Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Megrelce ve Lazca Gürcüce’nin diyalekti mi?

“Bilindiği gibi, dilbilimciler, Güney Kafkasya dil ailesinin aç ayrı dile ayrıldığı konusunda hemfikirdir. Bu üç dil, Gürcüce, Svanca ve Zanca’dır. Kolheti Dili olarak da bilinen Zan Dili, Megrelce ve Lazca olarak iki kola ayrılır.

Kitap, (Lazların Tarihi) Lazca ve Megrelce ile ilgili, bu bilimsel tespiti aynen aktarmaktadır: ‘...Laz lisanı yakın akrabası olan Megrel lisanı yanında az çok farklılıklar göstermektedir...’; ‘...Laz ve Megrelce metinlerin karşılaştırılması, bu iki lehçenin tek bir dilin öğeleri olduğunu ortaya koymuştur...’; ‘...Kırsal kesim Lazcasının Megrelce’den pek farkı yok gibidir...’; ‘Bugün Laz Megrel lehçelerinin tek bir lisan Zanca’nın iki ayrı ağzı olduğu hususunda ihtilaf kalmamıştır...’ (s.59, 61, 78, 79.)

Ancak kitap, demagojik ifadeleri kullanmaktan da geri durmuyor: ‘Bu dil (Lazca) Gürcüce’nin bir diyalektidir...’; ‘...Bizim dilimiz (Lazca) Gürcüce’nin bir lehçesidir...’; ‘...Zanca’nın... Gürcüce’nin ta kendisi olduğunu söylemeye gerek olduğunu sanmıyorum...’ (s.56, 70, 79)

Bu demagojik ifadelere, Megrel aydını Nugzar Dzhodhua bir anlamda şöyle karşılık veriyor: ‘Çocuklarınız ve torunlarınızla konuşurken, onlara hangi dille hitap ettiğinizi sorabilir miyim? (Megrelce mi Gürcüce mi?)...

Haziran 1990’da, Londra’da toplanan 5.Avrupa Kafkasoloji Kongresi toplantıları yapıldı. Sunulan tebliğlerden biri Megrelce ve Lazcaya ayrılmıştı. Kardeş dil lazca’nın Türkiye’deki durumu gibi Megrelce’nin de Gürcistan’da yok sayıldığı konuları, tebliğin tartışılan noktalarındandı...

... Eğer bir Megrel çocuğu Gürcüce’yi okulda öğrenemezse, çocuğun anadili Megrelce olduğu için, Gürcüce’yi hiçbir zaman öğrenemeyecektir...

Hiçbir tarihçi, dilbilimci, dil bilgini veya herhangi bir dalda uzman kişi Megreller’in Gürcü olduğunu ispatlayamaz. Megreller kendilerini Gürcü kabul etmeye (Sovyet periyodunda) zorlandı ve işte bu yüzden, bugün ya da yarın ağırlığını hissetirecek ve uzunca bir süre de etkili olacak Megrelya ve Megreller sorunu bunca yıl sıcak kalmıştır...’

Türkiye’deki bir grup Gürcü aydını tarafından yayımlanan Çveneburi Dergisi’nde de Lazlar’ın Tarihi adlı kitabın Megrelce ve Lazca’nın, Gürcüce’nin bir diyalekti olduğu (!) iddiasını çürüten şu ifadelere rastlıyoruz:

‘...Bazı dilbilimciler Laz-Megrel ve Svan dillerini, Gürcüce’den ayrı bir del değil, Gücüce’nin lehçeleri olarak kabul eder. Ancak bir gürcü’nün, bu diller arasındaki temel yapı benzerliklerine karşın, Laz-Megrel ve Svan dillerini anlaması mümkün değildir...’

Stockholm Üniversitesi öğretim üyelerinden Joakim Enwall da, Megrelce ile ilgili şu aktarmayı yapıyor:

‘... Megrelce, bilim tarafından (Marr, Tsagareli, Kipşidze ve diğerleri) ispatlanmış bir dildir... Megrel köylüsü Megrelce konuşur ve bu dille yaşar... Madem ki Megrel köylüsü daha iyi bir dili bilmiyor, Megrelce’yi kullanmalıdır...’

