Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sorun Sadece Terminolojik Karışıklıkta Mı?

“Şüphesiz, binlerce yıllık geçmişleri olan Megrel-Laz ve Svan halklarının Gürcü-Kartveli olarak gösterilmesi basit bir terminolojik karışıklıkla açıklanamaz. Sorunun bugününü kavrayabilmek için geçmişe dönmek gereklidir. Stalin, 1913’te şöyle yazıyordu: “Kafkasya’da ilkel kültürlü, kendilerine mahsus dilleri olan, ancak edebiyatları bulunmayan birtakım halklar vardır; üstelik geçiş dönemindedirler, kısmen asimile oluyorlar ve kısmen gelişmeye devam ediyorlar. Onlara nasıl otonomi uygulanmalı?.. Farklı diller konuşan, ancak kendi edebiyatları olmayan Megreller’le, Abhazlar’la Acaralar’la, Svanlar’la, Lezgiler’le ve diğerleriyle ne yapmalı? Hangi ulusa bağlanmalılar?... Kafkasya’daki ulusal problem, geri milletlerin ve halkların yüksek bir kültürün akıntısının içine çekmekle çözülebilir...”13

1926 yılı da dahil olmak üzere, nüfus kayıtlarına kendi etnik tanımlarıyla Megrel-Laz olarak geçirilen insanlar daha sonra bu haklarından mahrum bırakılarak Gürcü/Kartveli olarak kayıtlara geçirildi. Megrel-Lazlar, ‘yüksek bir kültürün akıntısına’(!) çekildi, ama bugün de güncelliğini koruyan ‘Kafkasya’daki ulusal sorun’ çözülemedi.”14

13 Aktaran:B.G. Hewitt, Abkhazia: a Problem of Identitiy and ownership, s.268, Central Asian Survey (1993), 12 (3), London University.

14”Şevardnadze, Gamsakhurdia’dan kurtulmuş olabilir, fakat Megrel-Laz sorunundan kurtulmuş değil. Gerçekte, Gürcü karşı saldırısını gerçekleştiren Mkedrioni (süvari) birliklerinin davranışları, Megrel-Laz nüfusu Tiflis’ten daha da uzaklaştırdı. Yakın gelecekte , Batı Gürcüstan’da Tiflis yönetimine karşı çıkışların olması olasıdır...” (Richard Clogg, Güney Kafkasya’da Karmaşa, İngiliz Kıraliyet Enstitüsü yayın organı World Today Dergisi, Ocak 1994. Aktaran: Ogni Kültür Dergisi, Sayı 6, Eylül/Ekim 1994; Ayrıca bkz. Ender Abadoğlu, Megreller, Mjora-Lazepeşi Nena, Sayı 1, Kış 2000.

“Ben daha önce de açıkça söylemiştim ve burada bir kez daha tekrar ediyorum: Ben Gürcü değilim, bir Megrelim... Hiçbir tarihçi, dilbilimci, dil bilgini veya herhangi bir dalda uzman olan kişi Megreller’in Gürcü olduğunu ispatlayamaz. Megreller kendilerini Gürcü olarak kabul etmeye zorlandı ve işte bu yüzden, bugün ya da yarın ağırlığını hissettirecek ve uzunca bir süre de etkili olacak Megrelya ve Megreller sorunu bunca yıl sıcak kalmıştır... En son olarak Gürcüstan’da, Megrelya’daki gelişmeler, tek bir Gürcüstan yaratma hayalinin nasıl bir sabun kabarcığı gibi patladığını ortaya çıkarmıştır...”

(Nugzar Dzhodzhua, Ali İhsan Aksamaz (çev.), Ben Bir Megrelim, Alaşara Aylık Siyasi Dergi, Sayı 5/6, Ağustos/Eylül 1995.)

“... Bana göre; her ikisinin de Proto-Germanik bir dil olmaları ve Almanlar’ın daha kalabalık olmaları gibi yapay bir zeminden hareketle, bir ingilizi Alman saymak gibi bir Megreli, Gürcü saymak anlamsızdır. Bu tarihsel linguistik tartışmaya ek olarak, Pan-Gürcü kavramının savunucuları, Gürcüce’nin (Gürcüstan’da) tek yazılı dil olduğunu ve Megreller’in (ve Svanlar’ın) Kilise dili olarak Gürcüce’yi kullandıklarını da ima etmektedirler (Bkz.:İtonişvili 1990:19). Büyük Megrel ve Svan (ve hatta Gürcü) kilisesinin okuma-yazma bilmediği Gürcüstan’da Gürcüce, ancak Sovyet periyodunda evrensel eğitimin uygulanmaya konulmasıyla yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Gürcüce de konuşan Megrel ve Svan topluluk liderleri, toplumsal üstünlüklerinin bir belirtisi olarak aralarında Rusça’dan çok Fransızca konuşmayı seçen 19.yüzyıl aristokrat Ruslarını hatırlatır örnekler gibidirler. İtalyan Don Guiseppe Judice, 17.yy.da, Megreller’in farklı bir dilleri olduğunu ve Megreller’in Gücüce dini kitapları kullandıklarını ve ibadetlerini Gürcüce olarak, aynen Avrupalılar’ın Latince’yi Kilise dili olarak kullandıkları gibi yerine getirdiklerini yazdığında haklıydı...” (George Hewitt, Ali İhsan Aksamaz (çev.), Çeçenler ve Komşuları, Birikim, Sayı 78, Ekim 1995)

(Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar, S.54, Ali İhsan, Aksamaz)