Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Bir Milad: Gürcistan

“ ‘Bu terminoloji sorunu’nun Türkiye’deki miladı Ahmet Özkan imzasını taşıyan Gürcistan adlı kitabın yayımlandığı (1945’i saymazsak) 1968 yılıdır. Bu kitapta Kamil Olgun ve Hayri Hayrioğlu’nun bazı çalışmaları da yer alıyor.

‘Gürcistan’ adlı kitap bazı kaynaklara dayanarak ‘Gürcü adının menşei’ alt başlığıyla şu bilgiyi veriyor: ‘Primitif çağda, Güney-Batı Kafkasya, Horos, Hurüz, Kürüz, Kurzün adlı bir kavim tarafından iskan edilmişti. Bu isim hâlâ komşuları tarafından Gruz, Gurc, Gurci, Gürcü olarak muhafaza edilmektedir.

Aynı kavim adı (etnonim) bize İranlılar tarafından da intikal etmiştir. Bu ülke, horoz milleti anlamına, Horos, Huruz denilmişti, bu isim sonradan Gürci, Gürcü şekline girmiştir.

Altın Post Yurdu Kolhit (Batı Gürcistan) ismi de, prehistorik çağda buralarda, Kuruz, Hruz milletinin varlığına tanıklık etmektedir.

Bir açıklamaya göre Kolhit Halkı Kork’tan, Kork, Korc, Gurci, Gürcü adı ortaya çıkmıştır. Gürcü ulusunun yaşadığı ülkeye de Gürcistan denir.’ (s.64)

‘Kartveli adının menşei’ alt başlığıyla yine bazı kaynaklara dayanarak şu bilgilere yer veriliyor: ‘... Efsaneye göre, Kafkasya milletlerinin, Yafes’in oğlu Targamos (Torgoma)’dan geldiği hakkındaki efsaneyi nakleden Saint Martin (...)’e göre, Gürcüler’in efsanevi cetleri ve Torgoma’nın ikinci oğlu Kartlos, şarkta Tiflis altındaki Borçalı Çayı ağzından garpta Suram Dağları’na kadar olan bölgede yerleşmiş ve Kartvel ismi buradan doğmuştur. İşte Nuh Peygamber oğlu Yafes oğlu Torgoma’nın ikinci oğlu Kartlos’a izafeten Kartvel adı ortaya çıkmıştır.

...Bilimsel olarak, a)Kartvel adının, Gürcüler’in ilk anayurtları olarak kabul edilen ve Kalde ile ilgili sanılan Kardu’dan geldiği gddia edilmektedir. Buna göre, Sumerler’le bir dil ailesine mensup olan İberler, Kalde-Urartu camiasına dahil iken, milattan önce 4. asra, Van havalisinden çıkarıldıktan sonra kendilerinden önceki kavimleri kısmen şimale (kuzeye) sürerek ve kısmen de onlar ile karışarak Kafkasya’ya yerleşmişlerdir.

b) Kura Vadisi halkı kendilerini Kertveli olarak adlandırır. En yetkili etnologlara göre Kartveller, Kafkasya’nın bu bölgesinin yerli halkı değildir. Güney ve güneybatıdan göçle gelmişlerdir. Kartvel adlı iki elemandan meydana gelir:

1- Kardukları hatırlatan Kar, Kart (Kard) ve Küçük Asya’nın Karları

2- Tvel=Tubal=Pontik kıyısal Tiberenoi

Bu hattın uçları arasında Karduklar’ın ülkesi ile Tibarenler’in ülkesi yer alır ki, Kartveller’in asıl yurdunu burada kabul etmek gerekir. Kutsal kitaplarda Tibaren, Tubal, Tobal zikredilir.

Bu iki eleman birleşince, Kar-Tubal, Kar-Tvel, Kartvel meydana gelir.

Başka bir açıklamaya göre, Tuballar, Anadolu’dan doğuya göç etmiş bugünkü Kura Nehri vadisine yerleşmişlerdir. Yeni göçmenlere Kura-Tubalları adı verildi. Buradan da Kura-Tubal (Tobal), Kur-Tvel, Kartvel doğmuştur....’ (s.64-65).

