Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Sonuç: Her şeye rağmen hâlâ dostuz ve dost acı söyler

“1960’ların sonlarından başlamak üzere günümüze kadar olan zaman dilimi içinde bazı kişiler tarafından ya kendi adlarıyla ya da takma adlarla yayımlanan telif veya çeviri kitap ve makaleler, söyleşi, dizi yazı, açıklama ve okuyucu mektupları ve Çveneburi Kafkasoloji Dergisi, Çveneburi Kültürel Dergi gibi periyodikler incelendiğinde karşımıza oldukça uyumlu bir çizgi çıkıyor. Bunların yayınlarındaki ortak yaklaşımları dönemlerine göre şöyle sıralamak mümkündür:

- Türkiye’de yaşayan yerli veya 93 Harbi göçmeni Gürcüce konuşan Müslümanların dillerinin yaşatılması konusunda tek bir satır ciddi ve tutarlı tavır gösterilmemektedir.

- Gürcüstan’ın resmi ideolojisi ve tarih tezlerine dayanan görüşler gizli ya da açık bir şekilde sahiplenilmekte ve yayılmaya çalışılmaktadır.

- Gürcüstan’ın resmi ideolojisi ve tarih tezlerinin bir diğer dayanağı olan Ortodoks Hıristiyan teolojisi de temel alınmakta, insanların Müslüman olmadan önce dinlerinin ille Hıristiyanlık olduğu gibi bir anlayış dayatılmaktadır. Toptan din değiştirmeler olduğu gibi bir saplantı içinde de olunmaktadır.

- Çarlık Rusyası ve Sovyetler Birliği’nin Gürcüstan ve Gürcüce’nin korunup gelişmesine olan katkıları göz ardı edilmekte, dönemlere göre koyu bir Rus, Bolşevik ve Sovyet düşmanlığı sergilenmektedir.

- Gürcüstan ve Sakartvelo, Gürcü ve Kartveli gibi kavramları göz önünde bulundurulmamaktadır. Örneğin, Gürcüstan önce Kartli, sonra Kartli-Kaheti iken, daha sonra bugünkü coğrafi yapıyınasıl kapsar hale geldiğine ilişkin bir bilginin yanından bile geçilmemektedir.

- Bilimsel metot kaygısı ve terminolojik tutarlılık önemsenmemekte, bazen bir makale içinde bile tutarsız terminoloji kullanımı gözlenmektedir.

- Türkiye’deki Gürcü Kimliği’ni göremeyen ve kendilerini Gürcü veya Çveneburi olarak tanımlayamayan kalemler, iş Megrel-Laz ve Svanlar’a gelince, bu halkları hemen Gürcü/Kartveli boyu ilan edebilmektedir. Acarlar ve Acara (Acaristan) konularında da şovenist yaklaşımlar sergilenmektedir.

- Yine söz Megrel-Lazca (yani Zanca) ve Svanca’dan açılınca, bu diller Gürcüce’nin veya Kartvelce’nin önemsiz lehçeleri, diyalektleri ve-veya şiveleri ilan edilmektedir.

- 1939’a kadar Megrel-Lazlar ve Svanlar’ın nüfus sayımlarında kendi kimlikleriyle kayıtlara geçerken, neden bu tarihten sonra Gürcü/Kartveli olarak kayıtlara geçirildiklerine hiç değinilmiyor.

- Megrel-Lazlar ve Svanlar’ın kültürel hakları konusuna da hiç değinilmemekte, Sovyetler birliği’nin ilk yıllarındaki olumlu uygulamalar hakkında bir yorum yapılmamaktadır.

- Gürcüstan Halkı’nın, Sovyetler Birliği dönemindeki eğitim, sağlık, mesken, iş güvenliği vb. konularındaki kazanımları ve refah düzeylerine ilişkin tek satır bulunmamaktadır.

- Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra Gürcüstan’da ortaya çıkan fakirliğe hiç dikkat çekilmemekte, Laleli’de çanak-çömlek satmaya gelen fakir insanlar konu edilmemektedir.

- Şevardnadze’nin ABD’ye göz kırpması, üs vermesi ve Irak’a asker göndermesi gibi konulara temas edilmemektedir.

- Tarihsel olaylar anlatılırken, ‘Mamçakoğlu filmleri’vari yaklaşımlar sergilenmekte, üretim, mülkiyet ve paylaşım ilişkilerinin uluslaşmadaki etkileri ve doğal evrim süreçleri görmezlikten gelinmektedir. Sovyetler Birliği dönemindeki yöneltilmiş evrim de görmezlikten gelinen bir diğer önemli konu.

- Emperyalizm çağırır ortaya çıkardığı kavramlarla hareket edilmekte, post-modern, pragmatik vb. yaklaşımlar sergilenmektedir. Geçmiş, günümüzün ürünü kavramlarla açıklanmaya çalışılmaktadır. Gürcüstan’ın, dünya ve içinde bulunduğu bölgede meydana gelmiş olaylar ve dengeler sonucu ortaya çıkan bir devlet olduğu unutulmaktadır.

- Aynı kaynağın işe gelen yeri kullanılmakta, işe gelmeyen tarafı hiç görülmemekte, bir gün bu durumun açığa çıkacağı akıl edilmemektedir.

- Kendi yazdıkları ve savundukları fikirler eleştirildiğinde, cesaret gösterip kendi yayınlarında cevap verememekte, bunun yerine başkaları konuşturulmakta veya kulis faaliyetine girilmekte ve ‘ağabeyler’den medet umulmaktadır.

- Gürcüstan’da Megrel-Lazca ve Svanca’nın kurumsal olarak yaşatılmasına vb. konulara ilişkin her düşünce veya demokratik talebin arkasında Rusya’nın karanlık eli aranmaktadır.

- On yılı aşkın bir süreden beri yaptığımız yazılı dostça eleştiri dikkate alınmamakta, aynı tutum ve davranışlar allanıp pullanıp yeniden sergilenmektedir.”

(Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler kuşatması, Ali İhsan Aksamaz)