Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Pontus neresidir?

“Pontus’un kelime anlamı konusunda, P.Minas Bıjışkyan, ‘... Eski çağda Grekler Karadeniz’e ‘deniz’ manasında olan Pontos adını vermiştir...’6; Ömer Asan, ‘... Pontos, Karadeniz’in adıdır...’7; M.Goloğlu, ‘... Pont ya da Pontos kelimesinin (deniz)den başka anlamı yoktur...’8 açıklamalarını getirmektedirler.

Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, ‘Pontos, şimdiki Trabzon ve Samsun sahili hinterlandından ibarettir...’9 ifadesini aktarırken; Stefanos Yerasimos, bu ifadeyi biraz daha somutlaştırmaktadır: ‘... Pontus bölgesi kabaca, Osmanlılar’ın, Gümüşhane, Lazistan, Samsun (ya da Canik) sancaklarını kapsayan Trabzon vilayetini içine almaktadır...’10

P.M. Bıjışkyan, Ö.Asan ve M.Goloğlu’nun yazdıklarından Pontus’un ‘deniz’ anlamına geldiğini öğrenirken, hem bu yazarların kitaplarındaki diğer bölümlerden hem de O.Türkdoğan ve S.Yerasimos’un ifadelerinden, Pontus’un coğrafi bir bölgeyi tanımlamak için de kullanıldığını anlıyoruz. Diğer ülkelerin Karadeniz ile olan bölgeleri değil de, daha sonra yalnızca ‘Osmanlı’ sınırları içinde olan bir bölgeyi tanımlamak için Pontus terimini kullanıldığı görülüyor. Bunun sebebini, H.Mümtaz Beyazıtoğlu’nun, bölgeyle ilgili olarak verdiği kronolojideki ‘... M.Ö. 298-63, Pontus devleti...’11 açıklamasından anlıyoruz. Buna göre, ‘Pontus’un coğrafi bir bölgeye adını veren bir de siyasi bir anlamı olduğu ortaya çıkıyor.

Pontus’un taşıdığı bu siyasi anlamla ilgili olarak, yazdıklarından konuya taraf oldukları anlaşılanların bir itirazlarının bulunmadığı ancak, bu coğrafyadaki siyasi yapının yani devletin etnik kökeni ve kesintisizliği veya kesintililiği konusunda bir tartışmanın bulunduğu görülmektedir.

M.Goloğlu’nun yazdıklarından, bu bölgeye ait olarak şöyle bir kronoloji ortaya çıkmaktadır: M.Ö. 298-M.Ö. 63 : İlk ve tek Pontus Devleti: M.Ö. 63-1204: Roma ve ardından da Bizans Egemenliği; 1204-1461 : Trabzon Devleti...’12. Bu dönemlerle ilgili olarak kısaca şu bilgiler verilebilir: M.Ö. 298 – M.Ö. 63: ‘... Pontos kırallarının hiçbirinin Yunanlılıkla ilgisi yoktu. Hepsi kendilerini Anadolulu saymışlar, Anadolu’nun bütünlüğü ve bağımsızlığı için çalışmışlardır...13... Ne ülkesinin ne halkının ne de kırallarının Yunanlılıkla bir ilgisi yoktu...’14; M.Ö. 63-M.S. 1204: ...Pontos Devleti yıkılınca hakimiyet Romalılar’a geçmiştir. Ancak, Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, Pontos bölgesi Doğu Roma toprakları bünyesinde ele alınmıştır...’15, 1204-1461: ‘...1204 yılında, İstanbul’un Latinler tarafından işgal edildiği günlerde, Bizanslı prensler üç ayrı yerde, üç yeni devlet kurdu. Bunlardan biri (Epir Despotluğu)nun devamı idi. Öteki (İznik’te) kuruldu ve Bizans İmparatorluğu’nun mirasçılığı iddiasında bulundu. Üçüncüsü olan (Trabzon Devleti) ise, ne bir başka devletin devamı oldu, ne de Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olmak peşinde koştu... Bizans’taki olaylara seyirci kaldılar ve Bizans’ın Latin fatihleriyle dostluk antlaşması yaptılar...’16

Bölgedeki siyasi yapılanmaları kesintisiz bir süreklilik içinde değerlendiren Ö.Asan’ın genel değerlendirmesi, ‘... Amasyalı coğrafyacı Strabon (M.Ö. 63-M.S. 21) Geographikası’nda ‘Pontos Eukseinos’un her tarafı, keza Propontis ve diğer birçok bölgeler Miletoslular tarafından kolonize edilmiştir’ diyor. Büyük bir olasılıkla Miletliler Pontos kıyılarına geldiklerinde hiçbir  zorlukla karşılaşmamış, yerli halklar tarafından dostça karşılanmışlar... Miletliler  Pontos’ta kolonileştirdiklerinde yerli kavimleri de aralarında eritmişler, onlara kendi kültürlerini, dinlerini kabul ettirmişler, Pontos kıyılarında sırayla kentler kurmuşlardı. Başta Sinop, Amasya, Samsun ve Trabzon olmak üzere irili ufaklı birçok yerleşim merkezleri oluştu. Ticarette, bilimde ve sanatta Yunanca egemen dil oldu... Bu kırallığın bir Mihridatlar hanedanı olduğunu biliyoruz. Hanedanın Pers kökenli olduğu ve Yunanlılarla bir ilgisinin olmadığı iddiası bazı tarihçilerimiz tarafından öne sürülür. Bu nedenle Pontos Kırallığı’nı Anadolu Milli Devleti olarak kabul ederler. Oysa ‘Mitridat’ın Yunanca konuştuğu ve Helenizme tutkun olduğu, Yunan sanatına yabancı olmadığı heykeltıraş Silamion’un eseri olan bir Platon heykelini Atina akademisine hediye etmesinden anlaşılmaktadır’17 şeklindedir.

Ancak, bu yazarın yaklaşımı kendi bütünlüğü içinde de çelişkilidir: ‘Mithridates veya Pont Kırallığı bir ulusa bağımlı değildi... çok uluslu bir devletti. O zamanın hakim dili Yunanca resmi dil, hakim tanrı da Apollon’du...’18

‘O zaman’ ulus kavramı var mıydı? Çok kültürlü, çeşitli etnik unsurların hakim dili, resmi dili Yunanca olabilir miydi? Günümüz ulus devlet kavramının bir sonucu olan resmi dil kastedildiği belli olmayan o zamanda Yunanca olabilir miydi?”

6.M.Pinas Bıjışkyan, Hrand D.Andreasyan (çev.), Pontos Tarihi, s.15, İkinci Baskı, Çiviyazıları, İstanbul, 1998.

7.Ömer Asan, Pontos Kültürü, s.53, Belge Yayınları, İstanbul, 1996.

8.M.Goloğlu, a.g.k., s.74.

9.Prof.Dr. Orhan Türkdoğan, Etnik Sosyolojisi, s.230, Timaş Yayınları, İstanbul, 1997.

10.Stefanos Yerasimos, Milliyetler ve Sınırlar, Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu, s.352, İletişim yayınları, İstanbul, 1994.

11.H.M.Beyazıtoğlu, a.g.d.

12.M.Goloğlu, a.g.k.

13.M.Goloğlu, a.g.k., s.102

14.M.Goloğlu, a.g.k., s.103

15.O.Türkdoğan, a.g.k., s.230

16.M.Goloğlu, a.g.k., s.149.

17.Ö.Asan, a.g.k., s.79

18.Ö.Asan, a.g.k., s.21

(Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar, S.61, Ali İhsan Aksamaz)