Zamanda geriye doğru yolculuk yapmanın en kısa yolu tarih okumaktır

 

 

1616-1622 yıllarında Kartl-Kaheti

Kartli’de karışıklıklar

“Kartli yöneticisi Bagrat Han devlet işlerine gereği kadar gönül veremedi. Gürcü Tavadlar İran kuklası bu Müslüman Han’a boyun eğmiyordu. Kimi Luarsab’a ümit bağlamış, kimi Teymuraz’la gizli ilişkilere girmişti. 1619 yılında Bagrat Han öldü. Şah onun yerine oğlu Simon’u tayin etti. İran’da doğup büyürnüş, müslüman terbiyesi görmüş Simon Han Luarsab’a ve Teyrnuraz’a karşı daha güçsüz görünüyordu. Kartli’ye kısa süre içinde anarşi hakim oldu. Beceriksiz Simon, Şaha giderek sızlanıp dert yanmaya başladı.

Luarsab’ın tutsaklık yılları

İran Şahı Luarsab sorunu ile karşı karşıyaydı. Kartli’de tutsak edilerek İran’a götürülen Luarsab uzun yıllardır Astrabad’da, zindanda yaşıyordu. Kartli ileri gelenleri birçok kez Şaha başvurarak Luarsab’ın bağışlanıp serbest bırakılmasını istediler. Rus Çarı da devreye girerek bu Hıristiyan dindaşı Gürcü Kralının bağışlanıp ülkesine iade edilmesini istedi. Şah Moskova’nın araya girmesinden hiç hoşlanmadı.

Şah Abbas Luarsab’ın Hıristiyanlığı terk edip Müslümanlığı kabul etmesi koşuluyla bağışlanabileceğini söyledi. Luarsab ise bu koşulu şiddetle reddetti.

Luarsab’ı aceleden Astrabad’dan alarak İran içlerindeki Şiraz kalesine götürdüler. Kartli’de baş gösteren ayaklanmayı Luarsab’a yüklediler. Bu sırada Şaha karşı bir komplo ortaya çıkarıldı. Bu komployu hazırlayanların sırasında birçok Gürcünün de adı karışıyordu. Şah Abbas Luarsab’ı 1622 yılında Şiraz zindanında yay ipi ile boğdurarak ortadan kaldırttı. Böylece Gürcülere Kartli’de ve İran’da hiçbir dayanak bırakmadı.

Kaheti’nin durumu

Kaheti’deki işler Şahın istediği gibi yürüyordu. Teymuraz korkusu Peyker Han’ı pek tedirgin ediyordu. Şah Abbas artık iyice yaşlanmıştı. Onun ölümünden sonra İran tahtında miras kavgaları başlayacaktı. Teymuraz ise henüz genç ve enerjikti. Öte yandan Osmanlı-İran savaşları da tüm şiddetiyle sürüyordu. İran’ın dize gelmesi de olasıydı. Tüm bunlar Kaheti halkının ümit ve teselli kaynağıydı.

Saakadze ile Simon’un Gürcüstan’a gönderilmesi – Şah’ın planları

Şah Abbas Kartli’de ve Kaheti’de durumun düzeltilmesini Giorgi Saakadze’ye havale etti. Bu sıralar Saakadze ününün doruğundaydı. Akıllı, yetenekli, Gürcüstan problemlerini en iyi bilen kişi olarak kabul ediliyordu. Emsalsiz zeka ve askeri yetenekleri, zaptolmaz gücü Saakadze’nin ününü İran’dan başka Osmanlı ülkesiyle Avrupa, Asya ülkelerine de ulaştırmıştı.

İranlıların kuklası Simon Han’a Giorgi Saakadze danışman tayin edilmişti. Şah Abbas Karçığa Han komutasında Gürcüstan’a büyük bir ordu gönderdi. Giorgi Saakadze Karçiğa Han’a da Gürcüstan seferinde danışmanlık edecekti. Saakadze’nin rieasıyle Şah Abbas İran’da tutsak bulunan Saakadze’nin büyütüp yetiştirdiği kaynı, Eristavi Mugzari’nin oğlu Zurab’ı da serbest bırakıp Gürcüstan’a gönderdi.

