lu dipnotlar.

(Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar, S.72, Ali İhsan Aksamaz)