Kitapta, ‘...Laz lisanının köreltilip Osmanlıca’nın hakim kılınması...’; ‘...padişah buyruğuyla Laz lisanı, devlet dairelerinde olduğu gibi, aile arasında da kullanılması yasaklandı. Lazların her yerde ve aile arasında Türkçe konuşmaları zorunlu hale getirildi... Bunca ağır Osmanlı baskısı altında artık Laz anadili ve kültürünü yaşatmak olanaksızdı.’; ‘.. Hopa’da Faik Efendi... Sultan Hamid döneminde bir Laz Alfabesi vücuda getirilmesi için girişimde bulunmuş... yakalayıp zindana kapatmışlar... Ailesini başka illere sürmüşler, buldukları belgeleri ateşe vermişler...’ (s.61, 71) gibi tarihsel gerçeklere temas eilirken, Gürcistan SSC’de yaşayan Lazlar’ın 1920’lerden itibaren ‘kültürel haklar’a sahip oldukları, ‘Lazca anadil okulları’nın da bulunduğu , dillerinde gazete, kitaplar çıktığı ve 1930’lu yılların sonlarında bu kültürel haklarının ellerinden alındığı, Lazca okullar direktörü İskender T’sitaşi’nin katledildiği gibi gerçeklere hiç temas edilmiyor. Günümüzde tüm canlılığıyla yaşayacak olan Laz Edebiyatı’nın neden engellendiği, bunun Gürcü-Laz kardeşliğine ne gibi zarar vereceği, kitabın ilgi alanında olmayan (!) konulardır.

Kitabın hiç değinmediği konulardan bir tanesi de, Megrelce’ye karşı Sovyet periyordunda izlenen zalimane uygulamadır.

1914’te, St. Petersburg’da NbMarr tarafından planlanan filoloji programının bir sonucu olarak, Megrelce’nin zamanın en mükemmel Kafkas dili olarak tanımlandığı Kipşidze’nin Grammatika Mingrel’skogo (İverskogo) Jazuka sxrestomateju i Sloveram adlı kitap oldukça önemlidir.

1 Mart 1930’da, 1932’den itibaren Megrelce günlük olarak yayımlanacak olan Kazakişi Gazeti (Köylü’nün gazetesi) yayın hayatına başladı. Bu gazete, hiç Gürcüce bilmeyen veya çok az Gürcüce bilen Megrelya köylüsüne yeni ideoloji ve sosyal gelişmeler hakkında bilgi vermek amacıyla yayına başladı.

İddia edildiği gibi geçen yüzyılın sonlarında bütün Megreller, Gürcüce bilmiş olsalardı, 1930’larda parti yerel komitesinin yayın organı olan böyle bir gazeteye gerek kalmayacaktı. Kazakişi Gazeti, 1 Ocak 1936 tarihine kadar tamamı Megrelce olarak yayımlandı. Ancak bu tarihten sonra adı değiştirildi. Komunari oldu ve yarı Megrelce yarı-Gürcüce yayın hayatına devam etti. Komunari, 22 Temmuz 1938 tarihine kadar yayın hayatına devam etti. Bu tarihte Komunari adı değiştirildi ve tamamen Gürcüce olarak yayımlanmaya başladı. Mebrjoli (Gürcüce Savaşçı) adını aldı.

Kitap, geçmişte Lazca ve Megrelce’nin yazılı edebiyat dilleri olmalarının engellenmesine hiç değinmediği gibi, ‘...Rusların ... hataları... Rus kesimindeki Lazistan halkına kendi öz lisanları Gürcüce ile tedrisat göstermek yerine... onları... Rus lisanıyla okutmalarıydı...’

(s.63-64) diyerek şoven yüzünü ortaya çıkarıyor.”

(Doğu Karadeniz’de Resmi İdeolojiler Kuşatması, Ali İhsan Aksamaz)