Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hititler Anadolu’ya nereden gelmiştir?

Hititler’in Anadolu’ya nereden geldiklerine ilişkin tartışmalar bitmemiştir.

Kafkasya’dan mı yoksa Balkanlar’dan mı geldiler şeklinde süren tartışmaya çivi yazıları eklenince güneydoğu Anadolu ve Irak da girdi.

“Ferdinand Sommer, bir duanın baş kısmını tartışma konusu yapıyor. Bu dua, Hitit Kralı Muvatallis (M.Ö.1300) yazdırdığı bir dinsel-tören metninden alınmıştır:

Göklerin güneş tanrısı, insanlığın çobanı!

Denizden çıkıp yükselirsin göklerin güneş tanrısı!

Göklerde dolaşıp gidersin.

Göklerin güneş tanrısı, tanrım benim!

İnsanoğluna, köpeğe, domuza, kırların yaban hayvanına

Adaleti sen dağıtırsın her gün, ey güneş tanrı!

Burada dikkate değer nokta, ikinci dizedir: ‘Denizden çıkıp yükselirsin göklerin güneş tanrısı!’

Muvatallis zamanında Hititler en az 400 yıldan beri Anadolu’nun iç kesiminde oturmaktaydılar.

Anadolu’da oturan için ise güneş asla denizden çıkıp yükselmeyeceğine göre, bu seslenişte ancak geçmiş yüzyılların bir anısı söz konusu olabilir.

Fakat bu durum, her iki yön için de geçerlidir. Göçleri sırasında Hititler, Karadeniz’i de Hazar Denizi’ni de sol yanlarında görmüş olabilir.

İkincisi; bu Hint-Avrupa ulusunun kral adları, Hint Avrupa dilinden değildir. Başlangıçtan itibaren hep Protohattice’dir.

Aynı durum Hititler’in tanrı adlarında da görülüyor. Tanrı adları da ya Protohattice ya da Hurrice’dir. Bu da Protohatti halka ait öğelerin Hititlerce benimsendiğini gösterir.

Durumu egemen sınıfın yerli halkla kaynaşmak istemesi, sonra da meydana bileşik kültürü temsil yoluna gitmesi şeklinde açıklayabiliriz.

Fakat bu açıklama yeterince doyurucu değildir.

Üçüncüsü; ilk Hitit kralları zamanında Anadolu’da gelişmiş durumda birçok Asur ticaret merkezi bulunuyordu; en önemlilerinden biri de Kayseri yakınlarında bugünkü Kültepe idi.

Yığınla kil tablet buranın çok hareketli alışverişlere sahne olduğunu tanıtlıyor. (Bu tabletler, ilkin Kapadokya diliyle yazılmış sanılmıştı).

Hitit halkının başlangıçtan itibaren belgelerinin ve haberlerinin çoğunu Babil-Asur çivi yazısıyla yazmış olması da yadırgatıcı bir durumdur. Üstelik bu yazı ticaret merkezlerinde tüccarların kullandığı yazıdan da değildir.

Bambaşka bir yazı biçimidir. Başka hiçbir yerde görülmemiştir. Bu bakımdan, her halde çok eski bir yazı olması gerekir.

Hititler ister kuzeydoğudan, ister kuzeybatıdan gelmiş olsunlar, böyle bir çivi yazısını birlikte getiremezlerdi. Çivi yazısı Güney Mezopotamya’nın bir icadıdır. Öyleyse bu yazıyı nereden almış olabilirler?

Bunun yanıtı, Boğazköy çivi yazılı Hititçe tabletlerinin çözümlenmesinin tarihinde yatar. Hititler’in kendi dillerinde, fakat yabancıdan aldıkları Asur çivi yazısıyla yazdıkları metinlerdir bunlar.

((C.W.Ceram adını kullanan) Kurt W.Marek, Tanrıların Vatanı Anadolu, S.72-73)