Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hinduizm’de Tanrıçalar kimlerdir?

“Tanrıçalar, Hindistan’da her düzeydeki tapınmada vardır. Eski dönemlerde gramadevatalar ya da ‘köy tanrıları’nın hemen hemen tümü dişidir. Saygınlıkları farklıdır; sık sık destanları zenginleştiren öğeler olmuşlardır. Kuzeye görev güneyde daha çok, kır kültünün dörtte üçünde yoğunlaşmışlardır.

Bunlar ayrı gruplar halinde tanrıların ve Şiva’nın çeşitli biçimlerinin eşleri olan ‘analar’dır. Özellikle Virabhadra ve Ganeça çevresinde toplanan yedi ‘küçük ana’ saptanmıştır. Bu yoğun gelişme çakti kavramıyla bağıntı kurma sırasında olmuştur. Tanrı’nın enerjisi çakti, birci gerekliği tehlikeye atmadan, Mutlak’tan maddi dünyayı çıkarmayı sağlayan dinamik ilkedir. Kavram geçmişin derinliklerine kadar uzanır; öğretilere göre Maya ya da Vedanta’daki yanılsama-yaratıcı, Sankhya’daki Prakriti ya da Özdek (dişi) ile karışmıştır. Ürünlerini, özellikle çakta mezheplerinde ve Şiva simgesiyle bağlantısı saptanan tantrizmde vermiştir.

Bu, bazen babası ile kocası arasındaki tartışmaya tanık olmamak için kendini ateşe atan Sati’dir (ölmüş kocalarının bedenlerini yok eden odunların üstüne, kendilerini diri diri yanmaya bırakan satiler ya da dulların ilk örneği).

Bazen de Parvati ‘dağın kızı’ Uma ‘yardımsever’ olur; kocası ile cinsel ve mistik birleşmesi kutlanır. Genellikle Erişilmez Durga, Korkunç Çandi, Yırtıcı Gauri, Kötü Kali’dir. Annapurna ise ‘bol piriniç veren’dir. Küçük bir devi olan Çitala ya da Mariyammai çiçek hastalığı tanrıçasıdır; Kali gibi onun da kanlı bir kültü vardır (horoz kurbanı). Bu biçimlerin birçoğu, bir savaş dönemine, şeytanlara karşı kazanılan zaferlere (özellikle şeytan-manda Manişa’ya karşı) kanlı kurbanlar, olasılıkla insan kurbanlar veren bir külte bağlanır.

Tanrıça kavramında ‘evrensel ana’yı gören ve modern çağda, onu Hint yurdu ile birleştiren ozanın görüşleri gibi barışçı, huzur verici imgeler de vardır.

Ama çoğu kan dökücü, iğrenç, kan ve insan eti isteyen imgelerdir. Mezar bezekleri yılandan bileziklerle, kafatasından yapılmış kolyeler ve kemerlerden oluşur. Söz konusu sunuş pek de Ari kökenli değildir, ancak her ne olursa olsun Muzaffer Korravei adıyla Dravid ülkelerde bulunur. Sayısız tözleri, Sati’nin kemiklerinin toprağa düştüğü çeşitli noktalarda kurulmuş olduğu varsayılan pithalar ya da kutsal yerleri vardır.

Durga, Şiva’nın; ışık saçan ve yardımsever imge, Güzellik ve Talih tanrıçası Lakşmi ya da Çri, Vişnu’nun çaktisidir.

Değişken yakınlıkta Sarasvati, eski-ırmak tanrıça, sanatın, söylevin ve bilginin kutsallığının koruyucusu, Sanskritçe’nin bulucusudur. Krişna’nın gözde çobanı Radha, Nimbarkalar’daki gibi tanrısal aşkla coşan mezheplerde en üst sıraya çıkmıştır.

Son olarak, küçük tanrılıklar üstlenen dişi gruplar gelir. Bazen iyilikçi, genelikle korkunç ‘küçük analar’a (matrika, ambika), dişi şeytanlara ya da canavarlara; çocukları olan, hastalıklara ve felaketlere yol açan imgeler olarak, özellikle güneyde önem verilmiştir.”

(Hinduizm, Louis, Renou)