Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Laz tehciri

“Kitabın belirttiği gerçeklerden biri de, Lazlar’ın tarihsel olarak yaşadıkları coğrafyadan tehcir edilmiş olmalarıdır:

‘.. yerli Laz unsuru ise  Anadolu’nun uzak semtlerine sürülmeye başlandı...’; ‘... 1810 yılında tüm Lazistan nüfusu 600 binden fazla iken bunun 400 bini yurtlarından uzaklaştırılmış, kalan 200 bini halen eski yerlerinde yaşamaktadır...’ (s.55, 59)

Kitabı Türkçe’ye çeviren kişi tarafından, Türkçe’ye kazandırılan ‘Kazakistan’a Sürülen Lazlar’ başlıklı makalede anlatılan Laz tehciri ve nedenlerinden, kitapta nedense (!) hiç bahsedilmiyor.

Bakın, ‘Kazakistan’a Sürülen Lazlar’ başlıklı makalede neler yazıyor: ‘...1949 yılında, Doğu Gürcistan’da Meskhi Gürcüleri’nin başında patlayan bomba bu kez Batı Gürcistan’daki Laz halkının başında dolaşmaya başladı... Lazlar da beş yıl önce Meskhiler’in çıkarıldıkları ölüm yolculuğuna çıkarıldı. Meskhiler’in uğratıldıkları jenosite uğratıldılar. Lazlar’ın cesetleri, kazakistan Çölü’ndeki Meskhiler’in kemikleri üzerine ilave edildi.  Kazakistan ölüm yolu, insanlık dışı  yaşam koşulları nedeniyle Laz nüfusunun yarısını kendine kurban etti. Menzile ancak yarısı ulaşabildi.

Laz Halkı, bugün yaşadıkları yörenin yerli etnik adıyla anılıyor. Kimisine Türk, kimisine Kazak, kimisine Özbek adı yakıştırıldı. Toplam nüfusları da 20 bine indirgendi...

Sürgüne gönderilen Laz ailelerinin çocukları 40 yıldan fazladır, Rus, kazak, Özbek okullarında okutuluyor. Artık bunların anadillerini unutmuş olmaları hayret edilecek işlerden olamaz...

Lazlar’ın sürgün nedeni, bugüne kadar anlaşılabilmiş değildir. Bunu kimin düşündüğü, kime ne kazandırdığı, Lazlar’ın suçunun ne olduğu ortaya çıkmış değil...’

Kitap yalnızca sıradan insanın aklını karıştırmakla, Laz Dili ve Kültürü’ne karşı olan Soğuk Savaş Dönemi endeksli çevrelere iyi (!) bir malzeme olmakla kalmadı, aynı zamanda SSCB’nin çöküşüyle konu sıkıntısı çeken ve etnik kültürlerle birden ilgileri kabaran çevrelere de başvuru kitabı haline gelerek, yanlışlıkları yazılı olarak aktarır oldu. Ancak, Ogni dergisinin 1993’te yayın hayatına başlaması, Lazlar’la ilgili ciddi yayınların kamuoyunun bilgisine sunulması ve eskiden kapalı bir kutu olan SSCB’nin 15 cumhuriyetinde yaşayan halklarla ilgili olarak kendilerine resmi tarih empoze edilen bilim adamlarının önündeki engellerin kalkması, bu alanda bilimsel araştırma ve çalışmaların yolunu açmıştır. Bu gelişmeler, şüphesiz şovenist eğilimlerin kırılmasında önemli olmuştur.

Lazlar’ın Tarihi türü, demagojik propaganda içeren, Soğuk Savaş Dönemi amaçlarına uygun olarak hazırlanmış böyle bir kitap yerine, 1920’lerde yazılı edebiyat dili haline getirilme süreci başlayan Lazca ile ilgili, o dönemlerde yayımlanmış olan gazete, dergi ve kitapların tozlu arşiv raflarından indirilerek kamuoyuna kazandırılması, Lazca’nın neden yazılı edebiyat dili olma sürecinin engellendiği konularına değinen çalışmaların yapılması daha etkili olmaz mıydı?”

(Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler Kuşatması, Ali İhsan Aksamaz)