Gürcistan adlı kitap şu açıklamaları da yapıyor: ‘Kartveli: Gürcü’, ‘Kartuli: Gürcüce (Kartuli) grubu’, a-Gürcüce, b-Mingrelce (Hıristiyan Laz Dili) c- Çtan Dili (Müslüman Laz Dili), d- Svan Dili...’ (s.132).

Gürcüce’nin nasıl Gürcüce (Kartuli) grubundan olduğu havada kalıyor. Gürcistan’da Edebiyat Dili olan Kart Dili’nin yanı sıra Kah Dili, İngilo Dili, Hevsur Dili, Pşav Dili, Mohev Dili, Mtiul Dili, İmeretili Dili, Raçalı Dili ve Gurya Dili gibi Gürcüce’nin diyalektleri olarak kabul edilen diller de konuşulmaktadır. Ancak bunlar Gürcüce’nin (Kartuli) grubuna dahil edilebilir. Gürcüce ‘Kartuli’den farklı diller olan Megrelce, Lazca ve Svanca Gürcüce (Kartuli) grubuna dahil edilemez.

Kitap, Sovyet yönetiminin yönetilmiş evrim ile Gürcüler ve Gürcüce’ye cömertçe her alanda sağladığı imkanları görmüyor, Sovyetler Birliği’nden ayrılmayı ima eden anekdotu aktarıyor. Yani ‘bugün’ü özlüyor?!

Gürcistan adlı kitabın yayımlandığı yıllarda ben küçük bir çocuktum. Konuya henüz muttali olmamıştım. Ancak 1990’lı yıllarla birlikte konuya ilgi duymaya başlayınca, çocukluk günlerimde yayımlanmış çalışmalarla ilgili araştırmalarım sırasında Gürcistan kitabı ile ilgili olarak o dönemde yazılan çeşitli eleştirilere de rastladım. Onlara değinmek istiyorum. Yalnızca Birleşik Kafkasya adlı dergide Yeni Neşriyat Köşesi’nde Osman Çelik tarafından yazılan Gürcistan başlıklı makaleden bazı alıntılar yapmakla yetineceğim. Çelik’in yazdıkları bugün de bazı nasyonalistlere uyarıcı olma özelliğini taşıyor: ‘...Kitabın tarihi bölümü, yeterli bilgi vermekten uzaktır. Kesiksiz bir tarih şeridi işlenememiştir. Gürcü isminin ve Gürcü Halkı’nın kaynağı izah edilirken, İspanya’daki Basklar’la Gürcüler’in akrabalığından bahsedilmekte, her nedense Kuzey Kafkasya halklarından özellikle Abhazlar’dan söz açılmamaktadır. Ayrıca şu husus çok gariptir. Kafkasya’da Gürcüler kadar eski bir kültüre sahip diğer Kafkas halklarından bahsedilmemektedir.

Yazar, bağımsız Gürcistan ile Rusya’ya bağlı Gürcistan’ı zaman zaman birbirine karıştırmıştır. 1877-1878 Osmanıl Rus Savaşı’nda, Ruslar’ın Artvin ve Kars dolaylarını işgal etmelerini yanlış tefsir etmiştir. ‘19.yüzyılda Lazistan hariç diğer bölgeler tekrar Gürcistan’a geçmiştir’ denilmektedir. Halbuki, 19.yüzyılda, Osmanlılar’ın karşısında Gürcüler değil, Ruslar vardır. Bu hata, yazarın istifade ettiği kaynaklardan gelmektedir. Çünkü, istifade edilen eserlerin büyük kısmının yazarları, laik, Kafkasya kültür birliğine dahil Gürcistan’ı değil, Hıristiyan Gürcistan’ı işlemişlerdir. Maalesef eserin her bölümünde bu husus açıkça görülmektedir...

(...)

Yüksek Mimar Ahmet Özkan’ın eseri, ‘Ben Gürcüyüm’ diyor. Buna, ‘hayır’ diyen yok. Fakat, ya bütün Kafkasya! Tanıtılmak istenen tarih ve milli kültürün ortakları, ya onlar! Muhaceretteki bir Kafkasyalı daha yapıcı, daha bağımsız düşünmeliydi...’

(Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler Kuşatması, Ali İhsan Aksamaz)