1620 yılında Simon Han, Giorgi Saakadze, Zurab Eristavi İran ordusuyla birlikte Kartli kapılarına dayandılar. Genç Simon Han ilk andan itibaren her yönüyle Saakadze’nin etki ve emri altına girdi.

Şah Abbas Kartl-Kaheti işlerinin düzene sokulabilmesi için bazı operasyonları zorunlu görüyordu. Bunlar arasında: Teymuraz’ın yandaşlarıyla birlikte son ferdine değin öldürülüp ortadan kaldırılmaları, Kaheti topraklarının baştan sona Kızılbaş Türkmenlerle ve öteki Türk oymaklarıyla doldurulması, Luarsab yandaşı Tavadların yakalanıp İran’a getirilmesi vb. bulunuyordu. 

Gürcü ruh haleti ve Giorgi Saakadze

Giorgi Saakadze’yi Gürcüstan’a cellatlık göreviyle gönderen Şah Abbas büyük bir hataya düşmüştü. İran’a sürülen ve Şah’ın ordusuna kaydedilen Gürcüler Şahtan aldıkları ihsan sözünün yerine getirilmemesi nedeniyle Şaha karşı içten içe kin besliyorlardı. Uçsuz bucaksız İran topraklarında süren bitmez tükenmez savaşlarda kan döken, can veren Gürcüler buna karşılık söz verilen nimetlere bir türlü kavuşamamışlardı. ‘Şah sever’ örgütüne giren bu saf Gürcüler sonunda inandılar ki, ne Şahtan bir ihsan elde edebilecekler, ne de sağ salim ülkelerine, ailelerine döne bileceklerdi. Çeşitli vaatlerle aldatılmış Gürcüler, vaatler şöyle dursun aksine Müslümanlığı kabul etmeye de zorlanmaya, cendereye sokul maya başlamışlardı. Böylece Gürcüler İran’da umdukları iyilik, merhamet, özgürlük, ihsan yerine esaret, zulüm, yozlaşma, ihanet ve aldatmacadan başka bir şey elde edemediler.

Giorgi Saakadze İran Şahının namertçe niyetleri karşısında hataya düşüp ona yaklaştığını anladı. Şah’ın Gürcüstan üzerindeki emelleri Saakadze’nin ulusal duygularına ve çıkarlarına ters düşüyordu. Şah için, darmadağın, bölük pörçük, çekişmeli, gergin beyliklere bölünmüş Gürcüstan ortamı gerekliydi. Saakadze için ise tam tersi. Saakadze hediye ve iltifatlarla ülkesini mezarlığa çevirmek için görevlendirilmişti.

Saakadze Kartli’ye gelip etrafa göz gezdirdiğinde 1616 yılına göre epey değişiklikler olduğunu fark etti. Şah ondan Kartli’nin tümüyle ortadan silinmesini, oraların bir Müslüman Beylik haline getirilmesini, ülkenin haraca bağlanmasını, Tavadların cezalandırılmasını, İran’a gönderilmesini, Kartli Aznaur askerlerinin ‘Kul’ ordusuna alınmasını, Hıristiyanlık mabetlerinin kirletilmesini, kutsal eşyaların ayaklar altın da çiğnenmesini istiyordu. Bu haince istekler Saakadze’yi derinden düşüncelere sevk etti. Kartli Halkının ruh haletini yokladıktan sonra onun silahlı ayaklanmaya hazır olduğunu gördü. Saakadze Ayaklanma hazırlıklarına başladı. Araları açık olan karşıtlarıyla barıştı. Etkili Tavadlarla anlaşıp kaynı Zurab Eristavi’nin ön plana çıkmasını sağladı. Bu hazırlıkları yaparken Osmanlılarla da gizli görüşmeler sürdürdü.”

(Gürcüstan Tarihi, Nikoloz Berdzenişvili, Simon Canaşia, İvane Cavahişvili, s.245, Sorun yayınları)