Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

 

Laponlar

“Laponlar’ın (Laplar) yaşadığı Sámiid Ædnan bölgesinin merkezi olan Karasjok, Lakselv Nehri’nin oluşturduğu göler bölgesinin ve çok az insanın yaşadığı vahşi doğanın orta yerinde, dimdik kayalıklara nazır topraklarda kurulu. Lapon Parlamentosu dört yılda bir (Norveç’in başkenti, b.n.) Oslo’daki ulusal parlamento ile eş zamanlı olarak seçilir. Meclis, çoğu Lapon üç bin kişinin yaşadığı Karasjok’ta yer alır. Yılda dört kez toplanan temsilciler, parlamentoya geldiklerinde rengeyiği sürülerinden yeni ayrılmış gibi görünür. Meclis sıraları rengarenk kurdelelerle ışıldar. Gerçekte bu kişiler, ülkenin farklı bölgelerinden uçakla gelmiştir, renk cümbüşü de aldatıcıdır.

Günümüzde Laponlar günlük yaşamlarında ne başkentte ne de geldikleri yörelerde geleneksel kıyafetleri kofteyi kullanıyor. Dışarıdan bakıldığında Norveçliler’den ayırt edilemiyorlar. ‘Aslında derimiz yeşil olsaydı daha iyi olurdu. O zaman kimse saklanamazdı’ diyor ülkedeki tek Lapon televizyonunun bir editörü. Mesai arkadaşı Heidi Anti ise basıyor kahkahayı, ‘Ben maviyi tercih ederim’. Aslında Laponlar’ın çoğu nesiller önce köklerinden uzaklaştı. Duvarlarında Kral Håkon’un ve İsa’nın resimleri asılı olan bugünün yaşlıları, daha çocukken Norveçli’ye dönüştürüldü. İçlerinden bazıları Laplar’ın geleneksel halk şarkısı Joikingi söylemenin günah olduğuna bugün bile inanıyor. Kendi dilleri 1960’lı yıllara kadar yasaktı.

Devlet televizyonu NRK’nin yerel istasyonu iki yıldan beri hafta içi her gün yayınladığı on beşer dakikalık Lapon kaynaklı haberlerle milli duyguları diriltmeye çalışıyor. Heidi Anti yayınları arşivliyor. Haberlerin başlığıysa şunlar: ‘İki kar motosikleti kazası; Kautokeino’daki Laponlar Norveç’teki en düşük gelir düzeyine sahip; geleneksel kar motosikleti rallisini bir Lapon kazandı ve Kautokeino’daki Laplar geleneksel elbiselerini satın alabilmek için devlet yardımına muhtaç.

Ahu gözlü Heidi Anti kabaca bir hesap yapıyor: ‘Elbise için 10 bin Kron; altın kemer, küpe ve gümüş takılar da bir o kadar tutuyor. Üzerine kürk ayakkabı, şapka, örtü ve el işi püsküller’. ‘Vaftiz töreni için iki ayrı takım gerekiyor’ diyor derin bir nefes alarak. ‘Her şey ateş pahası, ancak çoğu insanın zaten Lapon kökleriyle ilgili sorunları var. En azından geleneksel giysileri giymek lazım.’ Laponlar’ın ulusal gururu bu kıyafetlerde toplanmış görünüyor.

Heidi genç bir kızken büyükannesinden kürk ayakkabı yapmayı öğrenmiş. Garajlarının tavanından hayvan kürkleri sarkıyor. Bu sayede, her zaman uygun parçayı bulabiliyor. ‘Büyükannem bir bakışta taban için en iyi kürkün hangisi olduğunu anlar’. Kendisi de pekala bilgi sahibi. Bayramlık ayakkabılar için rengeyiklerinin ince ve parlak yüz kürkleri en uygunu. Baharda su geçirmeyen fok derisi gerekir. Kış içinse Heidi’nin kuruttuğu otlarla doldurduğu, Noel’den önce kesilmiş rengeyiklerinin kalın derisi ideal. ‘Eğer eksi kırk derecede yaylada isen, dükkanlarda satılan ayakkabıların sana hiçbir yararı olmaz. Taş gibi kaskatı kesilir onlar’.

Kocasının acilen ayakkabıya ihtiyacı var, zira büyük bir rengeyiği sürüsü güdüyor. Çift, üç çocuğuyla beraber Karasjok’ta ahşap bir evde yaşıyor. Heidi bize özel günlerde hazırladığı yemeklerden ikram ediyor.: Tütsülenmiş rengeyiği kaburgası ve bataklıktan topladığı turuncu böğürtlenler. Rafta bir kupa duruyor. Kocası 1992’de Norveç kar motosikleti şampiyonu olmuş. Heidi sevinçle onaylıyor: ‘Buradan taşınmayı asla düşünmüyorum. Her şeye sahibim; çocuklarım, rengeyikleri, böğürtlenler ve hayalimdeki erkeğe’.

İnsanın canı arada ucuz alkol de istiyor tabii. Bunun da çaresi var, hemen Finlandiya’ya geçmek mümkün. ‘Ravintola Kalastajan Majatalo’ adlı karaoke barı Karasjok’a yirmi dakika uzakta. Sınırın hemen ilerisinde, gümrük kapısına gelmeden solda. Susamış Laponlar’ın daha uzağa gitmelerine gerek kalmıyor.”

(Nina Freydag, Geo dergisi, Şubat 2007 sayısı, s.169-172)