Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Laz ve Lazlık

“CHP’nin tek parti yönetimi ve Soğuk Savaş yılları sırasında Türkiye’deki resmi ideoloji, Lazları yalnızca ileriye yönelik olarak şekillendirmeye çalışmakla yetinmiyor. Dr. Kırzıoğlu gibi tarihçiler aracılığıyla da geçmişlerini gelecekleriyle uyumlu hale getirmek için yoğun bir çaba harcıyordu.

Dr. Kırzıoğlu ‘geçmişteki’ Laz ile Megrel kavramlarının aynı halkı tanımlamak için ilkinin Roma/Bizanslılar, ikincisinin Abhaz/Abazalar ve Gürcüler tarafından eşanlamlı olarak kullanıldığını kabul etmiyor. Laz ve Megrel kavramlarını ‘geçmişte’ de bugünkü anlamıyla kullanıldığını kendince ispat etmeye çalışarak Lazlar ve Megreller’in ta başından beri farklı halklar olduklarını kafalara kazımaya çalışıyor. Aynı tavrı, birbirleriyle eşanlamlı olarak kullanılmış olan Lazika ve Egrisi kavramlarına karşı da sürdürüyor.

Lazlar’dan Laz adıyla ilk bahseden 1.Yüzyıl tarihçisi Plinius’tur. 2.Yüzyıl tarihçisi Arrianus zamanında Lazlar, Sohumi’den başlamak üzere Trabzon’a kadar olan bölgede yaşamaktaydı. Roma/Bizanslılar’ın Laz dedikleri bu halkı Abhaz-Abazalar ve Gürcüler ‘Megrel’ olarak adlandırır. Süreç içinde günümüzde Türkiye ve Gürcüstan’da yaşayan ve Hıristiyan olanları ise Megrel adıyla özdeşleşmiştir.  Dr. Kırzıoğlu, üstlendiği misyon gereği bu gerçekleri görmezden gelmekle yetinmiyor; Megreller’e ‘çamur’ atmaya da çalışıyor. Bunu da yaparken denize düşmüşün yaptığı gibi yılana sarılıyor; ‘farklı resmi tarih tezleri’nden bile medet umuyor; ‘namus’ kavramına sığınıyor ve ‘tehlikeli bir argüman’ı devreye sokmaya çalışıyor.

Dr. Kırzıoğlu, günümüzde Lazlar’ın toplu olarak yaşadıkları bölgeleri Sarp köyü ile Kemer Burnu arasında ibaretmiş gibi gösteriyor. Osmanlı Rus Savaşları sonucunda ortaya çıkmış olan Marmara Bölgesi’ndeki günümüz Laz diasporasını görmezlikten geliyor.

Sonuç

Dr. Kırzıoğlui, ‘kısmetim belki daha da açılır’ düşüncesiyle olacak, ‘görücüye çıkmak’ için ‘1972’deki 7.Türk Tarih Kongresi’ni bulunmaz bir fırsat olarak görüyor ve oportünist bir tavırla fukara Lazları hedef tahtasına yerleştiriyor. Şimdiye kadar ‘hiçbir bilim çevresi’nde ciddiye alınmadığı bilinen Dr. Kırzıoğlu’nun yazdıklarıyla değil, ama bu oportünist tavrıyla adından uzunca bir süre söz ettireceğinden şüphe yok.”

(Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler kuşatması, Ali İhsan Aksamaz)