Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 


Doğum

“Hamile kadın ağır yük kaldırmamalı ve gece yolculuğuna çıkmamalıdır. Ayrıca ceviz ve fındık gibi yiyeceklerden kaçınması gerekir. Buna uymayan kadınların çilli bebek doğuracağına inanılır.

Kadının, hamileliğinin dokuzuncu ayında avluda oturup, eteğine mısır ufalayarak ata yedirmesi de uğurlu sayılır. Loğusanın sütünün bol olması için, başına boz renkli bir taş asılır.

Bebek doğar doğmaz, ev halkı bebeğin cinsiyetini sorar. Erkekse çok sevinilir. Evin balkonuna çıkılır ve havaya birkaç el silah atılır. Silah atma işi, erkeklerin bulunmadığı durumlarda, kadınlar tarafından da yerine getirilebilir. Daha sonra bebeğin babasına müjdeci koşturulur. Müjdeci ödülsü bırakılmaz7.

Loğusa kadını ziyaret etmek, ancak kadınlara düşer. Erkek kardeşleri üç günden sonra ziyarete gidebilir. Bebek, ziyarete giden akrabaların kucağına konur, hediye beklenir.

Bebeğin kesilen göbek kordonu cami avlusuna gömülür. Böylelikle bebeğin akıllı olacağına inanılır.

Bebeğin sağlık durumunu izlemek ve onun uzun ömürlü olması için, kırk gün süreyle, terazinin bir kefesine bebek, diğer kefesine ağırlığınca taze balık konur. Bebeğin ağırlığınca taze balık, her gün toprağa gömülür. Bu gelenekle. Bebeğin kötü kaderden uzaklaşması umut edilir.

Bebeğe ait bezler ve giysiler, gün batımından sonra avluda, ipte bırakılmaz. Eğer unutulursa, giysiler ateş üzerinde gezdirilerek, üzerine sindiği düşünülen kötü ruhlar uzaklaştırılır. Akşam ezanından sonra eve gelen, evin erkekleri de bebeği doğrudan kucaklarına alamaz. Yanan ocağın başına gider, giysilerini silkeleyerek kötü ruhlardan arındırırlar.

Doğumdan bir hafta sonra, bebeğe isim konur. Çocuğa isim koyma hakkı, dede ve nineye aittir. Eğer onlar sağ değilse, bu hak anne ve babaya geçer.”

7. “...Ailede, erkek bir çocuk doğduğunda, müjdeci sevinçli haberi ev dışındaki kocaya ulaştırır. Sevinçli baba, müjdeciye hediyeler verir, silahlar patlatılır, ailenin bütün bireyleri sevinir. Diğer taraftan, bir kız çocuğu dünyaya geldiğinde durum hemen hemen sessizlikle karşılanır...” (Tedo Saxokia, Ali İhsan Aksamaz (çev.), Megrel-Laz Kültüründe Akrabalık, Evlenme ve Cenaze, Tarih ve Toplum, Sayı 140, Ağustos 1995.

(Dil Tarih Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar, s.34, Ali İhsan, Aksamaz)