Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

Gürcüstan’da İran-Osmanlı hakimiyeti ve buna karşı mücadele

Rostom’un Kartli valiliğine tayini

“1632 yılında İran-Kartli ilişkilerinde yeni dönem başladı. Bu tarihten 1744 yılına değin Kartli Müslüman hükümdarların idaresinde kaldı. Bu hükümdarlara İran dilinde ‘Vali’ deniyordu. Valiler İran Şahlarının vekilleriydi. Kartli’den İran’a yıllık haraç ve vergiler gönderiliyordu. Ayrıca Şahın şahsına değişik hediyeler yanı sıra seçme, genç Gürcü kız ve erkek odalıklar gönderiliyordu.

Rostom Kartli’de gerçek anlamda tutunabilen ilk Müslüman idareci oldu. Bunu başarabilmek için o uzun mücadeleler vermek zorunda kaldı.

Rostom Kral Simon’un kardeşi, Davit’in Şindisi köylü cariyesinden dünyaya gelmişti. Rostom İran’da doğmuş, orada büyümüş Müslümanlaşmış, İranlılaşmış bir Gürcü Prensiydi.

Teymuraz’ın Kaheti’ye dönmesi

İmereti’de gizlenen Teymuraz 1634 yılında tekrar Kaheti’ye dönüp idareyi ele aldı. 14 yıl

boyunca Kaheti’yi elde tutabilmek için Rostom’la bitmez tükenmez mücadeleler verdi. Bu mücadeleleri sırasında birçok Tavad Teymuraz’ın yanında yer aldı. İran-Osmanlı savaşı sürüyordu. Teymuraz Rostom’a karşı verdiği savaşta Osmanlılardan destek sağlamak ümidindeydi. Öte yandan Rusya’dan da yardım almak çabasındaydı. Kaheti Kralı Teymuraz’ın arzu ve niyeti tüm Gürcü krallık ve beyliklerin Rus himayesine sokulmasıydı. Bunu bir kalemde gerçekleştirebilmek için önce tüm krallık ve beyliklerin birleştirilmesi gerekti.

Teymuraz bu işte başarı sağlayamadı. 1642 yılında İran-Osmanlı savaşı anlaşma ile sonuçlandı. Teymuraz’ın Osmanlı yardım ümidi de böylece hayal oldu. Rus Çarının da Gürcü devlet ve beylikleri himayesi altına alma isteği yoktu. Teymuraz’dan yana olan Kartli Tavadları birer birer kendisini terk etti. Çünkü bu Tavadlar Rostorn’a karşı giriştikleri birçok ayaklanmalarda iyice yıpranmışlardı.

Rostom idaresinin pekiştirilmesi

1648 yılında Şahın direktifi üzerine Rostom Kızılbaşlardan yararlanarak Kaheti üzerine yürüdü. Teymuraz Rostom’a karşı tutunamayarak ülkeyi terketti. Şah Kaheti’yi de Rostom idaresine verdi.

Rostom’u başarıya götüren tutum, onun savaşlarda Gürcü toplumunu hedef almaması, onların malına, canına yaşam düzenine el uzatmamasıydı. Her şey Gürcü toplumunun gelenek ve arzularına göre yürüyordu. Hıristiyanlık dini de Rostom tarafından herhangi bir baskı görmüyordu. Hıristiyanlığı terk edip İslam’a girme konusu özellikle yönetici, feodal sınıf için söz konusuydu. Buna karşın ülke uzun yıllardır hasretini çektiği barış ve huzur ortamına kavuşmuştu. Kızılbaş soygunları son ermiş, Tavad sürtüşmeleri de azalmıştı. Ülkede yasa hakimiyeti kurulmuş, işlemeye başlamıştı. Ormanlara, mağaralara sığınmış Gürcü Halkı evlerine dönmeye, köyler, kırlar yeniden şenlenmeye, şurada burada kentler, köyler yükselmeye, ticaret ve sanat canlanmaya başlamış, ülke kısa süre içinde bolluk ve bereketle dolmuştu.

Koşulların düzelmesi Kartli feodallerini Rostom’a yaklaştırdı. Artık Gürcülük mücadelesi yöntem değiştirecekti. Uyuşmaz, anlaşmaz bir adam olan Teymuraz çevresini yitirip yalnız kaldı. Mücadele parkurundan çekilmek zorunda kaldı. Fakat o bundan sonra da gelişmelere ilgisiz kalmadı.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.255, Sorun yayınları)