Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Demagoji uzmanları

“Başlık ‘Çveneburi Kültürel Dergi’nin 1.sayısında yayımlanan bir makaleye ait. Yazarı ise, bu derginin Yayın Kurulu Üyesi Hayri Hayrioğlu. Hayrioğlu, tarih ve sayısını belirleyemediğini söylediği bir dergide yayımlanan ‘Gürcüler’ ile ilgili bir yazı hakkında duygu ve düşüncelerini dile getiriyor. Şöyle yazıyor: ‘... yazıyı ibret ve hayretle okudum. Bu kadar ciddi bir konuda bu denli sorumsuzca yazılar yazmak talihsizliktir.

Öteden beri Gürcü tarihini, coğrafyasını, etnonomisini, tofonomisini tahrif ve saptırma hususunda uzmanlaşmış bazı isimler mevcuttu...’ Hayrioğlu daha sonra, yazdıklarından rahatsızlık duyduğu F.Kırzıoğlu, H.Göktürk, M.A. Önder ve M.Bahçeci’nin adlarını sıralıyor. ‘İbret ve hayret’ ile okuduğunu söylediği yazıya ‘kendi anlayışı’nca eleştiriler getiriyor. Bu makalesinden iki kısa alıntı yapmak istiyorum. İlki: ‘...Kartvel ailesinin üyeleri: Güneyde Gürcüler, Megreller, Tçan-Lazlar, Svanlar...’ İkincisi: ‘... (Gürcüce)... Lazca, Megrelce ve Svanca ile birlikte Kartvel (Gürcü) dil ocağının bir üyesidir...’

İlk ifadesinde Gürcüler’i Kartvellerden biri olarak tanımlarken, ikinci ifadesinde Kartvel’i Gürcü ile eşanlamlı olarak kullandığını görüyoruz. Üstelik Milliyet Büyük Ansiklopedi’nin 7.cildinin 2745. sayfasından alınarak 30.sayfada yayımlanan Kafkasya Halkları tablosu da bu söyledikleriyle çelişiyor.

Hayrioğlu’nun ‘Gürcü’ ve ‘kartveli’ terimlerinin birbirleriyle eşanlamlı olup olmadığı konusunda bir sorunu bulunduğu anlaşılmaktadır. Gürcüce’den yapmış olduğu bütün çevirilerde de konu Megrel-Lazlar ve Svanlan olduğunda, daima bu sorunla karşılaşıyoruz.

Lazlar’ın Tarihi adlı çeviri çalışması 1992’de Ant yayınları’ndan kitap olarak yayımlandı. Bu kitapta da Megrel-Lazlar’ın ‘etnik’ kökenine ilişkin ilginç ama kendi içinde tutarsız ve çelişkilerle dolu tanımlamalarla karşılaşıyoruz: ‘...Tçanlhar Gürcü ırk grubunun bir üyesidir...’’Güneyli Gürcü kökenli Tçan-Lazlar... Kuzeyli Gürcü kökenli Megreller...’, ‘...Laz Gürcüleri...’, ‘Gürcü soyundan Lazlar..’, ‘Gürcü kırallarından biri nedense Lazlara saldırmış, ülkeyi orta yerinden ayırıp aralarına esas Gürcü boylarından aileleri yerleştirmiş...’, ‘...Doğu  ve güneydoğu yönünde yaşayan Müslüman Gürcülerdir. Bunlar arasında Gürcüleşmiş Lazlar da vardır...’ (s.10, 34, 36, 40, 61, 72)

Dil konusunda da çelişkili ifadeleri görüyoruz: ‘.. Laz lisanı yakın akrabası olan Megrel lisanı yanında az çok farklılıklar göstermektedir...’, ‘... Laz ve Megrelce metinlerin karşılaştırılması, bu iki lehçenin tek bir dilin öğeleri olduğunu ortaya koymuştur...’, ‘... Kırsal kesim Lazcası’nın Megrelce’den pek farkı yok gibidir...’, ‘... Bugün Laz Megrel lehçelerinin tek bir lisan Zanca’nın iki ayrı ağzı olduğu hususunda ihtilaf kalmamıştır...’ (s.59, 61, 78, 79)

Ancak kitap, demagojik ifadeler kullanmaktan da geri durmuyor: ‘Bu dil (Lazca) Gürcüce’nin bir diyaleğidir...’, ‘... Bizim dilimiz (Lazca) Gürcüce’nin bir lehçesidir...’, ‘... Zancanın... Gürcüce’nin ta kendisi olduğunu söylemeye gerek olduğunu sanmıyorum...’ (s.56, 70, 79)

