Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Hindistan’ın Holi Bayramı

Hindistan Sanayi ve Ticaret Odaları Federasyonu (FICCI) Batı Bölgesi Konseyi Başkanı Sushil Jiwarajka’nın yaptığı organizasyon kapsamında, Hintli erkeklerin yerel giysisi olan "kurti" giyen Tüzmen ve ekibi, Holi’yi, Jiwarajka’nın sitesindeki bahçede, apartman sakinleri ile birlikte kutladı.

Verilen bilgiye göre, Holi’de, yeni bir dönemin başlangıcı olarak Nevruz benzeri etkinlikler yapılıyor. Hint halkı, gece, evlerinin dışında, kırlarda, apartman bahçelerinde ateşler yakıp ölülerine dualar ve iyi dilekler gönderiyor. Gündüz ise herkes birbirine renk renk toprak boyalar atıyor. Toprak boyaları, insanlar önce birbirlerinin yüzüne sürüyor, sonra vücuduna atıyor. Eğlencenin ilerleyen zamanlarında ise kovalardaki suya katılan boyalar, insanların başından aşağı dökülüyor. Bu sırada da insanlar sürekli müzik eşliğinde dans ediyor. İnsanların üzerine atılan, dökülen renk renk boyalar, baharın gelişi ile birlikte başlayan çok renkliliği, doğuşu, yeni bir dönemin başlangıcını, bereketliliği simgeliyor. Bu tören sırasında, insanlar boyaları birbirine sürdüğü için, Hindistan’ın kast sistemi içinde katı kurallara bağlanan "dokunma yasağı" da kırılmış, insanlar arasında kast sistemi içindeki farklılıklar bir gün için de yumuşatılmış oluyor.İnsanların birbirinin yüzüne boya sürmesi ve bu sırada diğerinin kaçınmaması (ben sana güveniyorum, senden korkmuyorum, sana yüzümü dönüyorum) anlamına da  geliyor. Ayrıca, bu ritüelin kadın-erkek, çocuk birlikte yapılması, sosyal kaynaşma açısından önem taşıyor.

Holi Bayramı’nın kutlandığı 22 Mart’ta, Hindistan şehirlerinin sokaklarında, tepeden tırnağa rengarenk boyalarla kaplanmış insanları görmek mümkün. İnsanların oturdukları mekanların bahçesinde, komşuları, akrabaları ile bir araya gelip bu eğlenceyi yaşıyor. Kırsal kesimde ise insanların bu etkinliği topluca piknik yaparak gerçekleştirdiği belirtiliyor.
 


Tüzmen, ekibi ve beraberindeki Türk basın mensupları da Holi’yi  FICCI Batı Bölgesi Konsey Başkanı Yardımcısı’nın Mumbai’nin sahil kenarındaki sitesinin bahçesinde, onun ailesi, yakınları ve komşuları ile kutlama fırsatı buldu. Jiwarajka’nın eşliğinde bembeyaz yerel giysileri ile siteye gelen Tüzmen, önce site sakinleri tarafından bir güzel boyandı.

Daha sonra işin "sulu" kısmı başladı. Sitenin bahçesinde kurulan duş düzeneğinin altına giren Tüzmen, burada, müzik eşliğinde dans ederek boyalarından kurtulmak için yıkandı. Bir ara, bir katılımcı, Tüzmen’in başından aşağı bir kova kırmızı boyalı su döktü. Site sakinlerinin toplu halde sürdürdüğü bu "boyanma-yıkanma” etkinliğine, ilerleyen dakikalarda Türk basın mensupları da katıldı. Yaklaşık bir saat süren eğlence sonunda, hem rengarenk hem de sırılsıklam durumdaydı. 

Eğlencenin sonunda sırılsıklam olan Tüzmen, yine aynı durumdaki Türk basın mensuplarının takip aracına binerek onlarla sohbet etti. Tüzmen, tarihte ilk defa, Fars’ların Nevruz, Müslümanların Mevlüt, Hıristiyanların Goodfriday ve Hintlerin Holi günlerinin aynı günlere  denk geldiğini belirterek, bunun dinlerin buluşması açısından ayrıca önemli olduğunu vurguladı.

HİNT FELSEFESİNİN DERİNLİKLERİ

H
int felsefesinin derinliklerine de işaret eden Tüzmen, bu kültürde sembollerin çok büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Bolluk, Bereket Tanrısı" kabul edilen filin sembolize ettiği şeyler konusunda şu bilgiyi verdi:
"Fil başlı başına güç ve bilgeliği sembolize ediyor. Hortumu, kas ve beyin gücünün birlikte çalışmasını gösteriyor. Filin hortumu, bir ağacı yerinden sökecek kadar güçlü, bir çiçeği tutacak kadar hassas. Karnı ve ve vücudu, bütün bilgileri alacak kadar büyük. Resim ve heykellerde, filin bir ayağı havada, bir dişi de kırık gösterilir. Bir dişi kırıktır, çünkü her insanda bir kusur vardır, kimse mükemmel değildir. Bir ayağı havadadır ve altında bir fare vardır. Her şeyi yiyen, tüketen bir hayvan olan fare, ihtirasları, hırsları simgeler. Fil, o güçlü ayaklarından biri ile fareyi ayağının altında tutar. Onu ezmez ama sürekli kontrolü altındadır."
Hintlilerin birbirlerine saygı duyan, sakin, huzurlu insanlar olduğunu işaret eden Tüzmen, birçok tanrısı olduğunu hatırlatırken, "Çok sevdikleri bir muhtar varmış, geçenlerde onu tanrı ilan ettiklerini söylediler" dedi.
Otele dönen Tüzmen ve beraberindekiler, boyalı giysilerini "Hindistan hatırası" olarak saklamak üzere, banyo yaptıktan sonra, Ankara’ya dönmek üzere uçağa bindi.

(23.Mart.2008 Milliyet Gazetesi internet)