Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hinduizm’de kutsal gruplar var mıdır?

“Kimliği adsız grupların ardına gizlenmiş kalabalık bir doğaüstü yaratık dünyası vardır... Asuralar, Daityalar ve benzerleri, zamanın başlangıcından beri, tanrıların geleneksel düşmanları olarak sonuçsuz savaşlar yapar. Mit kavramlarına uygun genel ortama göre, dönem dönem tanrıların hizmetine de girerler. Yer altı yaratıkları, Nagalar, yılan betimlemesini (naga yılan demektir) üstlenirler.

Toprağın derinliklerinde gizemli bir kıralllık kurmuşlardır. Bu betimleme bir kabile folklorunun, belki de eski totemci kılanların (aşiretlerin) anılarıdır. Yakşalar da iki görünümlüdür. İlki, tanrı Kubera’nın hizmetçileri, zenginlikleri ve büyü ile gözboyamacılığı ellerinde tutan yaratıklardır.

İkincisi, dişi görünümlü Yakşiniler, dizinin öteki dişileri Dakiniler, Yoginiler ‘Yoga’nın dişi müritleri’ vb. gibi şeytandır. Gandharvalar, şarkıcı ve müzisyen cinlerdir. Yarı-insan yarı-hayvan kır tanrıları olarak Apsaralar ile birleştirilmişlerdir. Apsaralar sadeliklerinden korkan birkaç tanrının isteğiyle, çileye çekilenleri baştan çıkarmayı deneyen –bazen de başaran- su perileridir.

Yakınlarındaki bulutlarda yaşayan Vidyadharalar, zengin söylence dağarcığına sahip bir büyücü toplumudur. Bu melez dünyada insan, gök, şeytan değerleri iç içe girmiştir; dizgesel düşünceyle herhangi bir büyük tanrının, genellikle Şiva’nın etkinliğine bağlanmışlardır. Buna karşılık, Hinduizm’de, büyük şeytan imgesinin açıkça çizildiği Veda dışında bu kavram gelişmemiştir. Özel bir söylenceye bağlı ve onunla yitip giden birçok şeytan vardır. Rama’nın düşmanı prens-şeytan Ravana, aynı zamanda şeytan karşıtı bir ritüelin koruyucusudur.

Rama’nın ve Krişna’nın durumu, öteki öğelerle çakışmakla birlikte, eski kahramanların tanrılaştırılmasını temsil eder. Destan kahramanlarının çoğu, sözgelimi Rama’nın bağlaşığı, maymunlar ordusunun ünlü şefi becerikli ve sadık Hanumanta da süreç içinde, pek çok mezhebin ya da kentin kurucusu, prensler, hatta büyük yazarlar tarafından tanrılığa yükseltilmiştir. Veda, ‘bakıcıları’, geçmişteki rişiler, birdenbire kutsal kişiler olarak saygı görmüşlerdir. Bunlardan biri olan Agastya güney halklarına brahman uygarlığını getirmiş olmakla tanınır; Vindhya dağlarını aşmak için, onları öyle bir eğmiştir ki, dağlar, çok istemelerine rağmen, Himalaya’nın yüksekliğine kesinlikle ulaşamamışlardır.

Agastya kültü Hint adalarına kadar yayılmıştır. Öte yandan, büyük kırallık hanedanları, güneş soyu ve ay soyu olmak üzere iki söylencesel kola ayrılan ve uzun bir soy kütüğünü sürdüren çok eski kahramanlara dayanmakla övünmüşlerdir. Orada tanıdık kahramanlar Rama ve Krişna dışında. İnsanlığın, bir başka ‘ilk kıral’ olan Prithu’nun, geçmiş zamanın babası, ilk kıral Manu’nun adı da bulunur.

Sıradan insan için çile ve tapınma, tanrı konumuna ulaşmaktır ve ermişin erdemleri, öz olarak bir başkasına geçebilir; ruhsal zenginlikler görme ve işitme yoluyla aktarılır: İyte bu nedenle, değerler, bir ermişe dua etmek, ona özgü övgüler söylemek, onu görmek ve ona dokunmakla kazanılır.

Hintli kitlelerin darçanaya (tam olarak bir din adamını ‘görme’) duydukları susamışlığı, bu anlayıştan başka bir şeyle açıklamak olanaksızdır. Hayvanlar da değişken kutsal varlıklardan sayılır. Çevresinde bir kült ve mitoloji derleyen inek, ahisma ya da ‘şiddet karşıtı’ düşünceleri somutlaştırır; beslenme ve arınmayı simgeler (Gandhi, ineğe saygıyı, inancının baş iykesi olarak uygulamıştır). Folklor öğeleriyle dolu olan Yılan kültü de çeşitli biçimlere bürünmüştür. Ötekiler de mitolojiye geniş ölçüde girmişler ve imgelemede binek hayvanları, simgeler olarak gösterilmişlerdir.

Lotüs, Vişnu’ya adanmış tulasi, Şiva’ya adanmış bilva gibi herhangi bir kutsallık biçiminde özelleşmiş kutsal bitkiler ve ağaçlar da vardır. Cansız varlıklar arasında, aynı zamanda Vişnucu bir simge olan çalagrama gibi taşlar sayılabilir. Okyanusa ilişkin mitlerden beri sular da kutsaldır. Tüm ırmaklar arasında Fanj, mitlerin Sarasvati’si, tirtha ya da ‘geçit’lerine kadar yerel inançları bir araya toplarlar; hac ziyaretlerinin sonuç noktasını oluştururlar. Tanrıların simgeleri, silahlar, müzik aletleri, çeşitli eşyalar ise bağımsız bir yüceltmeye yarayan araçlardır.”

(Hinduizm, Louis, Renou)