Hayrioğlu’nun diğer çevirileri olan Gürcistan Tarihi ve Doğu Karadeniz Halklarının Tarih ve Kültürleri adlı kitaplarda da yine ‘aynı terminoloji’ sorununu görüyoruz. Bunlardan ilk kitapta, Kartvellik ‘Gürcülük’ Şuuru ara başlığı altında şu bilgi veriliyor: ‘... Gürcü toplumu değişik kardeş toplulum elementlerinin katılımıyla meydana geldi. Kartvelien gruplar: Kartlar, Megreller-ǒanlar ve Svanlar’dır. Bu gruplar kendi aralarında da birtakım boylara ayrılır: Kartlılar, Kahlılar, Pşav-Hevsurlular, Mtiul-Mohevliler, İmeretliler, Guryalılar, Raçvelliler, Leçhumlular, Acarlar, Meshler, Cavahlar, Şavşlar, Klarclar Kartvel boyunu oluşturur...’ (s.31).

Fransızca’dan olsa gerek, bu kez Türkçe literatüre Kartvelien kavramını kazandırmış. Kartlılar ile başlayan cümlesinde saydığı halkların Kartvel boyları olduğunu belirtiyor. İcat ettiği Kartvelien ile Kartvel’i eşanlamlı olarak mı kullanıyor? Yazım hatalarını, noktalama işaretleri ve ifade bozukluklarını dikkate almasak bile, yalnızca anadilleri Gürcüce olan ve yukarıda sıralanan haklarla ilgili olarak bile terminoloji karışıklığını görüyoruz.

İkinci kitapta da ilginç ifadelere rastlıyoruz: ‘...Günümüze kadar gelebilen Gürcü urukları ise: Svanlar, Laz-ǒanlar-Megreller ve ana unsur olan Kertveller (Gürcüler)dir....’ (s.42)

Çıkan anlam şu: ‘Svanlar, Laz-ǒanlar-Megreller’ zaten Gürcü olan Kartveller ile birlikte Gürcü olmakla kalmıyor, zaten Gürcü olan Kartveller bir kez de Svanlar, Laz-ǒanlar-Megreller ile birlikte Gürcü oluyor!

Lazları’ın Tarihi adlı kitabın Laz Etnografyası başlıklı bölümünü Fahrettin Çiloğlu yeniden Türkçe’ye çevirmiş. Bu makaleyi editörü olduğu Mamuli adlı derginin 5.sayısında yayınladı. Hayrioğlu’nun çevirisinde geçen Gürcü, Çiloğlu’nun çevirisinde Kartveli olmuş.

1936 yılında İnegöl’ün Hayriye Köyü’nde doğan Hayri Hayrioğlu bir polis memuru emeklisi. Halen (2002 yılında, b.n.) İnegöl’de ikamet ediyor. En önemli özelliği 1877-1878 ‘Müslüman’ Osmanlı - ‘Hıristiyan’ Rus Savaşı sonunda daha sonra Acara adını alacak olan Rus topraklarından göç etmek zorunda kalan Gürcüce konuşan Müslüman bir ailenin üçüncü kuşak torunlarından olması.

Hayrioğlu, telif veya tercüme her çalışmasında hatta aynı çalışmanın içinde bile kastettiği halklarla ilgili olarak çelişkili terminoloji kullanması ve dipnot açıklamalarını iptal etmesiyle tanınıyor. Bundan sonra yazacaklarında terminoloji tutarlılığına dikkat etmeli ve tercüme ettiği eserlere orijinal gerekli dipnot açıklamalarını eklemelidir. Ayrıca çalışmalarının terminoloji ve dil bakımından redaksiyon katkısına ihtiyaç duyduğuna şüphe yoktur.

Şu an sağlık sorunlarıyla boğuşan Hayrioğlu’nun en kısa zamanda tekrar eski sağlığına kavuşmasını ve uzun bir ömür sürmesini diliyorum. Şövalye ruhlu bu insanın, bana göndermiş olduğu fotokopilerin, ‘bu konu’da bilgilenmeme büyük katkısı olduğunu itiraf etmek zorundayım. Ümit ederim kesilen mektuplaşmamız yine devam eder.”

(Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler Kuşatması, Ali İhsan Aksamaz)